{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 28/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 12/07/2023<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/11/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacı şirketin 2015 yılında Denizli'de iplik alım–satım işleriyle iştigale başladığını, zaman içinde iplik üretimi için makine yatırımları da yaparak, iplik üretimine başladığını, 2018 yılında yurt içinde eski kullanılmayan yatak, yorgan pamuklarını tüm şehirlerden toplatıp tekrar işlemlerden geçirip elyaf haline getirerek, bu elyafları iplik fabrikalarında fason olarak iplik üretimi yaptırdığını, 54 kişinin direkt bünyelerinde SGK olarak istihdam edildiğini, günlük ve proje işlerinde taşeronlar ve hizmet alımı şeklinde  birlikte dönemsel olarak en az 120 kişiye şirketin istihdam sağladığını, müvekkili şirketin  Denizli Ticaret Odası’na ... sicil numarasıylı kayıtlı bir limited şirkettir. ... Vergi Dairesi’nin ... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunu, sermayesinin 1.500.000 TL olup, tamamının ödendiğini, ortak ... münferiden imza atmaya yetkili kılındığını, müvekkili şirketin  iplik  imalatı  yaptığını, kurulduğu tarihte USD $ ( 2,28 TL ), Euro € (2,67 TL ) değerinde olup; devam eden altı sene  içerisinde döviz kurlarındaki sürekli artışla beraber kasım 2021 itibariyle USD $ (9,99 TL), Euro € (11.43 TL) değerine ulaştığını, son bir yılda üretime tabi olan ham madde alımlarının iki katı değeri üzerinde yükseldiğini, projelerin durduğunu, alım değerlerinin düştüğünü, piyasada karlılık rekabetinin bittiğini, son bir yıl içerisinde şirketi ayakta  tutabilmek adına, karsız veya maliyetine satışlar yaparak ayakta kalma çabası gösterdiğini, son bir buçuk yılda pandemi sebebiyle üretim ve siparişlerin durduğunu, mevcut pandemi şartları, genel ekonomik krizin, döviz kurlarındaki öngörülemez oynaklığın, ihracata dayalı iş hacmini büyük sekteye uğrattığını, müvekkili şirketin uzun süre ekonomik krizle mücadele ettiğini, nakit akışını sağlayarak günümüze kadar ticari faaliyetlerine devam ettiğini, nitekim ülkemizi kana bulayan Fetö terör örgütünün hain darbe girişimi sonucu makro ekonominin de dar boğaza girdiğinin malum olduğunu, müvekkillerinin borçlarını yapılacak proje kapsamında kimse zarar görmeden ödemeyi planladığını, müvekkillerin sadece kendi çıkarlarını düşünerek değil aynı zamanda bu süreçten zarar görecek olan çalışanlarını, borçlu olduğu firmaları da düşündüğünü, nitekim konkordato süreci uygulanmazsa, alacaklıların alacağına kavuşmasının da çok daha zor ve sancılı bir süreç olacağını, hacizlerin gelmesiyle birlikte müvekkili şirketin iş yapamaz hale geleceğini, bu duruma hukuken çare bulunamaması halinde, çalışıp borçlarını ödeyebilecek olan müvekkillerin borçlarını ödeme şansının kalmayacağını, bu sebeplerle öncelikle müvekkillerin faaliyetine devam edebilmesi ve mal varlığının korunabilmesi için konkordato talepleri hakkında bir karar verilinceye kadar gerekli tedbirlerin tensiben verilmesine ve  şirkete geçici komiser tayinine, şirketin borçlu yapısı ve büyüklüğü komiserliğe fazlaca iş yükü yüklemeyeceğinden ve şirkete ekstra ekonomik yük olmaması adına takdiri mahkemeye ait olmak üzere şimdilik tek geçici komiser tayinine, iş yükünün tayin edilecek komiserce çok bulunması halinde birden fazla komiser tayinin yapılmasına, yargılama neticesine davacı müvekkilinin sunulan konkordato projesi çerçevesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesine ve işbu mühletin İİK’nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına; mühlet kararı ile birlikte şirkete mahkemenin öngördüğü tedbirlerin alınması için, tedbir kararı ile atanan komiserin görevinin devamına; 3 aylık geçici mühlet içerisinde ve daha sonra 1 yıllık kesin mühlet içerisinde müvekkili aleyhine yasal istisnalar hariç her türlü icra takibi, haciz muhafaza ve şirketlerin devamını tehlikeye sokacak her türlü işlemin durdurulmasına, tedbir kararında yer alan tüm tedbirlerin aynen devamına, geçici mühlet içerisinde yapılacak inceleme sonucu 1 yıllık kesin mühlet verilmesine ve İİK kapsamında dava sonunda konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>ASLİ MÜDAHİLLERİN SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Müdahil vekilleri sundukları müdahale dilekçeleri ve duruşmadaki beyanları ile ihtiyati tedbirlerin kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...davacı şirketin konkordato revize projesinin 09/06/2023 tarihinde yapılan alacaklılar toplantısında ve iltihak süresi içerisinde İİK'nın 302/2. maddesinde aranan nisabın üzerinde adi alacaklılar tarafından kabul edildiği, rehinli alacaklılar tarafından kabul edilmediği, konkordato projesinin gerçekleşmesi için İİK'nın 305. maddesindeki konkordato tasdik şartlarının oluştuğu, 56.588,02 TL tasdik harcının tasdik kararından önce mahkeme veznesine depo edildiği anlaşılmakla; davacının  konkordato projesinin tasdik talebinin adi alacaklılar yönünden kabulü ile, talep üzerine alınan komiserler kurulu raporu ve dosya kapsamına göre, İİK'nın 307. maddesi gereğince, rehinle temin edilen bir kısım alacağın konkordato talebinden önce doğmuş olduğu, alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmadığı, rehinli malların, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceği anlaşılmakla, şirkete ait işletmenin faaliyetinde kullanılan rehinli ...plakalı aracın muhafaza altına alınması ve satışının karar tarihinden itibaren bir yıl süre ile ertelenmesine; rehinli alacaklılar yönünden konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine\" gerekçesiyle davacının konkordato projesinin tasdik talebinin adi alacaklar yönünden kabulü ile; .../Denizli Ticaret Sicili'ne kayıtlı ... Ticaret Limited  Şirketi'nin konkordato tasdik projesine göre, adi alacaklılara, alacaklarının 31/07/2024 tarihinden başlamak üzere yılda iki defa eşit taksitler halinde toplam 48 eşit taksitle ödenmesine, rehinli alacaklar yönünden; davacının konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili, asli müdahil ... A.Ş. vekili, asli müdahil ...A.Ş. vekili,  asli müdahil ... A.Ş. vekili, asli müdahil ... A.Ş. vekili, asli müdahil ... Tic. Şti. vekili istinaf başvurularında bulunmuşlardır.  <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; komiser heyetinin 22/06/2023 tarihli nihai raporunda; davacı şirketin alacaklıları lehine tesis edilen rehinli malların davacı şirketin ticari faaliyet alanını oluşturduğunu ve rehinli malların satışlarının yapılması halinde davacı şirketin ticari faaliyetlerinin olumsuz olarak etkileneceğini ve şirketin ekonomik varlığının sıkıntıya gireceğini, heyetçe şirket merkezinde yapılan denetim ve gözetimlerde, davacı şirketin belirlemiş olduğu satış hedeflerine ve ticari faaliyetleri sonucunda dönem net karına ulaşabilecek kapasiteye sahip olduğunu, böylece davacı şirketin sunduğu projenin inandırıcı ve uygulanabilir bulunduğunu, bu kapsamda davacı şirketin konkordato projesinin tasdik edilebilir nitelikte olduğunun belirtildiğini, bu rapordan da anlaşılacağı üzere, rehinli alacaklılar yönünden konkordato projesinin tasdik edilebilir mahiyette olduğunu, rapora rağmen verilen tasdik talebinin reddi kararının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece, ... plakalı aracın muhafaza altına alınması ve satışının karar tarihinden itibaren bir yıl ertelenmesine karar verildiğini, aynı kararda rehinli alacaklılar yönünden konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verildiğini, müvekkili aleyhine doğabilecek hak kaybı durumu için, rehinli alacaklılar yönünden konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine kararının kaldırılması gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; 09/06/2023 tarihinde konkordato adi alacaklılar toplantısında banka adına konkordato projesine karşı ret oyu kullanıldığını, 12/07/2023 tarihli tasdik yargılamasına iştirak edilerek yine konkordato talebinin reddi istenilmiş ise de mahkemece konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, her ne kadar firma tarafından konkordatonun usule ilişkin şekli şartları yerine getirilmiş ise de firmanın ticari faaliyetlerini sonlandırdığını, firmanın aktif olarak üretim faaliyetinde bulunmaması ve projede sunduğu ticari faaliyet gelirlerini elde etme imkanının kalmadığı değerlendirilerek, konkordato projesinin uygulanma ihtimalinin kalmaması nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerekirken tasdik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, firmanın üretime son verdiği ve konkordato yargılaması sürecinde üretimde kullanılan makinelerini sattığına dair edindikleri bilgiyi ... tarihli dilekçe ile sunduklarını ve bu hususta komiser heyetinden izahat edinilmesini talep ettiklerini, mahkemece bu hususta bir inceleme yapılmadığını, gayri faal konumda olan ve üretim bandında kullanılan makinelerini dahi satan firmanın, konkordato projesinde belirttiği gibi ticari faaliyet geliri elde etme imkanının kalmadığını, bundan sonra firmanın yapabileceği tek işin, varsa elde kalan diğer makineler ile stokta kaldıysa kalan malların satılarak borcun ödenmeye çalışılması olacağını, bu hususun da konkordatonun değil iflasın tasfiyesinin konusunu oluşturduğunu, mahkemece firmanın ticari faaliyetine ilişkin yeterli araştırma yapılmadan ve firmanın üretim faaliyetlerine son verip vermediğinin, öz kaynak olarak üretimde kullanılan makinelerin yargılama sürecinde satılıp satılmadığının araştırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; rehinli alacaklılar bakımından konkordato tasdik talebinin reddine ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmişken, tek rehin alacaklısı müvekkilinin alacağına kavuşabilmesinin tek teminatı olan rehinli aracın satış ve  muhafazasının 1 yıl ertelenmesine karar verilmesinin, konkordato kurumunun varoluş sebebine dahi ters olduğunu, kendi içerisinde çelişen, rehinli alacaklının sebepsiz yere alacağını alamamasına neden olabileceğini, alacaklılar arasındaki dengeyi bozan bir karar olduğundan, kararın \"... plakalı aracın muhafaza altına alınması ve satışının karar tarihinden itibaren bir yıl süre ile ertelenmesine\" kısmının kaldırılmasını, söz konusu aracın E segment diye tabir edilen Audi A6 olup, lüks sınıf bir araç olduğunu, şirketin iştigal alanının iplik/tekstil olduğuna göre bu aracın şirketin faaliyetinde kullanılmasının nasıl zorunlu olduğu kanaatine varıldığının da anlaşılamadığını, dosyaya giren komiser raporunda aracın şirketin faaliyetlerinde ne şekilde kullanıldığının belirtilmediğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin konkordato projesinin, verilerinin ve iddialarının samimi ve gerçekçi olmadığını, davanın art niyetle açıldığını, bildirdikleri 121.422,82 TL olan alacaklarının, sadece 38.014,45 TL üzerinden kabul edildiğini, alacak kayıtlarının ve ibraz ettikleri belgeler üzerinde gereği gibi inceleme yapılmadan, çelişmeli alacakların bildirilmesi hakkında rapor verildiğini, bu raporun alacaklı tarafa tebliğ edilmediğini, mahkemece 38.014,45 TL üzerinden alacaklarının kabul edildiğini, toplantıya bu meblağ üzerinden katılmalarına dair ara karar verildiğini, ara kararın tebliği üzerine, taraflarınca İİK'nın 308/B maddesi uyarınca çekişmeli alacak itiraz dilekçesinin ... tarihinde gönderildiğini, mahkemece bu itirazlarının hiç değerlendirilmeden, komiser heyetine verilen yetki çerçevesinde adi alacaklılar toplantısının yapıldığını, komiserlerin alacak kaydı başvuruları üzerine yaptıkları incelemenin eksik ve sadece davacı tarafın bildirim kayıtlarına göre yani tek taraflı bir inceleme olduğunu, komiserlerin muhasebeci bilirkişi ve avukat olduklarını, müvekkilinin alacağının kredi ilişkisine dayalı banka alacağı olduğunu, banka alacaklarında çelişmeli alacak itirazı halinde, mahkemece, dosyanın bir bütün halinde re'sen seçilecek bankacı bilirkişiye verilerek, rapor aldırılması gerektiğini, raporun taraflara tebliğ edilerek alacaklılara itiraz hakkı tanınması gerektiğini, usul ve yasanın bunu gerektirdiğini, mahkemece bunların hiçbirinin yapılmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin konkordato projesinin, verilerinin ve iddialarının samimi ve gerçekçi olmadığını, davanın art niyetle açıldığını,  davacı şirketin konkordatonun şartlarını şeklen sağladığını ancak gerçekte, fiilen faaliyetine son verdiğini, bu hususun ne komiser heyetince ne de mahkemece gereği gibi değerlendirilmediğini, davacının aktif olarak çalışmaya, üretime devam etmediği için konkordato projesinin gerçek, samimi ve iyi niyetli olmadığını, bu yönde dilekçe vermişlerse de ne komiser heyetinin ne de mahkemenin bu hususa dikkat etmediğini, eksik incelemeyle, komiserlerin de yanlı inceleme yaparak karar verilmesine sebep olduklarını, komiser heyetine müvekkili bankanın alacaklarına ilişkin alacak kaydı ibraz ettiklerini, buna rağmen müvekkili bankanın alacaklarının bilirkişi raporlarında gösterilmediğini, akabinde mahkemeye yapılan itirazların mahkemece herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını, talepleri hakkında karar verilmediğini, taraflarınca İİK'nın 308/B maddesi uyarınca çekişmeli alacak itiraz dilekçesinin 24/05/2023 tarihinde gönderildiğini, mahkemece bu itirazlarının hiç değerlendirilmeden, komiser heyetine verilen yetki çerçevesinde adi alacaklılar toplantısının yapıldığını, komiserlerin alacak kaydı başvuruları üzerine yaptıkları incelemenin eksik ve sadece davacı tarafın bildirim kayıtlarına göre yani tek taraflı bir inceleme olduğunu, komiserlerin muhasebeci bilirkişi ve avukat olduklarını, müvekkilinin alacağının kredi ilişkisine dayalı banka alacağı olduğunu, banka alacaklarında çelişmeli alacak itirazı halinde, mahkemece, dosyanın bir bütün halinde re'sen seçilecek bankacı bilirkişiye verilerek, rapor aldırılması gerektiğini, raporun taraflara tebliğ edilerek alacaklılara itiraz hakkı tanınması gerektiğini, usul ve yasanın bunu gerektirdiğini, mahkemece bunların hiçbirinin yapılmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle;  her ne kadar davacı firma tarafından konkordatonun usule ilişkin şekli şartları yerine getirilmiş ise de firmanın ticari faaliyetlerini sonlandırdığını, firmanın aktif olarak üretim faaliyetinde bulunmaması ve projede sunduğu ticari faaliyet gelirlerini elde etme imkanının kalmaması nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerekirken, tasdik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, pasif konumda olan ve üretim bandında kullanılan makinelerini dahi satan firmanın konkordato projesinde belirttiği gibi ticari faaliyet geliri elde etme imkanının kalmadığını, bu minvalde mahkemece firmanın ticari faaliyetine ilişkin yeterli araştırma yapılmadan ve firmanın üretim faaliyetlerine son verip vermediğinin, öz kaynak olarak üretimde kullanılan makinelerin yargılama sürecinde satılıp satılmadığının araştırılmadan, hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkemece, dosyanın bir bütün halinde re'sen seçilecek bankacı bilirkişiye verilerek, rapor aldırılması gerektiğini, raporun taraflara tebliğ edilerek alacaklılara itiraz hakkı tanınması hususlarının yerine getirilmediğini, bu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, komisere alacak kaydı başvuruları üzerine komiserlerin \"alacak kaydına dair dönüş\" yapmadıklarını, sadece tek taraflı ve yanlı inceleme ile mahkemeye rapor sunduklarını, bu raporun mahkemece taraflara tebliğ edilmeyerek, itiraz hakkının tanınmadığını, dosyanın bankacı bilirkişiye verilerek çekişmeli alacak incelemesi yaptırılmadığını, müvekkili şirket açısından gerekçeli kararda belirtildiği üzere, müdahale harcı yatırılmadığı şeklindeki beyan ile müdahale talebi reddedilerek sonlandığını, müvekkili şirketin, davacı şirketin senedi ödememesi üzerine başlatmış olduğu icra takibi ile davayı öğrenerek, dosyaya yargılamanın çok ileri safhasında dahil olduğunu, dosyada mevcut raporlarda dahi müvekkili şirketin alacağının hesaplama işlemlerine dahil edilmediğini, mahkemece, müvekkili şirkete dosyaya dahil olup olmayacağı hususunun sorulmadığını ve harç yatırma işlemleri için süre verilmediğini, konkordato ilan eden davacıdan mezkur dosya dışında borcunu tahsil kabiliyeti bulunmayan müvekkili şirketin eksik ve kanuna aykırı yargılama sebebi ile bu dosyadan da alacağı yönünden ret verilmesinin ticari hayattaki işleyişini engellediğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, konkordato tasdik istemine ilişkindir. Davacının hem adi hem rehinli alacaklar yönünden vade konkordatosu talebinde bulunduğu görülmüştür. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle; davacı şirketin rehinli alacaklar yönünden şartları oluşmayan konkordato talebinin reddine, adi konkordato tasdik talebinin ise kabulü ile; şirketin konkordatoya tabi borçlarının 31/07/2024 tarihinden başlamak üzere yılda iki defa eşit taksitler halinde toplam 48 eşit taksitle ödenmesine karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>I. İstinaf hakkı bulunmayan alacaklılara yönelik olarak:<br>İcra ve İflas Kanunu’nun “Kanun yolları” başlıklı 308/a maddesinde, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklının, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklıların ise tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede konkordato hakkında verilen karara karşı kimlerin ne zaman kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, buna göre borçlu veya konkordato talep eden alacaklı ile birlikte itiraz eden diğer alacaklılara kanun yolu hakkı tanınmıştır. <br>İcra ve İflas Kanunu’nun 308/a maddesinin; aynı Kanun’un “Konkordatonun mahkemece incelenmesi” başlıklı 304 üncü maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde anılan maddede; komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlayacağı, mahkemenin, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her halde kesin mühlet içinde kararını vermek zorunda olduğu, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, 288 inci madde uyarınca ilan edileceği, itiraz edenlerin ise, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de ilana yazılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre, projeye itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmemeleri halinde tasdik duruşmasında yer alamayacakları anlaşılmaktadır. Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi halinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkanı tanımayacaktır. <br>Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/01/2024 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı)\t<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nın 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve Basın İlan Kurumu Portalı'nda gerekli ilanların yapıldığı, ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, istinaf yoluna başvuran ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde \"itiraz\" edilmediğinden ve bu suretle \"itiraz eden alacaklı\" sıfatına haiz olmadıklarından İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca  istinaf kanun yoluna başvuru haklarının da bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca usulden reddine, ... A.Ş. ile ... Şti. vekilinin istinaf başvurularının ise, ilandan itibaren yasal on günlük süre içerisinde yapılmaması, konkordatonun çekişmesiz yargı işi olması sebebiyle sürenin son gününün adli tatile denk gelmiş olmasının süreye etkisinin bulunmaması gözetilerek, HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca istinaf isteminin süresinde olmaması sebebiyle usulden  reddine karar vermek gerekmiştir.<br>II. Asli müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğu ve şartların sağlandığı görülmekle istinaf başvurusunun esasen yapılan incelemesi sonucu  yapılan değerlendirmede:<br>Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. <br>İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Bu kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.<br>Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve  alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkenin gözetilmesi gerekmektedir.<br>Doktrinde;\"...Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'nın da yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir.( bknz. bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.)<br>Tenzilat konkordatosunun hangi durumlarda istenebileceğine ilişkin doktrine bakıldığında ise; Prof. Dr. Selçuk Öztek Yeni Konkordato Hukuku kitabında; \"...B.Konkordato Talebinde Bulunulmasına İmkan Veren Haller<br>İİK m. 285,f.1; \"borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebileceğini hükme bağlamaktadır. <br>Oysa İİK m. 298, f.1, 'den ( Yeni m.İİK m.305,f.1, b (b)) tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. <br>Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem  de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür. İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması (mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1, b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.<br>Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır. <br>Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: \"Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi \"teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...\".<br>Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir.<br>Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: \" Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur...\" ; \"...Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. \"<br>Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: \"...borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özellikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur...\"<br>Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir.<br>Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir...\" (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel  - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukukus: 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169)<br>Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak; hakkında adi konkordato talebi kabul edilen davacının borca batık olmadığı görülmektedir. Borca batıklık konkordatoda ilke olarak bir ölçüt sayılmamış ancak varlıkları borçlarına oranla çok fazla olan işletmenin konkordatoya başvuramayacağı yerleşik Yargıtay kararlarında vurgulanmıştır (Yargıtay İİD, 01.10.1964 gün ve 1964/12958; bkz. Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.670). Sunulan raporlarda davacının hiç bir zaman borca batık duruma gelmediği, ilk tasdik kararından itibaren 1 yıl 15 gün ödemesiz dönemden sonra yılda 2 defa eşit taksitler halinde olmak üzere toplam 48 eşit taksitte vade öngörülerek ödemelerin uzun bir vadeye yayıldığı, taksitlerin hangi aralıklarla ödeneceğinin de belirsiz olduğu, böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde olduğu, bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, ödemelerin başlaması için bu denli uzun bir sürenin beklenmesinin alacaklılar ile borçlu arasındaki menfaat dengesini, borçlu lehine bozar mahiyette olduğu, yine faiz verilmesine dair bir proje unsuru öngörülmeyerek yıllık bazda borçlardan faiz oranı kadar örtülü tenzilat yapıldığı, konkordatonun tasdik şartlarından birisi de teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması olup, borca batık olmayan, mevcut malvarlığı ile borçlarını ödeyebilecek olan şirketin tenzilat konkordatosu talep etmesinin İİK 305/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek teklif edilen projenin borçlunun kaynakları ile uyumlu olmadığı sonucuna varılması gerektiği, nihai raporda tasdik şartları değerlendirilirken tenzilat istenmediği gerekçesiyle teklif edilen tutarın iflas halinde alacaklıların eline geçecek tutardan daha fazla olması gerektiğiyle ilgili koşul ile teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması koşulunun  aranmasının gereksiz olduğuna yönelik tespitlerin herhangi bir kanuni dayanağının bulunmadığı, bu iki koşul yönünden nihai rapordaki tespitlerin hatalı olduğu, bu haliyle tasdik koşullarının mevcut olduğundan söz edilemeyeceği,  neticeten davacının konkordatoyu amacının dışında ve bir finansman enstrümanı olarak kullandığı ve verilen kararın  alacaklıların zararına olduğu sonuç ve kanaatine varılmış, (benzer yönde içtihat için bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı, 14.09.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı) İİK.'nın 305. maddesinde öngörülen tasdik koşulları oluşmadığından konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yukarıda yazılı şekilde tasdik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Ancak, bu yanılgının giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden istinaf kanun yoluna başvuran müdahil alacaklı ... A.Ş. vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-b-2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmiş, davacı şirketin  borca batık olmadığı, dosyaya sunulan kayyım raporlarından sabit olmakla davacı hakkında iflas koşulları oluşmadığından iflas kararı verilmemiştir.<br>III. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  değerlendirilmesi sonucu;<br>İlk derece mahkemesince davacının rehinli alacaklılar yönünden konkordato tasdik talebinin nisap sağlanmaması ve bu nedenle koşulların oluşmaması gerekçesiyle reddedildiği görülmüştür. Davacı şirket vekili ilgili kararın kaldırılması talepli istinaf başvurusunda bulunmuş olup, yapılan incelemede davacının tek rehinli alacaklısı olan ... A.Ş.'nin alacaklılar toplantısında konkordato teklifine ret oyu kullandığı görülmüştür. <br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, rehinli alacaklının ret oyu kullanması sebebiyle konkordato tasdik koşullarından olan nisabın sağlanmamış olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>IV. Sonuç olarak, müdahiller ... A.Ş. ve ... A.Ş.   vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca başvuru şartları yerine getirilmediğinden usulden reddine, ... A.Ş. ile ... Şti. vekillerinin istinaf başvurularının ise, HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca istinaf istemlerinin süresinde olmaması sebebiyle usulden  reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı şirketin  konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Asli Müdahiller ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca başvuru şartları yerine getirilmediğinden USULDEN REDDİNE, <br>2-Asli Müdahiller ... A.Ş. ile ... Şti. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca istinaf istemlerinin süresinde olmaması sebebiyle  USULDEN REDDİNE, <br>3-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>4-Asli müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>5-Davacının konkordato taleplerinin adi ve rehinli alacaklar yönünden ayrı ayrı REDDİNE;<br>a-Davacının hakkında iflas koşulları oluşmadığından iflas kararı verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>b-Davacıyla ilgili tüm ihtiyati tedbir kararlarının KALDIRILMASINA, <br>c-Konkordato komiserlerinin ve kayyımın görev ve yetkilerinin KALDIRILMASINA, kararın komisere ve kayyıma TEBLİĞİNE, <br>d-Dairemizce verilen kararın İİK 308 atfı ile İİK 288. maddesi uyarınca  İLANINA ve ilgili yerlere BİLDİRİLMESİNE,<br>e-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, <br>f-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 0709/2023 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, <br>g-Tasdik harcının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,   <br>h-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>ı-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>6-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Asli müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde bu müdahile İADESİNE, <br>b-Asli müdahiller ... A.Ş. ile ... Şti. vekillerinin istinaf başvuruları HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ... A.Ş.'ye İADESİNE,  müdahil ... Şti. tarafından istinaf karar harcı yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, <br>c-Davacı vekilinin istinaf başvurusu HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca reddedildiğinden,  Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>d-Asli Müdahiller ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvuruları HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince ayrı ayrı alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harçlarından, ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70 TL harçların mahsubu ile ayrı ayrı bakiye 346,90 TL istinaf karar harçlarının bu müdahillerden tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>e-Davacı vekili ile Asli Müdahiller ... A.Ş., ... Şti.,  ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvuruları nedeniyle yapmış oldukları yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, <br>f-Asli müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden, bu müdahil tarafından istinaf incelemesi için yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak bu müdahile VERİLMESİNE, <br>g-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İİK'nın 164. maddesince İKİ HAFTA içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  <br>\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88db1614c44c8f88","SID":"02de9e65c27382e9"}}