{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 16/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/02/2024<br>NUMARASI\t:   Esas  Karar <br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av. <br>DAVALI \t: 1- <br>VEKİLİ\t:Av. <br>DAVALI \t: 2- <br>VEKİLİ\t:Av.<br>DAVALILAR \t: 3- <br>\t 4- <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 16/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 16/12/2024<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 10/10/2019 tarihinde davalı ..... ...... idaresinde bulunan Saraçoğlu caddesi istikametinden Şelale caddesi istikametine doğru seyreden ....... plakalı otomobil ile Şelale sokak istikametinden Saraçoğlu caddesi istikametine doğru seyreden davalı ...... .... idaresindeki ..... plakalı otomobil Erciyes sokak kavşağında, araçların ön kısımlarının çarpması ve çarpma etkisiyle ....... plakalı aracın sola doğru savrulması ile yolun sağında kısa süreli bekleyen ....... idaresindeki ...... plakalı araca çarpması neticesiyle gerçekleşen kaza sebebiyle ....... plakalı araç içerisinde bulunan davacı ..........'in yaralandığını, meydana gelen kaza sonucunda olay yeri inceleme ekipleri ve trafik ekipleri tarafından tanzim edilen, trafik kazası tespit tutanağında yapılan değerlendirmede; ....... plakalı araç sürücüsü ..... ......'un 2918 sayılı KTK 53-1.B (sola dönüş kuralına riayet etmemek) maddesini ihlal ettiği, ..... plakalı araç sürücüsü ...... ....'ın  aynı kanunun 52-1.A (kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak) maddesini ihlal ettiği sebebiyle kusurlu olduklarının tespit edildiğini,  Konya ..Asliye Ceza Mahkemesi .... E. Sayılı ve taksirle yaralama suç konulu dosyasında alınan 25/04/2020 tarihli trafik bilirkişi raporunda ..... ......'un asli, ...... ....'ın tali kusurlu olduğu; yine mahkemece alınan 25/11/2020 tarihli Trafik İhtisas Dairesi raporunda da ..... ......'un asli ve ...... ....'ın tali kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, kaza sırasında ....... plakalı araçta yolcu olan davacının  ise bir kusuru söz konusunun olmadığını, ayrıca davacının dava konusu kaza sebebiyle faturalandırılamayan kaçınılmaz tedavi ve bakım giderleri için 100 TL, kazanç kaybı için 100 TL, çalışma gücünün azalması veya kaybolması nedeniyle oluşan zarar bedeli için 100 TL, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar karşılığı olarak 100 TL'nin davalı sigorta şirketleri bakımından sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olmak ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte diğer davalılardan ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile verilmesini talep ettiği, 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... ...... ve davalı ...... ....'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ..........'e verilmesini, ....... plakalı ve ..... plakalı araçların araç tescil kaydını, davalı ..... ...... ve davalı ...... ....'ın taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmektedir. <br>Davalı ...sigorta vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin davacıdan 14/06/2021 tarihli mail ile Erişkinler için Engelllik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, ifade tutanakları, alkol raporu, ceza mahkemesi kararı, gelir belgesi ve kimlik fotokopisinin talep edildiği ancak davacı tarafın davalı sigorta şirketine iletmediği bu nedenle davalı şirkete tam ve eksiksiz başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle karar verilmesini, davacının bir başkasının bakımına muhtaç olup olmadığının tespiti için adli tıp kurumundan ve aktüer bilirkişiden rapor alınmasını talep ettikleri, müvekkili şirketin ancak tahkim başvurusunun yapıldığını tarihten itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulabileceği gibi nedenlerle KTK 97. Madde gereği yerine getirilmesi icap eden sigorta kuruluşuna başvuru şartının davacı tarafça  usulüne uygun bir şekilde yerine getirmemiş olmaması nedeniyle HMK 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine, usule ilişkin itirazların kabul görmemesi halinde esasa ilişkin itirazlar dikkate alınarak davanın esastan reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. <br>Davalı ...... ....'ın sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın hatır taşıması hukuki durumunda bulunan kişinini emniyet kemerini takmaması nedeniyle göğsünden yaralanan kişinin açtığı dava olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan kendisi ve ..... ......'un müştereken ve müteselsilen talep ettiği, davalılar olarak manevi tazminat yönünden diğer  davalı  ile arasında müşterek ve müteselsilen sorumluluk doğuracak bir hukuki dayanağın bulunmadığını, müşterek ve müteselsilen sorumluluğun kanuni dayanağı olan veya olması gereken bir sorumluluk türü olduğunu, kanunda genel düzenleme ile değil kanuni ve sınırlı sayıda düzenlenmiş hukuki ve kanuni dayanak bulunmadan böyle bir talepte bulunulduğunu, bu halde davacının 25/06/2021 tarihli dilekçesi dikkate alınarak bu istemin ıslahına da muvafakatinin bulunmadığını, ayrıca davacının maddi tazminat talebinin belirsiz olarak açılmış ise de kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması ve kaybolması nedeniyle oluşan zararın, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararların Borçlar Kanununda, Karayolları Trafik Kanununda , Yargıtay Kararlarında ve Sigorta Genel Şartlarında hukuki dayanağı bulunmayan kalemler gösterildiğini, 25/06/2021 tarihli dilekçe de maluliyete ilişkin raporlara veya klinik tıp verilerinin yargılama delili olarak sunulduğunu her bir talebe ayrı ayrı harca esas bedel gösterildiğini istem sonucunun değiştirilmesine muvafakatinin bulunmadığı gibi sebeplerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. <br>Davalı ...... Sigorta A.Ş. Vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın dava öncesinde davacı tarafından müvekkili şirkete başvuru yapıldığı iletilen evrakların kapsamında yapılan medikal değerlendirmede davacının kalıcı bir sakatlığı olmadığının tespit edildiğini, başvurucunun maluliyet oranının ve kusur durumunun adli tıp kurumunun 3. İhtisas dairesi tarafından tespitinin gerektiğini, tazminat hesabının aktüer hesaplama konusunda uzman ve hazine listesinde yer alan bir aktüer bilirkişi tarafından yapılmasının gerektiği gibi sebeplerle davacının kaza sebebiyle engellilik durumunun oluşmadığından davanın reddine, dava konusu kaza sebebiyle uğradığı maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile tespitini ve tazminat hesabına ilişkin raporun Hazine Müsteşarlığı listesinde yer alan uzman aktüerden alınmasını, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olan müvekkil şirketin aleyhine yargılama giderini faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını, hükmolunması halinde müvekkili şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderini, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasına, davacının müvekkili şirket bakımından poliçe teminatı dışında bulunan taleplerin reddine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. <br>Davalı ..... ......'un sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazada kusurunun bulunmadığını, davacının kazancının olmadığını, ekonomik geleceğinin sarsılması ve çalışma gücünün azalması ya da kaybolmasının söz konusu olmadığını, davacının kaza öncesinde engelli olduğunu ve engelli raporunun bulunduğunun ayrıca manevi tazminat talebinin yersiz, haksız ve fahiş olduğu gibi nedenlerle açılanan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. <br>Davalı ...... ....'ın  sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve yapılan açıklamalar ışığında davanın hem maddi istence ve hem de manevi istence yönünden hem usul ve hem de esas yönünden hukuka aykırı davranıldığını, davacının meydana gelen trafik kazasında davalılardan ..... ...... sevk ve idaresinde bulunan ....... plaka sayılı otomobilde yolcu olarak bulunduğunu, araç hususi otomobil olduğundan davacının hatır taşıması ile bu araçta bulunduğu, emniyet kemerini takmayan davacının göğüs kısmından yaralandığını, hatır taşıması ile müterafik kusura ilişkin hususlarda dava dilekçesinde bir açıklama yapılmamış olmasının  6100 sayılı yasanın 29. Maddesine aykırılık oluşturduğunu, ayrıca manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesini de talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi ..... Esas.... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \"Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu ve adli tıp raporu, davacının yaralanma bölgesi, sonrasında ortaya çıkan zararlar sebebiyle duyduğu manevi acı dikkate alınarak davacının manevi tazminat isteminin tamamını kabulüne karar vermek gerekmiş ve  ; <br>Açılan davanın davalı ...sigorta yönünden davadan sonra yapılan ödeme sebebi ile  feragat uyarınca REDDİNE,<br>Davacı ........'in maddi tazminat davasının davalı ...sigorta A.Ş.  dışındaki diğer davalılar yönünden KISMEN KABULÜ İLE; <br>658.821,05 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, <br>4.015,39 TL  geçici iş göremezlik tazminatı, <br>1.613, 28 TL  bakıcı gideri,<br>1.261,16 TL  tedavi gideri olmak üzere toplam 665.710,88 TL maddi tazminatın;<br>Davalı  ...... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 396.889,83  TL ile sınırlı olmak, <br>Davalı ..... ......'un sorumluluğu 654.784,72  TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile sınırlı olmak, <br>Davalı ...... ....'ın  zararın tamamından sorumlu olmak kayıt ve şartıyla,<br>Davalı ...... Sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 02/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılar  ..... ...... ve ...... .... yönünden  kaza tarihi olan 10/10/2019 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ..........'e verilmesine,<br>-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, <br>Davacının  manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan  10/10/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..... ...... ve ...... ....'dan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; 10/10/2019 tarihinde davalı ..... ...... idaresinde bulunan Saraçoğlu caddesi istikametinden Şelale caddesi istikametine doğru seyreden ....... plakalı otomobil ile Şelale sokak istikametinden Saraçoğlu caddesi istikametine doğru seyreden davalı ...... .... idaresindeki ..... plakalı otomobil Erciyes sokak kavşağında, araçların ön kısımlarının çarpması ve çarpma etkisiyle ....... plakalı aracın sola doğru savrulması ile yolun sağında kısa süreli bekleyen ....... idaresindeki ...... plakalı araca çarpması neticesiyle gerçekleşen kaza sebebiyle ....... plakalı araç içerisinde bulunan davacı müvekkil ..........'in yaralandığını, dosyaya sunulu bilirkişi hesap raporunda sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan maddi zararın TRH 2010 erkek moralite tablosu ve PMF 1931 yaşam tablosu olmak üzere iki ayrı kriterden hesaplandığını, Yerleşik yargıtay içtihatları gereği sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan maddi zararın  TRH 2010 erkek mortalite tablosu esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/02/2024 tarih ve ..... Esas.... Karar sayılı hükmünün 2. Kısmının ve ilgili olan diğer kısımların (5-6-7) istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalı ...... Sigorta Şirketi vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; huzurda görülmekte olan dava öncesinde davacı tarafından müvekkil şirkete başvuru yapılmışsa da iletilen evraklar kapsamında yapılan medikal değerlendirmede davacının kalıcı bir sakatlığı olmadığının tespit edildiğini, başvurucunun maluliyet oranının ve kusur durumunun mümkünse Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tespitinin gerektiğini, tazminat hesabının aktüer hesaplama konusunda uzman ve hazine listesinde yer alan bir aktüer tarafından yapılmasının gerektiğini, tüm bu nedenlerle Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından verilen .... Karar 08/02/2024 tarihli kararının kaldırılmasını ve istinaf gerekçeleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Mahkemece verilen karar, davacı ve davalı..... Sigorta vekilince aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir. <br>Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanma nedeniyle maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>- Davalı..... Sigorta vekilinin kusura yönelik itirazında;  <br>Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür\", yine aynı kanunun 50.maddesinde, \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır\" denilmektedir.<br>Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, \"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur\"  denilmektedir.<br>Birbirini teyit eden nitelikteki kaza tespit tutanağı ile gerek ceza gerek Mahkemece ATK'dan ve diğer bilirkişiden alınan kusur raporlarına göre davacı yolcunun içinde yolcu olarak bulunduğu davalı  sürücü .....'ın, asli derecede yüzde seksen, diğer davalı..... Sigortanın sigortalısı davalı sürücü ...... ....'ın yüzde yirmi oranda kusurlu olup,  davacı yolcunun konumu itibariyle kusursuz olduğu dosya kapsamınca sabit bulunduğundan, hükme esas alınan raporun dosya kapsamına ve oluşa uygun, ayrıntılı ve gerekçeli, hükme elverişli bulunması nedeniyle davalı vekilinin buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. <br>-Kamu düzeni yönünden ve davacı ile davalı .... Sigorta'nın, maluliyet ve aktüer hesaplamasına itirazlarına yönelik yapılan incelemede;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>           Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>          Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>           Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>            Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>           Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>          Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>               Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>               Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>              Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>                 Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>                Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>              Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>                  Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>                   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. <br>Bu halde Mahkemece,  AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sisteminin esas alındığı 2023 tarihli aktüer raporunun ve  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin baz alındığı maluliyet raporunun  esas alınmasının usul ve yasaya uygun olup, buna yönelik taraf taraf itirazları yerinde değildir. <br>Ancak; <br>- Davalı ...sigortaya yönelik feragat ve sorumluluğa yönelik; <br>2918 sayılı KTK nun 85. maddesi gereği, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı yasanın 88. maddesi gereği de, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.<br>Yine 6098 sayılı TBK. madde 61 ve 62 maddeleri ile müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 818 sayılı BK.'nun 141. ve 142. maddelerine (6098 sayılı TBK. madde 162 ve 163) göre, borcun tamamından sorumludur. BK.'nun 146. maddesi (6098 sayılı TBK. madde 167) uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur.<br>Borçlar Kanunu'nun 147. madde hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir.<br>Somut olayda, davacı tarafından yolcu olarak bulunduğu ....... plakalı, sürücüsü davalı .....'ın kullandığı aracın trafik sigortacısı  davalı ...yönünden davadan feragat edildiği; belirlenen kusur durumuna göre bu davalıların % 80, diğer aracın trafik sigortacısı davalı ......'nın ise % 20 oranında kusurlu bulunduğu; her ne kadar açılan dava ile her iki aracın sorumlularına karşı dava açılmış ise de yapılan feragatin sadece yolcu bulunulan ....... plakalı ...sigortanın sorumlusu olduğu araca ilişkin olup karşı aracın sorumluları davalıların % 20 oranındaki kusurlarına göre sorumluluklarının devam edeceği; ..... plakalı aracın sürücüsü ve sigortacısı..... Sigorta bu durumda kendi kusurlarından (% 20) sorumlu olup, feragat edilen ...sigortanın sorumlusu olduğu aracın sürücü ve sigortacısının karşı aracın sürücüsünün kusurlarından sorumlu olmadığından, yani ....... plakalı aracın sürücüsü ve sigortacısı için yapılan feragatin..... Sigorta'nın sorumlusu olduğu kısma etkili olmayacağı; bu araç sorumlularının yüzde yirmi kusuruna isabet eden kısımdan davacılara karşı sorumluluğunun  devam edeceğinden Mahkemece,  istinaf etmeyen davalılar nedeniyle davacı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da korunarak, kusur oranlarına ve feragat edilen ....... plakalı aracın ...sigorta dışındaki diğer sorumlularının teminat limiti üzerindeki kısımlarından sorumluluklarının devam edeceği de göz önünde bulundurularak, buna göre sorumluluk tayini gerekirken, her iki aracın müteselsil sorumlularının toplam tazminat miktarına göre sorumluluklarının değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu sebeple davalı..... Sigorta'nın istinafı kabul edilerek gereğinin yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. <br>(Bkz. aynı yönde Yargıtay 17. HD  2012/703 Esas, 2012/4471 Karar sayılı ilamı) <br>Anlatılan sebep ve gerekçelerle, tüm dosya kapsamı ve davanın niteliği nazara alınarak davalı ...... Sigorta Şirketi vekilinin  istinaf talebinin kabulü ve davacı vekilinin istinaf talebinin reddi ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı ...... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; davacı vekilinin istinafının REDDİNE; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,<br>4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/12/2024<br>\t\t\t\t<br><br><br>Başkan<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı  <br><br>Üye<br><br>e-imzalı<br><br>Katip<br><br>e-imzalı <br> <br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"18cd783d186f5b7b","SID":"f128059c62771bc1"}}