{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1629 <br>KARAR NO:2024/1682<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/07/2021<br>NUMARASI:2020/567 E. -  2021/516 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ve davacı  arasındaki ticari ilişki neticesinde doğmuş olan, davalı tarafın müvekkili şirket kayıtlarına ve faturaya dayanan borcuna bağlı olan alacağın tahsili amacı ile faturadan kaynaklanan toplamda 110.052,05 TL asıl alacak dayanak gösterilerek ...  sayılı dosyası ile işlemiş faizi ile birliklikte toplamda 120.344,93 TL değerinde icra takibi başlatıldığını,  ancak davalının itirazı ile takibin durduğunu,  davacının takibe konu faturada belirtilen tüm edimlerini ifa ettiğini,  ancak  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını,  davacının davalı borçluya ticari ilişki kapsamında fatura içerinde yazan malları verdiğini,   davacının davalıyla arasında gerçekleşen ticaret neticesinde davacının davalıya seri ... - ... - ... - ... nolu toplamda 215.052,05 TL bedelli fatura kesip teslim ettiğini,  davalının  fatura borcuna istinaden müvekkili davacıya ait banka hesabına ''cari hesaba mahsuben fatura bedeli'' açıklaması ile 05/02/2020 tarihinde 40.000,00 TL, 06.02.2020 tarihinde 30.000,00 TL, 13.08.2020 tarihinde 35.000,00 TL olmak üzere 105.000,00 TL  ödeme yaptığını,  kalan ana para olan 110.052,05 TL'nin ödemesini yapmadığını, faturaların dönemi 12/2019 olmakla birlikte, borçlunun ''cari hesaba mahsuben fatura bedeli '' açıklaması ile yapmış olduğu en son ödemesinin 13.08.2020 tarihinde olması karşısında, borçlunun faturalara konu malı teslim almadığı iddiasının yerinde olmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkilinin 2018 sonu ve 2019 yıllarında şirketinin iflas durumuna geldiğini,  davalıya ait  52 adet çekin yazıldığını,  davacının, 52 adet çeki yazılan bir firmaya 215.000 TL'lik bir ticaret yapmasına rağmen bir evrak, sözleşme, çek senet vb gibi hir evrak almamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu faturaların davacıdan,  tamamen vergi borcunun azaltılması amaçlanarak alındığını,  davalının bu faturalara ilişkin pişmanlık verdiğini,  devlete bu pişmanlıklar için tekraren vergi ödediğini,  davalıya bankadan yatan paraların da  bu vergi kaçakçılığında aracılık yapan ve adı ... olan kişi tarafından yatırıldığını, ...'ın müvekkiline veya oğluna  parayı verdiğini,  onun parayı davalının çalışanı...'in ... Bankası hesabına parayı gönderttiğini, akabinde çalışanının da müvekkilinin ... Bankasındaki hesabına parayı attığını, banka kamera görüntülerinden bunun anlaşılacağını,  davalının da aynı parayı aynı parayı cari hesaba mahsuben fatura bedeli başlığı altında geri  davacı şirkete yolladığını, 35.000 TL'nin ise müvekkili tarafından elden ödendiğini,  buna dair tanıkları bulunduğunu, davalının aldığı  bu faturalara ilişkin  KDV bedelleri olan miktarı ... isimli kişiye verdiğini, fakat davacı ile ... isimli kişinin bir husumet yaşadığını,  ortaklığı bitirdiğini, husumetli hale geldiğini,  davalıya  mal satımı teslimi olmadan  satılan faturaların  bedelini müvekkilinin ödemesine rağmen ...'ın bu ödemeyi davacıya vermemesi üzerine sorun çıktığını,  davacını takip başlattığını, davalının davacı şirket yetkilisi ... ile birçok telefon görüşmesi yaptığını, buna ilişkin ses kayıtlarını sunduklarını, bu kayıtlarda  şahsın açık açık fatura sattığını, kendisinin hafriyat işi yaptığını, davalı ile  ortak bir ticaretinin olmadığını ve olamayacığını talebinin sadece KDV bedeli olan 33.300 TL olduğunu açık açık söylediğini, davalının  bu faturalara ilişkin pişmanlık verdiğini, devlete ödemesi gereken KDV'yi ödediğini,  yani müvekkili açısından vergi kaçakçılığı suçunun pişmanlık vererek KDV düzeltmesi ile suç vasfı kalmadığını ve cezalandırılmasını gerektirecek bir husus kalmadığını, davalının  orman ürünlerini... ve ... demir isimli firmalardan sağladığını,davacının  hafriyat işi yaptığını,  davalının  ise okulların ve işyerlerinin ahşap döşeme işlerini yaptığını,mantıken bakıldığında hafriyat firmasının müvekkilinin yapmış olduğu ahşap işlerine ilişkin bir malzeme verme ihtimalinin de bulunmadığını,  davacının tek derdinin KDV bedelinin kendisine ödenmesi olduğunu, faturalarda eksiksiz teslim eden kısmı ile eksiksiz teslim alan kısımlarında herhangi bir imza bulunmadığını,  bunun nedenin de  böyle bir teslimat böyle bir ticaret olmamış olması olduğunu, davacı bunun ticari defterlere kaydedildiğinden bahsetse de bunun sadece o dönemde KDV'den kaçınma amacı ile yapılan bir işlem olduğunu, daha sonrasında davalının da pişmanlık vererek bu hatasını düzelttiğini, takip konusu faturalarda  eksiklik olarak irsaliye numarası bulunmadığını,  bu hali ile faturada fatura özelliği kalmadığı için faturaya ilişkin yapılan icra takbi ve itirazın iptaline ilişkin açılan davanın da  haksız ve hukuksuz olduğunu, faturaya itiraz edilmemesinin bu ticaretin gerçekleştiği anlamına gelmediğini, sadece fatura ile alacağın ispatlanamayacağını savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ve kötü niyet  tazminatına  hükmedilmesine ilişkin olup, tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez  bilirkişi raporu tanzim ettirildiği, her iki tarafın ticari defterlerinde davacının davalıya 215.052,05TL bedelli mal verildiği bellidir. Davalının kayıtlarında 139.809,79TL ödeme kaydı varken davacının kayıtlarında 125.000,00TL ödeme gözükmektedir. İki tarafın defter ve kayıtlarındaki farklardan biri buradan doğmaktadır. Ama davalının bizzat kendi defterine kayıtlı ödeme dekontlarının toplamı ( Banka yoluyla yapılan) 125.000,00TL olması nedeniyle davalı defterindeki davalı lehine 139.809,79 TL'lik davacı aleyhine borç kaydı ( yani ödeme) altındaki belgelerle doldurulmayıp ödemenin 125.000,00TL ile sınırlı olduğu, buna ek davalı defterinde icra takibinden sonra kdv düzeltmesi adı altında yapılan indirim var ki; davacıyı defterinde kayıtlı olmadığından bağlamayacağı tek taraflı işlem olduğundan her iki tarafın defterleriyle doğrulanan 215.052,05TL'lik ödeme düşürülerek 90.052,05TL yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali gerekeceği kanaatine varılarak ve takip öncesi temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faiz talep edemeyeceğinden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 90.052,05 TL üzerinden ve miktara takip tarihinden itibaren, takip talebinde işletilen faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına,  fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Davalının İİK 67/2 Maddesi gereğince alacak likit olduğundan  90.052,05 TL üzerinden % 20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 90.052,05 TL üzerinden ve miktara takip tarihinden itibaren, takip talebinde işletilen faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına ve 90.052,05 TL üzerinden % 20 icra inkar tazminatına  karar  verilmiştir.<br>Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticaretin olmadığına dair davadaki en önemli delillerinden olan davacı ve davalının telefon görüşmesinin mahkemece hiç dinlenmediğini, davacı şirket yetkilisi ile davalı arasındaki 10 dakikalık ses kaydı  dinlenmiş  olsa idi  sadece naylon fatura işi yapan davacının müvekkili  ile en ufak bir ticaretinin olmadığını anlayarak bu kötü niyetli davanın reddine karar verileceğini, ses kaydından  şahsın açık açık fatura sattığını kendisinin hafriyat işi yaptığını müvekkili ile ortak bir ticaretinin olmadığını ve olamayacığını, talebinin sadece KDV  bedeli olan 33.300 TL olduğunu açık açık söylediğini, icra takibine dayanak alacağın tamamen hayal ürünü bir alacak olduğunu, yatırılan paraların nasıl yatırıldığı kimlerin çektiği kim tarafından yatırıldığını dava dilekçesinde açıkladıklarını,   taraflar arasında en ufak bir sözleşme yazılı evrak yahut delil niteliğinde bir belge sunulmadığını, faturalara bakıldığında eksiksiz teslim eden kısmı ile eksiksiz teslim alan kısımlarında herhangi bir imza bulunmadığını, bunun nedeninin de  böyle bir teslimat böyle bir ticaret olmaması olduğunu, davacı bunun ticari defterlere kaydedildiğinden bahsetse de bunun sadece o dönemde KDV'den kaçınma amacı ile yapılan bir işlem olduğunu, daha sonrasında müvekkilinin pişmanlık vererek bu hatasını düzelttiğini, davalının  orman ürünlerini... ve ... demir isimli firmalardan sağladığını,davacının  hafriyat işi yaptığını,  davalının  ise okulların ve işyerlerinin ahşap döşeme işlerini yaptığını, mantıken bakıldığında hafriyat firmasının müvekkilinin yapmış olduğu ahşap işlerine ilişkin bir malzeme verme ihtimalinin de bulunmadığını,  davacının tek derdinin KDV bedelinin kendisine ödenmesi olduğunu, faturalarda eksiksiz teslim eden kısmı ile eksiksiz teslim alan kısımlarında herhangi bir imza bulunmadığını,  bunun nedenin de  böyle bir teslimat böyle bir ticaret olmamış olması olduğunu, davacı bunun ticari defterlere kaydedildiğinden bahsetse de bunun sadece o dönemde KDV'den kaçınma amacı ile yapılan bir işlem olduğunu, daha sonrasında davalının da pişmanlık vererek bu hatasını düzelttiğini, faturaya bakıldığında eksiklik olarak irsaliye numarası bulunmadığını,  bu hali ile faturada fatura özelliği kalmadığı için faturaya ilişkin yapılan icra takbi ve itirazın iptaline ilişkin açılan davanın da haksız ve hukuksuz olduğunu, bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının  2019 ve 2020 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde alındığı, aynı yıl yevmiye defterlerine ilişkin kapanış tasdiklerine ilişkin  tasdik bilgileri ibraz edilmediği, ayrıca 2020 yılına ilişkin kebir defterinin incelenmesinde boş defter olarak ibraz edildiği 2020 yılına ilişkin kayıtlarının yevmiye defteri üzerinden incelendiği, bahse konu eksiklikler nedeniyle davacı defterlerinin TTK ve HMK hükümlerine göre davacı lehine delil olamayacağını tespit edildiğini,  davalının  defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğunun belirtildiğini, fakat müvekkilinin usulüne uygun defterlerin tutulması bile yeterli bir delil olmadığını tutulan bu defterin karşı tarafın defteri ile uyuşması durumunda delil niteliği olabileceğini,  HMK m. 222/2-3 gereği kötü niyetli davacının tutmuş olduğu ticari defterlerin usulsüz tutulması nedeni ile ticari defterlerin delil niteliğinde olmadığını,  her iki tarafın defterlerinin birbirini doğrulamadığını, farklı rakamlar içerdiğinden davacının defterlerinin aleyhine delil niteliğinde olacağı, davalının ise lehine delil niteliği taşımasına rağmen her iki tarafın defterlerinin de kesin delil niteliğinde olmadığı, aksinin HMK 222/3 anlamında somut başka delillerle ispat edilip edilmemesine bakılması gerektiğini, yani farklı bir delil ile bu ticaretin olmadığının ispatının mümkün olduğununu,  davalının faturaların ticari defterlere kayıtlı olması sadece faturalarının doğruluğu için  karine olarak kabul edileceğini, bu faturaların verilmesine neden olan işin veya hizmetin doğru veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımadığını, faturaların deftere kayıtlı olmasının mevcut hizmetin yapıldığının sadece karine olarak kabulü gerekeceğini, bunun aksinin ispatının her zaman olanaklı olduğunu, malı teslim ettiğini ispat yükünün davacıda olduğunu, ses kaydında görüleceği üzere davacının açık bir şekilde mevcut kriz nedeni ile ticaret yapamadığını, fatura sattığını kendisinin hafriyat işi yaptığını, davalı ile ortak bir ticaretinin olmadığını ve olamayacığını, talebinin sadece  KDV bedeli olan 33.300 TL olduğunu açık açık söylediğini, ayrıca defteri teslim etmeye gelen ...'ın aslında bu olayların başrolünde bulunan kişi olduğunu, davacıya naylon fatura işinde aracı olan ve fatura satacak kişileri bulan kişi olduğunu, davacının başkaca insanlara naylon fatura vermesi nedeni ile vergi dairesinden kesilen başkaca cezaları da bulunduğunu, icra takibine konu faturaların naylon faturalar olduğunu, sırf vergiden kurtulabilmek adına alınan faturalar olduğunu,  davalının yaptığı hataların farkına varıp  devlete düzeltme beyannameleri verdiğini,  devlete ödenmeyen vergileri vererek tamamladığını, formaliteden yapılmış gibi gösterilen bu ticaretin faturalarının ödemelerine ilişkin cevap dilekçesinde belirttikleri  bankaların kamera kayıtlarına bakıldığında ... isimli kişinin bankada parayı davacı hesabına yatırdığını ve yanına müvekkilinin çalışanlarını alarak dekontlara onların isimlerinin geçirttiğinin görüleceğini,  bilirkişi tarafından  mevcut alacağın deftere kayıtlı olması nedeni ile karine gereği mevcut olduğunu belirtilmiş ise de  bu karinenin aksini mevcut ses kayıtları ile ispatladıklarını, bu nedenle bilirkişinin bu tespitine itiraz  ettiklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili için  İİK'nın 67. maddesi uyarınca başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile olan ticari ilişkisi kapsamında ... - ... - .... - ... nolu toplamda 215.052,05 TL bedelli fatura kesilip malları teslim ettiğini, davalının banka kanalı ile bir kısım ödeme yaptığını, ancak takip konusu bakiye alacağın ödenmediğini ileri sürmüştür. <br>Davalı vekili ise; taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunmadığını,  faturaların naylon faturalar olduğunu,  davalının bu faturaları vergi borcunu azaltmak için  aldığını, daha sonra davalının pişmanlık  göstererek  vergi dairesine vergi cezasını ödediğini, davalının faaliyet alanının davacınınkinden farklı olduğunu, davacıdan mal almadığını, fatura konusu malların teslim edilmediğini, faturaların deftere kaydının malın teslimini kanıtlamadığını, bunun aksinin davacı şirket yetkilisi ile yapılan telefon görüşme ses kaydı ile ortaya konulduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 110.052,05 TL asıl alacak, 10.292,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 120.344,93 TL alacak yönünden 05.10.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak seri .. - ...- ... - ... - ... no'lu faturaların gösterildiği, ödeme emrinin 13.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı tarafından 15.10.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara  şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.     TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi  özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf,  faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.Dosya kapsamında taraf ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle düzenlenen bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin 2019 ve 2020 yılına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından lehine delil niteliğinde bulunmadığı,  davalının ise aynı yıla ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğundan lehine delil niteliğinde olduğu, davacı tarafından davalı adına muhtelif adet ve miktarda yapı malzemelerine ilişkin faturalar düzenlendiği, takip konusu açık hesap alacağını oluşturan faturaların her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalının bu faturaların gerçek bir ticari ilişki sonucu düzenlenmediği, sadece vergiden kaçınmak maksadıyla davacı ile anlaşmak suretiyle fatura düzenlendiği, muhteviyatı itibariyle faturaların gerçek bir ticari satış ve/veya teslimi içermediği iddiasın somut gerekçelere dayanmadığından ilgili faturalar yönünden teslim tesellümün gerçekleştiği, davalı tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine 2019 yılı Aralık dönemine ilişkin KDV beyannamesini iki ayrı dönemde 2020/10.ay ve 2021/1.ay da düzeltme beyannamesi düzenlemek suretiyle kendi defterlerine davacı aleyhine 33.004,55 TL tutarlı borç kayıtlarının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, bir diğer deyişle takip konusu faturalara ilişkin  alımlarını bu faturalar yönünden iptal ettiği, ancak bu düzeltme kayıtlarının davacının kabulünde olmadığı, davalı tarafından, herhangi bir ihbar, ihtar bulunmadığı, olan herhangi bir somut belge, karşılıklı mutabakat bunmadığı, davalının bu faturaların gerçek bir ticari ilişki olmadığı, naylon fatura olduğu, sadece vergiden kaçınmak maksadıyla davacı ile anlaşmak suretiyle fatura düzenlendiği, davalının muhteviyatı itibariyle faturaların gerçek bir ticari satış ve/veya teslimi içermediği iddiasının somut gerekçelere dayanmadığından teslim, tesellümün gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, ödenmeyen kısmın davacı tarafından talep edilebileceği, davacının davalıya yapmış olduğu teslimlere ilişkin işlerin ifasını ve alacağını ispatlamış olduğu, davalı tarafından fatura içeriği yapılan işin bedelini ödediğine ilişkin yazılı belge sunulmamış olması nedeniyle, davacı şirketin 05.10.2020 takip tarihi itibariyle defterlerindeki alacaklı gözüktüğü miktar olan 90.052,05 TL alacağı  talep edebileceği kanaati bildirilmiştir.HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre; bir vakadan kendi lehine hak çıkaran taraf  kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça hakkını dayandırdığı olguları ispat etmekle yükümlüdür.Dosya kapsamına göre, davacının takip konusu 4 adet faturanın davalı yanca usulüne uygun tutulan defterlerine kaydedildiği,  BA formunun vergi dairesine verildiği, davacının da BS formu ile bu fatura satışlarını vergi dairesine bildirdiği, davacı faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir.  Her ne kadar davalı, faturaların naylon fatura olduğunu, gerçek bir ticari ilişki bulunmadığını, faturaların naylon fatura olduğunu  ileri sürmüş ise de, bu yöndeki iddiasını ispata yarar yazılı bir delil sunamamıştır.Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamasa da adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı, malın teslim edildiği anlamına gelir.Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Bu durumda borçlu taraf,   somut olayda davalı, faturaları ticari defterine işlemiş olup  borcun doğmadığını veya borcu ödediğini yazılı delille  ispatlamak zorundadır.Ancak somut olayda bu yönde bir delil sunamadığı görülmüştür.Davacının dayandığı ses kaydının ticari defter kayıtlarının aksini ispatlayan bir delil olarak kabulü mümkün değildir. Her ne kadar davacı yevmiye defterinin onayı bulunmadığından usulüne uygun düzenlenmemiş ise de; takip konusu faturalar  davalının usulüne uygun ticari defterlerinde kayıtlı olup davalı tarafça faturalara süresi içinde itiraz edilmemiş, aksine bir yazılı delil de sunulamamış olduğundan davalı vekilinin davacı taraf defterlerine yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebi de  yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.613,46 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b528f16e7fda8d9","SID":"68714d32d730d7f4"}}