{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/89 <br>KARAR NO\t: 2024/110<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/09/2024<br>NUMARASI\t: ..... E.  ..... K. <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br><br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 16/02/2023<br>KARAR TARİHİ \t: 18/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2024<br><br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP;<br> Davacı vekili 16/02/2023 tarihli dava dilekçesinde; .... Servisi işi yapan davacının yetkili servis ve bayi davalı ....'den 18/03/2020 tarihinde ..... plakalı .... model araç ile 11/06/2020 tarihinde aynı marka model .... plakalı aracı satın aldığını, davalı ....'nin ise araçların distribütörü ve garanti vereni olduğunu, araçların 3 yıl garantili olduğunu, araçların tüm bakımlarının satıcı ve yetkili servis olan davalı ....'de yapıldığını, ..... plakalı aracın 29/04/2020 tarihinde arızalanması ve tekleme sorunu yaşaması nedeniyle davalı .....'ne götürdüğünü ve servisin garantiden tamir ettiklerini beyan ettiğini, aracın yine 20/05/2022'de ve 12/08/2022 tarihlerinde gaz yememe ve aynı arızalardan servise götürüldüğünü, yine garantiden tamir edildiği beyan edildiğini, aracın tekrar arızalanması üzerine 22/11/2022 tarihinde servise götürüldüğünü ve 25/11/2022 tarihinde noterden ihtarname gönderildiğini, bu işlemler sırasında aracın uzunca süre serviste kaldığından davacının araçtan mahrum kaldığını, en son servis tarafından arızanın kullanıcı hatası denilerek garantiden tamirinin reddedilerek 13/12/2022 tarihinde 29.61,95 TL tahsil edildiğini, aracın aynı arızalardan çok defa servise götürülüp hepsinde garantiden tamir edildiğinin beyan edilip kötüniyetli olarak kullanıcı hatası olduğunun iddia edildiğini, satın alınan aynı marka model .... plakalı aracın da diğer araçla aynı arızayı vermesi üzerine 13/12/2022 tarihinde davalı ..... Servise teslim edildiğini, bu araç için de kullanıcı hatası denilip 31.175,14 TL tahsil edildiğini, iki aracın  farklı sürücülerce kullanıldığını, aynı marka ve model araçta aynı arızaların meydana gelmesinin gizli ayıp niteliğinde olduğunu, davacının işlerinin aksamaması için araçlara toplam 60.537,09 TL tamir bedeli ödeyerek davalı serviste tamir ettirdiğini, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; (değer kaybı ve vasıtasızlık mahrumiyet bedeli için belirsiz alacak davası olarak) ..... plakalı araç için 29.361,95 TL onarım bedeli, 100 TL değer kaybı ve 100 TL vasıtasızlık mahrumiyet bedeli ile .... plakalı araç için 31.175,14 TL onarım bedeli, 100 TL değer kaybı ve 100 TL vasıtasızlık mahrumiyet bedeli olmak üzere şimdilik toplam 60.937,09 TL'nin, müştereken ve müteselsilen faizi ile davalılardan tahsilini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı ..... vekilinin 23/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde; davacı tarafından araçlardaki ayıba ilişkin olarak yükümlülüklerine aykırı hareket edildiğini, gerekli bildirimlerde bulunmadığından sorumluluklarından bahsedilemeyeceğini, satıcının ve ithalatçının yükümlülüğünün garanti süresisi ile sınırlı olduğunu, bu sürenin de iki yıl olduğunu, davacının davayı garanti sürelerinin dolmasından sonra açıldığını, davacının uzatılmış garantiden yararlandığını gösterir bir belge sunulmadığını, davacıya satılan her iki araçta da gizli ayıp olmayıp arızaların kullanım hatalarından meydana geldiğini, dolayısıyla garanti kapsamı dışında kaldığını, davacının araçları niteliklerine uygun kullanmayıp  yıpranmasına sebebiyet verdiğini, araçların tramer kayıtlarının istenip başka bir tamir firmasında onarıma tabi tutulmuş olup olmadığının araştırılmasını, aracın kazasının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ile haksız davanın reddini talep etmiştir.   <br>Davalı .... Şirketi vekilinin 24/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde; davacının araçlar ilgili gönderdiği 25/11/2022 tarihli noter ihtarnamesine kadar bir ayıp başvurusu bulunmadığını, araçların 2020'de satılıp dava tarihine göre TBK'nın 231/1 maddesindeki zamanaşımının dolduğunu,  garanti süresinin 2 yıl olduğunu, davacının araçları satın aldığı tarihten itibaren çeşitli zamanlarda servise götürdüğünü, .... plakalı aracın 29/04/2020, 20/05/2022 ve 12/08/2022 tarihlerinde serviste garanti kapsamında onarıldığını, sonrasında davacının 22/11/2022'de ..... plakalı aracı, 13/12/2022 tarihinde ...... plakalı aracı servise götürdüğünü, araçların diğer davalıca yapılan onarımının garanti kapsamında yapılmayıp fatura kesildiğini, .... plakalı aracın garanti süresinin 18/03/2022; .... plakalı aracın garanti süresinin ise 11/06/2022 tarihinde dolacağını, servisin onarımı garanti kapsamında değerlendirmeyerek yaptığı parça değişimlerinden ücret aldığı tarihte her iki araç için belirlenen garanti süresinin sona erdiğini,  davaya konu onarımların garanti süresi dolduktan sonra yapılmış olup, bedellerinin talep edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, araçların Türkiye'deki dağıtıcısının diğer davalı  ..... olduğunu ve kendilerinin onun temsilcisi olarak satış ve servis hizmeti verdiğini,  iddia edilen ayıbın üretim yada kullanıcı hatası olup olmadığının tespiti ve karar verme yetkisinin .....'de olduğunu, herhangi bir bayiinin müşteriden gelecek talebe tek başına karar vererek garanti kapsamında onarım ve değişim yada bedel iadesi yapamayacağını, öncelikle yasanın öngördüğü süresinde bildirim yükümlüğüne uyulmaması ve  zamanaşımı süresi geçtikten açılmış olması sebebiyle, açılan dava haksız ve yasal dayanaktan yoksun bulunduğundan davanın reddini talep etmiştir.  <br>Mahkemenin 12/09/2024 tarihli kararında; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; ..... plakalı araca ilişkin 29.361,95 TL onarım bedeli,  40.000,00 TL mahrumiyet bedeli, davaya konu .... plakalı araç için 31.175,14 TL onarım bedeli,  5.000,00 TL mahrumiyet bedeli tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davaya konu araçlara ilişkin değer kaybı tazminat talebinin reddine hükmedildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ; \t<br>Davalı ...... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda zamanaşımına ilişkin olarak ticari satışlarda ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra çıkmış olsa bile satılanın devirden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davaya konu .... plakalı aracın 18/03/2020, .... plakalı aracın 11/06/2020'de satılıp dava tarihinin 16/02/2023 olmasına göre zamanaşımının dolduğunu, kararlaştırılan sorumluluk süresinin 2 yıl ile sınırlı olduğunu,   davacının uzatılmış garantiden yararlandığına ilişkin bir belge ileri sürmediğinden garanti süresinin 2 yıl olarak kabulü gerekeceğini, yetkili mahkemenin ..... Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının bir sorunla karşılaşılması halinde bu sorunu öncelikle ...'ye bildirmesi gerektiğini, ancak hiçbir bildirimde bulunmayıp, ayıp ihbarını yalnızca diğer davalı satıcıya yaptığını, bildirim yapılması halinde, ayıbın kaynağının araştırılıp garanti kapsamında kalıp kalmadığı incelenebilecekken bu imkanın elinden alındığını, davacının belirttiği arızaların kullanım hatalarına bağlı olduğunu, araçta değişen parçalar dikkate alındığında ayıbın kullanım hatasından doğacağını,<br> gizli ve kronik ayıp iddiasının asılsız olduğunu, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmayıp itirazlarının karşılanmadığını, davacının araçları niteliğine uygun kullanmadığı ve yıpranmasına sebebiyet verdiğine dair iddialarının dinlenmediğini, araçta yaşanan arızanın davacının, uyarıyı dikkate almadan kullanmaya devamının sonucu olduğunu, davacının araçların karoserinde geçen sürede birçok hasarlar verdiğini, bilirkişinin 'broşür ve İnternet sayfası' demek suretiyle kaynağı belirsiz birtakım belgelerden yararlanarak araçların garanti kapsamında olduğunu belirtmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosyanın otomotiv konusunda uzman akademisyenlerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii ile yeni rapor alınması  taleplerinin dikkate alınmadığını belirterek, kararının kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı .....vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, 25/11/2022 tarihli noter ihtarına kadar yapılmış bir ayıp başvurusu olmadığını, faturaları süresinde iade etmediğini, zamanaşımı dolduktan sonra dava açıldığını, araçların garanti kapsamında olmadığını, çünkü verilen garanti süresinin  2 yıl olduğunu, hükme dayanak raporda \"internet sitesinde ve broşürlere\" atıf yaparak garanti süresinin \"3 yıl/100 bin km\" olduğunun iddia edildiğini, davacının araçları çeşitli zamanlarda servise götürüp onarımını sağlattığını, araçların diğer davalıca yapılan onarımının garanti kapsamında yapılmayıp fatura kesildiğini, satış tarihine göre .... plakalı aracın garanti süresinin 18/03/2022; .... plakalı aracın ise 11/06/2022'de dolduğunu, davaya konu onarımların garanti dolduktan sonra yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik, yetersiz, teknik bir ölçüm ve tespit yapılmadan, yoruma ve varsayıma dayalı değerlendirmeleri havi, denetime elverişli olmaksızın tanzim edildiğini, raporlarda araçların servise teslim edilip servisten alındığı tarihler dikkate alarak davacının toplam 55.125,00-TL araç mahrumiyeti alacağının olduğu hesaplanmış ise de davacının 12/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna itiraz etmediğinden onun açısından kesinleştiğini, bilirkişilerin ikame araç bedeli hesabında dayanak belgelerin bulunmayıp denetlenebilir olmadığını, arızaya konu katalizör ve partikül filtresi parçalarının ayıplı ve hasarlı olmadığını, davacının araç ikaz lambaları dikkate almayarak aracın kullanılmaya devam ettiğini, filtredeki tıkanıklığın araca zarar verme ihtimalini göze aldığını, ayıplı olduğu iddia edilen parçalar sökülerek incelenmeden, araçlarda kullanılan yakıtlardan örnek alınarak yakıt kalitesi, yakıt kullanım geçmişi ve araçların kullanım amacının dikkate alınmadığını, TBK'nın 52.maddesi gereği davacının zarara bizzat sebep olduğundan tazminata hak kazanamayacağını belirterek, kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davalı ....'nin araçların distribütörü ve garanti vereni olduğunu, araçların 3 yıl garantili olarak satıldığını, bu hususta ...internet sitesi garanti yazısı ve ... Servis garanti afişinin beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu, araçların aynı arızalardan birden çok serviste götürülüp hepsinde garantiden tamir edildiğini, en son kullanıcı hatası olduğu iddia edilip, herhangi bir kullanıcı hatası bulunmamakla birlikte aynı arızalar garantiden daha önce tamir eden davalının, aynı arızaya kullanıcı hatası demesinin kötü niyet olduğunu, her iki aracın farklı sürücülerin kullanıp aynı model ve marka araçta aynı arızaların meydana gelmesinin arızların kronik ve gizli ayıp niteliğinde olduğunu gösterdiğini, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunda arızaların davalılardan kaynaklı gizli ayıp olduğunun tespit edildiğini, araçların garanti sürelerinin 3 yıl olduğunu, aynı zamanda araçlardaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup davalının zamanaşımı def'inde bulunamayacağını, aracın birden fazla  arızalanıp her seferinde davalı servisçe garanti kapsamında ücretsiz onarım yapıldığı beyan edilerek teslim edildiğini, aracın sürekli aynı arızayı vermesi nedeniyle birden fazla defa servise götürüldüğünü, son servise götürüldüğünde ise para alınarak parçaların değiştirildiğini, davalı servisin arızaları garantiden giderdiğini beyan ettiğinde parçaları değiştirmeyip temizlediğini, davalının parçaların değiştirilmesi gerektiğini bilmesine rağmen kötü niyetli olarak değiştirmeyip temizlediğini, davacıyı sürekli mağdur ettiğini, para alınarak parçalar değiştirildikten sonra araçlardaki arızanın ortadan kalktığını belirterek, Mahkeme kararının hukuka uygun olup, davalıların istinaflarının reddini talep etmiştir.<br>DELİLLER ; ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... E. ....... K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ;<br>           \t      Dava; ticari satıma konu aynı tip ve modelde  iki adet aracın gizli ayıplı olduğu iddiasına dayalı, davalı satıcı ve ithalatçıdan onarım bedeli, araç yoksunluk bedeli ve değer kaybı tazminatı talebine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacı şirketin adresi ile vergi/mersis numarası, davalı ....'nin adresi ve taraf vekillerinin adreslerinin yer almaması, 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklikler eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Davacı ayrı tarihlerde satın aldığı iki aracın gizli ayıplı ve garanti kapsamında olduğundan tazminat talep etmiş, davalılar ise araçların garanti kapsamında olmadığını, zamanaşımının dolduğunu, arızanın davacının kullanıcı hatasından kaynaklandığını savunmuşlardır. <br>Öncelikle ayıp kavramı üzerinde durulmalıdır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 219. maddesinde \"Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.  Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.<br>Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir<br>6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda ise TBK'nın 223/2 maddesi uygulanır. TBK'nın m.223'e göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. <br>6098 sayılı TBK'nın \"Zamanaşımı\" başlıklı 231/1 maddesinde \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının, satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.\" hükmü mevcuttur. TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. <br>            Somut olayda; 18/03/2020 tarihinde ....... plakalı Dacıa ....... model araç, 11/06/2020 tarihinde de aynı marka model .......plakalı aracın satın alındığı, .... plakalı ilk satılan aracın 29/04/2020, 28/04/2022, 20/05/2022 ve 12/08/2022 tarihlerinde gaz yememe ve aynı arızalardan davalı servise götürüldüğü ve garantiden tamir edildiği, tekrar arızalanması üzerine 22/11/2022'de yine servise götürüldüğü ve 25/11/2022 tarihinde noterden ihtarname gönderildiği, son olarak da servis tarafından arızanın kullanıcı hatası denilerek 13/12/2022 tarihinde bedeli alınarak tamir edildiği anlaşılmıştır.<br>Mahkemece hükme esas alınan üç kişilik makine mühendisi bilirkişi heyet raporunda; davaya konu .... plakalı aracın katalizörünün ve ....plakalı aracın partikül filtresinin garanti kapsamı içerisinde ve kullanım ömürlerinden önce arızalanmaları nedeniyle ayıplı olduğu ve ayıbın, satış sırasında görülememesi ancak kullanım sırasında ortaya çıkması sebebiyle gizli ayıp olduğu bildirilmiştir. <br>Araçların garanti kapsamında olup olmadığı bakımından; davacı 3 yıllık garanti süresi olduğunu, davalılar ise 2 yıllık süre bulunduğunu savunmuşlardır. Araçlardaki varsa ayıp ve niteliğinin belirlenmesi bu bakımdan önem taşımaktadır. Zira gizli ayıp var ise garanti süresinin bir önemi bulunmamaktadır. <br>Tarafların da kabulünde olduğu üzere davacının 2 yıllık garanti süresi içerisinde aynı arıza ile davalı .....'ne ait servise 4 kez müracaat ettiği, ilkinde servise  çekici ile götürüldüğü, servis formlarında aynı şikayetlerin (gaz yememe, çekiş düşüklüğü, vs..) belirtildiği, yine 25/11/2022 tarihinde tekrar arıza ortaya çıktıktan sonra noterden ihtarname çektiği, yani aynı aracın aynı arızayı 1 yıl içinde 4 defa yaptığı, araçtaki ayıbın ortaya çıkması üzerine davacı tarafından, yukarıda belirtilen tarihlerde aracın yetkili servise götürülerek onarım için başvurulduğu, en son 25/11/2022 tarihli ihtarname ile de davalıya bu durumun ihtar edildiği görülmüştür. Ayıbın kullanımla ortaya çıkan gizli ayıp olması nedeniyle ihbar süreleri bakımından TBK'nın 223.maddesinin uygulanması gerekmekte olup, ayıbın zincirleme olarak arızaya neden olduğu ve ihtar tarihi öncesinde toplam 4 defa yetkili servise de başvurulduğu, araçtaki ayıp gizli ayıp olduğundan ve ayıbın ilk olarak garanti süresi  içerisinde ortaya çıkması üzerine davalı servise götürüldüğünün anlaşılmasına göre, ayıp ihbarının süresinde olduğu, davacının derhal ayıp ihbarında bulunma külfetini yerine getirdiği, aracın tesliminden itibaren garanti süresi içerisinde araçtaki ayıbı davalıya ihbar eden davacının, bu ayıptan dolayı def'i hakkının dava tarihine göre garanti süresi geçtiğinden bahisle düşmeyip devam edeceği anlaşılmış olup, davalılar vekillerinin bu yönlü istinaf istemi yerinde bulunmamıştır.       <br>Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuyla tespit edilen ve dizel partikül filtresi tıkanması sonucu arızanın garanti süresi içerisinde meydana geldiği, sık sık arıza yada bakım sinyali verdiği yada arıza yaptığı, serviste defalarca temizlik, bakım ve yenileme şeklinde bakım ve onarımları yapılmasına rağmen aynı arızanın tekrarlandığı ve bu nedenle çekişten düşme şeklinde açıklanan ayıp nedeniyle, davacının araçlardan istenilen verimi almasının mümkün olmadığı, tespit edilen ayıbın araçlardan elde edilecek faydayı ortadan kaldıracak nitelikte oluşu, araçların katalizör ve dizel partikül filtresinin aracın imalat ve montajından kaynaklanan gizli ayıp olduğu, arızanın aracın kullanımından kaynaklanmayışı ve  hakkaniyet kuralları da dikkate alındığında, somut olayda TBK'nın 227 hükmü gereği davacının seçimlik hakları kullanma hakkı bulunduğu, bu kapsamda hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda da açıklandığı üzere araçlarda katalitik konvertör ve partikül filtrelerinin değiştiği ve arızanın ancak bu şekilde ortadan kalktığı, yine davalı servisçe garanti kapsamında olmadığı gerekçesiyle parça değişiminden dolayı davacıdan tahsil edilen 29.361,95 TL ve 31.175.14 TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği anlaşılmış, davalılar vekillerinin bu yönlü istinaf istemi yerinde bulunmamıştır.       <br>Yine, bilirkişi heyetince kök raporda araçların serviste kalma süreleri dikkate alınarak yapılan araç mahrumiyet hesabının da oluşa uygun düştüğü, ikinci ek rapordaki bedelin daha yüksek olmasına rağmen mahkemece kök rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, bu yönlü bir davacı istinafı bulunmadığı, davalı vekilince bu husus istinafa getirilmiş ise de mahkemece düşük miktarlı oluşa uygun kök raporun hükme esas alınması nedeniyle davalı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.     <br>Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; toplanan delillere, yerel mahkeme gerekçesine, hükme esas alınan ve taraf, Mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli olarak düzenlenen bilirkişi kurulu raporu içeriklerine göre; mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekillerinin tüm istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken  7.236,56 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken davalılardan  ayrı ayrı peşin alınan 1.803,00 TL ve 1.803,00  TL harç toplamı 3.606,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.630,56 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalılar  üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf eden davalılar tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalılara  iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin, ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca  KESİN olmak  üzere 18/12/2024  tarihinde oybirliği ile  karar verildi. 18/12/2024<br><br><br><br>Başkan<br>e-imzalıdır<br><br>Üye<br>e-imzalıdır<br><br>Üye<br>e-imzalıdır<br><br>Katip<br>e-imzalıdır<br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e274fc077b80fa5","SID":"e334b12339530c76"}}