{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/12/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t:  <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av<br>\t  Av.<br>\t  Av.<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 19/11/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 20/11/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2......... Esas  sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 20/12/2023 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya'da konut sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı bankadan 2016 yılından bu yana çek, senet veya taşımaz ipoteği karşılığında kredi kullandığını, müvekkili firmayı bir sebeple ziyarete gelen banka müşteri temsilcilerine müvekkili firma yetkilisi.....'ın konkordato talebinde bulunabileceklerinden söz etmesi üzerine bankanın kredi sözleşmesinin imzalanması sırasında almış olduğu vade ve miktarı yazılı olmayan boş teminat senedini Konya .. İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyasında takibe koyduğunu, bononun anlaşmaya aykırı doldurduğunu ve vadesinin de yine anlaşmaya aykırı bir şekilde 19.09.2018 tarihi olarak belirtildiğini, müvekkili adına yapılan icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalı bankaya gecikmiş kredi borcu olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00TL kadar borçlu olmadıklarının tespitine, davalının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili 21/12/2020 tarihinde tamamlama harcı yatırmıştır. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankadan kredi kullanan davacıların sözleşmenin imzalanmasının ardından vadesi geldiğinde kredi borcundan düşülmek üzere bono düzenleyerek müvekkiline verdiklerini, davacıların imza inkarlarının da olmadığını, sadece boş olarak senet imzalatıldığını iddia ettiklerini, TTK gereğince beyaza imzanın bile borçlandırıcı etkisi var iken, imzaladıkları senedin ne olduğunu bilmediklerine dair iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, müteahhitlik ve inşaat işi ile iştigal eden firmanın yetkilisinin bankaya borcunu ödemek üzere verdiği senet sonrası senedin sonradan doldurulduğu iddialarının kredi ilişkisi olan bir tacirden dinlenemeyecek iddialar olduğunu, banka yetkililerinin tanık olarak dinlenmesinin bankaların senet almaları için yazılacak sorulacak kurumların delil gösterilmesinin yersiz ve HMK ile TTK'ya aykırı olduğundan kabul etmediklerini, borçlu davacıların Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ....Esas sayılı dosyası ile Konkordato talebinde bulunarak, piyasadan mal kaçırmaya başladıkarını, konkordato davası reddedilmiş olduğundan  müvekkili bankaca başlatılan takiplere itiraz ile yine aynı niyetle krediyi ödememe bahanesinde bulunduklarını, bu nedenlerle yersiz ve mesnetsiz davanın reddi ile %20' den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini  talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince 06/11/2021 tarihinde davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar dairemizin 27/09/2023 tarih ....... Esas ......... Karar sayılı ilamı ile gerçek kişi olan davacılarında harç yatırması gerektiğinden bahisle  kaldırılarak ilk  derece mahkemesine gönderilmiş, ilk derece mahkemesince gerçek kişi olan davacıların davaları tefrik edilmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \".....Ziraat Bankası Aydoğdu Konya Şubesinin dosyaya gelen 24/12/2020 tarihli cevabi yazısında, dava konusu bononun kredi sözleşmesinin imzalanması sırasında vadesi geldiğinde kredi borcundan düşülmek kaydıyla düzenlenip bankaya verildiği belirtilmiştir. Davalı vekilinin savunma içeriği ve yukarıda belirtilen banka şubesi yazı cevabından anlaşıldığı üzere dava konusu bono bir teminat senedi olarak düzenlenmiştir. Bankalar tarafından kredi sözleşmelerinin imzalanması sırasında kredi borcunun teminatı olarak miktarı boş kambiyo senedi alınması sık sık uygulanan bir yöntemdir. Yerleşik Yargıtay ve BAM uygulamaları gereği bu tür  teminat amaçlı bono düzenlenmesi borcun olmadığı anlamına gelmez ve uyuşmazlığın çözümü için gerçek borç tutarının belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan iş bu davada, bononun düzenlenmesine esas kredi sözleşmelerinden dolayı dava tarihi itibariyle davacıların davalı bankaya borçlu olup olmadıklarının tespitinin gerekli olduğu anlaşılmıştır. <br>Mahkememizce davalı bankadan ilgili genel kredi sözleşmeleri, hesap ekstreleri, alacağın muacceliyetine esas belgeler celp edilerek ve aynı zamanda bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor aldırılması gereği duyulmuştur. Bankacı bilirkişi .......'ın 08/05/2019 tarihli raporunun yeterli açıklıkta ve denetlenebilir olmaması nedeniyle dosyanın kapsamı da gözetilerek dosya üç kişilik bankacı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve tarafların itirazlarını karşılar rapor aldırılması gerekmiştir. Bilirkişi heyetince düzenlenen 24/05/2021 tarihli ek raporda da doğru olarak tespit edildiği üzere, taraflar arasında 24/01/2016 ve 27/11/2017 tarihli iki farklı genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, bu sözleşmelerin 24.maddesinin (b) bendinde kredi kullananların konkordato talebinde bulunması veya aktifi üzerinde haciz veya benzeri bir işlem yapılması gibi durumlarda bankanın hesap kesme hakkına sahip olduğunun hüküm altına alındığı, davacıların Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ......... esas sayılı dosyalarında konkordato talebinde bulunması ve ayrıca davacı şirket tarafından düzenlenmiş olan 115.000,00TL tutarındaki teminat mektubunun lehtar Karatay Belediye Başkanlığı tarafından nakde dönüştürülmesi nedeniyle bankanın hesap kesme hakkını kullandığı, bu sebeple takip konusu munzam teminata alınan bononun takibe konulmasının bankacılık mevzuatına ve uygulamasına uygun olduğu, bilirkişilerce hesap edildiği üzere dava tarihi itibariyle davacının kullanmış olduğu kredi nedeniyle davalı bankaya 1.546.363,21TL asıl alacak, 92.883,23TL temerrüt faizi, 4.644,14TL BSMV olmak üzere toplam 1.643.890,58TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla dava konusu icra dosyasında dava tarihi itibariyle davacı ..........İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin davalı bankaya 313.001,20TL borçlu olmadığı....\" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının Konya .. İcra Müdürlüğünün ........Esas sayılı dosyasında dava tarihi itibariyle davalı bankaya 313.001,20TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına, davalı aleyhine ise haksız takip tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br> İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankadan kredi kullanan davacı kredi sözleşmesinin imzalanmasının ardından vadesi geldiğinde tahsil edildiği takdirde borcundan düşülmek üzere senet imzalatıldığını bildiğini, dolayısıyla davacının basiretli tacirin imzalamış olduğu senedin ne olduğunu bilmediğine dair iddiasının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, zira sürekli kredi ilişkisi olan, müteahhitlik ve inşaat işi ile iştigal eden bir firma yetkilisinin davaya konu munzam senetlerin sonradan doldurulduğu ve hile ile düzenletildiğine dair iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla senette rakamın sonradan doldurulduğuna dair iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının bu davayı ikame etmesinde tamamen kötüniyetli olduğunu, mahkeme tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun kambiyo senedi bakımından bir geçerliliği  bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından verilen bu karar kambiyo senetlerine tanınan hakları zayi ettiği gibi HMK'da düzenlenen delil ve ispat hükümlerine de aykırılık oluşturduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davacının tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Katılma yoluyla istinaf talebinde bulunan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin icra takibi konusu bonoyu açık olarak verdiğini, açık senedin kötü niyetli olarak anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, bankanın, bono düzenleme tarihinde 1.950.000,00 TL gibi bir alacağı bulunmadığını, bono üzerine yazılan vade ve bedelin bankanın kendi kayıtları ile çeliştiğini, dosyadaki bütün raporlarda görüldüğü üzere müvekkilin temerrüt tarihinin 24/09/2018 olarak tespit edildiğini, bu tarihi kabul etmemekle birlikte davalının takip tarihinin 20/09/2018 olduğunu, sadece bu durumun dahi davalının takibinde haksız olduğu sonucunu ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda banka tarafından alınmış bir senet var ise mutlaka teslim belgesinin düzenlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, ortada bir teslim belgesi bulunmadığını, bu durum senedin boş olarak alındığını ve sonradan doldurulduğunu hatta anlaşmaya aykırı doldurulduğunu gösterdiğini, bankanın müvekkili için karakol ihalesine ödediği teminat senedi bozdurulma tarihinin 21/09/2018 tarihi olduğunu, bankanın bu tarihten 1 gün önce bonoyu icraya koyduğunu, ihtiyati haciz aldığını, bu durumun dahi bankanın haksız olduğunu gösterdiğini, aynı zamanda bu şekilde tek taraflı haksız şart içeren, bir taraf aleyhine olumsuz ağır hükümler içeren maddelerin geçerli olmasının mümkün olmadığını, taksitli ticari kredilerin taksitlerinin hiç birinin henüz muaccel hale gelmediğini, yine cari hesap kredilerinin de muaccel hale gelmediğinin tespit edildiğini, belediyeden gelen teminat mektubunun paraya çevrilmesi talebinin bankaya 21/08/2020 tarihinde ulaştığını, yani bankanın parayı bu tarihte ödediğini, dava konusu bononun munzam senet olduğu hiç bir şekilde müvekkili tarafından bankaya ödenmesi için verilen bir bono olmadığının en önemli kanıtı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiği konusunda en önemli hususun ise Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 20.01.2023 tarihli 2021/2 E. 2023/1 K. sayılı ilam olduğunu, dava dilekçesinde isticvap deliline dayandıkları halde mahkemece bu konuda bir karar verilmediğini beyanla katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılarak dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir.<br>  Menfi tespit davasında da anılan Yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamı).<br>Davacının  Konya.. İcra Müdürlüğü..... Esas sayılı dosyasında yapılan takipten dolayı borçlu  olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 17/11/2016 tarih 2016/4254 Esas 2016/14849 Karar sayılı ilamında belirtilen açığa senet düzenlemesi mümkün olduğundan senedin boş kısımlarının anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia eden borçlunun iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekeceği, bankaların verdikleri krediye karşılık teminat olmak üzere bono almalarını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığı, senet üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kayıt bulunmadığı, bir an için senedin teminat amacıyla verildiği kabul edilse bile teminatını teşkil ettiği kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcu bulunup bulunmadığının dava tarihi itibariyle  bilirkişi marifetiyle saptanması gerekeceği (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 26/09/2016 tarih 2016/2530 Esas 2016/12603 Karar ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 18/04/2022 tarih 2020/3592 Esas 2022/3116 Karar sayılı ilamları),  dava konusu kambiyo senetlerine ilişkin takip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipten önce yapıldığından Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 20.01.2023 tarihli ve 2021/2 Esas 2023/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararının uygulanamayacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından tarafların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Tarafların  istinaf başvuru taleplerinin  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan harç ile ilgili hüküm kurulmasına yer  olmadığına, <br>3-Alınması gereken 21.381,11 TL harçtan peşin alınan 5.772,87‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 15.608,24 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>5-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, <br>7-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen karar, davalı yönünden kesin, davacı yönünden HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; davacıya tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  19/11/2024 tarihinde oy çokluğuyla  karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> e-imzalıdır<br>(Muhalif)<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br>MUHALEFET ŞERHİ: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Dava dosyası incelendiğinde; davacı ile davalı banka arasında, 24/02/2016 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, sonradan 2.000.000,00 TL limite çıkarılan GKS ile 27/11/2017 tarihili 3.000.000,00 TL limitli, sonradan 3.750.000,00 TL'ye çıkarılan iki ayrı GKS'nin imzalandığı,<br>Davalının; Konya ,. İcra Müdürlüğünün ,,,,,,,, esas sayılı dosyada davalının lehtarı olduğu, keşidecisi davacı şirket olan, 09.03.2016 tanzim, 19/09/2018 ödeme tarihli, 1.950.000,00 TL meblağlı kambiyo senedine dayanılarak, 1.950.000,00 TL asıl alacak,  1.041,78 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 5.850,00 TL komisyon olmak üzere toplam 1.956.891,78 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla takip başlatması üzerine iş bu menfi tespit davasının açıldığı, <br>Taraflar arasında takibe dayanak kambiyo senedinin kredi borcunun teminatı olarak düzenlendiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, <br>Takibe dayanak kambiyo senedinin tanzim edildiği tarih nazara alındığında; söz konusu senedin taraflar arasında 27/11/2017 tarihinde düzenlenen GKS ile ilgili olmadığı tartışmadan varestedir. Dava dosyasındaki mevcut delillerden açıkça anlaşıldığına göre, takibe dayanak gösterilen kambiyo senedinin 24/02/2016 tarihli GKS'nin teminatı olarak düzenlendiği anlaşıldığından; dava tarihi itibariyle davacının 24/02/2016 tarihli GKS dayalı borcu tespit edildikten sonra takibe dayanak senedin teminat foksiyon miktarına göre hüküm kurulması gerektiği, dosyadaki bilirkişi raporlarında bu konuda açık, denetlenebilir bir hesap yapılmadığı nedeniyle; takibe dayanak kambiyo senedinin tanzim tarihi olan 09/03/2016 tarihinden yaklaşık bir yıl sekiz ay sonra 27/11/2017 tarihinde düzenlenen GKS'nin teminatı olarak kabul edilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim. <br>Bu nedenle; sayın çoğunluğun, takibe dayanak 09/03/2016 tanzim, 19/09/2018 ödeme tarihli senedin, taraflar arasında mevcut her iki genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak değerlendirilip, davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik, tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum. <br><br><br><br>\t\t\t\t\tBaşkan<br>\t\t\t\t\t   e-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"654ab1561e13394f","SID":"164a27d03ecb22b6"}}