{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1624 <br>KARAR NO:2024/1680<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/06/2021<br>NUMARASI:2017/1230 E. -  2021/419 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında gerçekleşen  ticari iş gereği davalı firmanın müvekkili davacıdan birtakım kimyasal maddeler satın aldığını, müvekkilinin bu satım sözleşmelerine ilişkin faturalar düzenlediğini,  davalı firmaya teslim ettiğini,  ancak davalının faturaya konu borcunu  ödemediğini, bu malların satımına ilişkin davalının 31/03/2017 tarihi itibariyle müvekkiline 81.142.444 TL borçlu olduğunu belirten mutabakat mektubu imzalayıp gönderdiğini,  davalının mutabakat tarihinden sonra 10.000 TL tutarında bir ödeme yapmış olmasına rağmen bakiye borcunu ödememesi nedeniyle 31/07/2017 tarihinde Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bakiye 71. 142,44 TL'nin ödenmesinin istendiğini, 04/08/2017 tarihinde  tebliğ olan ihtarname sonrasında davalının  22.434,14 TL tutarında bir kısmi ödeme daha yaptığını, ancak bakiye kalan borcun 48.708,30 TL'lik kısmını  ödemediğini,  bu sebeple ... sayılı  dosyası ile icra takibi başlatıldığını,  davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı yanın talep ettiği alacağa dayanak ürünlerden sadece 1.000,00 TL'lik numune kısmının müvekkiline teslim edildiğini, numune alınan bu ürünün müvekkilinin talep ettiği standartlarda ürünler olmadığından bu ürünlerin peşin alınmış olan faturasının iptal edilmesi ve numunuenin geri alınmasının davacıdan talep edildiğini, bu talebin davalı çalışanı  ...'a ve ...'a iletildiğini, durumun  davacının bu personellerinin  dinlenmesi ile açıkça ortaya çıkacağını, davacı şirket pazarlama personeline iletilmiş bu durumun ... tarafından fazli.... mail adresinden şirket içinde yetkililere iletildiğini,  müvekkiline bu ürünü pazarlayan ... isimli çalışanın bu iade talepleri ve ayıp bildirimine dair mail yazışmalarının mahkeme tarafından celp edilmesi halinde bu durum açıkça ortaya çıkacağını,  bu ürünlerin müvekkilinin ihtiyacı olan standartlarda olmadığı ve  geri alınması gerektiğinin davacı şirket tarafından kabul edildiğini, davacının alacak talep ettiği fatura içeriğindeki ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini,  kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu ürünlerin teslim edildiğinin davacı tarafça irsaliye ile yazılı olarak ispat edilmesi gerektiğini,  davacının dayanak olarak gösterdiği mutabakat metninin fotokopi evrak olduğunu, hiç bir hukuki bağlayıcılığı  bulunmadığını, dayanak belge üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacının aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.Davanın İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, celp edilen ... sayılı dosyasının incelenemesinde; davacı tarafından 48.708,30 TL. Asıl  alacak, 720,62 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam 49.428,92 TL. bedelli faturaya dayalı alacağın tahsili için icra takibi başlattıkları, davalı tarafın süresi içerisinde yapmış oldukları itiraz üzerine takibin durduğu  ve davanın İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, araflar arasında mevcut olan iş gereği davalı tarafın davacıdan satın aldığı belirtilen emtialardan kaynaklı 49.428,92 TL. Bakiye borcun ödenmediği iddia olunarak davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra dairesinin 2017/23886 sayılı dosyasında takip başlatıldığı ve takibe davalı tarafça itiraz edildiği belirtilerek itirazın  iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Davalı tanıklarının beyanları alınarak değerlendirilmiştir.Dosyada mübrez 25/11/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davacı yanın, sözleşmeye konu malı ya da malları tam olarak (eksiksiz) teslim ettiğini irsaliyeli fatura ile ya da başkaca yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, somut olayda davacı tarafından sunulan faturalar mevcut olmakla birlikte bunların malın teslim edildiğini gösteren irsaliyeli fatura olma özelliğine sahip olmadığı, ayrıca Yargıtay'ın istikrarlı biçimde vurguladığı üzere faturanın tek başına alt ilişkiyi ispat etmemesi karşısında davacı yanın HMK m.200 gereğince kesin delille malların sözleşmeye uygun olarak eksiksiz biçimde teslim edildiğini ispat etmesi gerektiği, davacı yanın bu yönde bir ispat faaliyetinde bulunduğundan söz etmenin şu aşamada mümkün görünmediği, davalı yanın belirtmiş olduğu biçimi ile teslime konu olan malların olması gereken standartlarda bulunmadığına ilişkin iddiası malların ayıplı olduğuna ilişkin bir iddia olup, bu hususun davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, ancak dosya kapsamının incelenmesinden, gerek davacı tarafından keşide edilen faturalara itiraz edilmemiş olması, gerekse malların ayıplı olduğuna ilişkin olarak herhangi bir ihtar ya da benzeri bir yazının davalı tarafından davacıya iletilmemiş olması karşısında bu savunmanın dinlenebilir olmadığı, bununla birlikte dosya kapsamında mevcut olmamakla birlikte malların ayıplı olduğuna işaret eden bazı mail yazışmalarından söz edildiği, malların ayıplı olarak teslim edildiğini gösteren mail yazışmaları var ise bunun dosyaya getirtilmesinden sonra değerlendirme yapılmasının daha uygun olacağı, zira mail yazışmalarının belirli şartlar altında HMK m. 199 ve m.202 bağlamında delil olarak değerlendirilebileceği, davalı yanın, davacı tarafın dayanak olarak gösterdiği mutabakat mektubunun fotokopi olduğunu, hiçbir hukuki bağlayıcılığı olmadığını ayrıca dayanak belgedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ifade ettiği, Yargıtay'a göre, senedi vücuda getiren kimsenin imzasını taşımayan belgenin senet olarak nitelendirilemeyecek bulunması nedeniyle bir fotokopinin senet olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı, davalı yanın fotokopide yer alan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığına ilişkin savunmasının adi senette yazı veya imza inkarı bağlamında değerlendirilebilmesi için (HMK m.209) öncelikle fotokopi mahiyetindeki belgenin aslının dosyaya sunulmasının yararlı olacağı, davacı tarafından malın tam olarak ve ayıpsız biçimde teslim edildiğinin sabit olması halinde dosya üzerinde yapılan incelemede; davacı alacağının 48.708,30 TL olduğu bildirilmiştir. <br>Tarafların itirazları doğrultusunda mahkememiz dosyası ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; dava konusu malların teslim edilmiş olduğu hususunda mahkememizin kanaatinin oluşması halinde davacı yanın alacağının kök raporda belirtildiği miktar ölçüsünde sabit hale gelmiş sayılabileceğinin değerlendirildiği bildirilmiştir.Davacının davalı aleyhine fatura alacağına ilişkin takibe başladığı, davalının süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ettiği, davacının süresi içerisinde dava konusunun itirazının iptali ile alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına ilişkin olduğu, davacının dava konusu malların davalıya tam olarak teslim ettiğine dair irsaliyeli fatura yada başka yazılı delil ile ispat edemediği, yine teslim edildiğine dair bir irsaliyeli faturanın bulunmadığı, yine davalının BA kayıtlarında bu faturanın davalı tarafından bildirilmediği, davacının sadece fatura düzenlemesi malın teslim edildiğine karine olarak kabul edilmediği, malın teslim edilmesi hususu davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği nazara alınarak davacının malın teslimini ispat edemediği anlaşıldığından açılan davanın reddine davacı ile davalı arasında bir ticari ilişki bulunduğu, ancak davacının alacağını ispat edemediği yine davacının kötü niyetli olduğunu davalının ispat edemediği anlaşıldığından  kötü niyet takip tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu faturalara ilişkin ürünlerin davada tanık olarak dinlenen ...'e imzası karşılığı teslim edildiğini, bu durumun dosyada mübrez ... numaralı sevk irsaliyesi ve imzayı atan ...'in beyanı ile sabit olduğunu, dava konusu faturalara ilişkin ürünlerin davada tanık olarak da dinlenen ve davalı şirkette kaplama bölümünde çalışan ...'e imzası karşılığı... numaralı sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, somut olayda hem dosyada mübrez sevk irsaliyesinde ...'in imzasının bulunması, 17/09/2019 tarihli 3 numaralı celsede başta irsaliyede imzası olan ... olmak üzere tüm davalı tanıklarının davaya konu faturalara ilişkin malların teslim ediliğini beyan ettiğini,  teslimin ispatlandığını, dosyaya defaatle sunulan irsaliyeli faturanın  açıkça yok sayıldığını, mahkemece ara karar oluşturularak dosyaya aslının sunulmasının dahi istenilmediğini,  dava konusu faturalara ilişkin malların şirket çalışanı ...'e ıslak imzası karşılığında sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, işbu sevk irsaliyesinin 30/07/2018 tarihli beyan dilekçeleri  ve 18/12/2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ekinde iki kez dosyaya ibraz edilmesine rağmen mahkemece açıkça yok sayıldığını, hüküm kurulurken dosyada irsaliyeli faturanın olmadığına değinildiğini, davalının  31/03/2017 tarihi itibariyle müvekkiline 81.142,44 TL borçlu olduğunu belirten mutabakat mektubu düzenlendiğini, davalı-borçlu mutabakat tarihinden sonra 10.000 TL tutarında bir ödeme yapmış olmasına rağmen bakiye borcunu ödememesi nedeniyle 31/07/2017 tarihinde  Kadıköy .... Noterliği . ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bakiye 71. 142,44 TL nin ödenmesini aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, söz konusu ihtarname tarihinden sonra davalı borçlunun 22.434,14 TL tutarında bir kısmi ödeme daha yaptığını, ancak toplam bakiye borç 48.708,30 TL'yi müvekkiline ödemediğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,  ticari satım ilişkisi sebebiyle düzenlenen  fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın  iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; müvekkilinin davalıya kimyasal madde nitelikli mal satışı yapıp malları davalıya teslim ettiğini, ancak düzenlediği fatura bedellerinin bir kısmının ödenmediğini  ileri sürerek ilamsız icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmış; davalı vekili ise, davalıya sadece 1000 TL'lik ürünün numune olarak teslim edildiğini, bunların da standartlara uygun olmaması sebebiyle faturaların iptal edilmesinin talep edildiğini, fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 48.708,30 TL asıl alacak, 720,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 49.428,92 TL alacak yönünden  22.09.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 21.07.2017 fatura alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 25.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı  tarafından 25.09.2017  tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu gibi  TMK'nın 6. maddesi uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Fatura tek başına akdi ilişkinin ve alacağın varlığının kanıtı olamaz. Faturada yazılan malların teslim edildiğini ispat yükü satıcı olan davacıdadır. Faturaya konu mal bedelinden davalıyı sorumlu tutmak için  malların  da tesliminin kanıtlanması gerekir.Davacı ticari defterlere dayanmış, mahkemece mail yazışmaları ve BA formları vs istenip  dosyayı bilirkişiye verilmiş, ticari defterlerle ilgili  herhangi bir ara karar kurulmamıştır.Öncelikle belirtmek gerekir ki, TTK'nın 83.maddesi uyarınca, ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilecek olup HMK'nın yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı belirtilmiştir. HMK'nın ''Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması'' başlıklı 222/1 maddesinde de benzer yönde düzenleme yapılarak ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazın kendiliğinden  veya  taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. '' hükmünü getirilmiştir. Aynı Yasanın ''Tarafın belgeyi ibraz etmemesi'' başlıklı 220.maddesinde ise davanın taraflarının ellerindeki belgeleri ibraz etme yükümlülüğü düzenlenmiştir.Tarafları tacir olan ve  tarafların ticari uyuşmazlığına ilişkin eldeki davada ticari defterler delil niteliğindedir. Davacı faturalara dayanmıştır. Faturaların  taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, ticari ilişkinin defterler kapsamında bulunup bulunmadığının  incelenmediği görülmektedir.  Kaldı ki davacı taraf da tarafların ticari defterlerine delil olarak dayanmıştır.  Mahkemece tarafların ticari defterlerinin incelenmemesi usul  ve yasaya aykırı olmuştur.Öte yandan, davacı taraf, mal tesliminin yapıldığını iddia etmiş, davalı ise malların teslim edilmediğini savunmuştur. Davacı tarafından dosyaya 20.11.2016 tarihli ve ... sayılı sevk irsaliyesi  sunulmuştur. Bu sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında ''...'' ismi ve altında imza bulunduğu görülmektedir. ... isimli  kişinin 25.06.2019 tarihli duruşmada da davalı tanığı olarak dinlendiği, tanığın, davalı şirketin kaplama bölümünde çalıştığını, davaya konu ürünlerin davalıya teslim edildikten sonra kendisi tarafından kullanıldığını beyan ettiği görülmektedir. Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda bu sevk irsaliyesi için, malların teslimini ispata elverişli olup olmadığının mahkemece tayin edileceği belirtilmiştir. Ancak mahkemece bu konuda hiç bir araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi  de usul ve yasaya aykırı olmuştur.Bu durumda ilk derece mahkemesince, tarafların ticari defterlerinin incelemesine ilişkin yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca  ara karar oluşturulup bu ara kararın  taraflara usulüne uygun ihtar ile birlikte tebliğe çıkarılması suretiyle taraf defterlerinin ibrazının sağlanması, 20.11.2016 tarihli ve... sayılı sevk irsaliyesi altında imzası bulunan ...'in davalı şirket çalışanı olduğunu beyan ettiği, davalının da kendisini tanık olarak dinlettiği ve beyanına bir itirazı olmadığı nazara alınarak, sevk irsaliyesindeki malların fatura konusu mallar olup olmadığı, faturalara konu  emtianın teslim alınıp alınmadığı  konusunda araştırma  ve değerlendirme yapılarak teslim olgusunun araştırılması, davalının BA formlarının da nazara alınması ve sonuç olarak tarafların tüm delilleri incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  mahkemece, işin esasına etkili deliller incelenmeden  eksik inceleme ile karar verildiği anlaşıldığından işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.28.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af294b220e7d76af","SID":"c037cfb9a19e01cd"}}