{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2021<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/11/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili, davacı şirketin ... Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyetine devam ettiğini, 1979 yılında aile şirketi olan ... ... ortaklığında kurulduğunu, 20/01/2011 tescil tarihi itibariyle yeni bir boyama tesisi ve düz boya tesisi ve konfeksiyon tesisi olarak ... kurduğunu, ... ailesinin 1995 yılında ilk arıtma tesisini ... kurarak faaliyete geçirdiğini ancak ... 2016 yılında başlayan rahatsızlığından sonra 2017 yılında vefat ettiğini ve 2016 yılı tescil tarihi itibariyle eşi ... tarafından tüm hisselerin devir alındığını, ... Tic. Ltd. Şti. ismi altında %100 ortağı ... yönetiminde faaliyetine devam etiğini, müvekkili şirketin kuruluşundan bugüne müşteri ile karşılıklı güvene dayalı müşteri memnuniyetini ilke olarak kabul ettiğini, müvekkili ... Tic. Ltd. Şti.'nin yıllar içinde yatırımlarına devam ettiğini, bobin boya, düz boya, konfeksiyon, dokuma tesislerini kurup artan cirosu ve hizmet sektörüne daha fazla dahil olmasıyla, ... yöresinin önde gelen tekstil/boyahane firmalarından biri olduğunu, davacı şirketin bobin boya üretimi yanı sıra buhar üretimi/ satışı ve ayrıca ihracatı da yaptığını, davacı şirketin ... Organize Sanayi Bölgesi'nin ilk bobin boyama tesisi olduğunu, davacı şirket ... Tic. A.Ş.'nin ... ortaklığında kurulduğunu, 2017 yılında konfeksiyon tesisi olarak kendi markası ... kurduğunu, 28/04/2017 tescil tarihi itibariyle ... Tic. A.Ş. ismi altında %100 ortağı ... yönetiminde faaliyetine devam ettiğini, kendi markası olup, bu marka ile ev ve otel tekstil ürünleri, plaj havlu, peştemal, bornoz grubu gibi tekstil ürünleri üretmek sureti ile  ihracat yaptığını, davacı şirketin 2017 yılında ... markası ile yaklaşık 288.000,00 Euro değerinde ihracat yaptığını, davacı şirket ortağı ... 1979 yılında eşi ... ile kendi boyahanelerini kurarak 2016 yılına kadar 40 yıl işlerini büyüterek tekstil sektöründe istihdam ettiklerini, ... vefatı üzerine şirketin %100 hisselerini devralarak şirketin başına geçtiğini, oğlu ... genel müdür olarak atadığını ve 40 yılı aşkın şirketlerini torunlarına bırakmak amacı ile işin devamlılığını sağladığını ve işletmenin ticari faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkili ... ... eşi olduğunu, 2017 yılında ... Tic. A.Ş.'yi eşinin desteği ile kurarak kendi markası olan ... Markası ile ihracata başladığını, müvekkili ... iş hayatına şirketlerin kurucusu babası ... ile iş hayatına başladığını, askerlik görevini tamamladıktan sonra aile şirketi olan ... A.Ş.'de boyahane ve sonrasında konfeksiyon ünitelerini kurduğunu, müvekkili şirketlerin tekstil sektöründe yaşanan sıkıntıların yanı sıra dünya genelinde doların değer kazanmasına bağlı kur ve ekonomik savaşlara bağlı para hareketlerinin yavaşlaması, maliyetlerin artmasının şirketin nakit dengesinin bozulmasına sebep olduğunu, nakit akış dengesindeki bozulma sebebiyle  davacı şirketin ödeme gücünün tehlike altına girdiğini, davacı şirketlerin faaliyetine ara vermeksizin çalışmasının, davacılar adına kayıtlı gayrimenkullerin satılması, şirketin iyileşmesinde kullanılması ile karşılanacak ve içinde bulunan ekonomik sıkıntıdan ve borçlarından kurtulmasının mümkün olacağını beyan ederek iflas halinin önüne geçilmesi amacıyla 4 yıl (48 aylık) vade konkordatosu yapılmasına yönelik konkordato talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin, yapılan incelemeler, komiser heyeti raporları ekindeki şirket bilançolarının tetkiki, davacıya ait değerleri tespit edilen malvarlıkları, sunmuş oldukları konkordato projesinin somut, ciddi ve uygulanabilir olup, davacının iyi niyetli olduğu kanaatine varıldığı, adi alacaklılar yönünden konkordato projesinin tasdikine, davacı şirket yönünden, yapılan incelemeler, komiser heyeti raporları ekindeki şirket bilançolarının tetkiki, davacıya ait değerleri tespit edilen malvarlıkları, sunmuş oldukları konkordato projesinin somut, ciddi ve uygulanabilir olup, davacının iyi niyetli olduğu  kanaatine varıldığı, davacı  ... Ticaret Anonim Şirketi'nin sunmuş olduğu konkordato projesinin İİK'nın 305. vd. maddeleri gereğince tasdik şartları oluştuğundan tasdikine, davacılar ... Ticaret Anonim Şirketi ve ... Tic. Ltd. Şti.'ye kefil olan  diğer davacılar  ... , ... ve ... , kefil olarak hukuki durumunun davacı şirketlerin borçlarını ödeyememesi durumunda netlik kazanacağı ve şirketlerden bağımsız ödeme planlarının bulunmaması nedeniyle şirket ortağı olan davacılar yönünden tasdik talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacılar vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahiller ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. Ltd. Şti. vekili, asli müdahil ... A.Ş. vekili, asli müdahil ... A.Ş. vekili, asli müdahil ... A.Ş. vekili, asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf başvurularında bulunmuşlardır.<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilleri ... , ... ve ... hakkında açılan davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin ret kararı ile birlikte davacılar aleyhine icra takiplerine başlandığını ve ayrıca taşınmaz satışı talep edildiğini, diğer alacaklıların da aynı yönteme başvurma hazırlığında olduklarını, komiser  heyetinin gerekçeli nihai raporunda yer verilen açıklamaları ile tespitlerin çeliştiğini, eksik incelemelere ve beyanlara dayalı olarak düzenlenen komiser raporuna dayalı olarak mahkemece verilen ret kararının hem davacı şirketin mahvına sebebiyet verecek olması ve tüm mal varlığının değerinin çok altında cebri icra yolu ile satılmasına hem de adi alacaklılar ile kısmi rüçhanlı alacaklıların alacağına hiç kavuşamaması sonucuna sebep olacağını, davacı müvekkilleri ... , ... ve ... şirket alacaklısı bankalara, kredi kuruluşlarına müşterek ve müteselsil kefil olması sebebi ile kefaletleri bulunmakta olup, borçlardan sorumlu olduklarını, şirketin %100 ortağı şahısların başkaca bir gelirleri olmayıp, şirket faaliyetleri ile iştigal etmekte olduklarını, asıl işlerinin davacı şirketlerin yönetimi ve idaresi olduğunu, bu kapsamda şirket ödeme planına entegre şekilde ödeme yaparak borç tasfiye teklifinin dava dosyasına sunulduğunu, bu durumda defaatle konkordato komiser raporlarında belirtildiğini, şirketin projesinin tasdiki ile birlikte entegre olarak ... , ... ve ... ödeme planının gerçekleşeceğine dair açıklamalarda bulunulduğunu ancak konkordato talebinin kabul görmemesinin hem şirket açısından konkordato hükümleri ile çelişki oluşması hem de mahkeme gerekçesinin fiiliyatta uygulanamaz olması sonucunu doğurduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesinin ortaklar yönünden reddi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklarını konkordato komiserliğine bildirerek alacak kaydı yaptırdıklarını, taraflarınca kaydı yaptırılan işbu alacak kaydına istinaden borçlu beyanda bulunarak, taraflarınca bildirilen 3 adet çekin avans çeki olarak verdiğini, karşılığında mal alınmadığını belirttiğini, işbu çekin alacakları karşılığında verildiğini, borçlu tarafın müvekkiline borcunun bulunduğunu, müvekkilinin tekstilci olmayıp, borçluya herhangi bir mal gönderme gibi bir durumun söz konusu olmadığını, borçlular tarafından konkordato komiserliğine sunulan beyanların gerçekliğe ve hukuka aykırı olduğunu, ... Ticaret Anonim Şirketi yetkilisi tarafından müvekkiline ciro yoluyla toplamda 200.000,00 TL bedelli çek verildiğinin ortada olduğunu, nitekim söz konusu şirketin ticari defter ve kayıtlarında da bu hususun kayıt altına alındığını, TTK ve diğer ilgili mevzuat hükümleri gereğince de çekin ödeme aracı olduğu ve ticari hayatta ödeme aracı olarak kullanıldığının açık olduğunu, bu sebeple söz konusu raporda çeklerin avans çeki olarak atfedilmesi gerektiği yönündeki görüşe katılmalarının mümkün olmadığını, müvekkilinin söz konusu çeklerden dolayı şirketten alacaklı olduğunun ortada olduğunu, söz konusu dekontlarda da açıklama olarak, ... borç olarak gönderildiğinin yazıldığını, bu sebeple rapora bu yönlerle katılmadıklarını, konkordato nisabında müvekkilinin alacağının da hesaba katılması gerektiğini, fakat konkordato komiserinin nihai raporunda, alacaklarının hesaba katılmadığını ve davacı şirketin müvekkiline borçlu olmadığı yönünde rapor tanzim edildiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahiller ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. Ltd. Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının konkordato talep etme koşullarını taşımadığını, konkordato projesinin somut, inandırıcı, ciddi, kabul edilebilir ve uygulanabilir olmadığını, başarıya ulaşma şansının bulunmadığını, konkordato şartlarının oluşmadığından kesin mühletin 6 ay uzatılmasına karar verilmesini gerektiren bir hal olmadığını, mühletin bırakın borçlunun mali durumuna katkı sağlamayı, alacaklılarını zor duruma düşüreceğini, kaynakları toplamına göre 30/04/2020 tarihli gelir tablosunda -1.224.411,22 TL dönem net gelir zararı itibariyle teknik iflas ve borca batık durumda olduğunun açık hale geldiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporlarda şirketlerin bir kısım başka şirketler ile görüşme halinde olduğunu, yeni sözleşme görüşmeleri halinde olduğu vb. açıklamalara yer verilmiş ise de hangi firmalar ile hangi sözleşmelerin akdedildiği, bu sözleşmelere dayanarak yapılacak ödemelerin vadeleri, sözleşmelerin şirketlerin mali durumlarına katkıları ve beklenen kar/zarar verilerinin belirsiz olup şirketin geçici mühlet ve kesin mühlet süresi içinde nakit akışını hızlandıracak hiçbir iş ve işlemde bulunmadığının da açık olduğunu, şirketlerin önceki yıllara ait satış hasılatı, faaliyet karı ve net kar/zarar verileri ile beklenen, elde edilmesi öngörülen değerlerin gerçeği yansıtmadığını, hedef olarak gösterilen hasılatın gerçekleşmesinin mümkün olmadığı gibi tutarsız verilere dayandığını, şirketlerin konkordato sürecince imtiyazlı alacaklılarla dahi hiçbir anlaşmaya varamamış olup davacı firmaların sundukları projeye hiçbir alacaklı banka tarafından da kabul oyu kullanılmadığını, davacının imtiyazlı alacaklıların yanında yüksek meblağlı banka alacaklıları ile de anlaşamamış olmasına rağmen birçok firma tarafından projeye kabul oyu kullanılmasının, davacı firmanın kabul oyunun sağlanması amacı ile muvazaalı alacaklar oluşturup oluşturmadığının da incelenmesini zorunlu kıldığını, geçici mühlet, kesin mühlet ve hatta uzatılan kesin mühlet sürecinde yapılmayan, bedelleri ödenmeyen siparişlerin özellikle tasdik kararı sonrasına bırakılmasının, davacı firmanın kötüniyet ile süreci uzatma amacı taşıdığını da gösterdiğini, yine davacı şirketlerce, şirketlerin kefillerin veya şirket yetkililerinin mal varlıklarının satışı veya sermaye artırımı ile nakit kaynak sağlanmasına dair girişimlerinin bulunmamasının da tasdik duruşmasına kadar sürecin hızlandırılmadığını gösterdiğini, işbu itirazlarına rağmen mahkemece projenin uygulanabilir olup olmadığı dahi incelenmeksizin tasdik kararı verildiğini, kararın kaldırılması gerektiğini, borçlular tarafından müvekkili banka alacağının tamamına itiraz edildiğini, konkordato komiserleri tarafından alacaklarının yalnızca bir kısmının oylamaya dahil edilmesine karar verildiğini, yapılacak ödemelere ilişkin projede de bu rakamın dikkate alındığını, mahkeme tarafından çekişmeli alacaklarının tamamının dikkate alınarak tamamı yönünden taraflarınca açılacak alacak davası sonuçlanıncaya kadar depo kararı verilmesi gerekirken, depo kararı verilmeyerek müvekkilinin alacağının tahsilini imkansız hale getirildiğini, ... Boyahane yönünden 798.942,06 TL, ... Tekstil yönünden ise 51.289,42 TL alacak kaydının dilekçe ile bildirildiğini, borçlular tarafından ise bankanın alacak kaydı ile bildirdiği tüm tutara itiraz edildiğini, çekişmeli alacaklara ilişkin komiser raporunda ise ... Boyahane yönünden 510.708,66 TL, ... Tekstil yönünden 34.510,00 TL üzerinden oylamaya katılmaları yönünde görüş bildirildiğini, mahkemece de bu rakamlar üzerinden oylama nisabına dahil edilerek ödeme planında da müvekkili bankaya yer verildiğini, kaydettirdikleri alacak meblağı ile nisaba dahil edilen alacak miktarı arasındaki bakiye yönünden depo kararı verilmesi gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının konkordato projesinin yasada aranan şartları taşımadığı gibi mali verilerin projenin gerçekleşmeyeceğini gösterdiğini, konkordatonun tasdiki için, konkordatonun tasdiki halinde alacaklıların elde edeceği tutarın, şirketin iflas etmesi halinde alacakların elde edeceği tutardan fazla olması gerekmekte iken, bu konuda gerekli araştırmaların yapılmadığını,  iflas analiz raporu ile tespit edilmediğinden, kararın eksik incelemeyle verildiğini, usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, mahkemece kendiliğinden araştırılması gereken hususlardan olan, alacaklıların ve alacakların tespiti hususunda yalnızca borçlunun beyanının esas alındığını, tasdikine karar verilen projelerdeki vadelerin çok uzun olduğunu, hayatın olağan akışına uymadığını ve yalnızca borçlu firmayı koruduğunu, bu projelerin onaylanmasının alacaklılara büyük zarar vereceğinin aşikar olduğunu, konkordato projesinin davacı borçlu tarafından yerine getirilemeyeceğinin, borçlunun belirtilen tutarları zamanında ödeyemeyeceğinin ortada olduğunu, mahkemece verilen geçici mühlet, geçici mühletin uzatılması, kesin mühlet ve konkordatonun tasdikine ilişkin tüm kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını ve firmanın müvekkili banka ile imzaladığı kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan kredilerin teminatı olarak müvekkili banka lehine, maliki ... Tic. Ltd. Şti. olan, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine ... Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 25/12/2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile müvekkili banka lehine 1. dereceden 670.000,00 TL limit ile ipotek tesis edildiğini, müvekkili tarafından sunulan alacak kayıt dilekçesinde, müvekkili bankanın alacağının 13/12/2019 tarihi itibariyle 824.349,01 TL olarak bildirildiğini, mahkeme tarafından tasdik edilen konkordato projesinde ise müvekkili bankanın alacağının 525.990,00 TL olarak yer aldığını, işbu tutarın müvekkili bankanın gerçek alacağını göstermediğini, kesin mühlet süreci içerisinde komiserler tarafından, müvekkilinin alacağının kabul mu edildiğine, ret mi edildiğine, yoksa kısmen mi kabul/ret edildiğine ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığını, mahkeme tarafından da bu konuda herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkili bankaya bildirim yapılmadan ve müvekkili banka belgeleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadan işlemlerin yürütüldüğünü, konkordato tasdik edildiğini ve müvekkili bankanın alacağının konkordato projesinde eksik olarak yer aldığını, müvekkili bankanın da konkordato ilan eden şirketin de Türk Ticaret Kanunu’na, Borçlar Kanunu’na ve diğer mevzuata tabi şirketler olduğunu, müvekkili bankanın alacağının sözleşmelere ve yasal banka kayıtlarına dayandığını, borçlu şirketin borçlarının da bilançosunda yer almasının şart olduğunu, aksi durumun yasalara aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili bankanın alacağının sözleşmeler ve hesap hareketleri ile sabit olduğunu, buna karşın müvekkili bankanın alacağının borçlu şirket bilançosunda yer almamasının TTK’ya ve mevzuata aykırı olup bu konudaki şikayet haklarının saklı olduğunu,  her ne kadar konkordato projesinin onaylandığı toplantıda alınan karar için onay verilmiş olsa da bu onayın konkordato projesi gereğince borcun tasfiye şartlarına ilişkin bir onay olduğunu, zira taraflarına bildirilen alacağın tamamen ya da kısmen kabul edilip edilmediğine, redde ilişkin bir tebligatın yapılmadığını ve yasanın öngördüğü itiraz hakkının tanınmadığını, öte yandan projenin uygulanabilirliği, konkordato ilan eden borçlu firmanın reel mali durumu, projenin alacaklıların menfaatlerine uygun olup olmadığı konularında mahkeme tarafından yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, kararın bu yönleri ile de kanunun aradığı şartları taşımadığını ve eksik olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Tic. Ltd. Şti.'den 37.970,00 TL, ... Tic. A.Ş.'den 35.070,00 TL alacakları için müdahale dilekçesi sunduklarını ancak bahse konu alacaklarının konkordato davasında verilen karar ile tasdik olan projedeki alacaklara dahil edilmediğini, kesin mühlet süreci içerisinde komiserler tarafından, müvekkilinin alacağının kabul veya reddedildiğine ilişkin bildirim yapılmadığını, konkordato davasında verilecek kararlarda alacaklıların hak ve menfaatlerinin gözetilmesinin de hakkaniyet gereği olduğunu, somut ve gerçekçi verilere dayanmayan ve uygulanabilir bir projesi mevcut olmayan davacılar hakkında konkordatonun tasdikine dair verilen kararın alacaklıların zarara uğramasına sebep olacağını, mahkemenin tasdik kararında, 48 ay gibi bir sürede faizsiz şekilde, ilk bir yıl ödemesiz şeklindeki projeyi tasdik ettiğini işbu konkordatonun tasdiki kararının alacaklılar açısından çok ağır koşullar taşımakta olup, davacı  borçlunun ve müdahil alacaklıların menfaatlerinin dengede tutulması kurumunu ağır şekilde ihlal edildiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, konkordato tasdik istemine ilişkindir. Davacıların hem adi hem rehinli alacaklar yönünden vade konkordatosu talebinde bulundukları görülmüştür. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle; davacılar  ... , ... ve ... konkordato taleplerinin reddine, davacılar ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Ticaret Anonim Şirketi'nin rehinli alacaklar yönünden şartları oluşmayan konkordato taleplerinin reddine, adi konkordato tasdik taleplerinin ise kabulü ile; her iki davacı şirketin konkordatoya tabi borçlarının 22/02/2021 tarihinden başlamak üzere 1 yıl ödemesiz dönemden sonra olmak üzere; davacı ... Şirketi'nin 7.199.019,86 TL adi borçlarının  eşit taksitler halinde 48 ay vadede ödemesine, davacı ... Şirketi'nin 1.666.622,47 TL  adi borçlarının eşit taksitler halinde 36 ay vadede ödemesine  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>I- İstinaf hakkı bulunmayan alacaklılara yönelik olarak:<br>İcra ve İflas Kanunu’nun “Kanun yolları” başlıklı 308/a maddesinde, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklının, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklıların ise tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede konkordato hakkında verilen karara karşı kimlerin ne zaman kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, buna göre borçlu veya konkordato talep eden alacaklı ile birlikte itiraz eden diğer alacaklılara kanun yolu hakkı tanınmıştır. <br>İcra ve İflas Kanunu’nun 308/a maddesinin; aynı Kanun’un “Konkordatonun mahkemece incelenmesi” başlıklı 304 üncü maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde anılan maddede; komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlayacağı, mahkemenin, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her halde kesin mühlet içinde kararını vermek zorunda olduğu, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, 288 inci madde uyarınca ilan edileceği, itiraz edenlerin ise, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de ilana yazılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre, projeye itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmemeleri halinde tasdik duruşmasında yer alamayacakları anlaşılmaktadır. Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi halinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkanı tanımayacaktır. <br>Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/01/2024 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı)\t<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nın 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve Basın İlan Kurumu Portalı'nda gerekli ilanların yapıldığı,  ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, istinaf yoluna başvuran müdahil ... A.Ş. tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde \"itiraz\" edilmediğinden ve bu suretle \"itiraz eden alacaklı\" sıfatına haiz olmadığından İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca  istinaf kanun yoluna başvuru hakkının da bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca usulden reddine, ... Şirketi, ... Şirketi, ... A.Ş., ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının ise, ilandan itibaren yasal on günlük süre içerisinde yapılmadığından, HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca istinaf isteminin süresinde olmaması sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>II. Asli müdahiller ... vekili ile ... A.Ş. vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğu ve şartların sağlandığı görülmekle istinaf başvurusunun esasen yapılan incelemesi sonucu  yapılan değerlendirmede:<br>A-Asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede; istinaf dilekçesinde sadece  ... çekten kaynaklı alacağının var olduğu belirtilerek bu alacağın nisaba dahil edilmemesinin istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü görülmüştür.<br>İİK'nın 300. maddesi uyarınca konkordato komiseri, yazdırılan alacaklara karşı borçlunun beyanını alır. Borçlunun itiraz ettiği alacaklar çekişmeli hale gelir. Çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan vadeye tâbi alacakların nisaba ne şekilde katılacağına mahkeme karar verir. Mahkemenin bu konuda verdiği kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu bağlamda çekişmeli alacakların ayrıca dava konusu edilmesine imkân sağlanmıştır. İİK'nın 308/b maddesinde \"Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir.\" düzenlemesi yer almıştır.<br> Maddeden anlaşılacağı üzere mahkemenin çekişmeli alacaklar için pay ayrılmasına karar vereceği yönünde düzenlemeye yer verilmemiş, bu husus mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Çekişmeli alacaklar yönünden alacaklıların konkordatonun tasdiki kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açma hakkı mevcuttur. İlk derece mahkemesince bu konuda karar verilmemiş olması eksiklik olarak değerlendirilemez. Bu durumda İİK'nın  308/b.maddesi kapsamında yeni bir dava konusu olabilecek itirazların istinaf incelemesine konu edilmesi mümkün olmadığından istinaf başvurusunda bulunan ... alacağının varlığı ile ilgili istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>B-Asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede; Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. <br> İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Bu kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.<br>Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve  alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkenin gözetilmesi gerekmektedir.<br>Doktrinde; \"...Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'nın da yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir.( bknz. bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.)<br>Tenzilat konkordatosunun hangi durumlarda istenebileceğine ilişkin doktrine bakıldığında ise; Prof. Dr. Selçuk Öztek Yeni Konkordato Hukuku kitabında; \"...B.Konkordato Talebinde Bulunulmasına İmkan Veren Haller<br>İİK m. 285,f.1; borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebileceğini hükme bağlamaktadır. <br>Oysa İİK m. 298, f.1, 'den ( Yeni m.İİK m.305,f.1, b (b)) tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. <br>Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem  de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür. İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması (mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1, b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.<br>Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır. <br>Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: \"Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi \"teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...\".<br>Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir.<br>Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: \" Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur...\" ; \"...Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. \"<br>Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: \"...borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özellikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur...\"<br>Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir...<br>Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir...\" (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel  - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukukus: 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169)<br>Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak; düzenlenen komiser heyeti raporlarına göre davanın başından bu yana hakkında adi konkordato talebi kabul edilen davacıların sürekli zarar ettikleri, satışlarının oldukça düştüğü, dolayısıyla öz sermayelerinin git gide azaldığı, geçici ve kesin mühlet sürelerinin uzatılmasına rağmen sürecin kötü gitmeye devam ettiği,  nihai rapor öncesi dönemde her iki şirketin borca batık hale geldiği, ancak nihai rapora göre, nihai rapor döneminde borca batıklıktan çıktıkları, fakat yine de satışların düşük olduğu, hedeflenen kar ve satışa hiçbir zaman ulaşılamadığı, iş hacminin azaldığı, sürecin kötü gitmesinin yanında davacı şirketler tarafından somut herhangi bir girişimde de bulunulmadığı, sadece 04/02/2020 tarihli komiser heyeti raporuna göre ... Şirketi'nin sermayesinin git gide azalıp TTK'nın 376. maddesi uyarınca sona erme haline yaklaştığında, aralık 2019 tarihinde sermayesini 1.000.000,00 TL'den, 4.000.000,00 TL'ye artırma kararı aldığı, fakat sermayenin sadece 1.805.000,00 TL'sinin ödendiği, tüm bunlara rağmen komiser heyetinin davacıların borca batık olmamalarını, imtiyazlı borçlarının az olmasını, yeni sermaye girişi planlamalarını, yeni sözleşme yapabilme becerilerini gerekçe göstererek, projenin uygulanabilir olduğu yönünde rapor tanzim ettikleri, raporlarda öngörülen sözleşme yapma beceresinin hiçbir zaman somut olarak gerçekleşmediği, nakit akışını hızlandıracak somut iş ve işlemin bulunmadığı, 18/02/2021 tarihli nihai ek raporda da; ... Şirketi'nin 57.397,00 TL'lik ödenmemiş, teminat altına alınmamış ve bunun için alacaklısından muvafakat de alınmamış 2 işçiye ait işçilik alacaklarının bulunduğunun belirtildiği, komiser heyetinin nihai raporda bu işçilik alacağının mahkeme kararına dayanmaması sebebiyle teminat altına alınmasına gerek olmadığı yönünde yasal dayanağı olmayan görüş ileri sürdükleri, mahkemenin de bu işçilerin depo talebinin bulunmamasını belirterek depo kararı verilmediğini hükme gerekçe yaptığı, yine her iki şirketin ödenmeyen SGK ve vergi borçlarının bulunduğu, bu haliyle projenin uygulanabilir olmadığı gibi konkordato tasdik şartlarının da gerçekleşmediği, diğer taraftan davacıların ilk tasdik kararından itibaren 1 yıl ödemesiz dönemden sonra davacı şirketler için 48 ve 36 ay vade öngörülerek ödemelerin uzun bir vadeye yayıldığı, böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde olduğu, bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, yine faiz verilmesine dair bir proje unsuru öngörülmeyerek yıllık bazda borçlardan faiz oranı kadar örtülü tenzilat yapıldığı, böyle bir projenin alacaklı borçlu arasındaki menfaat dengesini alacaklılar aleyhine bozar nitelikte olduğu, konkordatonun tasdik şartlarından birisi de teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması olup, son nihai rapora göre borca batık olmayan şirketin tenzilat konkordatosu talep etmesinin İİK 305/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek teklif edilen projenin borçlunun kaynakları ile uyumlu olmadığı sonucuna varılması gerektiği, ödeme teklifinin davacı şirketin borca batık olmadığı dikkate alındığında ekonomik durumuna göre gerçeği yansıtmadığı, neticeten davacıların konkordatoyu amacının dışında ve bir finansman enstrümanı olarak kullandığı ve verilen kararın  alacaklıların zararına olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. (benzer yönde içtihat için bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı, 14.09.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı)<br>Karardan sonra sunulan kayyım raporlarında da; şirket faaliyetinin devam ettiği ancak şirketin zarar ettiği, son iki kayyım raporuna göre kaydi bilançoya göre borca batık olmadıkları, 1 yıl ödemesiz dönemden sonra alacaklılara ödemelerin başladığı ancak bazı alacaklılara ulaşılamaması sebebiyle ödemelerin yapılmadığı, alacaklılara neden ulaşılmadığıyla ilgili somut herhangi bir gerekçenin raporda yer almadığı, vergi ve SGK borçlarının halen ödenmediği görülmektedir.<br>Neticeten davacı şirketlerin projelerinin uygulanabilir olmaması, teklif edilen projenin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olmayıp, alacaklıların zararına olması, tasdik edilen projenin de projede öngörülen ödemelerin tam olarak yapılmaması sebebiyle  uygulanmadığının son kayyım raporuyla somut olarak ortaya konması dikkate alınarak, asli müdahil ... A.Ş.'nin bu yönlere ilişen istinaf sebepleri haklı bulunmuş, davacı şirketlerin konkordato tasdik kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Davacı şirketlerin borca batık olup olmadığı karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerler esas alınarak belirlenmeli, borca batıklık kesin bir şekilde tespit edilmelidir.<br>Bu durumda mahkemece davacı şirketlerin güncel durumu itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının belirlenmesi, borca batık değillerse  yukarıda açıklanan gerekçelerle sadece konkordato talebinin reddine karar verilmesi, borca batık iseler konkordato talebinin reddi ile birlikte şirketlerin iflasına karar verilmesi  gerekmektedir.<br>III. Davacılar ... , ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun  değerlendirilmesi sonucu; <br>İlk derece mahkemesince bu davacılar yönünden; kefil olarak hukuki durumunun davacı şirketlerin borçlarını ödeyememesi durumunda netlik kazanacağı ve şirketlerden bağımsız ödeme planlarının bulunmaması  nedeniyle  gerekçesiyle bu davacıların konkordato taleplerinin reddine karar verilmiştir.  <br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, şirket ortağı olan davacıların kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmamalarına, borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmamasına, kefiller yönünden projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbir, faaliyet ve hedefi içermemesine, tamamen borçlu şirketin projesi üzerine temellendirilmesine, sonuç olarak konkordato başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlanmasına, konkordato taleplerinin usulüne uygun olmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>IV. Sonuç olarak, müdahiller ... A.Ş., ... Tic. Ltd. Şti.,  ... Tic. Ltd. Şti. ve  ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca istinaf istemlerinin süresinde olmadığından usulden reddine, ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca başvuru şartları yerine getirilmediğinden usulden reddine, davacılar ve müdahil ... vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, müdahil ... A.Ş. vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Müdahiller ... A.Ş., ... Tic. Ltd. Şti.,  ... Tic. Ltd. Şti. ve  ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-c bendi uyarınca istinaf istemlerinin süresinde olmadığından USULDEN REDDİNE, müdahil ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca başvuru şartları yerine getirilmediğinden USULDEN REDDİNE, <br>2-Davacılar ve müdahil ... vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>3-Müdahil ... A.Ş. vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,<br>4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>5-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince müdahiller ... A.Ş., ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti., ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talepleri halinde bu müdahillere İADESİNE,<br>7-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ayrı ayrı 427,60'ar TL maktu istinaf karar harçlarından davacılar ve müdahiller ... , ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan ayrı ayrı 59,30'ar TL harçların mahsubu ile ayrı ayrı bakiye 368,30'ar TL istinaf karar harçlarının davacılar ve müdahiller ... , ... A.Ş.'den tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>8-Davacılar ve müdahiller ... A.Ş.,  ... Tic. Ltd. Şti.,  ... Tic. Ltd. Şti.,  ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... istinaf başvuruları nedeniyle yapmış oldukları yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,<br>9-Müdahil ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,<br>10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68a2ef255755e923","SID":"3a2ed74e1ae32576"}}