{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1586 <br>KARAR NO:2024/1694<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/04/2021<br>NUMARASI:2018/900 E. -  2021/317 K. <br>DAVANIN KONUSU:Tazminat <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 27.03.2013 tarihinde düzenlenen bayilik sözleşmesi kapsamında davalı şirketlere yeni aboneler kazandırıldığını, müvekkilinin uzun süreli çalışma ve büyüyen bir iş hacmi düşüncesi ile sürekli yatırım yaptığını, müvekkilinin sözleşmenin ifası için standlar kurarak  promosyon ve reklam harcaması yaptığını, sözleşme ilişkisi devamı sırasında davalı şirketlerce bayilik sözleşmesinin haksız, ihbar öneli verilmeksizin ve tazminat ödenmeksizin Beşiktaş .... Noterliğinin 05.03.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, ihtarda bayilik sözleşmesinin tarihinin 15.04.2013 olarak belirtilirken açıklamalar kısmında bu tarihin 01.07.2010 olarak yazıldığını, bu durumun dahi matbu olarak düzenlenen sebeplerin müvekkiline de gönderildiğini gösterdiğini, müvekkilinin kusurlu bir eylemi bulunmadığından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, ihtarda sözü edilen sahte işlemlerin doğru olmadığını, müvekkilinden savunma istenmediğini, feshin haklı olduğunun davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ihtarda belirtilen 3 aylık izleme ve kontrol döneminin uygulanmadığını, feshin sadece davalı ... AŞ tarafından gönderildiğini, diğer davalı tarafından fesihname gönderilmediğini, davalılarla yapılan sözleşmenin 10 yıl sürdürüleceğine ilişkin müvekkilince inanç oluşturulması nedeniyle yatırım yapıldığını, aksi takdirde bir yıllık süre için hiç kimsenin bu çapta bir yatırım yapamayacağını, bir ve beş yıllık sürelerden sonra yeni sözleşme imzalanacağına ilişkin inanç oluşturulduğunu, davalılar aleyhine açılan başka davalarda da bu şekilde tanık beyanları bulunduğunu, sözleşmede sürenin 5 yıl olarak ifade edilmesine karşın, yapılan işin büyüklüğü, yatırım harcamalarının tutarı, kalan süre içerisinde bu masrafların amorti edilemeyeceği hususu nazara alındığında sözleşme süresinin 10 yıl olarak belirlenmesi gerektiğini, sözleşme hükümlerinin büyük kısmının genel işlem koşullarına aykırı olduğundan sözleşme süresinin fiili uygulamaya göre belirlenmesi gerektiğini,  haksız fesih ile müvekkilinin yaklaşık 7 yıllık gelirinin elinden alındığını, haksız olarak kesilen cezalara ilişkin tutarların iadesi gerektiğini, sözleşmenin devamı sırasında ve haksız fesih sonrasında haksız yere düzenlenen bir kısım ceza faturalarının tebliğ edilmeksizin hak edişten kesildiğini, bir kısmına da itiraz hakkı sağlanmadığından müvekkilince bu faturaların defterlere kayıt edildiğini, ancak faturaların yasal dayanağı bulunmadığını ileri sürerek, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle fesih tarihi olan 05.03.2015 tarihinden 27.03.2022  tarihine kadarki süre için yoksun kalınan karın şimdilik 1.000 TL'sinin, ceza faturalarının haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile ödenen ve hakedişlerden kesilen bedellerin şimdilik 500,00 TL'sinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı ile müvekkillerinden ... AŞ arasında 15.04.2013 tarihinde, ... AŞ arasında ise 01.07.2010 tarihinde bayilik sözleşmeleri ile davacıya “...” ve “...” markaları altında, satış, dağıtım ve pazarlama yetkisi verildiğini, ... ile imzalanan sözleşmenin davacı tarafından gönderilen Bakırköy .... Noterliğinin 06.05.2015 tarihli ihtarı ile sözleşme'nin 38/a maddesi gereğince ihtarnamenin fesih tarihinden itibaren 1 ay sonra geçerli olmak üzere feshedildiğini, ... ile düzenlenen sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ... ile davacı arasındaki sözleşmenin ise davacının sözleşmeyi ihlal eden eylemleri nedeniyle feshedildiğini, Beşiktaş ... Noterliğinin18.04.2014 tarihli ihtarı ile ... tarafından sağlanan şifrenin yetkisiz kişilerle paylaşıldığı bildirilerek usulsüzlüğün derhal giderilmesi ve söz konusu usulsüzlük nedeniyle ceza kesileceğinin davacıya bildirildiğini, sözleşmeye aykınlıkların şifrelerin yetkisiz kişilerle paylaşımıyla sınırlı kalmadığını, davacının sahte kimlikte işlem yaptığının tespiti üzerine Beşiktaş ... Noterliğinin 05.03.2015 tarihli ihtarı ile bu usulsüzlük nedeniyle ceza uygulanacağı, 3 gün içinde aykırılığın düzeltilmesi ve tekrarlanmaması, 3 aylık izleme/kontrol döneminde aynı durumun tekrarlanması halinde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, üç aylık izleme süresinin sonunda, davacının usulsüz eylemlerine devam etmesi nedeniyle 08.06.2015 tarihi itibariyle davacının sözleşmesinin, sistemin kapatılarak feshedildiğini, belirsiz alacak davası açılması koşullarının oluşmadığını, sözleşme süresinin bir yıl olarak belirlendiğini, belirli şartların bulunması halinde sözleşme süresinin beş yıla kadar uzatılabileceğinin sözleşmelerin 19 ve 26. maddelerinde kabul edildiğini, ancak bu hükmün uygulanmasının zorunlu olmadığını ve müvekkilinin 10 yıllık sözleşme süresi için davacıya vaade bulunmadığı gibi, bu izlenimi oluşturacak bir davranışta da bulunulmadığını, ... sözleşmesinin davacı tarafından sözleşmedeki hüküm gereğince önel verilerek feshedildiğinden yoksun kalınan karın talep edilemeyeceğini, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle ... yönünden de kar mahrumiyeti talep edilemeyeceğini, usulsüz eylemlerin davacıya bildirildiğini ve bir kısım eylemler hakkında açıklamalar yapılmasına rağmen, bir kısım eylemler yönünden açıklama dahi yapılmadığını, ... tarafından sağlanan şifrenin yetkisiz kişilerle paylaşıldığının tespit edildiğini, ihtara rağmen bu aykırılığın giderilmemesi nedeniyle ceza kesildiğini, buna rağmen davacının bu kez sahte kimliklerle işlem yaptığının tespit edilmesi üzerine ikinci kez ihtar gönderilerek ceza düzenleneceğinin bildirildiğini, 3 aylık periyod içerisinde; 11 Mart; 27 Nisan; 29 Nisan; 4 Mayıs ve 5 Haziran 2015 tarihlerinde davacının sözleşmeye aykırı eylemlerini devam ettirdiğini, davacının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle haklı nedenle feshedilen sözleşme nedeniyle tazminatta bulunulamayacağını, iki farklı sözleşme bulunması nedeniyle ihtarlarda bu hususun belirtildiğini, ihtarlarda davacının eylemlerine yer verildiğini, ... ile imzalanan sözleşmenin 4.9 maddesinde ve ... ile imzalanan sözleşmenin 23. maddesinde açıkça, müvekkillerinin yapılan yatırımları amorti edeceğine ve işletmenin karlılığına veya gelirine ilişkin hiçbir taahhüdünün bulunmadığın ifade edildiğini, sözleşmenin süresinin belirlendiğini ve bu konuda tanık dinlenemeyeceğini, başka davalardaki tanık anlatımlarının bu davada dikkate alınamayacağını, sözleşmenin ifa edilmesi ve ifa sırasında sesiz kalınmasından sonra sözleşmenin feshi ile birlikte geçersizlik iddiasında bulunulmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sözleşmede genel işlem koşulu bulunmadığını, tacir olan taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olduğunu, müvekkilince düzenlenen cezaların, sözleşmenin eki olan Ceza Sistematiğine ve ilgili mevzuata uygun olduğunu, BTK'nın 11.08.2014 tarih ve 2014/DK THD/395 Karar Nolu kararı ile usulsüz işlemlere ceza yazılmasının uygun görüldüğünü, cezalara ilişkin faturaların itirazsız kabul edilmesinden sonra cezanın iadesinin talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, taraflar arasında bir sözleşmenin ve yahut taahhütnamenin yapılması için öncelikle o sözleşmeyi veya taahhütnameyi yapmak isteyen kişilerin karşılıklı olarak sözleşme yapma iradelerini ortaya koymaları gerekir. Taraflar; bu iradelerini fiilen bir araya gelerek ortaya koyabilecekleri gibi, farklı yollarla da ifade edebilirler. Karşılıklı istek ve iradelerin beyan edildiği bu aşamada, taraflar arasında 27.03.2013 tarihli Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, ... Bayilik Sözleşmesi ve ... Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, bu bayilik sözleşmesi imzalayan tarafların bir tacir olduğu ve bu imzalanan sözleşmelere basiretli bir tacir gibi yaklaşılması gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme süresinin 1 yıllık olduğu, azami olarak 5 yıla kadar uzatılabileceği, 5 yılın sonunda, taraflar arasında anlaşma sağlanırsa yeniden bayilik sözleşmesi yapılabileceğinin hüküm altına alındığı, davacı tarafın Bayilik Sözleşmesinin 10 yıl olarak beyan etmesinin gerçeği yansıtmadığı, Taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesinde, Sözleşme Süresinin havi olduğunu, davacı tarafından 06.05.2015 tarihinde, ... Şirketi ile ... A.Ş. arasında 15.04.2013 tarihinde imzalanan Bayilik Sözleşmesinin Feshine dair, Bakırköy .... Noterliği ... yevmiye no'lu ihtarname ile Bayilik Sözleşmesinin “ Sözleşmenin Sona Ermesi” başlıklı 38. Maddesi a. bendinde yer alan \"Sözleşme'nin devamı süresince herhangi bir zamanda, ..., 7 (yedi) gün önceden, BAYİ ise 1 ay önceden noter kanalı ile ihbarda bulunmak koşulu ile işbu Sözleşmeyi her zaman sona erdirebilir.\" Hükmü uyarınca davacı tarafından bayilik sözleşmesini feshetme kararı aldığını, yine davacı taraf ile ... A.Ş. arasındaki imzalanan Bayilik Sözleşmesinin, davalı ... A.Ş. tarafından 05.03.2015 tarihli ihtarname sonrası 3 aylık izleme/kontrol süreci sonunda 08.06.2015 tarihi itibari ile ... A.Ş. tarafından feshedildiğini anlaşılmakta olup, davalı tarafından, bayilik sözleşmesinin iptaline gerekçe olarak 111 adet davacı ile davalı müşterileri arasında yapılan işlemlerin gösterildiği tespit edilmiştir. Ceza Sistematiği gereği, 19.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, 'davalı... tarafından, 2013-2015 yıllarında 21 adet 53.422,50-TL KDV dâhil ceza ve prim iadesi faturası düzenlendiği, ceza ve prim faturalarını tarafların defterlerine kaydettiğinin tespit edildiğini', davalı tarafından, davacı tarafa kesilen ceza faturalarını imzalandığını, 6102 Sayılı ...Kanunun madde21-2 hükmü havi olduğu, 'Bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.' Hükmü gereği herhangi bir itirazda bulunulmadığından, kesilen bu cezaların zımnen kabulü anlamına geldiğini, Davalı tarafından davacı bayiye kesilen ceza sistematiği tarafından uygulanan cezalara, ..bayinin ceza gerektirecek bir davranışının tespit edilmesi halinde, Bayi’ ye söz konusu davranışın tespit edildiğine dair ... tarafından konu ile ilgili bilgilendirme mali Satış Yöneticisi aracılığı ile iletilir.Bayi savunmasını '...' mail adresinden Satış Yöneticisine iletir, Satış Yöneticisi ilgili savunmayı...'un ilgili birimine iletir. Bayi yazılı savunmasını, bilgilendirme mailini gönderildiği tarihten itibaren en geç 2 (iki) iş günü içinde '...' uzantılı mail adresinden Satış Yöneticisine iletmekle yükümlüdür. 2 (iki) iş günü içinde iletilen savunma ... tarafından değerlendirilerek sonucu ve ceza uygulanacak ise cezanın kapsamı Satış Yöneticisi vasıtasıyla 15 gün içerisinde bayiye iletilir. Bayi tarafından 2 (iki) iş gün içinde savunma verilmemişse, kendisine bildirilen tüm hususları kabul etmiş sayılır.  hükmü havi olduğu hususları tespit edilmiştir. Mahkememiz dosyası arasına alınan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dosya içerisinde yer alan E-posta yazışmaları ve CD İçerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, müşteri şikayetlerinin değerlendirilmesi amacıyla Bayi tarafından yapılan ihlaller hususunda Bayiden savunma istenmiş olduğu, bayinin bazı şikâyetler için savunma verdiği, evrak eksikliği, sanal işlem, sahte kimlik gibi bir takım ihlallerin tespit edilmesi üzerine savunmanın yeterli görülmediği durumlarda bayiye ceza uygulanacağı hususunun bayiye bildirilmiş olduğu, ihtarname gönderildikten sonra da ihlallerin devam etmiş olduğu, uygulanacak olan cezai işlemler İle ilgili süreçlerin ... tarafından imzalanmış olan Bireysel Ceza Sistematiği formunda düzenlemiş olduğu, ...ve... Bayilik sözleşmelerinde sözleşmenin süresinin 1 yıl olarak belirlenmiş olduğu, sözleşmenin otomatik uzaması halinde sözleşme süresinin hiçbir şekilde 5 (beş) yıldan fazla olamayacağı hususlarının belirtilmiş olduğu, Sözleşmenin devamı sırasında ve sözleşmenin bitiminden sonra uygulanmış olan ceza ve prim kesintileri ile ilgili olarak dosya içerisinde yeterli belge olmadığı, davalı tarafça uygulanmış olan cezalara ait faturaların dosya içerisinde yer almadığı, davacıya bahse konu cezaların ne şekilde tebliğ edildiğinin belli olmadığı, davacının taraflar arasındaki akdin devamı esnasında ödenen cezalar yönünden herhangi bir işlem yapmamış olduğu, Ceza faturalarından ve kar kaybından dolayı davacı tarafın herhangi bir alacağı olamayacağı ...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında düzenlenen bayilik haksız şekilde feshedildiğini, davalı vekilince... ile yapılan sözleşmenin 15.04.2013 tarihli, ... ile yapılan sözleşmenin ise 01.07.2010 olduğunun belirtilmesine karşın her iki tarihin de hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ticaret sicil gazetesinde yer alan şirket kuruluş tarihinin 27.03.2013 olduğunu,  sözleşmenin ayrılmaz parçası' olan ''...'' protokolünün 27.03.2013 tarihinde imzalandığını, ... ile imzalanan sözleşmenin 18. maddesinde yer aldığı üzere söz konusu sözleşmenin teminat mektubunu ...'e vermesi ile birlikte yürürlüğe gireceği ve mektubun 09.04.2013 tarihinde verildiğini, ... ile imzalanan sözleşmenin 11. maddesinde belirtildiği üzere bayinin hangi işyerini, ne kadar süre ile kiralayacağının onayını davalı şirketlerce verildiğini ve müvekkili şirketçe 01.04.2013 tarihinde 5 yıl süreliğine ... ve ... bayiliği olarak iş yerini davalı şirketlerin onayı ile kiralandığını, şirketlerin sistemlerinin bağlantılı olması nedeniyle her iki şirketle  27.03.2013 tarihinde sözleşme imzalandığını, ... AŞ tarafından 18.04.2014 tarihinde gönderilen ihtarla müvekkiline para cezası kesildiği ve 3 aylık izleme/kontrol döneminin başladığı, bu süre içerisinde ihlalin tekrarlanması durumunda sözleşmenin feshedileceği ihtar edildiğini, 18.07.2014 tarihine kadar ihlal tekrarlanmadığından sözleşme ilişkisinin devam ettiğini, 05.03.2015 tarihli ihtarda da para cezası kesileceğinin bildirilerek 3 aylık izleme/kontrol döneminin başladığı ve  bu süre içerisinde ihlalin tekrarlanması durumunda sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak  izleme süreci beklenmeden sözleşmenin ... tarafından bu ihtarname ile derhal feshedilerek müvekkil şirketin sistemlerinin kapatıldığını, dosya kapsamında heyet halinde rapor tanzimi gerekirken sektör bilirkişisinin tek başına rapor düzenleyerek hukuki yorumlarda bulunmasının hatalı olduğunu, mahkemece 07.12.2020 tarihli ara kararı ile sektör bilirkişi eklenerek ek rapor alınmasına karar verildiğini,  keşide edilen ihtarnameden sonra  3 aylık kontrol süreci beklenmeden müvekkilinin sisteminin kapatıldığını, oysa kontrol sürecinin beklenmesi ve bu süreçte herhangi bir ihlal oluşmuş ise o ihlali sebep göstererek yeni bir ihtarname ile sözleşmenin feshedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında ihtarname tebliğ tarihleri dikkate alınmadığını ihlal tarihlerinin yanlış değerlendirildiğini, ... AŞ tarafından gönderilen 18.04.2014 ihtarname ile ihlallerin devam etmesi halinde 3 aylık izleme süresi verilmiş, bu süreçte herhangi bir ihlal tespit edilmemesi nedeniyle sözleşmenin 1 yıl daha sürdürüldüğünü, 05.03.2015 tarihinde gönderilen ihtarnamede de, aynı şekilde ihlallerin devam etmesi halinde 3 aylık izleme süresi aksi halde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği beyan edilmesine karşın tebliğ tarihi itibariyle sistemin kapatıldığını ve  bu tarih ile 08.06.2015 tarihleri arasında hangi ihlalli işlem yapılmadığını, davalının sunduğu excell tablosunun delil olarak değerlendirilemeyeceğini, şikayet tarihleri ile satış tarihlerinin aynı olmadığını, 06.03.2015 tarihinden sonraya ilişkin atılan bir mail bulunmadığını, buna rağmen raporda hatalı tespitler yapıldığını, raporlarda mail tarihinin ihlal tarihi olarak dikkate alındığını oysa ihlal tarihlerinin daha önce olduğunu ve ihtarlardan sonra ihlal bulunmadığını, şikayete konu olan  satışın en son tarihinin 16.02.2015 olduğunu, şikayetin sonradan yapılabileceğini, bu nedenle yeni bir heyetten 05.03.2015 -06.08.2015 tarihleri arasında şikayete tabi sözleşmeye aykırı bir işlemin yapılıp yapılmadığının  ve sistemin kapatılma tarihinin tespiti gerekirken, eksik inceleme ile karar verildiğini, feshe gerekçe olarak gösterilen 111 adet usulsüz işlemin tesis tarihinin 3aylık inceleme/ kontrol süreci içerisinde olmadığının tabloda net olarak görülmesine rağmen (tüm işlemler 2014) bilirkişi heyetinin feshi nasıl haklı gördüğünü, mail içeriklerinde davalı şirket yönünden güven duygusunun zedelenmesiyle ilgili bir vurgu bulunmadığını, ihtarname tarihinden sonra ihlalli bir işlem yapılmadığının müvekkilince ileri sürülmesine göre, bunun aksinin davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ceza prosedürünün 23.maddesine göre, cihaz işlemlerine ilişkin hatalı bir işlem yapılması durumunda bayiye para cezası yaptırımı uygulanabileceğinden bahsedildiğini ancak sözleşmenin feshedilebileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmediğini, söz konusu işlemlerden dolayı herhangi bir zarar oluşmadığını, evrak eksikliği veya hatalı işlem yapan tüm bayilerin bayiliklerinin feshedilip feshedilmediğine ilişkin delilin mahkemece getirtilmediğini, fesih hakkının kötüye kullanıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tehiri icra talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,  davacı ile davalı şirketler arasında düzenlenen bayilik sözleşmelerinin süresinden önce haksız nedenle feshedilmesi nedeniyle uğranılan kar kaybı ile sözleşmenin ifası sırasında uygulanan para cezalarının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinin haksız şekilde davalı yanca feshedildiğini, 18.04.2014 tarihli ihtarla verilen 3 aylık izleme süresi içinde ihlal yapılmaması nedeniyle sözleşme ilişkisinin devam ettirildiğini, 05.03.2015 tarihli ihtarda da üç aylık izleme süresi verilmesine rağmen, süre beklenmeden, sistemin kapatılarak sözleşmenin derhal feshedildiğini, davacı ile davalılar arasında düzenlenen 27.03.2013 tarihli bayilik sözleşmesinin 10 yıl süre ile geçerli olacağı inancı ile  davacı müvekkilinin masraf yaptığını, buna rağmen sözleşmenin süresinden önce haksız şekilde feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin muhtemel kârından yoksun kaldığını belirterek tazminat talep etmiş, ayrıca sözleşmenin ifası sırasında haksız kesilen cezalar bulunduğunu belirterek bu cezaların da  haksız olduğunun tespiti ile  hak edişinden kesilen miktarların tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise;  davacı ile ... AŞ arasında 15.04.2013 tarihinde, davacı ile  ... AŞ arasında 01.07.2010 tarihinde bayilik sözleşmesi düzenlendiğini,...  AŞ ile yapılan bayilik sözleşmesinin davacı tarafından 06.05.2015 tarihli Bakırköy.... Noterliğinin ihtarı ile sözleşmenin 38/a maddesi gereğince feshedildiğini, ... ile davacı arasındaki sözleşmenin ise 18.04.2014 tarihli ihtara rağmen ihlallerin devam etmesi üzerine düzenlenen aynı noterliğin 05.03.2015tarihli ihtarı ile verilen üç günlük önel içinde sözleşmeye aykırılıkların giderilmemesi nedeniyle, 08.06.2015 tarihinde, davacının sisteminin kapatılarak eylemli olarak ve haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle kar kaybının talep edilemeyeceğini, sözleşmenin ifa edilmesi ve cezaya ilişkin cari hesaba ve faturalara itiraz edilmemesi nedeniyle cezaların  da iadesinin istenemeyeceğini ve haksız olmadığını  savunarak, davanın reddini istemiştir. Davacı vekili sözleşmenin 27.03.2013 tarihinde imzalandığını belirtmiştir. Dosya kapsamına göre davacının davalı ... AŞ ile ''... Bayilik Sözleşmesi'' diğer davalı ... ile ''... Bayilik Sözleşmesi'' imzaladığı, sözleşme örneklerinin dosya kapsamında  bulunduğu, sözleşmelerde imza tarihinin yer almadığı, sözleşmelerin ayrı ayrı 26.ve 19.maddelerinde sözleşme süresinin imza tarihinden itibaren bir yıl olduğu,  sürenin bitmesinden önce tarafların yazılı bildirimi ile sona erdirilmediği takdirde aynı koşullarda gelecek yıllarda her yıl için yürürlükte kalacağı,  ancak sözleşme süresinin hiç bir şekilde 5 yıldan fazla olamayacağının  kararlaştırıldığı görülmüştür. Davalı taraf  sözleşmelerin 01.07.2010 ve 15.04.2013 tarihli olduğunu, davacı ise 27.03.2013 tarihli  olduğunu  belirtmiş ise de,  sözleşmenin imzalanması tarihinin aşağıdaki açıklama ve değerlendirmelere göre sonuca etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı, kar  kaybı sebebiyle uğradığı zararın tazmini talep etmiştir.Davacı ile her iki davalı arasında ayrı ayrı sözleşmeler imzalanmıştır. Davacı, davalı ... AŞ ile olan  ''... Bayilik Sözleşmesi''ni Beşiktaş ....Noterliğinin 15.04.2013 tarihli ihtarı ile söz konusu sözleşmenin 38.a maddesi uyarınca bildirim ile önel vererek feshetmiştir. Bu nedenle, anılan sözleşmenin davalı ... AŞ tarafından feshedilmemesi nedeniyle davacının bildirimli feshi nedeniyle davacının kar kaybı tazminatı talep edemeyeceğinin  kabulü gerekir.Davacının dayandığı, davalılar tarafından sunulan davacı ile davalı ... AŞ arasında imzalanan   ''... Bayilik Sözleşmesi''nin  38/a maddesi ile davacı ile davalı ... AŞ arasında düzenlenen ''... Sözleşmesi''nin  20/2.maddesinde, bayilik verenin sözleşmenin devamı süresince herhangi bir zamanda 7 gün öncesinden, bayinin ise bir ay önceden noter aracılığıyla ihbarda bulunmak şartıyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshedebileceği kabul edilmiştir. Her iki sözleşmede taraflara bildirim ile fesih hakkı tanınmış olup, bayilik verenin 7 gün önceden, bayinin ise bir ay önceden ihbarda bulunarak her zaman sözleşmeyi feshetme imkanı bulunduğundan, ancak bu süreler kadar tazminat talep edilebilir. Bu durumda, bayilik verene 7 gün önceden haber vererek sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshi imkanı tanındığından davacının en fazla bir ay için tazminat talep edebileceği kabul edilmelidir. Düzenlenen sözleşmenin tacir olan taraflarca müzakere edilerek imzalanması ve uygulanması sırasında da bir çekince ileri sürülmemesi karşısında, tarafların sözleşme ile bağlı olduğu ve sözleşmenin genel işlem koşulu barındırdığı iddiasının dinlenemeyeceği  sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin süresinin değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Zira sözlemenin bir yıllık süre için düzenlendiği ve bir yıllık  sürenin dolmasından bir ay önce fesih bildiriminde bulunulmaması halinde  aynı şartlarla bir yıl süreyle uzayacağı, bu uzamanın beş yılı geçemeyeceği, bu süreden sonra taraflarca sözleşmenin devamına karar verilmesi halinde yeni bir sözleşme imzalanacağı belirlenmiştir. Ancak yapılan açıklamalara göre, tarafların nedensiz fesih hakkı bulunduğundan, sözleşme süresinin bir önemi bulunmamakta ve davacının en fazla bir ay için talepte bulunabileceği anlaşılmaktadır.Davacının, davalı ... AŞ'den kar mahrumiyeti hakkı olmadığı kendi istemiyle sözleşmeyi feshi sebebiyle talep edemeyeceği yukarıda belirtilmişti. Davacının, davalı ... AŞ'den ise, adı geçen davalının sözleşmeyi  feshetmesi sebebiyle feshin haksız olması halinde 7 günlük süre için kar mahrumiyeti talep edebileceği anlaşıldığından, bu noktada  feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin devamı sırasında, bu davalı tarafından gönderilen Beşiktaş ... Noterliğinin 18.04.2014 tarihli ihtarı ile bayinin usulsüz işlemleri  hatırlatılmış, yapılan işlemler nedeniyle ceza  uygulanacağı belirtildikten sonra üç gün içerisinde sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi ve tekrar olmaması konusunda uyarı yapılarak üç aylık izleme kontrol döneminde aynı olayların tekrar edilmesi halinde sözleşmenin derhal feshedileceği ihtar edilmiştir. Davacı tarafından keşide edilen aynı noterliğin 05.03.2015 tarihli ihtarında ise, sözleşmenin 8.4 maddesine göre  aboneden alınan bilgilerin eksik yanlış ve tahrifat olması, sahte işlemlerin yapılması halinde diğer hükümler saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin derhal feshedilebileceği belirtilmiştir. İhtarda yapılan hukuka aykırı uygulamalar yazılmış ve para cezası uygulanacağı belirtildikten sonra ihtarın tevdinden itibaren üç gün içerisinde sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi, tekrarlanmaması ve yapılan işlemler ile ilgili bilgi verilmesi, bu talebe uyulmaması veya üç aylık kontrol içerisinde aynı işlemlerin tekrar edilmesi halinde sözleşmenin feshedilebileceği belirtilmiştir. Davacı tarafından sunulan elektronik posta iletilerinde 23.01.2015 tarihinde, ulaşan şikayet ve aykırılıkların bildirildiği ve 27.01.2015 tarihine kadar savunma yapılmasının talep edildiği, daha önce çeşitli tarihlerde yapılan hukuka aykırılıkların bildirilerek düzeltilmesinin istendiği, davalı tarafından verilen cevaplarda yapılan hukuka aykırılıkların kabul edildiği anlaşılmıştır. Bayilik ilişkisi gibi karşılıklı güvenin ön planda olduğu ve telekomünikasyon hizmetleri gibi kamu otoritelerince son derece sıkı denetime tabi tutulan bir alanda faaliyet gösteren davacının basiretli bir tacir olarak, sahte ve yanıltıcı işlemler yapılması taraflar arasındaki güven ilişkisini sarsıcı niteliktedir.  Davalı ... tarafından çeşitli tarihlerde yapılan sahte işlemleri ile ilgili davacıya ihtar gönderilmesine rağmen bu uygulamaların devam ettirildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından excel tablosu ile sunulan ve email ile bildirilen şikayetlerin bir kısmına karşı davacının beyanda bulunduğu ve yapılan işlemlerin normal hata payı içinde kaldığı hususunu savunduğu görülmüştür.Yapılan işlemlerin kronolojik sırasının gösterildiği bir excel tablosunun, sunulan e-maillerle bağlantılı olarak sunulması karşısında feshe dayanak yapılan vakıaların davacının bayilik eylemlerinden kaynaklanması nedeniyle dikkate alınabileceği kabul edilmelidir. Davacının eylemlerini kronolojik sıra içerisinde gösteren bir tablonun davalı tarafından gösterilmesi nedeniyle kabul edilmemesi mümkün olmadığı gibi bu tabloda davacının yapmış olduğu ihlaler kronolojik sıra içerisinde yer almaktadır. 2014 yılında yapılan uyarıdan sonra da davacı ihlallerinin devam ettiği anlaşıldığından davalı ... tarafından yapılan feshin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece 2015 yılında yapılmış ihtardan sonra herhangi bir hukuka aykırılık bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacının 06.05.2015 tarihli ... AŞ ile olan sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanı karşısında, tarafların kabulünde olan, her iki davalının bayiliği arasındaki zorunluluk ilişkisine göre davalı... ile akdi ilişkinin devam ettirilmesi de taraf beyanlarına göre mümkün görülmemektedir.Öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmelerin 4.9 ile 23.maddesinde, davacıya herhangi bir satış veya gelir garantisi verilmediği de açıkça görülmektedir. Davacı sözleşmenin ifası sırasında uygulanan cezaların haksız olduğunun tespiti ile yapılan ceza tahsilatları ve kesintilerinin iadesini de  istemiştir. Sözleşmenin ifası sırasında düzenlenen faturalara ilişkin kayıtlar tarafların cari hesaplarına işlenmiş ve cari hesaptan işlem yapılması suretiyle cezalar tahsil edilmiştir. Davalılar tarafından sunulan elektronik postalar dikkate alındığında, düzenlenen cezalar yerinde olduğu gibi sözleşmenin karşılıklı olarak ifasından sonra, ifa sırasında tarafların kabulünde olan bir kısım kesintilerin hukuka aykırı olduğundan bahisle iadesinin istenilmesi mümkün görülmemektedir. Borçların yerine getirilmesinden sonra ifa sonrasında bir kısım borçların dayanaksız olduğunun ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. İlk derece mahkemesince mali müşavir ve elektronik mühendisinden alınan bilirkişi raporundan sonra sektör uzmanı bilirkişinin eklenerek ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, uzmanlık alanı farklı olan telekomünikasyon ve haberleşme uzmanı ... tarafından diğer bilirkişilerden ayrı bir rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporlarının bilirkişilerin uzmanlık alanlarının farklı olması ve raporlarda varılan sonuçların benzer olması ile Dairemizce yapılan değerlendirmelere göre ... AŞ ile olan sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesi, diğer sözleşmenin ise davalı ... tarafından haklı nedenle feshedilmesi karşısında davacının kar kaybı tazminatı talebi yerinde bulunmadığı gibi geçmiş döneme yönelik tahsil edilen cezaların istirdadı talebi  de  yersiz olduğu anlaşıldığından, mahkemece başkaca bir araştırma yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 28.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aaa7982c0ab0abf7","SID":"bf87af85ca15030e"}}