{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2283 <br>KARAR NO: 2024/2478<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/03/2024<br>ESAS NO: 2022/1440 <br>KARAR NO: 2024/228<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 13/12/2024<br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kayseri İli'nde konut yapı kooperatifi olarak faaliyet gösterdiğini, davalının da kooperatifin üyesi olduğunu, davalı üyenin kooperatife olan borçları nedeniyle hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, çıkarılan ödeme emrine davalının itirazı nedeniyle takibin durmasına karar verilmiş ise de davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali gerektiğini belirterek Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun itirazının iptaline, icra dosyasında talep edilen asıl alacak, faiz ve ferileri üzerinden takibin devamına, haksız olarak takibe itiraz eden davalı borçlunun asıl alacak miktarının %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilince verilen cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin davacı ...'nin üyesi olduğunu, müvekkilinin üyelik dönemi boyunca aidatları başta olmak üzere kendi üzerine düşen ödemelerin hepsini eksiksiz yerine getirdiğini, akabinde 18/12/2019 tarihinde davacı kooperatifle taahhütname imzalandığını, davalı müvekkilinin 01/01/2019 tarihi itibariyle herhangi bir borcu olmadığının taahhüt altına alındığını, mezkur taahhütnamenin içeriğinin; ''...Kooperatifi'nin ... sıra nolu ortağı olan ...'e ait olan ... pafta,... ada, ... parselde bulunan ... blok, ...kat,... nolu dairenin kendisine 30/03/2013'de yapımı bitirilerek teslim edilmiştir. 30/03/2013 tarihinden 30/12/2018 tarihi sonuna kadar kira bedeli olarak tahakkuk eden 24.150,00-TL peşin olarak alınmıştır. Bahis konusu olan kira bedelini kooperatife gelerek iyiniyetli olarak peşin ödediğinden dolayı 01/01/2019 tarihinden itibaren ilgili daire için tahakkuk edecek olan kira bedelleri alınmayacaktır.'' şeklinde olduğunu, davacı kooperatif tarafından tanzim edilen taahhütname ile borcu olmadığı sabit olan müvekkiline 10/05/2022 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası marifetiyle haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ilamsız icra takibi başlatıldığını, kendilerince işbu takibe itiraz edildiğini, akabinde derdest mahkeme huzurundaki davanın açıldığını belirterek davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, kendilerine ika edilen haksız ve mesnetsiz mezkur davanın reddine, davacı icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının (haksız takip tazminatı) yasal faiziyle birlikte davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Mahkememizce davacı kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonunda alınan 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, \"davacı ...'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; 2022 yıl sonu itibariyle ...'in 90.300,00-TL alacaklı olduğu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları gereği inşaatın %95'lik kısmı tamamlanmadan kesin maliyetin çıkarılamayacağı, dolayısıyla kooperatifin kesin maliyet çıkarmadığı için üyelere daire bedelini fatura edemediğinden dolayı üyenin alacaklı gözüktüğü, ...'nin genel kurul kararı ile kira alacağı yönünden yapılan incelemede; ...'in toplam kira borcunun 40 ay ve 16.600,00-TL olduğu, %1,5 aylık faizin (yıllık %18) 4.227,3-TL olduğu, kira ve faiz alacağı toplamının 20.827,36-TL (16.600,00-4.227,36) olduğu, kira borcu ile ilgili herhangi bir ödemenin yapılmadığı\" görülmektedir. Buna göre davacı kooperatifin, davalı üyesinden kira ve faiz alacağı bulunmaktadır. Kooperatif yönetim kurulu başkanlığı adına düzenlenen 18/12/2019 tarihli taahhütname ile \"30/03/2013 tarihinden 30/12/2018 tarihi sonuna kadar kira bedeli olarak tahakkuk eden 24.150,00-TL peşin olarak alınmıştır. Bahis konusu olan kira bedelini kooperatife gelerek iyiniyetli olarak peşin ödediğinden dolayı 01/01/2019 tarihinden itibaren ilgili daire için tahakkuk edecek olan kira bedelleri alınmayacaktır.'' şeklindeki taahhüt ise Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde ifade edilen  eşitlik ilkesi ve kooperatif genel kurulunun 26/12/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 14. maddesinde aldığı karar karşısında geçerli değildir. Ancak davacı kooperatif tarafından daha önce çıkarılan ve davacı tarafından ödemesi de yapılan kesin maliyet, henüz kooperatifin inşaatları bitmeden çıkarıldığından ve kooperatifin halen inşaatları devam ettiğinden dolayı kesin konut maliyeti hesabı sayılmaz. Bu doğrultuda davalı tarafından davacı kooperatife yapılan 90.300,00-TL ödeme vardır ve davalının bu nedenle davacı kooperatiften 90.300,00-TL alacaklı olduğu bilirkişi incelemesi ile anlaşılmıştır. Davalının bu alacağından davacı kooperatifin 40 aylık kira alacağı 16.600,00-TL ile %1,5 aylık (yıllık %18) oranından 4.227,3-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 24.150,00-TL alacağı mahsup edildiğinde dahi davalının davacıdan bakiye alacağının olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle de davalının yapmış olduğu 90.300,00-TL ödeme dikkate alındığında davacı kooperatif tarafından davalı aleyhine icra takibine konu edilen alacağının kalmadığı sonucuna varılmıştır. Toplanan deliller yapılan yargılama sonucunda; davalının davacı kooperatife 90.300,00-TL ödeme yapmış olması ve kooperatiften bu miktar alacağı olması, davacı kooperatifin kira alacağı ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.150,00-TL alacağı mahsup edildiğinde davacı kooperatif tarafından davalı aleyhine icra takibine konu edilen alacağının kalmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı kooperatifin icra takibinde kötüniyetli olduğu yönünde delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerektiği değerlendirilmiştir. 1-Davanın REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davalının müvekkil şirkete borcu mevcut olduğunu, buna istinaden başlatılan takibe davalı itiraz ederek takibin durmasını sağladığını, bununla birlikte mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalının iddia ettiği gibi hiçbir borcunun kalmadığı yönündeki ''Taahhütname'' başlıklı belgenin kooperatif kanunu ve Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararları karşılığında bir geçerliliği olmadığını, bu bakımdan davalının müvekkil şirkete borçlu olduğu sabit olduğunu, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararda davalının şirkete ödemiş olduğu miktarın  şirkete borçlu olduğu miktardan mahsup edilmesi hukuka aykırı olduğunu, kesin hesap maliyet alacağı imalata ilişkin bedel olarak borçlunun kooperatife yaptığı ödemelerden mahsup edilemeyeceğini, çünkü kesin hesap maliyeti  çıkarılırken davalının ödemiş olduğu miktarlar da göz önüne alınmış şekli ile çıkarılmış ve borçluya tebliğ edildiğini, eğer mahkemenin kabulündeki gibi değerlendirilirse davalı  lehine  mükerrer bir indirim yapılmış olacağını, hem kesin hesap maliyet alacağından daha önce yaptığı ödemelere ilişkin bir indirim olacak hem de kira alacağından olmuş olacaktır ki bunun kabulü hukuka aykırı olduğunu, bu şekilde bir kabul davalının sebepsiz yere zenginleşmesi anlamına geleceğini, yerel mahkeme bu hususu göz ardı etmiş ve hukuka aykırı bir karar verdiğini,  kooperatif üyesi olan ... baştan sonuna kadar yapım aidatı olarak 100.825 TL ödediğini, 2024 yılında yapılan kesin hesaba yani endeksleme usulü ile yapılan kesin hesaba 100.825 TL olarak girdiğini, yatırmış olduğu 100.825 TL, 1.972.202,28 olduğunu, inşaat maliyeti ise 2.694.699,82 çıktığını, inşaat maliyetinden endekslenen miktar çıkarıldığında davalının 722.497,54 kuruş borcu çıktığını, eğer ödediği kira miktarı, 100.825 TL'den düşürerek endekslemeye dahil edilirse çıkacak borcu daha yükseleceğini, kira ödemesi için ayrı bir genel kurul kararı mevcut olduğunu, kiranın, bina yapım parasından düşürülmesinin mümkün  olmadığını, çünkü bu durum ana sözleşmenin 61, 62 ve 63. maddelerine aykırı olduğunu, davalı üye, her ne kadar alacaklı gözükse de ileride kişilerin adına faturaları kesileceğini, davalının yatırdığı para bina yapım parası olduğunu, istinaf başvurumuzun kabulüyle, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.03.2024 tarihli, 2022/1440 E. , 2024 / 228 K. Sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava,  davacı kooperatif tarafından kira alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde borca itirazın İİK'nun 67/1. maddesi uyarınca iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.<br>20.827,40 TL alacak miktarı üzerinden icra takibi başlatıldığı ve takibe itiraz edildiği, bu miktar üzerinden itirazın iptali davası açıldığı ve mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine kararı verildiği görülmüştür. Davacı işbu kararı istinaf etttiğinden istinaf edilen karar miktarının/dava değerinin 20.827,40 TL olduğu anlaşılmıştır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :\"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>...tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak \"binbeşyüz\" Türk Lirası ibaresi \"üçbin\" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı ek 1. maddesinde;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.<br>(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmü getirilmiştir.<br>Mahkemece 04/03/2024 tarihinde nihai karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 28.250,00 TL’dir. <br>Davacı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin dava değerinin/reddedilen karar miktarının ise 20.827,40 TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/4 maddesi gereğince hükmün verildiği tarih itibariyle miktar veya değeri 28.250,00 (yirmisekizbinikiyüzelli) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olduğundan,alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramayacağından,karar tarihi itibariyle bu miktarın da 28.250,00TL ye yükseltildiğinden, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve  352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davacının istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HMK 352/1-b maddesine göre kesin olan kararların istinafı halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk dairesince  ön incelemede öncelikle gerekli karar verilir.  <br>Açıklanan nedenlerle davacının istinaf ettiği karara ilişkin dava değerinin/miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/2-4 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinafa konu dava değerinin karar tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/2-4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davacının peşin yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,   <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359.maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6617b4cffb1f0c13","SID":"77ccf42c69877d45"}}