{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1786 <br>KARAR NO: 2024/1697<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 09.07.2021<br>NUMARASI: 2020/119 Esas - 2021/711 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  İstanbul ili Esenyurt ilçesi ... Mah. ... ada ... parsel ... Kat ... nolu bağımsız bölümü davalıya 1.260.000,00 TL karşılığında satarak tapuda devir ve tescil işlemlerini gerçekleştirdiğini, bu satışa istinaden fatura kestiğini, kararlaştırılan satış bedelinin davalı tarafından ödendiğini ancak yasa gereği %8 oranına istinaden ödenmesi gerekli olan 100.800,00 TL KDV ücretinin ödenmediğini, arz ve izah edildiği üzere usul ve kanuna aykırı haksız ve de kötü niyetli olarak Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki davalı itirazının iptaline, takibin devamına, davalının itirazında kötü niyetli olması sebebi ile %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri olan masraf ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile davacı tarafça yapılan satış sözleşmesinde sözleşmeye konu taşınmazın satımına ilişkin sözleşme bedelinin taraflarca 1.260.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, sözleşmede kararlaştırılan bedele ek başkaca bir ücret ödeneceğinin kararlaştırılmadığını, davalı tarafın bu bedelin dışında başkaca bir bedel ödeneceğine dair hiçbir taahhüdü veya kendisini borç altına sokacak bir eyleminin bulunmadığını, davalı ile davacı tarafça gayrimenkulün satımına ilişkin yapılan ayrıca bir yazılı anlaşma bulunmadığını, davacı tarafından düzenlenen 25.10.2019 tarihli faturada sözleşmede kararlaştırılan bedele ek olarak KDV ücreti de eklendiği için faturanın müvekkili davalı tarafından iade edildiğini beyanla izah edilen nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... İstanbul ili, Esenyurt ilçesi, ... Mah., ... Ada, .. Parsel, ... Kat, ... numaralı bağımsız bölümün davacı tarafından davalıya 1.260.000,00 TL bedel karşılığında satıldığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlık konusunun söz konusu taşınmazın davacı tarafından satış bedeli +KDV olarak satılıp satılmadığı, davalı tarafından satış bedeli dışında başka bir bedelin ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı, dosya kapsamında yer alan tapu senedinde işlem bedelinin 1.260.000,00 TL olarak belirtildiği, taraflar arasında taşınmazın alım satımına dair yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, dava ve takibe konu edilen 25.10.2019 tarihli 501034 sayılı faturanın 1.260.000,00 TL bedel ve 100.800,00 TL %8 KDV olmak üzere toplamda 1.360.800,00 TL olarak düzenlenmiş ve davacının ticari defterlerine işlenmiş ise de işbu faturanın 100.800,00 TL %8 KDV eklenmek suretiyle düzenlenmesi sebebiyle davalı tarafından kabul edilmediğinden ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı, davalı tarafın gerek mail gerekse de ihtarname ile faturanın  KDV dahil 1.260.000,00 TL olarak düzenlenmesi gerektiğinin davacı tarafa bildirildiği, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere İstanbul ili, Esenyurt ilçesi, .. Mah., ... Ada, ... Parsel, ... Kat, ... numaralı bağımsız bölümün davacı tarafından davalıya 1.260.000,00 TL bedel karşılığında satıldığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, KDV tutarının davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığına veya satış bedelinin net olduğunun belirtildiğine ilişkin taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir satım sözleşmesinin bulunmadığı, takibe konu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı ise de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, tapu senedinde de işlem bedelinin 1.260.000,00 TL olarak belirtildiği, taşınmazın taraflar arasında kararlaştırılan ve bu konuda ihtilaf bulunmayan 1.260.000,00 TL satım bedelinden ayrı olarak KDV tutarının da davalı tarafından ödenmek suretiyle davalıya satıldığına ilişkin davacı iddiasının yapılan açıklamalar ve mevcut delil durumu itibariyle ispata muhtaç olduğu, bu durumda taraflar arasında kararlaştırılan satım bedelinin KDV dahil brüt satım bedeli olarak kabulünün gerektiği, bu nedenle de davalının KDV tutarından sorumlu tutulamayacağı, ispat yükü üzerine düşen davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmaması sebebiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu ispatlanamadı...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mezkûr gayrimenkulün,  tapuda devri için, gerekli olan evraklardan birisinin de ilgili belediye başkanlığından alınacak rayiç bedeli gösterir belge olduğu  mahkemenin de malumu olduğunu, tapu satışı ve devri sırasında, ibraz edilmiş olan, rayiç bedel evrakında da görüldüğü üzere, gayrimenkulün belediye rayiç bedeli 1.200.000,00 TL olup, bu bedelin altında satış yapılmasının zaten mümkün olmadığını, Oysa davalının iddia ettiği gibi yani KDV dâhil olarak 1.260.000,00 TL ye mutabık kalındığı kabul edilmiş olsa, satış değeri KDV hariç olarak tapuya yazılacak olması sebebi ile, tapu  satış bedelinin 1.159.200,00 TL  olarak gösterilmesi gerektiğini ki bunun da belediye rayiç bedelin altında bir bedel olduğu için satışının mümkün olmayacağını,  Bu hususun açıklığa çıkarılması, vuzua kavuşturulması gereken ve davanın ihtilaflı noktasını oluşturan hususun da tapu satış bedeli olarak tapuya beyan edilen miktarın, KDV dahil olarak mı KDV hariç olarak mı değerlendirilmesi gerektiği hususu olduğunu,  Yargılama sırasında da beyan ettikleri üzere, mahkemenin bu hususta eksik inceleme yapmak sureti ile karar verdiğini, bu sebeple mahkeme kararının  kaldırılmasını talep ettiklerini, çünkü; maliye Bakanlığının 1997/5 sayılı  iç genelgesinde, açıkça beyan edildiği üzere, “Bakanlığımıza çeşitli kamu kuruluşlarından intikal eden yazılarda, ihale yolu ile satılan gayrimenkullerin tapu harcı matrahının tespitinde, satış bedeline katma değer vergisinin ilave edilip edilmeyeceği sorulmaktadır. şeklinde başlayan bakanlık görüşünde, netice itibarı ile “Bu nedenle, tapu harcı matrahının tespitinde katma değer vergisinin dikkate alınmaması yönünde uygulamaya yön verilmesi uygun görülmüştür. şeklinde görüş bildirdiğini,  Aynı doğrultuda Gelirler İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğünün 18.06.2015 tarih ve 39044742-KDV.20-61727 sayılı yazıları ile ( Yazı sureti dosyada mübrüz)  netice itibarı ile “ taşınmaz satışlarında vergi matrahı işlemin karşılığını teşkil eden gerçek satış bedel olup, söz konusu bedel üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir”   şeklinde olduğunu açıkça beyan ettiğini, hal böyle iken, mahkemenin bu beyanlarını hiç dikkate almadan, rayiç bedel hususunun ilgili belediyeden sorulması yönündeki talebi kabul etmeyerek, tapuda gösterilen satış bedelinin KDV dahil olarak satışı yapıldığı, bu hususun aksini gösterir bir belge olmadığı taraflarının davayı ispat edemediğini beyan etmek suretiyle davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin KDV tutarının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalı ile yapılan anlaşma uyarınca  1.260.000 TL karşılığı taşınmaz satıldığını, davalı yanca satış tutarı ödenmesine karşılık, bu satış nedeniyle davlının ödemesi gereken %8 oranı ile belirlenen 100.800,00 TL lik KDV nin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise KDV nin satış tutarı içinde olduğu, ayrıca davalının KDV ödemesinden sorumlu olduğunun yazılı sözleşme ile kanıtlanması gerektiğini, ayrıca belirlenmedikçe KDV nin satış tutarı içinde olduğunun kabulü gerektiğini ileri sürerek davanın reddi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın  reddin karar verilmiştir. Taraflar arasında dava konusu taşınmaz satışının gerçekleştiği, davalının satım bedelini ödediği ihtilafsızdır. İhtilaf satış nedeniyle  takip ve dava konusu KDV tutarının davalı yan sorumluluğunda olup olmadığıdır. Türk vergi sistemi, katma değer vergisini mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisi olarak düzenlemek suretiyle satış işlemlerinde bu verginin alıcı tarafından ödenmesini öngörmüştür. Buna göre, alıcı, satış bedelini ve o bedel üzerinden devlete ödenmesi gereken katma değer vergisi tutarını satıcıya verecek; satıcı ise kendisine ait satış bedeliyle birlikte katma değer vergisini alıcıdan tahsil edecek; satış bedelini kendisinde tutup, katma değer vergisini Devlet'e ödeyecek,  bu yönde bir aracılık yapacaktır. Eş söyleyişle, alıcının ödediği katma değer vergisini onun asıl sahibi durumundaki Devlet'e intikal ettirmekle yükümlü olan; kısaca bu verginin Devlet'e karşı yükümlüsü durumunda bulunan, satıcıdır. Alıcıya düşen, satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi  ve bu şekilde kendisinden istenmesi hâlinde bedele ek olarak vergi tutarını da satıcıya vermekten ibarettir. Somut olayda taraflar arasında taşınmazın satımı hususunda şifahen 1.260.000 TL karşılığı anlaşıldığı, taşınmazın bu tutar üzerinden tapuda satışının gerçekleştiği ihtilafsızdır. Davacının KDV ekli faturasının ise davalı yanca iade edildiği ve KDV dahil 1.260.000 TL tutarlı fatura gönderilmesinin talep edildiği de dosyadaki ihtarlardan sabittir. KDV tutarının davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığına veya satış bedelinin net olduğunun belirtildiğine ilişkin taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir satım sözleşmesinin bulunmadığı, takibe konu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı ise de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, tapu senedinde de işlem bedelinin 1.260.000,00 TL olarak belirtildiği, taşınmazın taraflar arasında kararlaştırılan ve bu konuda ihtilaf bulunmayan 1.260.000,00 TL satım bedelinden ayrı olarak KDV tutarının da davalı tarafından ödenmek suretiyle davalıya satıldığına ilişkin davacı iddiasının kanıtlanmadığı, bu durumda taraflar arasında kararlaştırılan satım bedelinin KDV dahil brüt satım bedeli olarak kabulünün gerektiği, bu nedenle de davalının KDV tutarından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu ilk derece mahkemesi kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"08c796a716d376dd","SID":"f32f7ea1b6d48abc"}}