{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1965 <br>KARAR NO: 2024/1862<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/10/2024 (Ara Karar) <br>NUMARASI: 2024/870 Esas<br>TALEP: Kayyım Atanması <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>Şirkete yönetim kayyumu atanması talebinin reddine ilişkin 21/10/2024 tarihli ara kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>DAVA VE TALEP: Davacı vekili; davalı şirketin on altı ortağı olduğunu, beşi ... ailesine, ikisi  ... ailesine mensup olup, üç tüzelkişi ortak ise yine ...-... ailesinin yönettiği şirket olduğunu, bu ailelerin fertlerinin şirkette temsil ettiği pay oranı %62,5' olduğunu, Genel kurul ve yönetimde sorumluluğu elinde bulunduran aile fertlerinin, yıllardır ...'ü yönetim kurulu başkanlığına getirdiğini ve tüm yetkileri onun şahsında toplandığını, bu yetkilere kavuşan ..., uzun yıllardır hesap vermediğini, şirketi yalnızca kendisinin ve çoğunluğun çıkarlarına göre keyfi bir biçimde yönetiğini, hiç bir denetimi kabul etmediğini, her türlü bilgiyi azlık pay sahiplerinden sakladığını, 31.03.2024 tarihinde yönetim kurulunun görev süresi sona erdiğini, ve o tarihten bu yana geçerli bir yönetim kurulu seçilemediğini,22.07.2024 tarihli genel kurulda bir yönetim kurulu oluşturulmadığını, 05.09.2024 tarihindeki genel kurulda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulu seçimi için yapılacağı söylenen 18.10.2024 tarihli genel kurul toplantısı çağrısı da hukuka aykırı olup, o toplantıda alınacak kararların geçerliliği olmayacağını, gelinen noktada  organ boşluğu söz konusu olduğunu bu durumda, şirketin yedi aydır organsız kaldığını, şirket organsız kaldığından, mahkemece ihtiyati tedbir niteliğinde olmak üzere şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiğini, zira genel kurulun, yönetim kurulunun görev süresinin bitimiyle birlikte almış olduğu yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararı, yokluk veya butlan ile sakatsa, organ boşluğu ortaya çıkacağından, şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.<br>ARA KARAR: Mahkemece 21/10/2024 tarihli ara karar ile, şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, TMK 426. maddesinde anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı dikkate alınarak yönetim kayyımlığı gerektiren haller oluşmadığı gibi yaklaşık ispat kuralının da gerçekleşmediği gözetilerek yönetim kayyımı ataması talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili; ...-... ailesinin yönettiği şirketler olduğunu, bu ailelerin fertlerinin şirkette temsil ettiği pay oranı %62,5 olduğunu, davacı müvekkilleri ise toplamda %16,25'lik pay oranını ellerinde bulundurarak azınlık pay sahibi konumunda olduğunu,  bu yönetim şekli; şirketi, şirket imkanlarının yalnızca ortak aile üyelerine tahsis edildiği ve ortaklar arasında eşitliğin gözardı edildiği, şirket yönetiminin değişmesinin ve hesap vermesinin imkansız olduğu bir hale getirdiğini, eski yönetim kurulunun görev süresi 31.03.2024 tarihinde sona erdiğini , bir yönetim kurulu seçilemediğinden şirket organsız kaldığını, süresi dolmuş olmasına rağmen eski yönetim kurulu başkanı, şirketi yetkisiz olarak, tamamen keyfi bir biçimde, tek başına yönetmeye ve sahibi kendisiymiş gibi hukuka aykırı bir şekilde yönetmeye devam ettiğini, şirketin organsız kalmasının ve yetkisiz kişilerce keyfi bir şekilde yönetilmesinin önüne geçilebilmesi için mahkemece bir tedbir kararı verilerek şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiğini, bu sebeple, ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı ve gerekçesiz bir biçimde ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verdiği kararın kaldırılmasını ve şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, anonim şirketlerde yönetim organından yoksun kalınması gerekçesine dayalı şirkete tedbiren kayyım atanması istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir yoluyla kayyım atanması ile ilgili olarak; TTK’da kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK'nın 403/2 maddesinde, kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Anonim şirketler TTK'nun 365.maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunurlar. Anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme yoktur. Yönetim Kurulunun görevden alınması, seçilmesi TTK'nın 408(2)-b gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetkidir. Yönetim Kayyımı atanması istemi aynı zamanda yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelmektedir. Davalı şirketin 18.10.2024 tarihinde yapılan  olağanüstü genel kurul toplantısında; yönetim kurulunun  04.11.2024 Tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık halinde şirketi organsız bırakmamak amacıyla şirket yöneticilerinin görevine devam edemeyeceği anlaşılırsa, şirkete temsil veya yönetim kayyımı atanması TTK hükümleri uyarınca mümkün olup, yönetim veya denetim kayyımı atanması da geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Mahkemece böyle bir geçici hukuki korumaya karar  verilebilmesi için, HMK'nın 389. maddesi gereğince somut bir tehlikenin varlığı zorunludur. Böyle bir tehlike olmadıkça  ihtiyati tedbir kararı verilemez. Diğer taraftan, şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Açıklanan nedenlerle;istinafa konu ara kararda isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc39d285ed02396d","SID":"6434877c50bcecc3"}}