{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1603 <br>KARAR NO:2024/2002<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/07/2024<br>NUMARASI:2024/431 E. - <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27.02.2019 tarihli 3 yıllık Franchise sözleşmesi imzalandığını, davalı sözleşme ilişkisi devam ederken ürün ve pazarlama tanıtıma ilişkin malzeme bedellerini belirlenen vadelerde ödemediğini, davalının borçlarını ödemesi için ihtarnameler gönderildiğini, davalının cevap vermediği ve sözleşmeye ilişkisini devam ettirdiğini,  bu süre zarfında konsinye usulü satış yapmaya devam ettiği ve sonrasında kesilen satış faturalarına istinaden iade faturası dahi kestiğini,  davalı müvekkil şirketin ürünleri konsiye usulüyle satmakta ve tarafların ortak kullandığı nebim ... programı sayesinde müvekkil şirket davalının konsinye usulüyle sattığı ürünleri gördüğü ve sattığı kadar ürünü fatura ettiğini, müvekkil şirket tarafından tanzim edilen faturalar davalının ay içerisinde satmış olduğu ürünleri tek tek göstermekte dolayısıyla hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf olarak hazırlandığını, müvekkil şirket tarafından tanzim edilen faturalara karşılık davalıya iade gelen ürünlerde olduğundan davalı tarafından iade faturası tanzim edildiğini, davalının kesmiş olduğu iade faturası  tarafların ortak olarak görebildiği nebim ...programı üzerinden görüldüğünü, davalının ay sonu ne kadar ürünün satıldığını gören müvekkil şirket de bu ortak kayıtlara istinaden davalıya fatura keşide ettiğini,  müvekkil şirketin davalıya yapmış olduğu satışlar nedeniyle kesmiş olduğu bakiye fatura alacağın 712.098,06-TL ve müvekkil şirketin pazarlamaya ilişkin malzemelerin satışı ve işletmeye verilen hizmet nedeniyle kesmiş olduğu bakiye fatura alacağın 80.521,06-TL olduğundan davalının müvekkil şirkete karşı toplam 792.619,12-TL borcu olduğu somut deliller ile ispatlandığını, davalının müvekkil şirketle ticari ilişkisi olduğu, bu ilişki sonunda müvekkil şirkete karşı borcu olduğunu, dava süresince ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, davanın kabulüne, davalı tarafın itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin tacir olmadığını, bu nedenle yapılan yetki sözleşmesin de geçersiz olduğu ve davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, yetkili mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle usul yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı taraf müvekkilin tüm ticaretini etkileyecek şekilde taşınmaz ve taşınırlarını kapsayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, davacının talebinin ikame edilen dava ile orantılı olmadığını, mahkemece tedbirde ölçülülük ilkesi dikkate alınarak davacı talebinin reddi gerektiğini, dava konusunun alacak istemi olduğunu,  tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile davanın haklı ya da haksız olduğunun tespit edilebileceğini, bu noktada ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin reddine, davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmiş olması ve Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olması nedeni ile davanın usulden reddine, davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİN KARARI:İlk Derece Mahkemesi istinafa konu 24/07/2024 tarihli ara kararıyla ; \"Davacı vekili dava dilekçesi ile birlikte tedbir talebinde bulunmuş olmakla; Davacı vekilinin tedbir talebinin yargılama konusu olmadığından ve talep konusunun  yargılamayı gerektirdiğinden ve delillerin henüz toplanmamış olması ve yaklaşık ispat koşulunun ve diğer yasal koşulların oluşmaması nedenleri ile bu aşamada reddine, deliller toplandıktan sonra  talep  halinde yeniden  değerlendirilmesine\" şeklindeki gerekçeleri ile; Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında  27.02.2019 tarihli 3 yıl süreli Franchise sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkil şirket davalının müvekkil şirkete ait ürünleri sattığı kadar müvekkil şirketin davalıya fatura tanzim edeceği ve pazarlamaya ilişkin malzemelerini (poşet, askı, antetli kırtasiye malzemeleri vb.) müvekkil şirketten satın alacağını, davalı sözleşme ilişkisi devam ederken ürün ve pazarlama tanıtıma ilişkin malzeme bedellerini belirlenen vadelerde ödemediğini, davalıya ilk olarak Kadıköy ... Noterliğinin 21.03.2023 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, vadesi geldiğinde ödenmediği ve borçların ödenmesi talep edildiği, sözleşmenin uzatılmayacağını ve sözleşmenin sona ereceğini, yapılan bildirimden sonra davalı herhangi inkar ve/veya itiraz dermeyan etmediğini, bu çerçevede borçlarını da ödemediğini, bu sebeple müvekkili şirketin de Beyoğlu ... Noterliği'nin 19.04.2023 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu borçların ödememesi nedeniyle sözleşme hükümleri uyarınca taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin davalıya bildirildiğini, davalı  ilkbahar ve sonbahar aylarında turist yoğunluğunun fazla olması nedeniyle mağazanın kapatılmaması için süre talep ettiği ve 15.09.2023 tarihinde işbu mağazanın kapatıldığını, mağazanın kapatılmasından sonra davalının müvekkil şirketten yapmış olduğu satın almalara ilişkin bedellerde ödenmediğini ve davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile  792.619,08-TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığını takibe itiraz ettiğini, taraflar arasında akdedilen Franchise sözleşmesinde konsinye satış usulü uygulanmakta olup her ay sonu davalının satmış olduğu ürün bedeli kadar fatura tanzim edildiğini, taraflar arasında ürün ve malzeme satışına ilişkin olarak iki ayrı ekstre tutulduğunu, taraflar nebim ... denilen stok programını kullanmakta olduğundan davalının ne kadar ürün sattığını görebildiğini, dolayısıyla davalının ay sonu ne kadar ürününün satıldığını gören müvekkili şirketin de bu ortak kayıtlara istinaden davalıya fatura keşide ettiğini, müşteri ekstresinde davalının satmış olduğu ürünlere karşılık olarak kesilen 31/07/2023 tarihli faturanın 14.07.2023 tarihinde borç bakiyesinin 170.370,91-TL olup akabinde davalının yaptığı konsinye satışa istinaden 31.07.2023 tarihinde ... numaralı 385.106,48-TL'lik fatura tanzim edildiğini akabinde davalının iade gelen ürünleri olması nedeniyle  iade faturası kestiğini, bakiye borcun 526.323,01-TL olarak güncellendiğini, sonrasında davalı 31.08.2023'te 449.437,58-TL'lik konsiye satış yapmış olması nedeni ile  davalıya fatura tanzim edildiği ve davalı da bu faturaya karşılık olarak  34.299,34-TL iade faturası kestiğini bakiye borcun 941.451,35-TL olarak güncellendiğini, son olarak müvekkili şirket davalının yapmış olduğu satışa istinaden 15.09.2023 tarihinde 80.025,43-TL fatura tanzim etmiş olup bu satışa karşılık davalının aynı tarihte 9.388,61-TL iade faturasını kestiğini ve sonrasında bakiye borcun 1.011.098,06 TL olduğunu, davalı da 22.09.2023 tarihli Eft işlemi ile 300.000-TL müvekkili şirkete ödeme yaptığını ve ürün satışından kaynaklanan bakiye borç 712.098,06-TL olarak güncellendiğini, ürünlerin satışı veya sunulması sırasında gerekli olan malzeme ve ekipmanların davalı şirket tarafından alındığı ve kesilen fatura bedellerini davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, pazarlamaya ilişkin malzemelerin satışı ve işletmeye verilen hizmet nedeniyle kesilen faturalar sonucu hesap ekstresinde görüldüğü üzere 23.03.2023 tarihinde 48.015,49-TL davalının borcu mevcut olup sonrasında 10.04.2023 tarihinden başlayarak 20.09.2023 tarihinde kadar kesilen faturalar toplamı 126.148,07-TL ile toplandığında 174.163,56 -TL toplam borç olmasına karşın davalının yapmış olduğu ödemeler düşüldüğünde toplam borcun 80.521,06-TL olarak güncellediğini, dolayısıyla müvekkil şirketin davalıya yapmış olduğu satışlar nedeniyle kesmiş olduğu bakiye fatura alacağı 712.098,06-TL ve müvekkil şirketin pazarlamaya ilişkin malzemelerin satışı ve işletmeye verilen hizmet nedeniyle kesmiş olduğu bakiye fatura alacağı 80.521,06-TL olduğundan davalının müvekkil şirkete karşı toplam 792.619,12-TL borcu olduğunu, mahkemeye sunulan Franchise Sözleşmesi, davalının borçlarını ifa etmemesi nedeniyle gönderilen ihtarnameler, ... sayılı dosyasında mübrez cari hesap ekstreleri ve tanzim edilen faturalar yaklaşık ispat koşulunu sayılabilecek belgeler olduğunu, itirazın kabulüyle, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/431 Esas numarası ile görülmekte olan dosyada 24.07.2024 tarihli ara karar gereğince ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; somut olayda dosya arasında bulunan belgeler incelendiğinde, davacının iddia ettiği alacağının muaccel olup olmadığını, vadesi gelmeyen borçtan dolayı ihtiyati haczin verilmesi için İİK 257/2. maddesinde belirtilen şartların mevcut olması gerektiğini, bu aşamada müvekkil davalının mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya bu maksatta alacaklının haklarını ihlal eder nitelikte hileli işlemlerde bulunduğuna dair dosya kapsamında bir emare bulunmadığını, davacının iddialarının  yaklaşık ispat şartını sağlamadığını, müvekkil davalı, aynı adreste bir başka firma ile ticaretine devam ettiğini ve davacı tarafın, müvekkil davalının mal kaçırmaya yönelik çabası bulunduğuna dair beyanının gerçeği yansıtmadığını, bu sebeplerle davacı tarafın 02/08/2024 tarihli istinaf yasa yoluna başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 67 maddeye göre,.... sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve davalı/borçlunun %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ilişkindir. ....sayılı dosyasında alacaklı tarafından faturaya dayalı  toplam 792.619,08 TL bedelli  alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Borçlu tarafından yetkiye ve borca itiraz edilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer almaktadır.Somut olayda dava konusunun itirazın iptali davası  olduğu, icra  takibinin fatura alacağına dayalı ilamsız takip olduğu ve borçlu tarafından borca ve yetkiye itiraz edildiği alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği bu aşamada yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbirin reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin   24/07/2024 tarih ve 2024/431 E. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  05/12/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6eeee1fabbb97cef","SID":"022da3be6a916133"}}