{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1491 Esas<br>KARAR NO: 2024/1808<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/05/2024<br>NUMARASI: 2022/595 2024/321<br>DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri<br>Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>DAVA TARİHİ: 01/09/2022<br>KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket ile dava dışı ...Ltd. Şti. arasında 03/09/2008 tarihinde imzalanan ... no'lu finansal kiralama sözleşmesine  müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kiralananın teslim edildiğini, davalı ve asıl borçlunun borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, bunun üzerine davalıya diğer borçlulara; 26/12/2008 tarihli ihtarname keşide edildiği, ihtara rağmen borcun ödenmediğini, ekipmanların iade de edilmediğini bu nedenle sözleşmesinin feshedildiğini, asıl borçlu ve müteselsil kefiller hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. numaralı dosyasından takip başlatıldığını, davalının itirazın üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, takibe konu finansal kira alacağı (51.239,93-TL) ve finansal kira alacağının faizine (516.626,43-TL) ilişkin itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep etmiş olduğu tüm hak ve alacaklar için zamanaşımı def'inde bulunduklarını, bu davada alacakların zamanaşımına uğradığını, 3226 sayılı yasanın 8. maddesine amir hükmüne göre, tescil yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkilinin sözleşmede kefil olarak yer alması nedeniyle sorumluluğunun sınırlı olduğunu, kanunda bu duruma üst sınır getirildiğini savunarak, davanın reddini, davacı tarafından başlatılan kötüniyetli icra takibi sebebiyle davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatın karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası kapsamında, davacı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde, finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, Beşiktaş ... Noterliği'nden 26/12/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği, icra takibinin 10/09/2021 tarihinde açıldığı, davanın 10 yıllık zaman  aşımı sonrasında yapıldığının tespit edildiği,  TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun TBK'nın 598 maddesinin dava konusu finansal kiralama sözleşmesine uygulanması gerektiği,  TBK'nın 598. maddesi uyarınca, hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefilin de borcundan kurtulduğu, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığı, kefalet on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefilin ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceği, söz konusu maddede öngörülen sürenin hak düşürücü süre olduğu, davalı kefilin 10/09/2021 takip tarihi itibariyle herhangi bir sorumluğunun  bulunmadığı  ve davanın, hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle, zaman aşımı  nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; talep edilen alacağım zamanaşımına uğramadığını, kanunda açıkça belirtildiği üzere cari hesap sözleşmesinin sona erme hallerinden herhangi birinin meydana gelmesinden itibaren zamanaşımı süresinin başlayacağını, taraflar arasında bulunan cari hesap sözleşmesi ve bu sözleşme doğrultusunda devam eden cari hesap dolayısıyla alacağın zamanaşımına uğramasınıın söz konusu olmadığını, cari hesap tasfiye edilmediği, sözleşme sona ermediği sürece zamanaşımının başlamayacağını, kaldı ki davalıya karşı açılmış bulunan bir başka takip olan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takibinde de yapılan işlemlerin zamanaşımını kestiği, borçluların geçen süreye rağmen finansal kiralama konusu malı teslim etmediklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde, maktu vekalet ücretine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, alacağı olmadığını bilmesine rağmen dava açan  davacı tarafın aleyhine kötüniyet tazminatına  hükmedilmesi gerektiğini  ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine  karar verilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı  istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince, kararın gerekçesinde davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı belirtilmesinde rağmen, hüküm kısmında gerekçeyle çelişki oluşturacak şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle taraf vekillerinin istinaf itirazlarının re'sen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Ayrıca zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiği halde, kabule göre davalı lehine nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmüştür.Davaya konu finansal kiralama ve kefalet sözleşmesi, 03/09/2008 tarihinde  yapılmıştır.  Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefaletin süresine ilişkin bir sınırlama hükmü bulunmamakta ise de; 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 598.maddesinde; “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.\" hükmü düzenlenmiştir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5.maddesine göre; \"Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.\" Kefaletteki 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, davaya konu kefaletnamenin 03/09/2008 tarihli olduğu, 10/09/2021 takip tarihinde icra takibine başlandığı ve takip tarihi itibariyle yasada belirlenen 1 yıllık ek süre de dolduğundan kefalet kendiliğinden kalkmış olup, davalının kefaletten dolayı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dava itirazın iptali davası olup, somut olayda itirazın iptali davasına özgü hak düşürücü süre söz konusu değildir. TBK'nın 598. maddesinde öngörülen 10 yıllık kefalet süre sınırı hak düşürücü niteliktedir. Davacının söz konusu hak düşürücü süre dolduktan sonra takip başlatması nedeniyle, takibe konu alacak hak düşürücü süreye uğradığı, bu nedenle davalıdan talepte bulunması mümkün deildir. Bu nedenlerle davanın esastan reddine; davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. Maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen kabulüne, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 3-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2024 gün ve 2022/595 Esas,  2024/321 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın REDDİNE, 5-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, <br>İlk derece yargılaması yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 4.162,75-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınması gereken  427,60-TL harçtan mahsubu ile artan 3.735,15-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından ve yatırılan gider avansı bulunmadığından  bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,d-İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, e-Reddedilen kısım üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 89.179,95 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-İstinaf harç, yargılama giderleri yönünden; 7-İstinaf peşin harcının talep  halinde taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 40- TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.209,40-TL'nin  davalıdan alınarak, davacıya verilmesine 9-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 238-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1407,4-TL'nin  davacıdan alınarak, davalıya verilmesine 10-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"afeb0872003d9a10","SID":"cb462126fcffdb16"}}