{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2397 <br>KARAR NO: 2024/2504<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/02/2024<br>NUMARASI: 2020/914  E. 2024/141 K.<br>DAVANIN KONUSU: Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 13/12/2024\t\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 15/02/2024 tarih ve 2020/914 E - 2024/141  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ait ...plakalı aracın... tarihinde kaza yaptığını ve kullanılamaz hale geldiğini, hasar dosyası açıldığını, davalı sigorta eksperlerince rapor düzenlendiğini ve sigorta şirketi tarafından araca ilişkin sovdaj bedeli de dahil olarak 150.000,00-TL ödenmesine karar verildiğini, kazadan yaklaşık 5 ay sonra davacı şirkete bu bedelin ödendiğini, davacı şirketin bu bedeli ihtirazi kayıtla kabul ettiğini, bakiye bedelin kendisine ödenmesi için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, araca ödenen miktarın fahis anlamda düşük kaldığını, aracın  o dönem gerek galeriler gerekse internet üzerinden araç bedelinin çok daha yüksek olması gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere aracın gerçek değerinin tespiti ile davalı şirkete eksik ödenen bakiye araç bedelinin ticari faizi ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı yanın talebinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, sigorta poliçesinde İMM bedeli ve maddi ayrımı yapılmaksızın olay başına azami 150.000-TL olarak belirlendiğini, davacıya 150.000,00-TL ödendiğini, bu limitin üzerinde bir bedelin davalı şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü beyan ve belgeler göz önünde bulundurulduğunda belirlenebilecek asgari tutarın 200,00-TL olmadığının açık olduğunu, hasar tarihinde aracın güncel değerinin 150.000-TL olarak tespit edildiği ve sigortalı davalı şirket ile imzalanan mutabakat çerçevesinde söz konusu miktar davacı yana ödendiğini ve davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalı sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"... kaza tarihi olan  ... günü ...  plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi tarafından 07/10/2019 - 07/10/2020 başlangıç-vade tarihli genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alındığı, davacının aracında meydana gelen hasarın, araç hasar tarihi itibariyle rayiç değeri poliçe limiti olarak kabul edilmek suretiyle davacının aracında meydana gelen hasarların davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda olduğu, davadan önce açılan hasar dosyası ve alınan eksper raporu doğrultusunda davacının aracının hasar tarihi itibariyle rayiç değerinin 150.000,00-TL olduğu tespit edilmek suretiyle bu tutarın davacıya ödendiği, ancak mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli ek bilirkişi raporu  doğrultusunda aracın rayiç piyasa değerinin 180.000,00-TL olduğundan ötürü davacının dava açmakta haklı olduğuna kanaat getirilmiş; davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü talebinin 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde olmakla ve dava açılmakla zamanaşımının kesildiği ancak ıslah ile birlikte ileri sürdüğü ve dava değerinin arttıran tazminat isteminin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşını kesen veya durduran bir sebep bulunmadığı, davacının zararı ve tazminat yükümlüğünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talepte bulunması gerektiği, 2 yıllık zamanaşımı süresinin hasar tarihinden itibaren işlemeye başlayıp davalının yapmış olduğu ödeme nedeniyle ödeme tarihinde kesildiği ve ödeme tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, ödemenin sunulan ödeme makbuzuna göre 16/06/2020 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, davacının davasını bu zamanaşımı süresi içerisinde açmakla birlikte ıslah ile ileri sürdüğü talebin 2 yıllık sürenin sonunda, 18/10/2023 tarihinde ileri sürüldüğü, bu sebeple davalının zamanaşımı defi yerinde olmakla davacının ıslah ile arttırdığı tutarın süre yönünden reddine karar verilerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacının davasının kısmen kabulü ile 100,00-TL maddi tazminatın (araç hasar bedeli) dava tarihi olan 30/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (ıslah ile artırılan 29.900,00-TL) istemin reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekiline sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın açıldığı tarih itibariyle alacak miktarını/dava değerini kesin olarak belirleyebilmenin imkansız olduğundan davanın niteliği gereği belirsiz alacak davası olduğunu, bununla birlikte dava dilekçesinde davanın niteliği yönünden 6100 sayılı Kanun'un 119/1-ğ. maddesinin aradığı şekilde açıkça talep sonucu hakkında açıklama yapmadıklarının anlaşıldığını, ancak niteliği gereği belirsiz alacak olan ve davalı tarafında kabulünde olan talepleri ile  ilgili ıslah dilekçelerinde açıklama yapılarak \"Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak üzere 100TL belirsiz alacak niteliğindeki alacak talebimizi bilirkişi raporu doğrultusunda 29.900TL artırmak suretiyle 30.000TL olarak belirli hale getiriyoruz.\" şeklinde taleplerinin belirsiz alacak olduğunun açıkça beyan edildiğini, belirsiz alacak davasında, dava tarihinde alacağın tamamı için zamanaşımının kesildiğini, davanın süresi içerisinde açıldığı nazara alındığında ıslah / değer artırım dilekçeleri doğrultusunda davamızın kabülüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğundan hükmün istinafı ile davanın kabulüne karar verilmesin, müvekkili şirketin gerçek zararının ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin ihtirazı kayıtla (her türlü dava açma ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak) mutabakatname imzalaması gerçek zarardan vazgeçildiğini göstermemekte olup, davalı şirket tarafından yapılan ödemenin makbuz niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, araç rayiç değerinin 180.000 TL olacağı ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 150.000 TL’lik ödemenin mahsubu neticesinde 30.000 TL bakiye alacağın tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyan ederek   Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/914 Esas 2024/141 sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.  <br>Davacı 30.12.2020 tarihinde 100 TL alacak üzerinden  dava açmış olup 18.10.2023 tarihinde ıslah/talep artırım dilekçesi sunduğu ıslah harcı yatırdığı görülmüştür.<br>Dava konusu uyuşmazlık, davacının artırdığı miktar yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) yer almayan, yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. Buna göre, belirsiz alacak davası; davanın açıldığı tarihte alacağın tutarının ya da değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği ya da bunun olanaksız olduğu durumlarda, alacaklının, hukuksal ilişkiyi ve en az bir tutar ya da değeri belirterek açabileceği dava olarak tanımlanabilir.<br>Belirsiz alacak davasının getirdiği en önemli etkin koruma, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğüne hizmet etmesi yanında, davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltmasıdır. Alacak belirsiz olduğundan davacı yargılama sırasında 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde talep sonucunu artırabilir; bu hâlde davanın ıslahı kurumundan bahsedilemez ve artılan talep yönünden davalının zamanaşımı def’î de dinlenmez. Talep artırımında bulunulmaz ise Mahkeme alacağın miktarını tespit etmek ve taleple bağlı kalarak dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden alacağa hükmetmek durumundadır.<br>Aynı Kanun'un 109 uncu maddesinde ise; kısmi dava, dava çeşitleri arasında düzenlenmiş  olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, \"Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir\".<br>Kısmi dava ile davacı, Mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür. <br>Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000).<br>Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla aracın gerçek değerinin  tespit edilerek  eksik ödenen bakiye bedelin  şeklinde beyanda bulunarak talepte bulunduğu; ve dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyanı bulunmadığı görülmektedir. <br>Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. (Yargıtay 3. H. D Esas    No: 2023/3819, Karar No: 2024/2304 ; Esas    No: 2023/3214 Karar No: 2024/1487)<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 100  TL alacağını istemiştir.<br>Yargılama aşamasında (bilirkişi raporu doğrultusunda) 18.10.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle dava değerini 29.900 TL daha artırarak  30.000 TL'ye yükseltmiştir.Mahkemece, dava dilekçesinde istenen 100 TL yönünden davanın kabulüne  ıslahla artırılan 29.900 TL'lık  kısım  yönünden davanın reddine  karar verilmiştir. Dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafından kısmi dava açıldığı anlaşılmaktadır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir dava ile talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür. Bir davanın açılması halinde zamanaşımı kesilir. Ancak, kesilen zamanaşımı kesilme tarihinden başlayarak yeniden başlar. <br>Davacı 30.12.2020 tarihinde 100 TL yönünden  kısmi dava açmış olup 18.10.2023 tarihinde talep artırım dilekçesi sunmuştur.<br>6102 sayılı TTK'nın 1420 nci maddesinde, zamanaşımı hususu düzenlenmiş olup   buna göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1427 nci maddesinde ise  tazminat ödeme borcunun düzenlenmiş olup ilk fıkrada sigorta tazminatı veya bedelinin rizikonun gerçekleşmesine müteakip ve riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olacağının ifade edilmiştir.<br>Taraflar arasında 150.000 Tl'lık ödeme hususunda 16.06.2020 tarihli mutabakat imzalanmış olup alacağın bu tarihte muaccel olduğunun kabulü gerekmektedir.<br>Davacı 30.12.2020 tarihinde 100 TL yönünden  kısmi dava açmış olup 18.10.2023 tarihinde talep artırım dilekçesi sunmuştur.<br> İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bildirildiği gibi ıslah tarihi itibariyle artırılan miktar bakımından yasal 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolmuş olup bu mahkemece  29.900 TL'lık talep  yönünden zaman aşımı nedeniyle  red kararı verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür .(Yargıtay 4. H.D  2022/844 Esas  2024/3221 Karar).Bu nedenlerle istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 15/02/2024 tarih ve 2020/914 E - 2024/141  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  13/12/2024<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"82c047ea9547b6d9","SID":"21aa901b328dbcee"}}