{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2021/529 <br>KARAR NO:2024/1098<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:09/07/2020<br>NUMARASI:2019/40 Esas, 2020/245 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/11/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  taraflarca istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne  dair  verilen karara karşı davalı vekili  tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında 12/11/2013 tarihinde yapılan sözleşme ile İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi ... mahallesi ... ada, ... parsel sayılı, 190.000 m²'lik ... adı altında yapılan toplu konut inşaat alanının mimarı ve uygulama projelerinin  davacı  tarafından yapılması konusunda anlaştıklarını, iş bu sözleşmenin tamamlanmasına müteakiben tarafların çalışmalarının ilerleyen inşaat alanındaki revizyonların yapılması sureti ile devam ettiğini ve verilen iş ile kesilen faturaların cari bir ilişkiye dönüştüğünü, başlangıçta davalı tarafından düzenli olarak nakit olarak yapılan ödemelerin akışının bozulduğunu, davacıya ödemelerin uzun vadeli çeklerle yapılmaya başlandığını ve son kısmının ise ödenmediğini, davacının, davalıdan 30/03/2018 tarihi itibariyle cari hesapta biriken 648.528,00-TL alacağının olduğunu, ödenmeyen bedelin 2017 yılı Ekim ayı ruhsat projesi sonrasında yapılan tadilat ve uygulama projelerinin bedeli olduğunu, davacının davalıdan bu alacağın tahsili için ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamının 707.719,69-TL olduğunu, davalı tarafın icra takibine hiçbir gerekçe göstermeden itiraz ettiğini, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, bu nedenle davalının ... sayılı dosyasında yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davalı iş sahibinin, davacı şirkete  borcunun bulunmadığını, davacının takibini cari hesap ilişkisine dayandırdığını ancak taraflar arasında akdedilen cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davalı ... A.Ş. ile dava dışı.... A.Ş. arasında 16/08/2018 tarihinde Gaziosmanpaşa İlçesi...Mahallesi'nde devam eden kentsel dönüşüm projesinin devrine dair protokol imzalandığını, iş bu protokol uyarınca davaya konu İstanbul Gaziosmanpaşa ... ada ... parselde 190.000 m²'lik ... toplu konut inşaatı işinin tüm hak ve yükümlülüklerinin ... A.Ş.'ye devredildiğini, ilgili protokol gereğince projede henüz tamamlanmayan kısımların tamamlanması işinin sorumluluğunun ... A.Ş.'ye geçtiğini belirterek davanın reddine ve davacının kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya; Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/443-264 E.K. sayılı görevsizlik kararı ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesine  tevzi edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Mahkemece 09/07/2020  tarihli  karar ile, taraflar arasında akdedilen 12/11/2013 tarihli sözleşme ile İstanbul Gaziosmanpaşa ... ada ... parselde 190.000 m²'lik ... adı altında yapılan toplu konut inşaat alanının mimarî ve uygulama projelerinin davacı tarafından yapılması konusunda anlaşmış olduklarını, anılan sözleşmeye ilişkin ayrıca muhtelif tarihte protokoller akdedildiğini, anılan sözleşmeye göre işin tanımının İstanbul Gaziosmanpaşa'da yapımı planlanan 190.000 m² toplu konut fonksiyonlarını içeren yapıların mimari uygulama projelerinin hazırlanması işi olduğunu, yaklaşık 140.000 m² brüt inşaat alanı ile bu alanların gereksinim duyacağı otopark, sığınak, sosyal mekan ve benzeri hesaplama dışı alanlar ile inşaat alanının 190.000 m² olacağının öngörüldüğünü, işin iş verenin vereceği program doğrultusunda söz konusu yerde gerçekleştirilecek mimarî konsept, avan, ruhsat ve uygulama projelerinin hazırlanmasını ve mühendislik koordinasyon çalışmalarını kapsamakta olduğunu, somut olayda uyuşmazlığın anılan sözleşme ilişkisi ve faturalardan kaynaklandığının anlaşıldığını,  bilirkişi raporundan davaya konu binaya ait inşaat alan içeren mimari projede vaziyet planının kat planlarının kesitleri, uygulama projesine ait cephe sistem detaylarının, merdiven sistem detaylarının, daire-sığınak-ticarî alanlar, sosyal alanların ıslah hacim detayları, kapı-yangın kapısı-ahşap kapı-PVC doğrama-alüminyum doğrama -bilatasyon, korkulukü süzgeç duvar, izolasyon, döşeme, baca ve temel yalıtım detaylarının tekniğine uygun olarak projelendirildiği, tarafların ticari defterlerine göre taraflar arasında akdi ilişkiye dayalı açık cari hesap ilişkisi bulunduğu, davacının defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibari ile bakiye 648.528,00-TL alacağının bulunduğu, davalının defterlerine göre ise davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı, tarafların ticari defterleri arasındaki mutakabatsızlığın davalının, davacının takibe konu ettiği 12/03/2018 ve 22/03/2018 tarihli ve toplam 648.528,00-TL tutarlı faturaları 27/04/2018 tarihinde iade faturaları tanzim etmek sureti ile davacının hesabına borç olarak kayıt edilmesinden kaynaklandığı, davalının davacının takip konusu yaptığı faturaları önce kabul edip defterlerine kayıt ettiği ancak daha sonra iade faturaları düzenlemek sureti ile alacağı sonlandırdığından davacının iş bu faturaların konusunu oluşturan işi davalı için yaptığı ve teslim ettiği kanaatine varıldığını, bu hususta bir fiilî karine meydana geldiği, davalı fiili karinenin aksini kesin deliller ile ispat edemediği, ayrıca davacının söz konusu faturaların konusunu oluşturan işleri yapmadığı halde bu faturaları haksız olarak düzenlediğini ve faturaları ticari defterlerine sehven kayıt ettiğini ispat edememiş olduğu somut olayda dosya kapsamına, mevcut delil durumuna göre davacının 648.528,00-TL asıl alacak talebinde haklı olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 117 maddesi hükmünce bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için bu alacağın muaccel olması yeterli olmayıp borcun kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş ya da alacaklının yöntemine uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş bulunması zorunluluğu somut olayda sözleşmede kararlaştırılan kesin vade bulunmadığı, davacının asıl alacağın ödenmesi talebini içeren ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ şerhini dosyaya sunulmadığından temerrüt faiz talebi kabul edilmeyerek takibin asıl alacak üzerinden devamına dair karar verildiği,  İİK 67/2 maddesi uyarınca icra takibine konu alacağın likit ve hesaplanabilir olması davalı/borçlunun itirazında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına, reddedilen kısım yönünden davacı/alacaklının takibe geçmede kötü niyetli olduğu , gerekçesi ile Davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 648.528,00-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Hüküm altına alınan alacağın (648.528,00-TL) %20'si üzerinden hesaplanan 129.705,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Red edilen alacağın (59.191,69-TL) %20'si üzerinden hesaplanan 11.838,34-TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, Davaya konu inşaat alanının mimari projesinin yapımı işinin bir eser sözleşmesi olduğunu, eserin yapılarak teslim edildiğini ispat yükünün davacıda, bedelin ödendiğini ispat yükünün ise davalıda olduğunu, davacının işin teslimi olgusunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, davacı davasını ispatlamak adına dava dilekçesi ekinde bir adet CD sunduğunu, CD nin hiçbir zaman davalıya teslim edilmediğini, CD içeriğinin ne zaman oluşturulduğunun dahi belirsiz olduğunu, CD ve içeriğin işin teslim edildiği iddia edilen tarihten çok daha sonra oluşturmasının mümkün olduğunu, bu hususun tespiti için ne bilirkişi kurulu ne de yerel mahkeme tarafından teknik inceleme yapılmadığını, CD içeriğinin sözleşmeye uygun olup olmadığının da mahkemece denetlenmediğini,  mahkemenin gerekçeli kararında da teslim olgusunun ispatlandığına dair tek bir ifade bulunmadığını, 05/06/2020 Tarihli bilirkişi raporu ile dava konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği, işlendikten kısa süre sonra iade faturası düzenlendiği ancak bu durumun ruhsat projesinin davalıya teslim edildiğine karine teşkil ettiği yönünde görüş bildirildiği ve  mahkeme tarafından da  bilirkişi raporunda yer alan bu hukuki nitelendirme ve değerlendirme esas alınarak davalının 648.528,00 TL asıl alacak yönünden borçlu olduğuna hükmettiğini,  davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının ticari defterlerine işlenmiş olması tek başına eserin teslim edildiğini gösteren bir delil olmadığını,  davalının ticari defterlerinde davacı faturalarının yer almasının ancak fatura üzerinde belirtilmiş birim fiyatın prensipte kabulü anlamına gelebileceğini, emsal nitelikte Yargıtay kararları uyarınca eser sözleşmelerinde yalnızca faturanın defterlere işlenmesi olgusu tek başına teslim olgusunu ispatlamaya elverişli olmadığının belirtildiği, davaya konu uyuşmazlıkta davalı, davacının faturasını önce defterine işlediğini daha sonra iade faturası düzenlediğini, kendisine hiç teslim edilmeyen bir işin bedelini ödememek adına davacı faturalarını iade ettiğini, davalı şirketin kendisine tebliğ edilen tüm faturaları işlem yoğunluğu ve vergi beyanname sürelerinin kaçırılmaması amacı ile önce defterlerine kaydettiğini  daha sonra munderecat kontrolü yaptığını, davacı tarafından keşide edilen fatura içeriğinde yer alan hizmet hiçbir zaman  teslim edilmediğinden, faturaların kabul edilmeyip anında iade edilerek; iade faturalarının da ticari defterlerine işlendiğini  böylece malın teslim edilmediği ve fatura içeriğinin kabul edilmediğinin açıkça beyan edildiğini, davacının faturaları sehven işlediğini ispatla mükellef  olmadığını, dosya kapsamında ve  bilirkişi kurul raporunda tekniğe uygun projelendirme hususunda tek bir delilin dahi bulunmadığını, HMK'nun 279/4 maddesi hükmüne rağmen 05/06/2020 tarihli bilirkişi kurul raporunda bilirkişilerin \"dava konusu faturaların müvekkil ticari defterlerine işlendiği, işlendikten sonra iade faturası düzenlendiği ancak bu durumun ruhsat projesinin davalıya teslim edildiğine karine teşkil ettiği yönünde görüş bildirerek  hukuki nitelendirmede bulunduklarını, davalının  ... A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş. arasında 16.08.2018 tarihinde Gaziosmanpaşa ilçesi, ... Mahallesinde devam eden kentsel dönüşüm projesinin devrine dair protokol imzaladığını,  işbu protokol uyarınca davaya konu İstanbul Gaziosmanpaşa ... Mah. ... ada ... parselde 190.000 m2 lik ... toplu konut inşaatı işinin tüm hak ve yükümlülükleri ... A.Ş.'ne devredildiğini, igili protokol hükümleri gereğince projede henüz tamamlanmayan kısımların tamamlanması işinin sorumluluğunun  ... A.Ş.'ne  geçtiğini,  ... A.Ş.'nin  tamamlanmayan işleri tamamlaması karşılığında davalı  tarafından beyan edilen henüz tahsil edilmeyen bakiye bedellerin tamamı üzerinde hak sahibi olduğunu,  icra takibine konu itirazın iptali davasında davacı tarafından talep edilen alacağın mimari uygulama projesine ilişkin olduğunu, davalı  ile ... A.Ş. arasında imzalanan devir protokolü gereğince, davacı ... Mimarlığın, davalı ... İnşaat ile akdettikleri Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinin sona erdiğinin farkında olduğunu, kaldı ki, işbu davaya konu uygulama projesinin de davalıya  hiç teslim edilmediğini,   davacının dava dilekçesinde \"sözleşme tamamlanmıştır\" diyerek bu durumu geçiştirdiğini , işin teslim edildiğine dair hiçbir ifadede bulunmadığı gibi işin teslimine dair de herhangi bir kanıt ortaya koyamadığını, ana projede tamamlanmamış işlerin tamamlanması sorumluluğunun ... A.Ş.'ye geçtiğini,  aldıkları duyumlara göre, davacının uygulama projesi işini yaparak dava dışı... A.Ş.'ye teslim ettiğini,  alacaklının alacak iddiası var ise dava dışı ... A.Ş. ile yapılan protokol hükümleri gereğince davacının davasını ... A.Ş.'ye yöneltmesi gerektiğini, bu nedenle davanın husumet yokluğundan da reddinin gerektiğini, TTK Md. 89 uyarınca geçerli bir cari hesap sözleşmesinin varlığından söz edebilmek için bunun yazılı bir şekilde yapılması gerektiğini,  hem  mahkeme hem de bilirkişi kurulu tarafından taraflar arasında cari hesap ilişkisi kurulduğu varsayılsa da bu tespit tamamen varsayımlara dayandığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmadığını,05/06/2020 tarihli bilirkişi raporu, 20/06/2020 tarihinde mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldığından, bu tarihten itibaren 2 haftalık yasal rapora karşı itiraz süresi içinde  02/07/2020 tarihinde bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunduklarını, itirazlarının görmezden gelinerek; dosyayı tek bir bilirkişi raporu ile karara bağladığını, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı yan ise iş sahibidir Taraflar arasında 12/11/2013 tarihli mimarlık hizmet sözleşmesi  ve 14/12/ 2017 tarihli ek protokol akdedilmiştir.Davacı yan davalı ile aralarında süregelen cari hesap ilişkisi bulunduğunu, icra dosyasındaki talebinin 2017 yılı ekim ayı ruhsat projesinden kaynaklandığını belirterek itirazın iptalini talep etmiş, davalı yan ise dava konusu inşaata dair tüm hak ve yükümlülükleri ihbar olunan ... A.Ş ye devrettiğini, kendisinin sorumluluğunun kalmadığını, davacı ile aralarında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece davacı yanın alacağına dayanak projelerin bulunduğu CD nin bilirkişi raporu ile incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacı yanın davaya konu işi tamamladığının anlaşıldığı gerekçesi ile davacının takipteki faiz kısmını reddederek davayı asıl alacak yönünden kabul etmiştir.Tarafların defterleri ve davacı yanın sunduğu CD üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmamaktadır.Mahkemece icra inkar tazminatına ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamakla birlikte taraf vekillerince ve bu konular istinaf konusu edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/07/2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/245 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 44.300,95 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40+8.009,59+3.011,25 TL toplamı olan 11.075,24 TL  harcın mahsubu ile bakiye 33.225,71 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 26/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d2942864703705f","SID":"e7c4acc732ab9131"}}