{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1457 <br>KARAR NO\t: 2024/1811<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/167 E.  -  2021/263 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2021 tarih ve 2019/167 E. - 2021/263 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin dünyaca ünlü tekstil ve spor giyim firmalarından biri olduğunu, \"...\" markalarını 1994 yılında devraldığını, markanın önceki sahibinin anılan markayı 1969 yılında ilk kez kullanmaya başladığını, müvekkilinin grup şirketine ait şekil markalarının Türkiye’de de kullanılması için ... Tekstil firmasını kurduğunu, \"www. ....com\" uzantılı web sitesinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkili ürünlerinin çeşitli web siteleri aracılığıyla da satıldığını, anılan şekil markasının gerek ülkemizde gerekse de yurtdışında çok sayıda marka başvurusuna konu edildiğini, davalı gerçek kişinin müvekkilinin tanınmış markaları ile iltibasa yol açacak şekilde 2017/92331 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında yüksek düzeyli benzerlik bulunduğunu, müvekkili markasında sırt sırta vermiş, dizlerini karnına çekerek oturan bir kadın ile bir erkek figürünün özgün şekilde dizayn edildiğini, dava konusu markada ise \"...\" ibaresinin yanı sıra sırt sırta vermiş, dizlerini karnına çekerek oturan bir kadın ile bir erkek figürünün bulunduğunu, dava konusu markadaki \"...\" ibaresinin hiçbir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, marka içerisinde tali nitelikte bulunduğunu, dava konusu markada asıl vurgulanan unsurun şekil unsuru olduğunu, her iki taraf markasında da kullanılan şekil unsurunun birebir aynı kompozisyon dahilinde oluşturulduğunu, YİDK kararında da taraf markalarını oluşturan şekil unsurlarında genel bir benzerlik bulunduğunun kabul edildiğini ancak buna rağmen ret kararı verildiğini, halbuki dava konusu markanın müvekkilinin ana faaliyet alanı olan tekstil sektöründe tescil edilmek istenildiğini, ilgili markayı gören ortalama bir tüketicinin zihninde doğrudan müvekkilinin tanınmış şekil markaların canlanacağını, ilgili figürler arasında gerek ellerin konumlandırılması, gerek aynı figürlerin aynı sırayla dizilimleri, cinsiyetleri, aynı açılarla oturuyor olmaları, şekil unsurunda büyük yer kaplayan bacakların aynı açı ile konumlandırılmaları dikkate alındığında, markaların genel kompozisyonlarının iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, emtia benzerliğine ilişkin koşulların da oluştuğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış marka olduğunu, dolayısıyla müvekkili markasına bu denli benzer bir işaretin tescil başvurusuna konu edilmesinin,  davaya konu başvuru sahibinin haksız çıkar sağlamasına neden olacağını, ayırt ediciliğine zarar vereceğini, itibarını zarar vereceğini, başvurunun aynı zamanda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-973 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.       <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığını, başvuruda \"...\" ibaresinin ön plana çıktığını, sırt sırta yaslanmış vaziyette kitap okuyan kız ve erkek çocuk simgelerinin de bu anlamı pekiştirdiğini, davacı markalarında duruş ve eylem açılarının farklı olduğunu, yazı ve yıldızdan oluşan şekil unsurunun davacı markasında yer almadığı gibi göze çarpan eylem açısından da bariz farklılık bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında yer verilen şekillerin genel mizanpajlarının ve tüketicide bıraktıkları algı itibariyle birbirleri ile yüksek düzeyde benzerlik taşıdıklarının kabul edilebileceği, her şeyden evvel her iki markada da kullanılan temel figürün aynı olduğu,  her iki logoda da iki ayrı insanın yer aldığı ve aynı şekilde konumlandırıldığı, davacının eski tarihli markasında yer alan figüratif unsurların oldukça benzer bir modelleme ile dava konusu marka başvurusunda kullanıldığı, özellikle her iki markada da sırt sırta vererek oturan figürlerin yerleştiriliş sırasının, oturuş biçimi ve ayak boşluklarının yer ile oluşturduğu boşluk ve yine markaların yalnızca karakalem çizimi ile oluşturulmasının, ortalama tüketici nezdinde benzer algılar yaratacağı, daha önce bir şekilde davacı markalarını görmüş, davacı markalarının tescilli olduğu mallardan yararlanmış bir tüketicinin işbu dava konusu sonraki markayı da birebir aynı mallarda gördüğünde, önceki deneyimlediği markaymış gibi anımsamasının kuvvetle muhtemel bulunduğu, tüketicinin iki markayı her durumda yan yana görme ihtimali bulunmadığından önceki markanın zihninde bıraktığı yetersiz görsel algının kendisini yönlendirmesi ile sonraki marka ile önceki marka arasında ilişki kurabileceği ve bunun sonucunda yanılgıya düşmesinin kaçınılmaz olacağı, davacı markasının özellikle spor giyim ürünleri sektöründe 50 yılı aşkın süredir tescilli bir marka olduğu ve ilgili piyasada mezkur logosunu kullanmak suretiyle bilinir ve kendisiyle nispeten özdeşleşir hale getirdiği, davacı şekil markasının tanınmış şekil markalarından biri olarak kabul edilebileceği ve bu durumun da taraf markaları arasındaki iltibas ihtimalini arttırdığı, taraf markalarının 25. sınıf malların tamamı ve 35. sınıftaki \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için işlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Spor amaçlı minderler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)\" yönünden aynı, aynı tür ya da benzer emtiayı kapsadığı, bu emtianın ilgili tüketici kitlesi olduğu kanaatine varılan ortalama tüketiciler nezdinde, davacı yanın önceki şekil markası ile oldukça benzer bir görsel unsur içerir dava konusu marka arasında yoğun görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu yorumunda bulunulabileceği, davacı markasında hiçbir sözcük unsuru olmadığından işitsel bir karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla sonraki markadaki \"...\" ibaresinin iltibas değerlendirmesine bir etkisinin bulunmadığı, davacı yanın özellikle spor giyim ürünleri sektöründe bir tanınmışlığının bulunduğu kabul edilebilir ise de bu tanınmışlığın taraf markaları kapsamında benzer görülmeyen emtianın tamamına sirayet edeceğinin kabulünün mümkün olmadığı, buna göre işaretler arasındaki yakınlık düzeyi göz önüne alındığında, davacı yan markasının spor giyim ürünlerindeki tanınmışlığının dava konusu marka kapsamındaki 24. sınıfta yer alan \"Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar\" mallarına özgü 35/5. sınıf mağazacılık hizmetlerine sirayet edebileceği, bu sınıfta dava konusu markanın tesciline izin verilmesinin, anılan malların özellikle spor giyim ürünleri ile doğrudan ilişkili nitelikte olması nedeniyle davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyebileceği, öte yandan dava konusu markanın şekil unsurunun davacı markasının neredeyse kopyası niteliğinde olduğu, davacı ile aynı sektörde hizmet eden tacirin bu markayı tanımadığı iddiasının dinlenmeyeceği, markada yer alan ... ibaresinin ayırt ediciliğe katkısının küçük olması nedenleri ve davacının ulaştığı tanınmışlık seviyesi birlikte kabul edildiğinde davalı başvurusunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'in 2019-M-973 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2017/92331 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, karşılaştırmaya konu işaretlerin ve malların ve/veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dâhil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilme yapılması gerektiğini, davalının başvurusuna konu markada \"...\" ibaresinin öne çıktığını, sırt sırta yaslanmış kitap okuyan kız ve erkek çocuk simgelerinin de ibarenin anlamını pekiştiren şekil unsuru olarak yer aldığını, markanın asli unsuru \"...\" ibaresiyken mahkemenin salt şekil unsuru üzerinden yaptığı değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece mal ve hizmet sınıfları üzerinden yapılan değerlendirmede de davacı lehine geniş bir yorum yapıldığından bu husustaki değerlendirmelerin de yerinde bulunmadığını, mahkeme tarafından soyut bir değerlendirme ile davalı tarafın kötü niyetli marka başvurusunda bulunduğunun kabul edildiğini, SMK'nın 6/9 maddesinde yer alan kötü niyet iddiasının dikkate alınabilmesi için kötü niyet tanımının iyi yapılması ve ispatı hususunda da gerekli ispat vesikalarının ortaya konularak kötü niyetin varlığının şüpheye mahal vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiğini, mahkemece verilen kararın kötü niyete dayalı olarak kabul edilen yönü bakımından gerekçelendirilmediğini, hangi argümanlara dayalı olarak marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak kabul edildiğinin ve hangi ispat vesikalarının dikkate alındığının ortaya konulmadığını, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet şekil unsurlu markalar arasında, ilk derece mahkemesince benzer bulunduğu kabul edilen mal ve hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğu, zira her ne kadar dava konusu başvuruda \"...\" ibaresine yer verilmiş ise de markada yer verilen şekil unsurunun da asli unsur konumunda olduğu ve bu şeklin davacı markaları ile yüksek düzeyli benzerlik içerdiği, davacının şekil unsurlu markalarının tanınmış olduğu, başvuru kapsamında yer alan \"Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar\" mallarının satışına özgü 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleştiği, ayrıca davacının yüksek düzeyde tanınmış şekil markasının neredeyse kopyası niteliğinde olan şeklin, yine davacı markalarının tanınmış olduğu giysi mallarını da kapsar şekilde başvuruya konu edilmesinin, başvurusunun kötü niyetli olarak kabulü için yeterli bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br> <br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe684dbee968d915","SID":"3bcebc354b8bb2e6"}}