{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/605 <br>KARAR NO\t: 2024/940<br><br>DAVA\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 29/08/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 17/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br> GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     : <br> DAVA                                                            <br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı işçi----, 19.09.2014 - 23.03.2018 tarihleri arasında davalı----- yanında davalı Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı ---- Ordu Evi'nde Özel Güvenlik Görevlisi olarak çalıştığını, bir süre işten çıktıktan sonra tekrar aynı firma tarafından işbaşı yaptırıldığını, 17.06.2017- 31.01.2018 tarihleri arasında çalışmasını sürdürdüğünü, adı geçen işçinin ----- Orduevi'ne ait 2018-2019  yılı güvenlik ihalesinin müvekkili şirket tarafından kazanıldıktan sonra, bir nolu davalının talimatı gereğince ara verilmeksizin 01.02.2018 tarihinden 30.08.2018 tarihlerine kadar  yine ----- Ordu Evi' nde müvekkili şirkete bağlı olarak çalıştığını,  ------ bir nolu davalı ve müvekkili şirket aleyhine açmış olduğu   ---- İş Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasından verilen ---- sayılı kararında işçilik alacaklarının bir nolu davalı ile müşterek ve müteselsil ödenmesine karar verildiğini, açılan dava iki nolu davalıya ihbar edildiğini,  yerel Mahkemenin kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, ---- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi  ----  Esas, ----- karar sayılı  29/03/2024 tarihli kararı ile yerel Mahkeme tarafından verilen kararı kaldırmak suretiyle yeniden karar verildiğini ve müvekkili dava dışı işçinin tüm işçilik alacaklarından sorumlu tutulduğunu, İş Mahkemesi dosya kayıtlarından da anlaşılacağı üzere dava dışı işçinin müvekkili nezdinde sadece 7 ay gibi çok kısa bir süre çalıştığını gerekçeli karara esas alınan bilirkişi raporunda da dava dışı işçinin müvekkili nezdinde çalışmış olduğu 01.02.2018 tarihinden 30.08.2018 tarihlerine kadar alacağı ise 0 TL olarak hesaplandığını, işçinin müvekkili şirket nezdinde çalıştığı dönemde UBGT ve fazla mesaisine ilişkin tüm alacakları kendisine eksiksiz ödendiğini, işçinin çalışma süresi de 7 ay olduğu için kıdem tazminatına hak kazanmayacağı ve yıllık izni hakkı da olmadığını ilgili mahkeme kararında dava dışı işçi sanki en başından beri müvekkilinin işçisiymiş gibi tüm alacak kalemlerinden sorumlu tutulması haksız ve hukuka aykırılık oluşturduğunu, davacı tarafından ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasıyla icraya koyulmuş olup, icra baskısı altında dosya borcu müvekkili şirket tarafından 27.05.2024 tarihinde ödendiğini, dolayısıyla müvekkilinin hiçbir şekilde borçlu olmadığı halde 54.078,05TL ödemek zorunda kaldığını yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; Fazlaya ilişkin ve diğer nedenlerden doğacak hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile  54.078,05TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ---- avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak alınıp müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara müteselsil olarak yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>SAVUNMA                           <br> Davalı ---- cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın talep etmiş olduğu tüm alacak kalemlerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket anonim şirket şeklinde örgütlenmiş bir şirket olduğunu ve yerleşim yeri, merkezinin bulunduğu ----- olduğunu,  Kanunun yetkili mahkemeyi, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi tayin etmiş olması sebebiyle mezkur davada ----- Mahkemeleri yetkili olup,  Mahkeme’nin yetkisizlik kararı vermesini talep  ettiklerini, davacı yan tarafından huzurda görülmekte olan dava Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame edilmişse de davacı yan ile davalı müvekkili arasında ticari ilişkinin bulunmadığını sabit olup görevli olan mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı yanın iş bu dava ile müvekkile rücu talebinde bulunamayacağını, 6552 Sayılı Kanun Madde 8. kapsamında yapılan düzenleme ile de davadışı personelin işçilik alacağından dava dışı bakanlığın sorumlu olduğunun düzenlendiğini, bir an için müvekkilinin davadışı personelin çalışma dönemi ile sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilse dahi davanın kabulü anlamında olmamak kaydı ile dava dışı bakanlığın huzurdaki davayı hizmet ilişkisi kapsamında ikame edebileceği, davacı yanın ise ödediğini iddia ettiği işçilik alacaklarına yönelik müvekkil şirkete değil yine dava dışı bakanlığa karşı talepte bulunabileceğini, bu yönüyle iş bu davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı yan ile davalı müvekkili arasında akdedilen bir sözleşme söz konusu olmadığını,  davanın kabulü anlamında olmamak kaydı ile bir an için müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olduğu kabul edilse dahi ancak müvekkil nezdinde olan çalışma dönemi ile sınırlı olarak müvekkilce son ödenen ücreti ile sınırlı yapılacak kıdem tazminatı sorumluluğunun olduğunun kabulü gerektiğini, dava dışı bakanlık ile davalı müvekkili şirket arasındaki ilişkinin, ihale yolu ile hizmet alımına ilişkin olup; Hizmet Alım Sözleşmesinde ve eklerinde işçilerin ihbar ve kıdem tazminatları ile diğer işçilik alacaklarından hangi tarafın sorumlu olduğu hususunda hiçbir düzenlemeye yer verilmediğini, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı işçilik alacaklarından sorumlu olunduğunun bir an için kabul edilse dahi; davadışı bakanlığın da 4857 sayılı yasanın 2/6 maddesi gereğince asıl işveren-alt işveren ilişkisinden kaynaklı olarak, asıl işveren sıfatını muhafaza etmesi nazara alındığında, dava dışı işçinin işçilik alacakları ve sair tazminatlarından sorumlu olduğunu ve olacağını bilebilecek durumda olduğundan söz konusu bedellerden yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekiğini beyanla, davacının haksız ve dayanaksız beyanları ile açılmış olunan iş bu davanın görev ve yetki itirazlarının kabulü ile  hem husumeten hem de esastan müvekkili yönünden reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> <br> İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, icra tehdidi altında ödenen paranın istirdatına ilişkindir.HMK'nun 19.maddesinde; \"(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.<br>(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.<br>(3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.<br>(4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.\" hükmü yer almaktadır.<br>Davalı vekili süresinde verdiği  Görev ve Yetki itirazı dilekçesinde; Yetkili Mahkemenin ----- Asliye  Ticaret Mahkemeleri olduğunu beyan ederek, ilk itirazlarda gösterilen yetki itirazında bulunduğu ve yetkili mahkemeyi bildirdiği, davacının faaliyet yerinin ----- davalının merkezinin ise ----  olduğu, yargılamanın  ----- Mahkemelerine görülmesine gerektirecek bir yetki halinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının adresinin ---- olduğu ve ------ Mahkemelerinin yetki alanın da kaldığı, davalının merkezinin ise --- olduğu ve ----- Mahkemelerinin yetki alanında kaldığı, davacının davalının ----- Şubesini davalı göstererek dava açtığı, yargılamanın davalının şubesinin değil merkezinin bulunduğu yerde görülmesi gerektiği ve davalının yetki itirazında haklı olduğu anlaşıldığından, davanın mahkemenin yetkisizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş dosyanın talep halinde yetkili ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.<br><br> HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Mahkememizin  yetkisizliği nedeniyle, davacının davasının dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE ,<br>2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ----- Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin işbu karar süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurmamaları halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, <br>4-HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemede hüküm altına alınmasına ancak Mahkememiz yetkisizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi ve bu durum belirtilerek Mahkememizden talepte bulunulması durumunda harç ve yargılama giderleri konusunda Mahkememizce karar verilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0389a4a0e5eb2a7f","SID":"e4dab79f67fd9d3c"}}