{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1876 <br>KARAR NO:2024/2015<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/643 Esas<br>TARİH:25/10/2024 (Ara karar tarihi )<br>TALEP:İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket, ..., dünya çapında tanınan ve prestijli bir marka olan \"...\" adı altında kalem tasarımı ve üretimi yapan, Almanya menşeili köklü bir firma olduğunu, kalem tasarımı konusunda inovatif ve estetik anlayışıyla öne çıkan ..., hem tasarım hem de işlevsellik açısından sektörde fark yaratan ürünler sunduğunu, müvekkili Şirket'in Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olan ... A.Ş. (\"Kemerburgaz\"), ... markasına ait kalem ve diğer kırtasiye ürünlerinin Türkiye genelindeki çeşitli illerde yer alan ... mağazalarında tüketiciyle buluşmasını sağladığını, Müvekkili Şirket ..., Türkiye'de... ürünlerinin tanıtımını, pazarlamasını ve satışını etkin bir şekilde yürüterek markanın bilinirliğini artırmakta ve üstün kaliteyi sunduğunu, işbu dilekçe ekinde yer alan tabloda ... markasının tescilli olduğu ülkelerin açıkça gösterildiğini, bu tablo, ... markasının dünya genelinde de tanınmış ve güvenilir bir marka olduğunu ortaya koyduğunu, ... markasının pek çok ülkede tescillenmiş olmasıyla birlikte, kalitesi ve özgün tasarımlarıyla da uluslararası alanda bilinen bir marka haline geldiğini, işbu durumun, Müvekkil Şirket'in haksız rekabetten korunması gerektiğini ve haksız eylemlerle karşı karşıya gelmesi halinde, global anlamda tanınan bir markaya karşı gerçekleştirilmiş olduğunu gösterdiğini, bu nedenle, ... markasının uluslararası tescili ve tanınmışlığı, dava konusu olan haksız rekabetin önemini daha da artırdığını, taraflarınca yapılan piyasa araştırmasında; davalı şirketin, MüvekkilŞirket'e ait kalem tasarımlarının birebir aynısının kopyalanarak üretip aşağıda yer alan internet siteleri üzerinden satışa sunulduğunu tespit ettiklerini ileri sürerek davalı tarafın \"...\" internet sitesinde yer alan ticari faaliyetlerinin durdurulmasına iliskin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  25/10/2024  tarih ve  2024/643 Esas  sayılı ara kararında;\".....HMK.m.389/1 hükmüne göre \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü yer almakta olup, somut olayda davacının işin esasına ilişkin netice talebinin tedbiren uygulanmasını talep ettiği, uyuşmazlığı esastan çözecek mahiyette tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı gibi  bu talebe ilişkin verilecek karar ancak tarafların delillerinin toplanmasıyla  yargılama sonucunda belirlenebileceğinden ve talep yargılamayı gerektirdiğinden bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, ''  İhtiyati tedbir talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafın TTK 54 vd.  maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil eden fiilleri sebebiyle; haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabete konu malların toplattırılarak imha edilmesi kapsamında haksız rekabetin men'ine, maddi tazminat ödenmesine ve davalı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi talepli ikame edilen davalarına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin İlk Derece Mahkemesi tarafından 25.10.2024 tarihli ara karar ile reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından sunulan gerekçelerin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, şöyle ki; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (\"HMK\") \"İhtiyati Tedbirin Şartları\" başlıklı 389.maddesi;\"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.\"  şeklinde düzenlendiğini,İhtiyati tedbir, \"kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörüşmüş, geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki koruma\" olarak tanımlandığını, İhtiyati tedbir bakımından temel iki şart, ihtiyati tedbir esas olan bir hakkın ve ihtiyati tedbir sebebinin varlığı olduğunu, yukarıda belirtilen kanun maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini,Etkin hukuki korumanın ve hak arama hürriyetinin zorunlu bir parçası olan ve anayasal bir temele sahip olan geçici hukuki korumanın, asıl hukuki korumaya ek olarak benimsenmesinin temelinde, telafisi imkansız sonuçların ortaya çıkmasının önlenmesi yattığını, (Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014, s. 1321-1350, Basım Yılı: 2015, Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ’e Armağan) İspat ölçüsünün, ispat yükü taşıyan tarafın ispat zorluğu veya imkansızlığı içinde bulunması durumunda düşürülmesi, yargılamada silahların eşitliği ilkesinin de bir sonucu olarak görülmesi gerektiğini, hakim vereceği kararda, o olaya uygulanacak hukuk normunu ve normun konuluş amacını yorumlayarak, aranan ispat ölçüsünün istisnalara girip girmediğini belirlemesi gerektiğini,HMK’nın 390/3. maddesinin gerekçesi yaklaşık ispat ölçüsünün aranacağı noktasında açık olduğunu;\"...(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. \"Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımında olduğunu, kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat arandığını, çünkü hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hakim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.  (Güncel Yargıtay Kararları Işığında İhtiyati Tedbirlerde \"Yaklaşık İspat\" ve \"İhtimal\" Kavramı\", S.678 Doç. Dr. Ahmet Başözen) Nitekim bu hususa ilişkin; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 24.05.2012 tarih ve  2012/6976 E. 2012/6023 K. Sayılı kararında; “…İhtiyati tedbir kararının kabul edilebilmesi bakımından ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüştür. Yerel mahkemece gerektiğinde davalının muhtemel zararlarının karşılanması amacıyla uygun bir miktarda teminat da alınarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir…”Açıklanan nedenlerle; somut olayda, Müvekkil Şirket'in taleplerinin dayandığı haklılık yaklaşık ispat ölçüsü ile yeterli derecede ortaya konulduğu izahtan vareste olduğunu, kaldı ki, dava dilekçesi ekinde mübrez delillerin Müvekkili Şirket'in haklılığını ispat eden nitelikte olduğunu, İleri sürerek, İstinaf başvurusunun kabulü ile, işbu davamızın sonuçlanmasının gecikmesi nedeniyle ortaya çıkabilecek geri dönülmez zararların oluşmasının engellenmesi amacıyla davalı tarafın \"...\" internet sitesinde yer alan ticari faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, TTK. 54-55 Madde hükümleri uyarınca açılan  haksız rekabetin tesbiti , önlenmesi, mevcut malların toplatılarak imha edilmesi ve maddi tazminat istemine ilişkin davada  davalı tarafın \"...\" internet sitesinde yer alan ticari faaliyetlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, davacıların tedbir isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK'nın 61. maddesinde; \"Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir. \" hükmü yer almıştır.Buna göre bu tür davalarda talep edilebilecek ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. Maddelerinden yararlanılmalıdır.HMK.nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır,'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda, ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır. Haksız rekabetin koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususları açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda  yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Dava ve ara karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama gözetildiğinde henüz delillerin toplanmamış olması, dava dilekçesi ekindeki delillere göre  ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata yeterli değildir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında koşulların değişmesi halinde ihtiyati tedbir talebinin mahkemece yeniden değerlendirilebileceği gözetildiğinde; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,  uyuşmazlığı esastan çözecek olan  ilk derece mahkemesinin takdirine göre, ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esasta reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin  istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024  tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c0a0ad392d7b2c0","SID":"d87e03a8c1f03da1"}}