{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/786 - 2024/1379<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/786 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1379<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/1053 Esas - 2022/619 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 31/10/2019<br>KARAR TARİHİ\t\t: 10/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 04/11/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; borçlu Turkmag Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi' ne, alacaklı davacıya olan borcu sebebiyle Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2019/39318 Esas sayılı dosyası ile taraflarınca icra takibi başlatıldığını ve borçlu şirketin, 10.07.2019 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlu şirket vekilinin itiraz dilekçesinden bahisle, alacaklı davacıya herhangi bir borçları olmadığını belirttiğini ve alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz ettiğini, davacının, gıda malzemesi satımı yapan bir şahıs şirketi olduğunu, faaliyetlerini şahıslara veya şirketlere gıda, temizlik ve sair malzeme ürünleri satarak yürüttüğünü, davalı şirket ile de davacı arasında gıda ürünleri alım satımı gerçekleştiğini, iki taraf arasındaki ticari ilişkinin tabii sonucu olarak da borçlu şirkete davacı tarafından; 30.06.2012 tarihli, ..... nolu, 64.127,43 TL bedelli, 30.07.2012 tarihli, ..... nolu, 75.213,63 TL bedelli, 30.09.2012 tarihli, ...... nolu, 28.184,76 TL bedelli, 31.11.2012 tarihli,  ...... nolu, 18.122,40 TL bedelli, 01.12.2012 tarihli, ....... nolu, 20.030,22 TL bedelli, 01.01.2013 tarihli, .......... nolu,  19.749,96 TL bedelli, 01.02.2013 tarihli, 570999 nolu, 18.964,30 TL bedelli,  01.03.2013 tarihli, ........ nolu, 9.801,58 TL bedelli, 01.04.2013 tarihli, ..... nolu, 7.492,27 TL bedelli, 01.05.2013 tarihli, ........ nolu, 6.508,80 TL bedelli, 01.06.2013 tarihli, .......... nolu, 7.548,08-TL bedelli, 06.07.2013 tarihli, ......... nolu, 7.500,42 TL bedelli, 01.08.2013 tarihli, ......... nolu, 9.853,37 TL bedelli, 1.09.2013 tarihli, .......... nolu, 8.638,440 TL bedelli, 01.10.2013 tarihli, .......... nolu, 8.784,75 TL bedelli, 01.11.2013 tarihli, .........nolu, 9.549,51 TL bedelli, 30.11.2013 tarihli, ........ nolu, 10.798,85 TL bedelli, 31.12.2013 tarihli, ........ nolu, 9.537,45 TL bedelli, 31.03.2014 tarihli, ....... nolu, 5.749,39 TL bedelli, 18.08.2014 tarihli, ......... nolu, 1.115,10 TL bedelli, 22.09.2014 tarihli, ......... nolu, 710,64 TL bedelli, 31.10.2014 tarihli, ..........nolu, 7.651,25 TL bedelli, 01.12.2014 tarihli, ......... nolu, 11.441,84 TL bedelli, 31.12.2014 tarihli,.......... nolu, 5.239,13-TL bedelli, 31.01.2015 tarihli, ........ nolu, 6.164,58 TL bedelli, 28.02.2015 tarihli, ......... nolu, 5.696,54-TL bedelli, 31.03.2015 tarihli, ....... nolu, 8.316,20 TL bedelli, 30.04.2015 tarihli, ........ nolu, 7.431,38 TL bedelli, 31.05.2015 tarihli, ........... nolu, 10.758,98 TL bedelli, 09.07.2015 tarihli, ....... nolu, 2.782,61 TL bedelli olmak üzere toplam \"413.463,86-TL\" meblağlı, \"30 adet fatura\" kesildiğini, davalı şirketin fatura borcunun  \"197.975,74-TL\" lik kısmını farklı tarihlerde ödediğini, lakin borçlu şirketin kalan, \"215.488,12-TL\"lik meblağı davacı şirketine ödemediğini, iki tarafın ticari ilişkisinden kaynaklanan dava konusu, ödenmeyen faturalara binaen de taraflarınca 02.07.2019 tarihinde, Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2019/39318 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını ve ödeme emrinin de borçlu şirkete 09.07.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, lakin davalı şirketin, 10.07.2019 tarihinde dosya borcuna haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, akabinde de itirazın iptali davalarının, \"Ticari Davalarda Zorunlu Arabulucuk\" kapsamında yer aldığı için taraflarınca, 18.07.2019 tarihinde Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını, lakin karşı taraf vekili ile 06.08.2019 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlanamadığını, davacının, borçlu şirketin haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazı neticesinde zarara uğradığını, mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin %20’sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerden dolayı fazlaya dair alacak hakları saklı kalmak kaydı ile; mahkememizden, borçlu şirket tarafından yapılan Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2019/39318 Esas sayılı dosyasında itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlu şirket tarafından haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/39318 Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine asıl alacak talebi 215.488,12-TL ile 224.794,90-TL işlemiş faiz alacağı talebi olmak üzere toplam 440.283,02-TL tutarında ilamsız takip başlatıldığını, gönderilen ödeme emrinin müvekkili şirkete 09/07/2019 tarihinde tebliğ edilmesinin akabinde yasal süresi içinde işbu haksız takibe davalı adına vekaleten itirazlarının sunulduğunu, zira davacı tarafın iddiasının aksine davalının davacıya, itiraza konu takipteki meblağda bir borcu olmadığını, bu sebeple de taraflarınca, davalı aleyhine ikame edilen takibe, takibe konu borca, faize, faiz oranına ve tüm fer’ilerine itiraz edildiğini, söz konusu haklı itirazlarının iptali için davacı tarafça işbu haksız ve mesnetsiz davanın ikame edildiğini, dava dilekçesinin davalı şirkete 12/11/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, öncelikle davalı şirketin davacıya icra takibi ve dava dilekçesinde iddia ve talep edilen meblağda bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın usul hukuku gereği iddiasını ispatla ve belgelerle delillendirmekle yükümlü olduğunu, ancak davacının işbu davaya konu haksız ve mesnetsiz iddialarını malların teslimini ispatlayan  irsaliye, fatura, fatura tebliğ belgesi, teslim edilen mal tutanağı belgesi, BA/BS formu, ihtar veya sair belgeler ile dayanaklandıramadığını ve ispatlayamadığını, bu sebeple hukuki ve mali hiç bir geçerli delile dayanmayan ve ispatlanamamış davacı tarafın iddia ve davasının reddini talep ettiklerini, ayrıca davacı tarafın dilekçesinin ekinden delil olarak belirttiği belgelerinin tebliğinin taraflarına sağlanmadığını, usule aykırı olarak taraflarına tebliğ edilmemiş olan belge/delillere karşı cevap verme ve karşı delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, alacak iddiasının yasal ispatına dayanak irsaliyeler ve yasal şartlara haiz faturalar bulunmamakla birlikte, davacının haksız takibine konu ettiği faturalara ilişkin olarak gerçek dışı, hukuka aykırı ve fahiş bir faiz talebinde de bulunduğunu, davacının iddiasına göre borçlu olduğunu iddia ettiği davalıdan işlemiş faiz talep edebilmesi için, davalıyı hukuka uygun olarak temerrüde düşürmesi gerektiğini, ancak davacının iddia ettiği faiz talebinin haksız alacak iddiasına dayalı ve geçersiz olmasına ilaveten; davacının iddia ettiği işbu haksız alacak talebine ilişkin davalı temerrüde dahi düşürmediğini, faiz talep etme, böylesine fahiş, belirsiz bir oran ve meblağda faiz işletme ve takip başlatma hakkına da sahip olmadığını, ilaveten; davacının itiraza konu takibinde yer verdiği işlemiş faiz alacağı başlıklı miktarın hesabında da hangi tarihin hangi verinin ve oranın kıstas alındığı tamamen belirsiz ve mesnetsiz olduğunu, davacının keyfiyeti ile hukuka aykırı olarak belirtildiğini, böylesi bir alacak olmadığı gibi tamamen hatalı ve hukuka aykırı olan bu kaleme ve davacı taraf beyanlarına da ayrıca itiraz ederek, mesnetten yoksun davanın reddini talep ettiklerini, tüm bu nedenler ve re'sen gözetilecek diğer tüm gerekçelerle, davalının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle haksız davanın ve yasaya aykırı faiz talebinin reddine, davacının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûmiyetine, karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2019/39318 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 113.521,10.-TL asıl alacak üzerinden iptaline ve  takibin bu miktar üzerinden devamına, takibin kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu kabul edilen  asıl alacağın %20'si oranında olan 22.704,22.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,<br>3-Davalının kötüniyet tazminatına ilişkin isteminin reddine ... \" karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sayın mahkemeden ısrarla, gerek dilekçelerle, gerek duruşmadaki sözlü beyanlarla bilirkişi değişikliği istenmiş, mevcut bilirkişinin rapor hazırlama tekniğinin denetime elverişli bir rapor hazırlamaya uygun olmadığı yeni rapor alınması gerektiği beyan edilmiş ancak sayın mahkeme ara kararları ile görevlendirme yazıları ile bilirkişi doğru rapor vermeye yönlendirebileceği hatalı düşüncesine kapılmış, bilirkişi hatasından ve inadından vazgeçmeyince sayın mahkeme denetime elverişsiz bulduğunu ara kararları ile ortaya koyduğu raporla hüküm kurduğunu, sayın mahkeme faizin başlangıç tarihi açısından da hataya düştüğünü, nitekim, davalı hakkında iflasın ertelenmesi dosyası nedeni ile tedbir kararı olduğu için, davacı, davalı hakkında yasal engel nedeni ile icra takibi başlatamamış olup, faizin takip tarihinden itibaren başlatılması hatalı olduğunu, faizin en geç iflas ertelemesi dosyasından verilen ilk tedbir kararından itibaren başlatılması gerektiğini, sayın mahkeme bu talebi, iflas erteleme dosyası olan Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1033 Esas sayılı dosyasının celbi ve  faizin hangi tarihten başlayacağının tespiti için iflas erteleme karar tarihinin tespiti taleplerini de yok saymış ve bu yönden de hatalı karar ihdas ettiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği alacağa ilişkin faturaların sevk irsaliyeleri ve teslim fişleri bulunmamakta olup ispat yükünü yerine getiremeyen davacının açmış olduğu  işbu haksız davanın küllen reddine karar verilmesi gerektiğini, ticari defterlerin delil teşkil edebilmesi için eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve defter kayıtlarının birbirini onaylaması gerekmekte olup usulüne uygun tutulmayan davacı ticari defterleri dikkate alınması gerektiğini, davalının, davacıya karşı borcu bulunmadığından yerel mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu,  davacının davalıdan herhangi bir alacağı olmadığı halde haksız ve kötüniyetli olarak takip başlatılmış olduğundan yerel mahkemenin ilamında kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ileri sürdüğü bir alacak olmadığı gibi tamamen hatalı ve hukuka aykırı bu kaleme, işletilen faize, faiz oranına ve davacı taraf istinaf beyanlarına da ayrıca itiraz ederek davacının istinaf gerekçeleri haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br>   DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2022 Tarih - 2019/1053 Esas - 2022/619 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br> Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Gebze İcra Dairesi'nin 2019/39318 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br> Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar).<br>İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.<br>Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197   Karar )<br>Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren \"kanuni unsurlar\" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas-  2021/5363 karar).<br>Dosya arasına alınan Gebze İcra Dairesi'nin 2019/39318 Esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine 215.488,12.-TL asıl alacak, 224.794,90.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 440.283,02.-TL alacak için ilamsız takip yolu ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde borca ve fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.<br>Dosya arasına alınan 22/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ... tarafından davalı Turkmag Madencilik Tic. San. A.Ş.'ne ticari satıma dayalı düzenlemiş olduğu gibi fatura tutarları kapsamında icra takibine konu Turkmag Madencilik A.Ş “nin tarafına ibraz edilen defter ve belgeleri muhasebe kayıtlarında 2016 Yılı Yevmiye Defteri .......... Tarihli Madde No:1 açılış Fişi muhasebe Kaydında .............. Turkmag Madencilik A.Ş 'nin 2015 yılından devreden borç bakiyesinin 262.677,52-TL olduğunun kayıtlarda varlığının tespit edildiğini, ancak davacının davalı şirketten icra takibine konu etmiş olduğu 215.488,12-TL asıl alacak tutarı olduğunu, Harici cari kayıtlarına istinaden talep ettiğini, davacının yasal defterlerindeki kayıtlara istinaden davalıdan 262.677,52-TL alacak bakiyesi kayıtlı ve var olduğu tespitle değerlendirildiğini, Turkmag Madencilik Tic. San.  A.Ş; davalının şirket merkezinin İstanbul'da olduğundan ve Ticaret sicilinde de şirketin merkezinin İstanbul olarak tescilli olduğundan, şirketin Şube işyerinde dava konusu bilgi ve belgeleri tarafına verilen ve ayrıca mahkemeden talep edilen ek süre içerisinde teminle ibraz edilmediğinden davalı defterleri üzerinde değerlendirme yapılamadığını, dava dosyasına mahkeme müzakeresine cevaben Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 17.09.2020 tarihli Turkmag A.Ş. firmasının 2012/2013/2014/2015 Yılları, ayları Form BA kayıtlarının incelenmesi ile davacının, davalıya ticari Satıma dayalı fatura düzenlediğini, davalının beyan kayıtlarında varlığını tespitle değerlendirildiğini, defter kayıtlarındaki işlemlerinin (tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL'yi aşan tutardaki her fürlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.) icra Takibine Konu edilen takip tutarının Davacı yasal defterlerinde borç bakiyesinin 120.00 04 Turkmağ Madencilik A.Ş 'nin 262.677,52-TL olduğunu, davacının İcra takibine konu etmiş olduğu tutarın 215.488,12-TL asıl alacak tutarı olduğunu, davalı ve davacının borç alacak kayıtlarının düzenlenen alım, satıma dayalı fatura tutarları kapsamında Kambiyo mevzuatı muhasebe kayıt işlemlerine dayalı TEVSİK edici ödeme ve tahsilat belgeleri ile ispat etmeleri gerekeceği Kanaatinin değerlendirildiğini, her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin, avans, depozito, pey ükçesi gibi şuretlerle yapılacuk tahsilar ve ödemelerini, işletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her turlü tuhşilar ve ödemelerin belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıpla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesinin zorunlu olduğunu, tevsik edici belgeler ile ispat yükümlülüğü doğduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Dosya arasına alınan 01/12/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı tarafın yasal defterlerinde, davalı taraftan kök raporunda belirtildiği üzere 2016 yılı muhasebe kaydında 262.677,52-TL alacak bakiyesinin var olduğunu, davalı tarafın yasal defterlerinde, davacı tarafa davacı tarafın sunmuş olduğu 2016 yılı muhasebe kaydına kadar 168.521,10 TL borç bakiyesinin olduğunu, davalı tarafın sunmuş olduğu 2019 yılı muhasebe kaydında ise 113.521,10 TL borç bakiyesinin bulunduğunu, davacı tarafın icra takibinden itibaren yasal faiz talebinde bulunabileceği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br><br>Dosya arasına alınan 26/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ek görevlendirmeye konu 18/08/2014, 22/08/2014 ve 09/07/2015 tarihli faturaların davalı tarafın 2014 ve 2015 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacı tarafın itirazları gereğince açıklama yapıldığını ve 01/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda değiştirilerek bir hususun mevcut olmadığını, davalı tarafın itirazlarının ek bilirkişi raporunun esasına ilişkin olmadığını, yapılan usulü itirazlarının değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Dosya arasına alınan 17/07/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; mahkemenin vermiş olduğu görevler çerçevesinde tarafların ticari defterleri üzerinde  ve yerinde birden fazla şekilde inceleme yapıldığını, tespit edilen hususların Mahkemeye rapor halinde sunulduğunu, davacı tarafça son bilirkişi ek raporuna itiraz edildiğini, davalı tarafça davanın esasına ilişkin beyanda bulunulduğunu, tüm dosya evraklarının tekraren incelenmesinde; davacı tarafından kesilen faturaların sevk irsaliyeleri ve teslim fişlerinin bulunmadığını, davacı tarafın ticari defterlerinin kısmi olarak sunulmuş olması nedeniyle tüm yıllara ilişkin ticari defterlerin lehine delil teşkil etmediğini, davalı tarafça sunulan tüm ticari defterlerin lehine delil teşkil ettiğini, davacı vekili tarafından yapılan itiraza havi incelemede, müvekkilinin 2013 yılına ait ticari defterlerini sunmaması, 2012 yılına ait sunulan ticari defterlerinin de kapanış tasdikinin bulunmaması nedeniyle işbu yıllara ait ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil etmediğini, 26/02/2022 tarihli 2. ek raporda da belirtildiği üzere; taraflar arasında sipariş usulü bir ticari ilişkinin olduğunu, faturalandırılmaların ay başı veya ay sonu yapıldığını,  davacının ticari defter ve kayıtlarının tam olarak muhasebe kaydi durumunun  borç cari hesaplarının muntazaman kaydının aktarılmadığını, birçok faturanın kayıtlara borç cari olarak değil de, nakit tahsilat olarak kayıtlarının yapıldığını, davalı tarafın ise tüm ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak e-defter berat onaylarını yasal süresi içerisinde yapıldığını, tarafların 2015 yılı açılış alacak/borç miktarlarının farklılıklarının bu sebeplerden kaynaklandığı anlaşılmakla son ek bilirkişi raporunda değiştirilerek bir hususun mevcut olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; \"her iki tarafça ibraz edilen ticari defterler bilirkişi tarafından incelenmiş olup, dosyada mevcut bilirkişi kök ve ek raporları, tarafların ticari defterleri, BA-BS formları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait 2012, 2014, 2015, 2016 tarihli ticari defterlerin incelendiği, 2013 yılına ait ticari defterlerin sunulmadığı, 2012 yılı defterinin kapanış tasdiki bulunmadığı, 2014, 2015, 2016 yıllarına ait ticari defterlerinin HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacı lehine delil teşkil ettiği, ancak 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterlerin davacı lehine delil teşkil etmediği, davalı tarafın ise 2012-2019 yılları arası ticari defterlerinin usule uygun şekilde tutulduğu ve davalı lehine delil teşkil ettiği, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde taraflar arasında sipariş usulü bir ticari ilişki olduğu, faturalandırmaların ay başı veya ay sonunda yapıldığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının tam olarak muhasebe kaydı durumunun borç cari hesaplamalarının kaydının muntazam olarak aktarılmadığı, birçok faturanın kayıtlara borç cari olarak değil, nakit tahsilat olarak geçirildiği, davalının tüm ticari defter ve kayıtlarının usule uygun olarak e-defter berat onaylarının yasal sürede yapıldığı, tarafların 2015 yılı açılış alacak-borç miktarlarındaki farklılıklarının bu sebeplerden kaynaklandığı, davacının yasal defterlerinde 2016 yılı muhasebe kayıtlarına göre davalıdan 262.677,52-TL alacaklı olarak göründüğü, ancak davalı tarafın ticari defterlerinde 2016 yılı itibarıyla 168.521,10-TL borç kaydı bulunduğu, buna karşın devam eden yıllara ait ticari defterlerin incelenmesinde 2019 yılı muhasebe kaydında davalının davacıya 113.521,10-TL borcu olduğunun tespit edildiği anlaşılmış, ticari defterlerin incelenmesi sonucunda düzenlenen kök ve ek raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek raporlarda belirlenen tespitler doğrultusunda davacının davalıdan 113.521,10-TL alacaklı olduğu anlaşılmakla 113.521,10-TL asıl alacak miktarı yönünden  davanın kısmen kabulüne, takip konusu asıl alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir\" şeklinde karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, yine, her ne kadar davacı vekilince  davalı hakkında iflasın ertelenmesi dosyası nedeni ile tedbir kararı olduğundan bahisle davacı tarafından  davalı hakkında yasal engel nedeni ile icra takibi başlatılmadığı, bu nedenle de  eldeki davada faizin takip tarihinden itibaren başlatılması kararının hatalı olduğu, faizin en geç iflas ertelemesi dosyasından verilen ilk tedbir kararından itibaren başlatılması gerektiği belirtilmiş ise de, davacının bu yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, iflasın ertelenmesi kararının sonuçlarının İİK'nın 179-(b) maddesinde  düzenlendiği, hükme göre erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceği veya başlamış olan takiplere devam edilebileceği; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirlerinin alınamayacağı ve rehinli malın  satışının gerçekleştirilemeyeceği belirtildiğinden, mahkemece, anılan  hüküm gözetilerek, eldeki davada hükmedilen bedele takip tarihinden itibaren faiz işletilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Gerekçeli karar başlığında; davalı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Tarafların İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 7.754,63 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.940,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.814,63 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>4-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,<br>5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>9-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6203004c8bdf0cc2","SID":"ddabf1fe40c3c1ef"}}