{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1591 - 2024/1816<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1591 <br>KARAR NO\t: 2024/1816<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/31 E.  -  2022/222 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2022 tarih ve 2022/31 E. - 2022/222 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili şirketin \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, 2020/26637 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvurunun kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı olduğunu, taraf markaları arasındaki benzerliğin ve karıştırılma ihtimalinin salt işaret benzerliği dikkate alınarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, karıştırılma ihtimali belirlenirken \"...\" markasının Türkiye’deki bilinirliği ve markaların mal ve hizmet kapsamının benzerliğinin de dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin WIPO nezdinde de tescilli markaları bulunduğunu, \"...\" markasının 2000’li yılların başından beri uluslararası alanda da koruma altında olduğunu, \"...\" markasının üst seviyede tanındığını, bu tanınmışlığın iltibası arttıracağını, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynılığının benzerlik incelemesinde hiç dikkate alınmadığını, taraf markalarının aynı renkte olduğunu, düz yazı stili sayılabilecek basitlikte karakter seçilerek düzenlendiğini, markaların asli unsurlarının altında küçük puntolarla \"pvc pencere sistemi\" vb. ibareye yer verildiğini, davalı şirket markasının kelime unsuru önünde yer alan işaretin müvekkili şirkete ait \"deceunink\" markasındaki işaretin ayırt edilemeyecek kadar benzeri olduğunu, taraf markalarının baş harflerinin \"P\" olduğunu, kelime unsurlarının \"-EN\" ile bittiğini, markalardaki \"P,E,M,N\" harflerini ortak olduğunu, her iki markanın da kelime olarak anlamlı bir karşılığı bulunmadığını, müvekkili şirket markalarının tanınmışlığı dikkate alındığında davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-10212 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, taraf markalarında yer alan \"...\" ibaresinin, PVC kapı ve pencere sektöründe ön ek veya son ek olarak yaygın kullanımı bulunan ayırt edicilik vasfı zayıf bir unsur olduğunu, SMK 6/5 maddesinde belirtilen risklerin oluştuğunu ispatlayacak bir delilin dosyada bulunmadığını, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilinin 20 yılı aşkın süredir kapı ve pencere sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının markaları ile müvekkili markasının benzer sınıflarda tescilli olduğunu, ancak bu hususun tek başına bir karıştırılma ihtimali yaratmayacağını, taraf markalarının görsel anlamda benzer olmadığını, müvekkili markası ile davacıya ait markaların ilk seslerinin farklı olması sebebiyle sesçil benzerliğin azaldığını, markaların işitsel anlamda farklı olduğunu, davacı markasında son hecede müvekkili markasında ise ilk hecede \"...\" ibaresine ortak olarak yer verildiğini, \"...\" ibaresinin tescile konu emtia bağlamında tanımlayıcı bir ibare olduğunu, sektörde birçok firma tarafından kullanıldığını, müvekkili markasındaki esas unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, ibarenin esasında \"...\" kelimesinin farklı bir şekilde pencere sektörüne uyarlayan bir marka yaratma çabasıyla oluşturulduğunu, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde farklı olduğunu ve iltibas ihtimalinin doğmayacağını, davacının tanınmışlığı yönünden iltibas oluşacağı ve müvekkilinin haksız yarar sağlayacağı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının kötü niyet iddialarının ispatına yönelik bir delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında 19, 20. sınıf, 35/1-4 alt sınıflar, (06, 17, 19 ve 20. Sınıf emtianın satışına yönelik) 35. sınıf mal ve hizmetler bakımından ayniyet/benzerlik bulunduğu, davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış markası ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın, davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağına, davacı markasının itibarına zarar verilmesine veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı, davalı Şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmadığı, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı Şirketin kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını ve taraf markalarının karşılaştırılmasına ilişkin rapordaki beyanların aynen gerekçeye yansıtıldığını, müvekkilinin 2019/47129 sayılı dayanak markasının, markaların karşılaştırılmasına dahil bile edilmediğini, müvekkilinin itirazına mesnet markaların tanınmış olduğu kabul edilmesine rağmen markanın tanınmış olmasının karıştırılma ihtimaline etkilerinin değerlendirilmediğini, gerek Avrupa Birliği mahkemesi ve gerekse Yargıtay kararlarında, dayanak markanın tanınmış marka olması durumunda, tanınmışlığın iltibas tehlikesini artıracağının kabul edildiğini, markaların karşılaştırılmasında esas alınması gereken bütünsellik ilkesinin de gözetilmediğini, oysa bütünsel bir değerlendirmede, itiraza konu marka başvurusuyla dayanak markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynılığının, markalar arasındaki benzerliğin ve dolayısıyla karıştırılma ihtimalinin artmasına sebep olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ancak bu konudaki itirazlarının da dikkate alınmadığını, yapılan benzerlik incelemesinin, eksik incelemeye dayalı olması nedeniyle hatalı yapıldığını, alelade markalar gibi değerlendirme yapılması halinde, tanınmış marka sahibine yeterli korumanın sağlanamayacağını, markaların karşılaştırılmasında bilinçli tüketicinin değil, ortalama tüketici kitlesinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun tamamen davacı markalarından farklı bir algı yarattığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, markaların kapsamlarındaki emtianın benzer olmasının, iltibasa yol açmayacağı, her ne kadar davacı tarafça, itirazlarına dayanak 2019/47129 sayılı markanın değerlendirilmediği iddia edilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıkça, bu markanın davacıya ait olmaması nedeniyle değerlendirmede dikkate alınmadığının belirtildiği, dolayısıyla davacıya ait olmayan bu markanın iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik olmadığı, davacı markalarının tanınmış olmalarının da marka işaretleri arasında benzerlik bulunmaması karşısında bir tescil engeli yaratmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2024<br>\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"607e628571af93d3","SID":"48833cbbf4f28c22"}}