{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 08/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 08/12/2023<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 08/11/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  .... Şti.'nin Antalya Ticaret Siciline 04.07.2019 tarihinde ...sicil numarası ile kayıt olarak faaliyetlerine başlamış olup; .,... Mah. ...Sok. No:... -... .../...adresinde toptan ...fosfatlı veya potasyumlu gübreler iki (azot ve fosfor veya fosfor ve potasyum) veya üç besin maddesi (azot, fosfor ve potasyum) içeren gübreler, sodyum nitrat ile diğer kimyasal ve mineral gübrelerin imalatı işkolunda iştigal etmekte olduğunu, şirketin tek ortaklı bir yapısı olup; 4.000.000,00 TL sermayeli şirketin (25,00 TL hisse değeri üzerinden 160.000 hisse) tek hissedarının diğer müvekkili .,.. olduğunu, ... davacı şirketin tek hissedarı olması dışında, Antalya Esnaf Ve Sanatkarlar Siciline 01.09.2014 tarihinde ... sicil numarası ile kayıt olarak faaliyetlerine başlamış olup; .,.. Mah. ... Cad. No:... İçkapı No:.... ... /Antalya adresinde, ....-Temizlik Malzemesi Toptan Ticareti (deterjan, ovma krem ve tozları, yumuşatıcılar, arap sabunu vb dahil-kişisel temizlik sabunları hariç) işkolunda iştigal etmekte olduğunu, her iki davacının, ortaklık ve birlikte borçlanmalar (kefalet ve birbirlerinin borçlarını üstlenme) sebebiyle fiili ve organik bağ içerisinde olduklarını, dolayısıyla her iki tacirin mali durumunun iki yönlü olarak birbirine etki etmekte olduğunu, müvekkillerinin yurtdışına açılma ile, daha da büyük bir ivme kazanmaları sonrası tüm dünyayı etkileyen pandemi salgını talep arz dengesini bozduğu için yurtdışı kaynaklı hammaddeye ulaşımda zorluklar yaşandığını, ürün fiyatlarında ciddi artışlar söz konusu olduğunu ve müvekkillerinin alım-satımında sekteler oluştuğunu, pandemi sürecindeki planlı eylemleri ve ihracata ağırlık vermesi ile, bu dönemi ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşamadan atlatan davacı müvekkillerinin hemen akabinde, bu kez de Rusya-Ukrayna savaşı ile karşılaştığını, yine bu dönemde dünyanın enerji ve zirai ilaç hammadde merkezi sayılabilecek bu coğrafyadaki savaşın arzı etkileyerek tedarikçilerden satın alınan ürünlerde ciddi fiyat artışlarına neden olduğunu, ayrıca bu bölgeye yaptığı satışların bedelini tahsil edememeye başlaması ve ürünlerinin bulunduğu araçların bölgeye girememesinden kaynaklı olarak ürünlerin bozulması, iade edilmesi vs. nedenlerle müvekkillerinin işbu bölgeyle olan ticaretini sonlandırmak durumunda kaldığını, bu dönemde kısmi de olsa ekonomik zarara uğrayan müvekkillerinin yurtdışı ticarette daha dar bir coğrafya ile yetinerek Letonya-Polonya bölgesi ile ticaretini sürdürdüğünü ve bu bölgeye ağırlık verdiğini ancak, tüm dünyayı etkileyen sorunlara başa çıkabilen müvekkillerinin, bu kez de ülkemizde yaşanan ekonomik ve siyasi krizler ile mücadele etmek durumunda kaldığını, zira döviz kurlarındaki ve enflasyondaki büyük artışlar, bankaların kredi limitlerini asgariye indirgemesi/kapatması, kredileri geri çağırması, vadeleri 6 aydan 1 aya çekmesi, nakitle çalışma eğilimi vs. şeklinde gerçekleşen güvensiz eylemleri küçük tacirler bir yana müvekkiller gibi büyük tacirleri dahi etkilediğini, bunun yanında tarım ürünlerindeki fiyat dalgalanmalarına karşı tarım politikalarının hatalı düzenlemelerinin de müvekkiller gibi ihracaat firmalarını zor durumda bıraktığını, yine kira, işletme, nakliye giderlerindeki büyük artışların müvekkillerini olumsuz etkilediğini, tüm bu olumsuzluklara karşın direnmeye devam eden müvekkillerinin önce Kumluca ilçesindeki seralarının sel felaketinden etkilenmesi ve son olarak 2 ay önce yaşanan ve ülkemizin büyük bir bölgesini etkileyen büyük deprem felaketi ile direncini kaybettiğini, zira sel ile işletmesi ve ürünleri zarar gören müvekkillerinin, deprem felaketi sonrası da, iç piyasadaki ticaretini kısmen kaybetmekle kalmadığını, deprem bölgesindeki alacaklarını da tahsil edemediğini, İşbu büyük deprem ile ülkemizin ekonomik olarak çok büyük bir sarsıntı yaşadığı ve salt bunun telafisinin bile yıllar alacağını, bu felaket sonrası müvekkillerinin ulusal ve uluslararası toplumun, ülkemiz ekonomisine bakışını gözlemlediğini ve bunun üzerine dea kısa vadede önünü göremez hale geldiğini, her ne kadar müvekkillerinin yaşanılan tüm bu olumsuzlukların verdiği ekonomik zararların altından rahatlıkla kalkabileceklerse de; biraz zamana ihtiyaçları olduğunu, zaman ihtiyaçlarının nedeninin de; borç ödemelerinin çok kısa bir süre içerisine sıkışmış olması olduğunu, şayet kısa vadeli borçları biraz ötelenir ve yapılandırılır ise; müvekkillerinin alacaklılarının tamamının alacaklarına kavuşacağını, neticeten, davacı müvekkillerinin içerisinde bulunduğu bugünkü geçici durumdan; sunulu ön proje çerçevesinde, konkordato yoluyla, alacaklıların da katılımı/kararı ile başarıyla çıkacağı ve netice olarak da, gerek işletmelerin devamının gerekse de alacaklıların alacaklarına kavuşmasının sağlanacağını, davacı müvekkillerinin 2024 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 'Konkordato Talebi' başılık 285.maddesinde yer alan tanıma uygun olarak, yukarıda açıklanan özet nedenlerle, kısa vadeli borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında olduğunu belirterek, İİK.'nun 285 vd. Maddeleri doğrultusunda gerçekleştirdikleri konkordato başvurusu kapsamında konkordato ön projesi, müvekkillerinin kayıtları, finansal analiz raporları ve tüm belgeler değerlendirilerek; müvekkillerinin ticari faaliyetine devamı ve mal varlığının korunması amacıyla, tensip ara kararı ile, İİK'nın 287 vd. maddeleri doğrultusunda, müvekkilleri lehine 3 ay geçici mühlet kararı verilmesine ve ihtiyati tedbir kararı tesisi yoluyla takip/ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz yasağı vs. getirilerek (Amme Alacaklarının Tahsil Uuslü Hakkında Kanun'a göre yapılan takip/işlemler de dahil olmak üzere) müvekkillerinin korunmasına, 3 ay süreli mühlet kararının uzatılması ve gerekli tedbirlerin alınmasına, İİK'nın 289 maddesi uyarınca kesin mühlet kararı tesis edilmesine, konkordato talebinin kabulü ile tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... davacılar tarafından İİK'nın 285.maddesi uyarınca konkordato istemiyle mahkememize başvuruda bulunulduğu, aşamalarda aldırılan komiser raporları uyarınca geçici mühlet ve kesin mühlete karar verildiği, kesin mühlete karar verildikten sonra aldırılan komiser heyeti raporu göz önüne alındığında davacı şirketin gerek kaydi değerlere, gerekse rayiç değerlere göre TTK 376 madde uyarınca borca batık durumda olduğu, tüm bu belirtilen nedenlerle sunulan konkordato projesinin gerçekçi, uygulanabilir ve başarıya ulaşmasının mümkün olamayacağının değerlendirildiği, hükme esas alınan komiser raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gözetilerek, komiser raporlarına itibar edilmiş, davacı şirketin iflasa tabi kişilerden olmasına rağmen kaydi ve rayiç değerlere göre borca batık durumda bulunduğu, konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla, konkordato isteminin reddi ile davacı şirketin iflasına, davacı ...iflasa tabi kişilerden olmadığından bu davacı hakkında iflas kararı verilmesine yer olmadığına ve 1 süreyle verilen kesin mühlet kararının kaldırılmasına...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkillerinin İcra ve İflas Kanunu’nun 285 vd. maddeleri doğrultusunda gerçekleştirdiğini, konkordato ön projesinin, şirket kayıtlarının, finansal analiz raporlarının, ek belgelerin, süreç, bilirkişi raporlarının ve komiser raporlarının değerlendirilmek suretiyle,28.03.2023 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, geçici konkordato komiser heyeti tarafından düzenlenen 13/06/2023 havale tarihli ön rapora da   davacı ....Ltd.Şti.nin konkordato ön projesinde esas aldığı finansal durum tablosundaki bilgiler ile davacı şirketin ticari defter ve belgelerindeki bilgilerin karşılaştırılmasında, davacı şirketin konkordato ön projesinde esas aldığı finansal durum tablosundaki bilgilerin, davacı şirketin ticari defterleri ve belgelerindeki bilgiler ile uyumlu olduğunu,  davacı ....3 aylık konkordato sürecinde ticari faaliyetini aksatmadan devam ettirmesinin, borca batık olmamasının, sermaye yapısının daha da güçlendirmesinin, konkordato süreci olan sıkıntılı dönemde bile ön projede taahhüt ettiği net satış tutarları taahhütlerini %77,63 fazlasıyla, net kar tutarını %157,9 fazlasıyla yerine getirmesi karşısında, davacı şirketin ön projelerinin uygulama imkanı olduğunu, ticari faaliyetin devamına ilişkin tüm veriler, ticari defter ve belgeler, gelir tabloları, bilanço ve mizanlar ile yapılan görüşme ve işlemler, düzenli olarak komiser heyetinin bilgisine sunulduğunu ve komiser heyeti davacı müvekkili şirketlerin çalışmalarına nezaret ettiğini, davacılardan şirket olan müvekkilinin projeye uygun miktarda satış ve karlılık elde edemediği belirtilmişse de müvekkilinin ürettiği meyve ve sebzelerin mevsimsel olarak sezonunun yeni başladığını (üzüm,ayva, elma gibi meyveler eylül, ekim, kasım, aralık aylarında ürün vermektedir) yaz mevsiminin çok uzun ve normalden sıcak geçtiği ki halen yaz havası yaşanmaktadır göz ardı edildiğini, mevsimsel olarak yaşanan sıkıntının üretimi etkilediğini, ürün yetiştirilmesini geciktirdiğini, tüm dünya piyasalarını etkileyen yeni bir  Filistin -İsrail savaşının  da müvekkilini etkilediğini, zira henüz Rusya-Ukrayna savaşının ve ülkemizde yaşanan depremin etkileri devam etmekte iken yeni savaş müvekkillerinin aleyhine olduğunu, raporun düzenlendiği tarihten günümüze ise yukarıda belirtilen  meyvelerin ürünlerinin elde edilmeye başlandığını, müvekkili şirketin deposundaki meyve ve sebze stoğu beklenenin dahi üstünde olduğunu, müvekkilinin Denizli’deki  depoda stok sayımı yapılması gerektiğini, bir bilirkişi marifetiyle belirlenen stokların kıymet taktiri yapılarak rayiiç bilanço ile komiser heyetinin raporunun karşılaştırılması gerektiğini, uzman bilirkişilerden yeniden rapor alınması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  İİK'nun 285 vd. maddeleri gereğince konkordato istemine ilişkindir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacıların  28/03/2023 tarihinde konkordato isteminde bulundukları, mahkemece 28/03/2023  tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı verildiği; 23/06/2023 tarihinde kesin mühlet kararı verildiği, konkordato komiserleri tarafından düzenlenen 03/11/2023 havale tarihli rapora göre;  \"Davacı ...30.09.2023 tarihine kadar olan konkaordato kesin mühlet sürecinde kar elde etmeyip zarar elde etmesi, borca batık durumda olması, sermaye yapısının 3/2 den fazlasının yok olması karşısında, davacı şirketin ön projelerini uygulama imkanının olmadığı, Davacı ,,.,30.09.2023 tarihine kadar olan konkordato kesin mühlet sürecinde konkordato ön projesinde taahhüt ettiği net satış tutarları taahhütlerinin %18,84'lik kısmını, net kar tutarını %24,11'lik kısmını yerine getirmesi karşısında, davacı ...ön projelerinin uygulama imkanın olmadığının\" bildirildiği bu rapor doğrultusunda ilk derece mahkemesince  konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması gerekçesiyle davacıya verilen konkordato kesin mühletinin kaldırılarak, konkordato isteminin  reddi  ile şirketin iflasına  karar  verildiği anlaşılmıştır. <br>İİK'nun \"Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması\" başlıklı 292. maddesi :<br>\"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:<br>a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,<br>b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,<br>c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa,<br>d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse,<br>İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir.<br>Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.\" hükmüne haizdir<br>Yukardaki madde gereğince  konkordato komiserinin yazılı raporu ile konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılırsa  geçici mühlet kararı kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun İİK'nin 292/1.b. maddesi gereğince iflasına re'sen karar verilir. İİK’nın 292. maddesi uyarınca, iflas kararı verilebilmesi için şirketin borca batıklık şartının aranmasına gerek yoktur. Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte derhal iflasa tabi olan borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır.(Aynı yönde bakınız Yargıtay 23. Hukuk  Dairesinin 2019/2690 Esas, 2021/117 Karar Sayılı İlamı).<br>Yine İİK 292/ son fıkrası  “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” hükmü gereğince konkordato talep eden borçlu şirketin  yetkili temsilcisi ....katıldığı  08/12/2023 tarihli son oturumda  beyanı alınmıştır.<br>Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; komiser heyetinin raporunda  davacı ...30.09.2023 tarihine kadar olan konkordato kesin mühlet sürecinde kar  etmeyip zarar ettiğinin, davacının ön projesine dayanak yaptığı finansal tabloların gerçeği yansıtmadığının, toplam 26.013.639,55 TL  stok tutarının gerçeği yansıtmadığının, yerinde yapılan fiili denetimler sonusu davacı şirketin depolarının boş olduğunun , şirketin  sermaye yapısının 3/2 den fazlasının yok olduğunun , davacı şirketin ön projelerini uygulama imkanının olmadığının,  davacı ...de ön projelerinin uygulama imkanın olmadığının tespit edilmesi ve  komiserin yazılı raporu üzerine ilk derece mahkemesince  davacılar için verilen kesin mühlet kararının kaldırılarak  davacıların konkordato talebinin reddine ve iflasa tabi borçlu şirketin  iflasına karar verilmesinde yukarıda açıklanan  İİK m. 292 ve yerleşik Yargıtay içtihadı gereği bir isabetsizlik bulunmamıştır. <br>Bu açıklamalar ve gerekçelerle neticeten HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince 2400 sayılı İİK'nın 308/a maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68bc18f95da85893","SID":"db1d16c0faa07ad1"}}