{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/194 <br>KARAR NO: 2024/1470 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/10/2023<br>NUMARASI: 2022/439 (E) - 2023/744 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat  <br>KARAR TARİHİ: 22/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; 27/10/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72'nci maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı içinde açıldığını, haksız fiil oluşturan eylemin aynı zamanda suç oluşturması durumunda, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için kabul edilen ceza zamanaşımının, tazminat alacağına ilişkin zamanaşımından uzun olması gerektiğini, ceza hukukunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 67'nci maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca adli makamların yaptığı bazı işlemler nedeniyle kesilen  dava zamanaşımının, ilgili suç için Kanun'da belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağını, huzurdaki davada da 12 yıllık zamanaşımının henüz dolmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava dilekçesinde eklenen kolluk tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinden, davacı ...'ün 27/10/2012 günü ... ve ... plakalı araçların karıştığı trafik kazasında yaralandığı; eldeki davanın ise 24/3/2022 günü zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunan davacı vekili tarafından 18/5/2022 günü anlaşmama tutanağının düzenlenmesinin ardından 19/6/2022 günü açıldığı anlaşılmıştır.   2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 109'uncu maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda Ceza Kanunu'nun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sadece eylemin aynı zamanda suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkûmiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.06.2015 gün ve 2014/17-2198 (E) - 2015/1495 (K), 16.09.2015 gün ve 2014/17-116 (E) - 2015/1771 (K) sayılı kararlarıyla da aynı ilkeler benimsenmiştir. Dava dilekçesini 24/6/2022 günü tebellüğ eden davalı ... Sigorta AŞ'nin HMK'nin 127'nci maddesinde öngörülen 2 haftalık cevap süresi geçtikten sonra 20/7/2022 günü sunduğu ek süre verilmesine ilişkin dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de,  bu durum davacı vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde istinaf nedeni olarak ileri sürülmediğinden kararın kaldırılma nedeni yapılmamıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; KTK'nin 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca somut olaya uygulanması gereken taksirle yaralama suçuna ilişkin TCK'nin 89'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanunun 66'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabi olan eldeki davanın, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği 27/10/2012 gününden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 153'üncü maddesinde öngörülen zamanaşımını durduran ve aynı Kanun'un 154'üncü maddesinde belirtilen zamanaşımını kesen neden olmaksızın 8 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra 24/3/2022 günü arabulucuya başvurulmasının ardından, 19/6/2022 günü açıldığı; böylece eldeki davanın, arabulucuya başvurulmadan önce 27/10/2020 günü zamanaşımına uğradığının anlaşılması karşısında, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacı istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35b60c72039d7cec","SID":"806c9407c4021360"}}