{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1616 <br>KARAR NO:2024/2036<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:26/09/2024<br>NUMARASI:2024/131 E. <br>DAVANIN KONUSU:Marka (Delillerin Tespiti İstemli)<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dilekçesi ile; Davacının başta ...'s markası olmak üzere Türkiye'de pek çok tescilli ve tanınmış markası ile... (Reçetesiz satılan ilaç) sektöründe önemli bir yer edindiği, davacının 23.02.2024 başvuru tarih ve ... başvuru numaralı “...” markasının 26.03.2024 tarihli bültende ilan edildiği, ürünün vücut spreyi vasfi taşıdığı, özellikle yaz aylarında haşeratlara karşı koruma için tercih edilen bir ürün haline geldiği, davacının bilinen ürünlerinden olduğu, davacı markasında yer alan “...” ibaresi ile işitsel olarak benzer” ...” ibaresinin izinsiz kullanılması üzerine davalıya ihtarname gönderildiği ancak ihtarna ilmediği, davalının ürünün en çok sattığı yaz sezonunda kullanımlarına devam etti le haksız kazanç elde ettiği, davacının ... ürününü doğal içerikli çocuklar için vücut spreyi olarak piyasaya sürdüğü, davacı ve yan şirketleri tarafından 01.01.2023- 25.06.2024 tarihleri arasında söz konusu ürüne ait satış rakamlarının 18.152.625,98 TL'ye ulaştığı, davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların davacı tescilli markasın kapsamındaki mal hizmetler ile örtüştüğü, her iki ürünün de yaz aylarında serinletici/nemlendirici özellikleri bulunan ürünler olduğu, aynı şekilde piyasaya sunulduğu, davacının ürünü 2019 yılında piyasaya sunmuş olduğu, buna karşılık davalı ürününün piyasaya 2023 yılında sunulduğu, taraf ürünlerinin eczanelerde aynı rafta yan yana sergilendiği, dava konusu ürünlerin yaz sezonunda kullanımı zirve yapan ürünler olduğu, markaya tecavüzden kullanımlara ivedilikle müdahale edilmesi gerektiği, bu nedenle ihtiyati tedbir talep etme zorunluluğu doğduğu, davacı ürünlerinin sahtelerine karşı davacının şikayeti üzerine başka kişiler hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma neticesinde sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği, ürünün sahtesinden sonra piyasada benzer markalı ürünlerin satışa çıktığı, dolayısıyla verilecek tedbir kararının emsal teşkil edeceği ve sahte üretimin önüne geçilmesi için caydırıcılık sağlayacağını ileri sürerek marka tecavüzü oluşturan ürünün satışının durdurulmasını, piyasada bulunan ürünlere el konulmasını ve toplatılmasını, internet üzerinden satışının önlenmesini, gümrüklerde el konulmasını, münhasıran tecavüz konusu ürünlerin üretilmesinde kullanılan cihaz ve makinelere el konulmasını, tedbir talebinin en geniş şekli ile kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.İlk Derece Mahkemesince 18/07/2024 tarihli ara karar ile;\".... 1-İhtiyati tedbir talebinin  KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından TEBLİĞ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 400.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde; 2-Davalı tarafından davacı markasına benzer şekilde ... ibareli ürün satışının tanıtımının pazarlanmasının her türlü fiziki ve internet ortamında yasaklanmasına, mevcut ürünlere el konulmasına, el konulan ürünler üzerinden ... ve ...ibarelerinin silinmesine, silindikten sonra teslimine, silinmesi mümkün değilse hüküm kesinleştiğinde imhasına, mevcut tespiti yapılan ürünlere Gümrüklerde el konulmasına, münhasır olarak bu aşamada ürünlerin üretildiği cihaz ve makina tespit edilemediğinden bu yöndeki feri talebin reddine\"  karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince 26/09/2024 tarihinde yapılan yargılama sonunda; \"Mahkememizin 18/07/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin tedbir değerlendirilmesine ilişkin olarak aldırılan 11/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda iltibas olduğu değerlendirildiğinden, tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davalı tarafından tedbire itiraz edildiği aynı zamanda mahkememizin 2024/117 Esas sayılı dosyası ile dosyamız davalısının dosyamız davacısı aleyhine uyuşmazlık konusu kullanımlar nedeniyle tecavüz olup olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, o dosyada aldırılan 13/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda o dosyada davacı bu dosyada davalı olan ... Şirketi' nin uyuşmazlık konusu ...ibaresi yönünden öncelikli kullanım nedeniyle tecavüz olmadığı yönünde görüş bildirildiği bu şekilde her iki dosyada aldırılan bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğu, mahkememizce her iki davanın da konusunun aynı olması sebebiyle ilerleyen aşamalarda dosyaların gerektiği takdirde birleştirilmek suretiyle birlikte görülebileceği ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından dosya kapsamında yeniden rapor aldırılacağı fakat bu aşamada raporlar arasındaki çelişki de dikkate alınarak gerçek hak sahipliği iddiasının da yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından  HMK'nun 389 vd. maddeleri ile SMK'nun 159/2-c maddeleri uyarınca, davacının olası zararlarının önüne geçilmesi, taraf menfaatleri arasında ciddi bir denge kurulması bakımından, 1-Tedbire itirazın kısmen kabulü ile, ters teminat tedbirine hükmedilmesine ters teminat miktarının 500.000,00 TL olarak takdirine, itiraz eden vekiline ters teminat miktarını yatırmak üzere 1 hafta kesin süre verilmesine, 2-Tarafların aynı konuya ilişkin mahkememizde farklı davalar açtıkları anlaşıldığından her iki davanın birleştirilerek görülmesi gerektiğinde dosyalar birleştikten sonra mevcut dosyadaki raporlar arasında çelişki de olduğu anlaşıldığından birleşecek dosya üzerinden çelişki giderilecek şekilde rapor alınmasına ve gelecek rapor sonucuna göre tedbir değerlendirilmesinin yeniden yapılmasına\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkil Şirketin, ...’...adlı ürününün ilk olarak “...” adıyla 2018 yılında ... kaydını gerçekleştirmiş olup, Ocak 2019 onay tarihinden itibaren doğal içerikli ve çocuklara yönelik bir vücut spreyi olarak piyasaya sürüldüğünü, 23.02.2024 tarihinde ise... başvuru numaralı, marka tescil başvurusu üzerine “...’...” markası Türk Patent Kurumu tarafından incelemeleri tamamlanarak 26.03.2024 tarihinde ilan edilldiğini, davalının öncelikli kullanım iddiasının da dayanaksız olup hiçbir şekilde korunması gereken bir hakkı bulunmadığını, -müvekkil şirketin markası ile aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen şirketin markası arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğunu, kaldı ki asıl dava ve birleşen davaya sunulan iki bilirkişi raporunda da markalar arasında iltibas açıkça ortaya konulduğunu, Markaların benzerliği incelemesinde, tüketicilerin \"...\" ve \"...\" sprey olarak adlandıracağı iki ürünü birbirine karıştırma ihtimali göz ardı edilemeyecek kadar yüksek olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 26.09.2024 tarihli mürafaa duruşmasında, aleyhlerine tedbirin kaldırılması ve ters teminat verilmesine yönelik kararı neticesinde müvekkili şirketin, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden kötü niyetli fiilleri sebebiyle her geçen gün zarar görmekte, tüketici nezdindeki tanınırlığı, itibarı ve güvenilirliği sarsılmakta olduğunu, -Müvekkil şirketin ... ürününün, davalının ürününden yıllar önce, 2018’den itibaren piyasada bulunduğunu, Davalının sunduğu ve işbu dava ile birleştirilen 2024/117 esas sayılı dosyaya ait bilirkişi raporunda dahi, müvekkili şirketin \"...\" ürünü ile davalının \"...\" ürünü arasında iltibas olduğu ve bu ürünlerin ortalama bir tüketici tarafından kolayca karıştırılabileceğinin açıkça ortaya konulduğunu, davalının ise ürününü ancak 2023 yılında piyasaya sürdüğü açık kaynaklardan da görüldüğünü,  önlenemez kayıpların önüne geçilmesi zorunluluğu ve marka tecavüzü sebebiyle, 26.09.2024 tarihli mürafaa duruşmasında verilen 1 numaralı ara kararın kaldırılarak, tekrardan müvekkili şirket lehine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada, Davacı, adına tescilli olan ... başvuru numaralı ve “...” ibareli markası ile müvekkil şirketin “...” ibareli vücut spreyi ürünün satışını gerçekleştirmekle tecavüz teşkil ettiğini iddia ettiğini, davacı tarafça davalı şirkete Beşiktaş .... Noterliği’nin 04.06.2024 T. ve... yevmiye no.lu ihtarnamesini göndermiş olup ilgili iddasına karşın 12.06.2024 tarihinde İstanbul Anadolu 2.FSHHM 2024/117 E. Sayılı dosyasına kayden  davacıdan daha önceki bir tarihte davacının marka hakkına tecavüz etmediğinin tespiti istemli dava açıldığını,  ilk raporda müvekkilinin  kullanımlarının tecavüz teşkil ettiği kanaatine ulaşılması neticesinde müvekkili şirketin kullanımları hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğini ancak y son ikame edilen dava daha eski tarihli olup; ilgili dava dosyasından alınan bilirkişi raporunda da müvekkil şirketin ilgili ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu tespit edildiğini, ve Mahkemece ters teminata hükmedildiğini, İlk derece mahkemesi tarafından verilen ara kararın hukuka uygun olduğunu, davacıya karşı ikame edilen İstanbul Anadolu 2. FSHHM 2024/ 117E. Kayden açılan dava dosyasından alınan 13.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda müvekkil şirketin davacıya göre öncelikli hak sahibi olduğu tespiti yapıldığını,\"Davacının 3. sınıfta yer alan “...” ürünler üzerindeki kullanımlarının, davacının ... tescil numaralı markasının başvuru tarihi olan 23.02.2024 tarihinden daha önceki tarihlerde (2023 yılının MART ayında) başlamış olduğu ve bu suretle SMK 6/3 maddesi uyarınca davalıya göre öncelikli hak sahibi olduğu, ...” şeklinde görüş ve kanaat bildirildiğini, davacı tarafından... başvuru numaralı “...” ibareli markanın başvurusunun 23.02.2024 tarihinde yapıldığını, davacının öncelikli hak sahibi olamayacağını, yeni bir ad ile piyasaya sürülmüş olup “...” ibaresi ile “...’...” ibareleri birbirinden tamamen ayrı iki ibare olduğunu, yeni marka imajı yaratılmış olduğu sabit olduğundan ... ibaresinin <br>kullanımına dayanarak 2024 yılında tescil başvurusu yapılan ...’ibaresi ile müvekkili şirkete karşı herhangi bir hak talebinde bulunulamayacağını, davacı markası ve müvekkili şirkete ait kullanımlar karşılaştırıldığında, taraflara ait marka ve kullanımlar arasında belirgin farklıklar olduğunu,, davacı markasının ağırlıklı olarak isim markası olduğunu, müvekkili şirket kullanımında ön planda olanın şekil olduğunu, markaların ve logolarının birbirinden bağımsız olduğunu, tescil ve kullanımlarının farklı sınıflarda olduğunu, davacının markası incelendiğinde markanın, 3. sınıftaki hizmetlerde,  müvekkili şirkete ait kullanım ve ürün incelendiğinde ise, 5. sınıfta yer alan hizmetler için kullanıldığını, taraflara ait marka ve kullanımların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Davalının dayanak gösterdiği “...” ibaresinin, İngilizce bir kelime olup, \"...”, “...” olarak tanımlandığını, bu durumda davalının, genel bir ibare niteliğinde olan markayı tescil ettirmiş olması aslında mutlak red nedeni olduğunu, davalı tarafından tescil ettirilen markanın, marka tanımına uymadığı sabit olup, müvekkili şirketin davalının markasına tecavüz etmediğinin sabitt olduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebi istemli İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/131 Esas sayılı dosyasında, davacı ... Şirketi'nin, davalı ... Şirketi'ne yönelik, Davacının ... numaralı ...'... ibareli markanın 03. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı tarafından kullanılan .... ibarelerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin belirtildiği gerekçesi ile dava açıldığı ve tedbir talep edildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/131 Esas sayılı dosyasından aldırılan 10/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının iltibas yarattığı, buna göre de davalı kullanımlarının davacı markası ile aynı olarak sineklere ve böceklere karşı koruyucu sprey ürünü olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan ... markası ile davalı kullanımları olan... ve... ibarelerinin benzer olduğu markaların sonunda kullanılan ... ibaresinin tanımlayıcı olması sebebiyle tüketici nezdinde alınan bilirkişi raporuna göre ... ibarelerinin dikkat çekici olduğu ve ilk akla gelen ibare olduğu bu sebeple de taraf markalarının karıştırılma ihtimali yaratabileceği yönünde görüş bildirildiği ve Mahkemece bu rapora istinaden tedbir talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/117 Esas sayılı dosyasında davacı... Şirketi' nin, davalı ... Şirketi''ne yönelik uyuşmazlık konusu kullanımlar nedeniyle tecavüz olup olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, o dosyada aldırılan 13/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda o dosyada davacı bu dosyada davalı olan ...Şirketi' nin uyuşmazlık konusu ... ibaresi yönünden öncelikli kullanım nedeniyle tecavüz olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Talep; İlk Derece Mahkemesince 26.09.2024 tarihli ara karar ile verilen ''ihtiyati tedbire itirazın kısmen kabulüne, daha önce verilen tedbir kararının kaldırılarak ters teminata hükmedilmesine' dair ara kararın istinaf yoluyla incelenmesinden ibarettir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, yukarıda içeriği açıklanan deliller dikkate alındığında, somut olayda Davalı karşı yanın,İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/117 Esas sayılı dosyasında davalı... Şirketi''ne yönelik uyuşmazlık konusu kullanımlar nedeniyle tecavüz olup olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, o dosyada aldırılan 13/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda o dosyada davacı bu dosyada davalı olan ... Şirketi' nin uyuşmazlık konusu... ibaresi yönünden öncelikli kullanım nedeniyle tecavüz olmadığı yönünde görüş bildirildiği dikkate alındığında, tarafların iddia ve savunmalarının yargılamayı gerektirdiği, bununla birlikte İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/131 Esas sayılı dosyasından aldırılan 10/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda, taraf markaları arasında benzerlik yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, gerek toplanan deliller ve bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeler, gerekse iltibas iddiasının hukuki değerlendirmeyi gerektirmesi karşısında, bilirkişi raporu ile  tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin bulunduğu hususunda yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği kanaatine varıldığı, karşılıklı sunulan deliller kapsamında ölçülülük ilkesi de dikkate alınarak bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul edilerek, 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince ters teminat tedbirine hükmedilmesi, karşı tarafa davacının muhtemel zararlarını karşılamak üzere  mahkemece uygun görülen teminatın yatırtılmasına karar verilmesi ters teminata hükmedilmesi dosya ve delil kapsamına uygun görülmekle,mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, teminat miktarının günümüz koşulları dikkate alındığında fazla bulunmadığı, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı-birleşen dosya davalısının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih ve 2024/131 E. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"307c48fa504665c6","SID":"f1d6b4ec2a181362"}}