{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/1920 <br>KARAR NO\t: 2024/1819<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/29 E.  -  2023/50 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>\t    <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/07/2023 Tarih ve 2023/29 Esas - 2023/50 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:      <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli markaların bulunduğunu, 2012 yılından bu yana söz konusu markalarını kullandığını, \"...\" markasını nihai tüketici nezdinde maruf ve meşhur hale getirdiğini, davalı Şirketin ise 2015/17958 sayılı \"...\" ibareli marka tescil başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru kapsamındaki mallar ile müvekkili markalarının kapsamlarındaki malların benzer bulunduklarını, marka işaretleri arasında da karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olduğunu, müvekkiline ait \"...\" hakim unsurlu markalar ile iltibas yaratacağı aşikar olan \"...\" ibareli markanın, gözde, kulakta ve akılda bıraktığı izlenim itibari ile nihai tüketici tarafından karıştırılacağını, müvekkilinin meşhur ve maruf hale getirmek için 2012 yılından bu yana yoğun yatırımlar yaparak kullandığı markası olan \"...\" ibaresi ile iltibas teşkil eden dava konusu başvuruyu yapan davalının kötü niyetli olduğunu, ayrıca davalının kendisine ait mağazalarda, müvekkiline ait ürünleri tüketiciye arz ettiğinden müvekkilinin nihai tüketici nezdindeki tanınırlığını bildiğini, bu nedenle de başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-3644 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. \t\t<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markası ile davacı şirket adına tescilli \"...\" ibareli markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirket markasının \"D\" harfi, davacı markasının ise \"L\" harfi ile başladığını, \"D\" ve \"L\" harflerinin görsel olarak farklı harfler olması sebebiyle markaların birbirlerinden farklılaştığını, işitsel benzerliğin de olmadığını, \"...\" kelimesinin, Afrika’nın doğusunda ve güneyinde yaşayan bir zebra türü olduğunu, \"...\" ibaresinin ise bir yer bilimi terimini ifade ettiğini, her iki kelime arasında kavramsal açıdan herhangi bir benzerlik ya da çağrıştırma dahi bulunmadığını, \"...\" markasının tanınmış marka olmadığını, davacı şirketin, müvekkili şirketin kötü niyetli olduğunu ispata yönelik herhangi bir belge sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru ile itiraz gerekçesi marka arasında esas unsurlar açısından bir benzerlik olduğu gibi tarafların markalarının kullanılacağı 16. sınıfta tespihler, 30. sınıfta sakızlar, 05/01 ve 05/03. sınıftaki mallar hariç diğer tüm sınıflar ve alt gruplar yönünden ayniyet ve yüksek derecede/kuvvetli bir benzerlik olduğu, ayniyet içeren mallar yanında ürünün menşei, dağıtım kanalları, satıldığı rafların benzerliği gibi durumlar nedeni ile halkın söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin doğduğu, belirtilen sınıftaki mallar açısından davalı şirketin hedef pazarındaki tüketiciler nezdinde karışıklık yaratabileceği, davacının \"...\" ibareli markalarının KHK'nın 8/4 maddesi bağlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötü niyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin mevcut olmadığı, yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın, başvurunu kötü niyetli olduğunu kabule yeterli bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 11/04/2016 tarih, 2016-M-3644 sayılı kararının, 16. sınıfta tespihler, 30. sınıfta sakızlar ve 05/01 ve 05/03 gruplar hariç diğer tüm sınıflar ve alt gruplar yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, dava konusu 2015/17958 kod numaralı \"...\" ibareli markanın, tescilli olduğu 16. sınıfta tespihler, 30. sınıfta sakızlar ve 05/01 ve 05/03 gruplar hariç diğer tüm sınıflar ve alt gruplar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkiline ait markaların tanınmış olduklarını, mahkemece de marka işaretleri arasında benzerlik olduğu kabul edilmesine rağmen bir kısım mallar yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmışlığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı markasının kapsamında yer alan \"tespihler\", \"sakızlar\" ile 05.01. ve 05.03. emtia yönünden de iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, davalı Şirketin müvekkilinin \"...\" markalı ürünlerini fatura karşılığı satın alarak mağazalarında müşteriye arz ettiğini, dolayısıyla davalının, müvekkili firmanın sektöründeki konumundan, \"...\" ibareli markalarının tanınmışlığından haberdar olduğunu, buna rağmen \"...\" ibareli markalar ile aynı sınıflarda ayırt edilemeyecek derecede benzer \"...\" ibareli marka müracaatı gerçekleştirmesinin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, başvuru konusu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalardaki çekişme konusu ibarelerin, bir kaç harften oluştuğunu, bu tarz kısa ibarelerdeki harf farklılığının ortalama tüketicilerce kolay fark edilebilir olması dikkate alındığında markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla karıştırılabilecek derecede benzer markalar olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\t Davalı Şirket vekili, müvekkili Şirketin \"...\" ibareli markası ile davacı şirket adına tescilli \"...\" ibareli markalar arasında, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, kısa markaların tüketici tarafından bir bütün halinde algılanmasının daha kolay olacağını ve genele bakılınca tek harf değişikliğinin bile markanın bütünü düşünüldüğünde oldukça büyük bir değişiklik yaratacağını, müvekkili markasının \"D\" harfi, davacı markasının ise \"L\" harfi ile başladığını, \"D\" ve \"L\" harflerinin görsel olarak oldukça farklı harfler olması sebebiyle markaların birbirlerinden oldukça farklılaştıklarını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece reddine karar verilen mallar yönünden taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmış marka olduğunun ispat edilemediği, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin, 03.03.2015 tarihinde 2015/17958 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 3,5,16,21,23,24,26,27,28,29,30,31, 32 ve 33. sınıf  malların yer aldığı, davacının, \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca davacı itirazının reddedildiği, davacının bu karara yönelik itirazının ise YİDK'in 11/04/2016 tarih ve 2016-M-3644 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 14/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru standart karakterlerle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda başkaca bir unsura yer verilmediğinden başvurunun asli unsuru \"...\" ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunu ise \".../...\" ibaresi oluşturmaktadır. Zira davacı markalarında yer alan sair şekil ve kelime unsurları tali unsur konumundadır. Anılan kelimeler arasında kavramsal bir benzerlik söz konusu değildir. Öte yandan \"D\" ve \"L\" harflerinin telaffuzlarının oldukça farklı olması ve bu harflerin, markaların asli unsurunu oluşturan kelimelerin ilk harflerini oluşturması birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında işitsel bir benzerlikten söz edilmesi de mümkün değildir. Yine, söz konusu markaların asli unsurlarının üç harflik kelimelerden oluşması ve ilk harflerinin farklı olması karşısında görsel benzerlik de yoktur. Buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \".../...\" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b  maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira söz konusu markaların asli unsurlarının üç harflik kelimelerden oluştuğu, bu tür kısa markalar söz konusu olduğunda yapılacak küçük değişikliklerin dahi ayırt ediciliği sağlayacağı, somut olayda da dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varılmıştır. <br>     Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, her ne kadar başvuru kapsamındaki bir kısım mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiş ise de dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, buna göre 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/07/2023 Tarih ve 2023/29 Esas - 2023/50 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 29,20-TL harçtan mahsubu ile bakiye 398,4‬0-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı şirket tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 50,00-TL posta ve tebligat gideri‬, istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.219,4‬0-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine,<br>\t8-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 33,50-TL posta ve tebligat gideri‬, istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.202,9‬0-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>\t11-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/11/2024 <br>\t\t<br><br>Başkan<br>...<br><br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25aadc2cc880bea7","SID":"243a25999b330d6b"}}