{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/600 Esas<br>KARAR NO: 2024/1845<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2022<br>NUMARASI: 2021/551 Esas, 2022/908 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 04/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile 01.03.2019 tarihinde Franchise sözleşmesi ve 05.04.2019 tarihinde ek sözleşme imzaladığını, ayrıca taraflar arasında sözlü ve mail ortamındaki yazışmalar ile “mağazanın açılış tarihinden Franchise sözleşmesinin hükümsüz kalacağı tarihe kadar yıllık toplam KDV dahil 389.400.-TL kira desteği faturası düzenlenerek cari hesaptan mahsup edileceği ve aylık 3.000.- TL + KDV tutarında iade ürün faturası düzenlenerek cari hesaptan mahsup edileceği, fatura tutarlarının her yıl TE oranında güncelleneceği” konusunda anlaşmaya vardıklarını, taraflar arasındaki mail yazışmalarıyla faturaların düzenleneceğinin bildirilmesi üzerine müvekkilinin ilk etapta aylık 3.000.- TL + KDV tutarında iade faturasının düzenlenerek davalıya gönderildiğini ve davalının söz konusu faturaları kabul ederek mahsuplaşma işlemini gerçekleştirdiğini, bir müddet sonra düzenlenen faturaların ödenmemeye başlandığını, eksik kalan aylar için 18.06.2021 tarihinde 44.330.76 TL tutarında fatura düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini, davalının söz konusu faturayı kabul etmeyerek ihtarname ekinde iade ettiğini, davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden takip başlattıklarını beyanla, itirazın iptalini, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  taraflar arsında 01.03.2019 tarihinde düzenlenen sözleşme kapsamında, davacının kendisi tarafından kiralanan işyerinde müvekkili şirkete ait olan ”...” markası adı altında satış yapan ticari bir işletme olduğunu, Franchise sözleşmesinin davacı tarafa herhangi bir inhisari hak vermediğini, davalının herhangi bir bölgesel koruma hakkı olmadığını, yapılan sözleşmede müvekkil firmanın ürünleri dışında herhangi bir ürün satılamayacağının hüküm altına alındığını, sözleşme incelendiğinde ürün iadesi yahut kira desteği adı altında yapılacağına ilişkin herhangi bir hükmün söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından sürdürülen Franchise ilişkilerinde zaman zaman ve hali niteliğine göre bağlayıcı olmayacak şekilde ürün iadeleri alınabildiğini, bu uygulamanın müvekkil şirketin tek taraflı iadesi ve insiyatifi ile yapıldığını, bu uygulamalar da diğer taraflarla herhangi bir yazılı ve sözlü mutabakatının bulunmadığını, davacının münferit bu olayı bir anlaşma mutabakatı sonucu olarak gösterdiğini, bu konuda davacıya hiçbir şekilde olumlu dönüş yapılmadığını, davacı ile söz konusu olay hakkında herhangi bir mutabakat, sözleşme bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü 05.04.2019 tarihli ek sözleşmede müvekkiline ait herhangi bir imza bulunmadığını, davacının müvekkili şirket tarafından kendi insiyatifi ile zaman zaman yürütülen bir ürün iade uygulamasını devam haline getirmeye çalıştığını, davacı tarafından kabul edildiğini iddia ettiği mail küpürleri incelendiğinde, söz konusu mail içeriklerinin hiç birinde kabul anlamına gelecek bir ifadenin yer almadığını, davacının müvekkili şirket tarafından tek taraflı olarak kendi takdirine uygun belirlemiş olduğu yardımı sözleşmesel bir ilişkiye dönüştürerek devamlı bir hale getirmeye çalıştığını, söz konusu ödeme kalemlerinin tamamının davacının borçlarından mahsup edilmek suretiyle karşılandığını, iş bu ödemelerin tamamının Franchise işletmelerinin yararına olacak şekilde yapıldığını, müvekkilince kabul edilen faturalar incelendiğinde bazı aylar birleştirildiğinde dahi bu ödemelerin 3.000,00 TI görüleceğini, 2021 yılı için müvekkil şirketin yalnızca Mart ayında ödeme kabul ettiğini, davacıya yapılan ödemelerin tamamı belirli bir döneme ilişkin olup, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği bu ödemelerin devamlı surette yapılacağının taahhüt edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil şirketin iyi niyetli bir şekilde ayakta tutmaya çalıştığı ticari faaliyetin davacı tarafından kötüye kullanılmak istenmekte olduğunu ve bu yolla yıllık 330.000,00 TL. tutarında bir gelir elde edilmek üstendiğini, düzenli işleyen bir sistem ve tamamen olayın niteliğine uygun olarak hazırlanmış bir sözleşme varken müvekkilin bu denli yüksek miktarda bir kaybı göze almasının mümkün olmadığını, davacı tarafından kesilen faturaların tamamının noter kanalı ile yahut elektronik fatura tebliğ usullerine göre red edildiğini, faturalar BA-BS formalarında kayıtlı olarak gözükse bile iş bu faturaların kabul edilen kısımları hariç diğerlerinin red edildiğini, müvekkil şirketin her defasında gerekli kontrolleri yaparak kendi takdir ettiğinin dışında bir mahsup işlemi yapmadığını beyanla davanın reddine, kötü niyetli dava ikamesi sebebiyle davacı hakkında HMK'nın 329.maddesine göre hüküm kurulmasını talep  etmistir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \".... davacı tarafça franchise ilişkisi kapsamında davalıya ürün destek faturası adı altında 20 aya ait faturalar kesildiği, bu faturalardan 9 aya isabet eden faturaların davacı tarafça kabul edildiği, 11 aya isabet eden faturaların davalı tarafça kabul edilmediği, davacı tarafından 11 aya isabet eden ürün destek faturanın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, davalı tarafça her ne kadar zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de uyuşmazlığın franchise sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği ve zamanaşımı definin yerinde olmadığı, bilirkişi heyeti tarafından davalı şirketin ürün destek bedeli ödemeye yönelik bir taahhüdü bulunmadığı, bu nedenle takibe konu faturalardan dolayı sorumlu olmadığı yönündeki mütalaaya davalı tarafça davacı tarafından ürün destek ödemesi adı altında kesilen 9 adet faturanın cari hesaplara alınarak davacı alacağı olarak kaydedildiği, 11 adet faturanın iade edildiği, davalı tarafça 9 adet faturanın kabul edilmesinin davacı tarafta sözleşmede yer almasa dahi ürün destek ödemesi yapılacağına dair haklı beklenti oluşturduğu, bu nedenle taraflar arasında ürün destek ödemesi yapılmasına ilişkin fiili uygulama bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalının iade ettiği 11 adet fatura bedelinden de sorumlu olduğu, bu kapsamda davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğu, iptalinin gerektiği, tarafların tacir olması nedeniyle alacağa takip tarihi itibariyle ticari faiz uygulanması gerektiği, alacağın likit ve bilinebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, 3-Kabulüne karar verilen alacağın %20 'si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkeme tarafından yapılan destek ödemesi yapılacağına dair haklı bir beklentinin oluştuğuna yönelik tespitin yerinde olduğunu,  davalı tarafa düzenli olarak destek ödemesi yapılacağına ilişkin herhangi bir taahhüt olmadığını, bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı üzere ödemelerin son derece düzensiz olduğunu, faturaların tamamının davacının kendi inisiyatifiyle kestiği faturalar olduğunu, Ödemeler 2019 yılı için 9-10-11 ve 12. aylar için yapılmışken 2020 yılı için 3-4-5-12 aylar için yapıldığını, beklenti oluşmasının mümkün olmadığını, Raporun 7.sayfasında göre; davalının 1-2 ve 4. aylar için ürün destek talebinde bulunduğu ve 3 ve 5. aylar için TÜFE farkı talep ettiğini, bu koşullar altında ödeme tarihlerinin geçmişle örtüşmediğinin görüleceğini, ödemelerin belli bir düzen içinde yapılmadığını ve tamamen müvekkili şirketin takdirine bağlı olarak yapıldığını, ödeme yapılırken davalı franchise firmasının durumu ve pazar koşulları göz önünde bulundurulduğunu,  2020 yılı için TÜFE farkı oluşmasına neden olabilecek bağlantının kaynağının belli olmadığını, müvekkillin böyle bir taahhüdü ya da geçmiş dönem ödemesi bulunmadığını, TÜFE farkı ödeneceğine dair herhangi bir tespitin mümkün olmadığını, Bir an için ürün destek talepleri kabul edilebilir olsa bile sair ödemelerin kalan aylar için yapılacağına ilişkin herhangi bir çıkarımda bulunmanın mümkün olmadığını,  sadece belli dönemler için ödemelerde bulunulduğunu, bu ödemelerin de 8 ayla sınırlı olduğunu,  2019 için 8 ay, 2020 için 8 ay ödeme yapıldığı görüldüğünü, 2019, 2020 ve 2021 için toplamda 12 ay ödeme yapılacağı tahhüdünde bulunulmadığını,  2019 yılında olmayan ve 2020 yılında başlayan bir uygulama için 2019 yılı için beklenti gerekçesi ile ödeme talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, karşı tarafın ileriye yönelik olarak talep edebileceği rakamların tespitinin de mümkün olmadığını, bu rakamların tamamı müvekkili şirket tarafından takdiren tespit edildiğini, ödeme kalemlerinin her seferinde müvekkili şirket tarafından reddedilmiş ve bu durumun haklı bir beklenti olamayacağı kendisine defalarca söylendiğini, bilirkişi raporunun da savunma doğrultusunda olduğunu,  Franchise Sözleşmesi Bölüm IX - Diğer Hükümler fıkra 3'te \"İşbu Sözleşme'den sapan durumlar nedeniyle ne kararlaştırılan haklar ve yükümlülükler değişir ya da ortadan kalkar ne de yeni haklar ve yükümlülükler tesis edilir\"  hükmünün açıkça davalı tarafından kabul edildiğini, Likit bir alacak söz konusu olmadığı için icra inkar tazminatının da yerinde olmadığını, davacının işbu davayı açmada herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, davacının, davaya konu alacaklarının doğduğunu ve her iki tarafın da onayladığını ve kabul ettiğini iddia ettiği ek sözleşmenin müvekkili şirket tarafından imzalanmadığını, Davacının ısrarla bir çok kez iletmiş olduğu ürün destek paketi kapsamında bulunan ürün iade faturalarının düzenlenmesi hakkında ki maillere de şirket tarafından onay veya her hangi bir kabul beyanı da verilmemiş olduğunu, davacı tarafından ...'ya atılan yapılan yazışmaların hukuki delil niteliği olmadığını, delil niteliği taşıdığı kabul edilse bile ortada yapılan işleme onay verildiğine ilişkin herhangi bir ibare dahi bulunmadığını, ...'nın şirketi temsil amacıyla imza yetkisi dahi bulunmadığını, davacı tarafından ... üzerinden sözleşme kurulduğunu iddia edilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının iddiasının aksine sözleşme imzalanmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan ... numaralı 44.330,76-TL'lik faturaya itiraz edildiğini, 354.000-TL'lik faturanın müvekkili ile ilgisi olmadığını, faturanın tebliği yahut ödendiğine ilişkin bir kanıt  olmadığını, Davanın kabulünün kesinleşmedi halinde itiraz edilen diğer faturalar da talebe konu olacağından müvekkili ticari yönden oldukça mağdur olacağını, Davacı şirket tarafından kira destek ve ürün iade hususunda mail ve sms/ileti yoluyla yöneltilen tekliflerin hiçbirine müvekkil şirket onay vermemiştir. yapılan ödemelerin teamül oluşturmasının yerinde olmayacağını, kötüniyetle dava açıldığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir. <br>GEREKÇE Dava, İİK 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Takibin dayanağı olan fatura; ürün destek bedeli ve Tüfe farkı kalemlerine dayalı olup bu hususta franchise sözleşmesinde hüküm olmadığından alacağı ispat yükü davacıdadır. Davacı sözleşme kurulurken franchise veren (davalı) yanca bu yönde taahhütte bulunulduğunu, hatta bu hususu mail yolu ile davalı şirkete ilettiğini ve ürün destek ödemesinin ihtilafsız olarak uygulandığını, davalı şirketin ortaklık yapısı değişince ise faturaların kabul edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise müvekkilinin insiyatifi ile uygulanan ürün destek ödemesinin sürekliliği olmadığını, davanın reddi gerektiği savunmuştur.Davacının delil olarak dayandığı 05.03.2019 Tarihli e-mail incelendiğinde;  “mağazanın açılış tarihinden Franchise sözleşmesinin hükümsüz kalacağı tarihe kadar yıllık toplam KDV dahil 389.400.-TL kira desteği faturası düzenlenerek cari hesaptan mahsup edileceği ve aylık 3.000.- TL + KDV tutarında iade ürün faturası düzenlenerek cari hesaptan mahsup edileceği, fatura tutarlarının her yıl TE oranında güncelleneceği” hususunun davalı şirket çalışanına ilettiği, davalı şirket çalışanın ise görüşüp bilgi vereceğini bildirdiği görülmektedir. Tarafların ticari defter incelemesine ilişkin bilirkişi raporuna göre; davalı, 31.01.2020 Tarihli 3.000TL+KDV=3.240TL'lik fatura ile birlikte 2020 yılında toplam 8, 2021 yılında ise 1 adet faturayı defterlerine kaydederek davacının cari hesabından mahsup etmiştir.  Bu durumda davalı yanca 9 adet faturanın benimsenerek cari hesaba işlenmesi nedeni ile davacıda haklı beklenti oluştuğu ve fiili uygulama oluştuğuna yönelik mahkemenin kabulü yerindedir. Taraflar arasında ürün destek bedeline ilişkin fiili uygulama oluştuğuna yönelik kabul yerinde ise de, bu husustaki desteğin hangi tarihten başlayacağı hususundaki anlaşmayı da davacı ispatlamalıdır. Davalı yanın defterine işlenen ödemeler 31.01.2020 Tarihinden başlamaktadır. Davacı tarafça, 2019 yılı 9-12 aylar arasında da ödeme yapılması gerektiği ispatlanamadığı gibi, ilgili dönem yönünden de 18.06.2021 Tarihli faturada talepte bulunulduğu dikkate alındığında destek ödeme uygulamasının davalının defterindeki tarihten önce başladığına ilişkin husus ispatlanamamıştır. Bu nedenle takibe konu alacağın 2019 yılına ilişkin dönemi yönünden  reddi gerekir. 2020 Yılında 8 adet, 2021 yılında 1 adet fatura kabul edilmiş olmakla, 2020 yılı yönünden 4 ay, 2021 yılı yönünden ise 3 ay için talep yerinde görülmüştür. Bununla birlikte faturada alacaklı olunan dönemler için TÜFE farkı da talep edilmiş ise de; davalının defterinde bu yönde bir kayıt mevcut olmayıp TÜFE farkının yansıtılacağı hususunda mutabakat sağlandığı sabit olmadığından bu yöndeki istem yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 7 ay x 3240,00TL = 22.680,00TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan %20 icra inkar tazminat isteminin kabulüne dair Dairemizce yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/12/2022 gün ve 2021/551 Esas, 2022/908 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜNE, -Davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası yönünden itirazının KISMEN  İPTALİNE, Takibin  22.680TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, -Kısmen kabulüne karar verilen alacağın %20'si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- İlk derece aşamasındaki harç ve yargılama giderlerine ilişkin; -Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli 1549,27 TL  karar ve ilam harcından peşin alınan 535,41 TL ve 80,70 TL ıslah harcının mahsubu ile  bakiye 933,16 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 22.680,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  -Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 21.650,76TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafça yargılama gideri olarak yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 535,41 TL peşin harç, 80,70 ıslah harcı, 3.000,00 TL bilirkişi, 87,60 tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 3.763,01‬TL'nin kabul oranına göre  1925,15 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, -6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; -İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, -İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan  492TL istinaf yoluna başvurma harcı, 100TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 592TL'nin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.04/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e23e4a26646da93","SID":"c49c246273509311"}}