{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/103 <br>KARAR NO: 2024/1944<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 31/05/2023<br>NUMARASI: 2022/191 Esas - 2023/445 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.05.2015 günü müvekkillerinin  desteğinden yoksun kaldıkları müteveffa ...'un, tescilsiz motosikleti ile diğer 59 HL 905 plakalı araca çarptığını ve  vefat ettiğini, müteveffanın  olay esnasında çift taraflı olarak karşı yünden gelen araçla çarpıştığını  ve kazanın  meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında  müteveffanın  kusurlu olarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğinin  tespit edildiğini, bir an için müteveffanın kusuru olduğu düşünülse dahi kusur durumunun ya da kusurlu olup olmamasının davanın esasını etkileyen bir yanının  bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/06/2012 tarih ve 2012/17-215 K.2012/413 sayılı kararından bahsetmek sureti ile sürücü vefat edenin kusuru, davacı destek zararının uğrayanları etkilemeyeceğini, dolayısı ile ilgili kazada davalıların zararın tamamından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davanın, mirasçılık sıfatına istinaden değil, desteklen yoksun kalma zararına uğrama sıfatına istinaden açıldığını belirterek  fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesine göre belirlenecek ..., ... ve ... için 100,00-er TL'den 300,00 TL destekten yoksun  kalma tazminatının, ... için belirlenecek şimdilik 100,00-TL  cenaze ve defin gideri tazminatının kaza tarihindeki poliçe limitleri ile sınırlı sorumlu olmak ve olay tarihinden  itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekilinin 23/11/2022 tarihli ıslah dilekçesinde:  ... yönünden destekten yoksun kalma tazminat talepleri olan 290.000,00 TL'nin ve ... adına talep ettikleri cenaze ve defin giderinin dava dilekçesindeki taleplerinden az olmamak kaydıyla takdiren belirlenecek bedelin, işleyecek ticari-temerrüt avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde bulunan deliller arasında kazaya karıştığı iddia edilen motorlu aracın 28.05.2015 tarihinde irsaliyeli fatura ile kazada ölen ...'a satıldığının  belirtildiğini, davacı tarafın, kazaya karışan motorlu aracın cinsinin modelinin ne olduğunu somut delillerle ispat etmesi gerektiğini,  2918 sayılı KTK 3 ve 103. maddeleri düzenlemeleri gereği motorlu aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu olmayan bir araç olduğunun tespit edilmesi halinde, müvekkili kurum aleyhine açılan davanın reddinin  gerektiğini, kazaya karışan ve ölen sürücünün kullandığı motorlu aracın tescilsiz ve plakasız olduğundan müvekkili kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceğini,  mevzuatta plakasız ve tescilsiz araçların karıştığı kazalardan dolayı destekten yoksun kalma tazminatının müvekkili kurum tarafından karşılanacağına dair hiçbir düzenleme bulunmadığını, trafik sigortacıları için dahi gerekli tüm evrakların eksiksiz şekilde başvurma tarihinden itibaren işleyecek olan 8 iş günü sonunda, aksi halde davanın açılması ile temerrüde düşeceğini düzenleyen mevzuat hükmü karşısında davacı tarafın davanın esasına ilişkin taleplerinin yanı sıra faizin başlangıcı ile ilgili talebinin  dahi haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacılar ... ve ...'un davalarının reddine, davacı ...'un davasının Kısmen Kabulü ile, 290.000,00 TL'nin 03/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tescilsiz ve plakasız araçların vereceği zarar sebebiyle vekil edenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, vekil edene husumet yöneltilen aracın ZMMS trafik sigorta poliçesi düzenlenmesi zorunlu araçlardan olup olmadığının araştırılmadığını, olayda murisin tam kusurlu  olduğunu, sürücü kusuruna denk gelen tazminat dolayısıyla ...nın sorumlu tutulmaması gerektiğini, alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğini, aktüer raporda kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, zararlandırıcı olay tarihinin 2015 olduğundan PMF 1931 Yaşam Tablosu kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, teknik faiz indirimi uygulanması gerektiğini, lehine tazminata hükmedilen davacının bakiye ölüm süresinin TRH 2010 esas alınarak hesaplanmış olmasına rağmen yaşam olasılıkları hesaplamaya dahil edilmediğini, dava öncesi usulüne uygun başvuru gerçekleşmediğinden vekil eden davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden herhangi bir temerrüdünden söz edilemeyeceğini, olay ile ilgili olarak hiçbir sözleşmesel ilişki içerisinde bulunmayan, sadece kanundan doğan sorumluluğu söz konusu olan, haksız fiil faili olmayan vekil edeni aleyhine hükmedilen tazminat için belirlenen faiz başlangıcının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 17/12/2021 tarih, 2019/ 2804 Esas ve 2021/2189 Karar sayılı kararı ile \" ... Somut olayda kaza 21/05/2015 tarihinde meydana gelmiştir. ZMMS yeni genel şartlar ise 01/06/2015 de yürürlüğe girmiştir. Bu durumda mahkemece 2918 sayılı KTK ve ... Yönetmeliği'ne göre, davalı ...nın tescilsiz ve  sigortasız olan motosikletin işleteninin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, bu nedenle desteğin kusurunun, davacılara yansıtılamayacağı ve destekten yoksunluk zararını davalı ...'ndan talep edebilecekleri  anlaşıldığından Mahkemece kaza tarihinde yürürlükte olmayan 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine  ve A.5. maddesinin (ç) bendine dayanarak davanın reddine karar vermesi doğru olmamıştır ...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmiştir. Kaza tespit tutanağında desteğin kullandığı ve pert olduğu anlaşılan motosikletin teknik özellikleri ve markası yazılı olduğundan bu verilere göre Dairemizce motosikletin ithalatçı  firmasına yazı yazılmış gelen cevaptan ... şasi numaralı, ... motor numaralı ... marka ... model iki tekerlekli benzinli motosikletin 97cm3 silindir hacmine sahip olduğu bu nedenle de aracın tescile tabi olduğu ve davalının sorumluluğunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaza tarihi itibari ile vefat eden sürücü desteğin kusurunun 3. kişi konumunda olan davacılara yansıtılmayacağı ve destekten yoksunluk zararını davalı ...'ndan talep edebilecekleri dairemiz ilk kararında da değerlendirilmiş olup somut  uyuşmazlıkta, ZMSS poliçesi bulunmayan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası 21/05/2015 tarihinde gerçekleşmiş ve trafik sigortası bulunmayan aracın işleteni vefat etmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatlarına göre bu halde davalının sorumluluğu 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatlarına göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 E.- 411 K., 22.2.2012 gün 2011/17-787 E. - 2012/92 K., HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 E. - 2013/74 K. sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir. Davacılar talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları  etkilemeyecektir. Bu durum karşısında; Davacılar,  zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, desteğin kazadaki kusuru davacılara yansıtılamayacağı, kazaya karışan desteğin sürücüsü olduğu aracın ZMSS poliçesi bulunmadığından davalı ... zarardan sorumlu olduğundan bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.-  2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). Somut olayda; davacı tarafından dava açılmadan önce 21/07/2015 tarihinde davalı ...na başvuru yapıldığı ancak ...'nın 03/08/2015 tarihli cevabi yazısı ile  tazminat ödeme talebini reddettiği görülmektedir. Bu durumda talebin reddedildiği 03/08/2015 tarihi itibariyle davalı ... temerrüde düşmüştür. İlk Derece Mahkemesince 03/08/2015  tarihinden itibaren yasal faiz işletildiğinden davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 19.809,90 TL harçtan peşin alınan 4.952,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.857,4‬0 TL harcın davalıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39951f0635c7335c","SID":"2f76c86517b0e445"}}