{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3500 <br>KARAR NO:2024/3409<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/10/2024<br>NUMARASI:2024/501 E - 2024/644 K<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Alım Satım)|Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin işletmesine düzenlenen ... Seri numaralı 12/08/2024 son odeme tarihli 49.161,08 TL'lik faturanın haksız ve yanlış olduğunu, bu faturanın öncesinde davalı şirketçe 13/07/2024 tarihinde 79.490.51 TL tahakkuk edilmiş olduğunu,  bu faturaya karşı 23/07/2024 tarihinde iptal davası açılmış olup bu dava İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/428 esas numaralı dosyasında devam ettiğini, bu dosyada tedbir talebi verildiğini beyanla, davalı şirketin elektrik dağıtım konusunda tekel konumunu kötüye kullanarak müvekkili üzerinden zorla haksız kazanç elde etmek istemekte olduğunu, müvekkilinin bu aşamada haksız ve  hukuksuz şekilde tahakkuk edilen 49.161,08 TL ödeme imkanı bulunmadığını, HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca telafi imkansız zararın önüne geçmek için elektrik enerjisinin kesilmemesi kesildiği takdirde tekrar sağlanması için tedbir kararı verilmesini, düzenlenen ... Seri numralı 12/08/2024 son odeme tarihli 49.161,08 TL'lik faturanın iptaline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davacı vekili birleşen dosyada dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete davalı şirket tarafından usulsüz kullanım yapıldığı iddiası ile 13/09/2024 son ödeme tarihli 80.246,40 TL'lik kullanım faturası düzenlendiğini, bu fatura öncesinde davalı şirketçe 12.08.2024 son ödeme tarihli 49.161,08 TL'lik usulsüz kullanım faturası düzenlendiğini, bu faturaya karşı 26/08/2024 tarihinde iptal davası açılmış olduğunu ve davanın İstanbul 16 ATM'nin 2024/501 Esas sayılı dosyasıyla devam devam ettiğini, bu dosyada davalı şirketçe sağlanan enerjinin kesilmemesi için tedbir kararı verildiğini, mahkemenin tedbir ara kararına rağmen davalı şirket keyfi ve hukuksuzca davranarak 03/09/2024 son ödeme tarihli 80.246,40 TL'lik fatura tanzim edilmiş olduğunu, davalı şirketin haksız kazanç elde etmekte olduğunu, usulsüz kullanım faturasının normal tüketimin 2 katı olarak düzenlendiğinden davalı şirketin müvekkili şirkete sağlamış olduğu enerjinin 2 katı fatura ederek yüksek bir kazanç elde etmekte olduğunu, haksız faturaya itiraz etme ve iptal talep etme mecburiyetlerinin doğduğunu, mahkememiz dosyası ile İstanbul 16 ATM'nin 2024/501 esas sayılı dosyasıyla bağlantılı olduğunu, davaların birleştirilmesi gerektiğini belirterek davalı şirket tarafından davacının elektrik enerjisinin kesilmemesi, kesildiği takdirde yeniden enerji verilmesi yönünde dava süresince tedbir kararı verilmesini, dosyanın İstanbul 16 ATM'nin 2024/501 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davalı şirket personellerince yönetmeliğe aykırı bir şekilde tutulduğu tespit edilen tutanağın iptali ile bu tutanağa dayanarak düzenlenen ... Seri numaralı 13/09/2024 son ödeme tarihli 80.246,40 TL'lik faturanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından 27/08/2024 tarihli ara kararla \" ... Seri numaralı 12/08/2024 son odeme tarihli 49.161,08 TL'lik faturaya ilişkin, ticari işletmesi olan  kullanım yerinde tedbir talep eden davacının elektriğinin kesilmesinin, davacının verdiği hizmetinin aksaması telafisi imkansız zararların doğmasına sebep olacağı, davacının ticari faaliyetini sürdürmek için elektriğin önemli bir koşul olduğu, yargılama süresince davacının ticari işletmesine elektrik verilmesi yönünde  hukuki menfaatinin bulunduğu\" gerekçeleriyle talebin HMK'nun 389 vd. maddeleri gereğince  kabulü ile  fatura tutarının %15 si oranında 7.375,00-TL nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz  teminat mektubu ibraz edildiğinde, talep konusu; ... Seri numaralı 12/08/2024 son ödeme tarihli 49.161,08 TL'lik faturaya ilişkin  elektrik sayacına ticari işletmesi olan  kullanım yerinde ve dava konusu faturayla sınırlı olarak elektriğin kesilmesinin önlenmesine  karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından 23/09/2024 tarihli ara karar ile \" ... Seri numralı 13/09/2024 son odeme tarihli 80.246,40 TL'lik faturaya ilişkin, ticari işletmesi olan  kullanım yerinde tedbir talep eden davacının elektriğinin kesilmesinin, davacının verdiği hizmetinin aksaması telafisi imkansız zararların doğmasına sebep olacağı, davacının ticari faaliyetini sürdürmek için elektriğin önemli bir koşul olduğu, yargılama süresince davacının ticari işletmesine elektrik verilmesi yönünde hukuki menfaatinin bulunduğu \" gerekçeleriyle  ihtiyati tedbir talebinin taktiren toplam fatura tutarının %15 si oranında 12.036,96 TL nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde, talep konusu; ... Seri numralı 13/09/2024 son odeme tarihli 80.246,40 TL'lik faturaya ilişkin  elektrik sayacına ticari işletmesi olan  kullanım yerinde ve dava konusu faturayla sınırlı olarak elektriğin kesilmesinin önlenmesine  karar verilmiştir.Karara itiraz üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda,; \" dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri olduğu,  dava konusu borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulunun meydana geldiği görülmektedir. Ayrıca ihtiyati tedbirin dava konusu fatura ile  sınırlandırıldığı anlaşılmış olup alınan teminat miktarı da yeterli olduğu\" gerekçeleriyle  tedbire itiraz eden davalı vekilinin itirazlarının reddine  karar verilmiştir.Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihtiyati tedbir ve yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığını, teminatın yetersiz olduğunu, ihtiyati tedbire itiraz dilekçesi ekinde ve cevap dilekçesi  ekinde sundukları bilgi ve belgelere göre davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, davacının kaçak kullanım ile hem tüketici hem müvekkili şirketi maddi zarara uğratırken hem de çevresinde kendisiyle aynı trafo ve kablo üzerinden enerji alan diğer tüketicilerin sağlıklı enerji kullanma hakkını da engellediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, kaçak elektrik nedeniyle menfi tespit ve elektriğin kesilmemesi için ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HMK)'nın 389/1. maddesi, \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, \"uyuşmazlık konusu hakkında\" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204.  maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu faturalara dayalı  borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş ihtiyati tedbir dava konusu  fatura ile sınırlanmış olduğu, davacının iş yerindeki faaliyetine devam etmesinde davalı/alacaklının da faturaların tahsili noktasında menfaatinin olduğu anlaşılmakla elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi HMK 389 md hükmüne  uygundur.Mahkemece belirlenen teminat miktarında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25dd6613a5166d1b","SID":"0be8bfc7963f51eb"}}