{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2270 <br>KARAR NO\t: 2024/1443<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/225 Esas 2022/469 Karar<br><br>DAVACILAR\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 22/11/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 06/12/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı  vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 22.07.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı süpürme aracına çarpması sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların annesi ...’nun vefat ettiğini, sigortalı araç sürüsünün kusurlu olduğunu, davadan önce davalı ... tarafından 107.092 TL ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak her davacı için ayrı ayrı 50 TL'den toplam 100 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15.02.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini davacı ... için 69.422,32 TL’ye ... için 22.689,75 TL’ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı ... AŞ vekili, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davadan önce yapılan başvuru üzerine davacılara 19.02.2021 tarihinde 107.092 TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığını, belirsiz alacak davası açılmayacağını, destekliğin ispatlanmasını, kusur yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, SGK ödemesi sorularak mahsubunu, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>\tMahkemece, davanın trafik kazası sebebi ile destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, 13.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...’nun hızını azaltmayarak kural ihlali yaptığından kusurlu olduğu, ... nolu araç sürücüsünde kural ihlali görülmediği, müteveffa ...'nun hayatını kaybetmesi sonucu, kızı ... ve oğlu ... tarafından ayrı ayrı 50,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edildiği, müteveffa ...'nun yolcu konumunda olduğu, olayın meydana  gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığının tespiti sonucu davacı lehine hesaplanan zarardan kusur indirimi yapılmadığı, davalı ... şirketince, davacılara 19.02.2021 tarihinde toplam 107.092,00 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay'ın son dönem yerleşik içtihatları gereği, TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak, 1,8 teknik faiz kullanılmadan, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığında davacı ... lehine 108.078,41 TL ve davacı ... lehine 48.778,33 TL olmak üzere toplam 154.856,74 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplanmış olup, davalı ... tarafından 107.092,00 TL ödeme yapılarak davacıların toplam zararlarının karşılanmadığı tespit edildiği, davalı tarafından yapıları ödemenin yasal faiz oranı ile rapor tarihine kadar olanı güncel değeri 114.142,47 TL olarak hesaplandığı,  bu değerin hesaplanan toplam 154.856,74 TL zarardan tenzili sonucu davacıların bakiye alacaklarının toplam 40.714,27 TL olduğu, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın hususi otomobil olduğunun tespit edildiği, hükmedilecek tazminata 19.02.2021 ödeme tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği şeklinde kanaat bildirildiği, davacıların murisinin kaza nedeniyle hayatını kaybetmesi, araçta yolcu konumunda olduğu, kaza ile ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, sigorta poliçesinin kaza tarihi teminat limitinin 410.000.TL olduğu,  aracın otomobil olması nedeniyle yasal faiz işletilmesi gerektiği, sigortaya başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası sigorta şirketinin temerrüde düştüğü gerekçesi ile; davanın kabulüne, ... ... için 22.689,75 TL  ... için 69.422,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 19.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf  kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>\tDavalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; davadan önce eksik belge ile  başvuru yapıldığını, veraset ilamı ve güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği sunulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davalı  şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, kazanın meydana gelmesinin ardından davacıların destekten yoksun kalma tazminatı  için  şirkete başvurusu üzerine yapılan değerlendirme sonrasında davacıların uğramış olduğu zarar tespit edilerek müteveffanın tüm mirasçılarına toplamda 19.02.2022 tarihinde 107.092,00 TL ödeme yapılarak davacıların destekten yoksun kalmasına ilişkin zararı tazmin edilmiş olup şirket poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğinden davanın reddi gerektiğini, dosyada alınan hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hesap bilirkişi raporunda davalı şirket tarafından yapılan ödeme gereği, ödeme tarihindeki verilere göre bakiye zarar olup olmadığı hususu değerlendirilmeden yalnızca hesaplanan tazminattan ödemenin tenzil edildiğini bu bakımdan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, ödeme tarihindeki verilere göre inceleme yapılması gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesinin doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda prograsif rant tekniğine göre hesaplama yapılması nın da hatalı olduğunu, hesaplamanın %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu trafik kazası tespit tutanağında aracın ön koltuğunda yolcu konumunda olan müteveffa ...'nun emniyet kemeri takıp takmadığı belirsiz olup öncelikle bu durumun tespiti yapılarak müterafik kusur incelemesinin yapılmamış olmasının da hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme  kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan davacılar tarafından annelerinin ölümü nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili 22.07.2020 tarihinde davalıya ZMMS ile sigortalı aracın dava dışı süpürme aracına çarpması sonucu, sigortalı araçta yolcu olarak bulanan davacıların annesinin vefat ettiğini, davalı tarafından davadan önce yapılan  ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, müteveffanın çocukları için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı ... vekili tarafından usulüne uygun başvuru yapılmaması, ödeme tarihi itibarıyla hesaplama yapılmamasına, hesaplama yöntemine müterafik kusura ve hatır taşımasına yönelik sebeplerle istinaf isteminde bulunmuştur.<br>\t1-Davalı ... vekili, davacılar tarafından davadan önce davalı ... şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir.<br>\tDosya kapsamına göre davacılar tarafından dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi sigorta şirketine 03.11.2020 tarihinde başvuru yapıldığı başvuru evraklarının davalıya 04.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği hasar dosyası açılarak 19.02.2021 tarihinde davacılara 107.092 TL’lik kısmi ödeme yapıldığı anlaşıldığından KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Davalı vekili ödeme tarihi itibarıyla hesaplama yapılmadığını ileri sürmüş ise de hükme esas alınan 13.11.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunda 19.02.2021 ödeme tarihli itibarıyla yapılan hesaplama sonunda davacılardan ...’in 108.078,41 TL, ...’in 46.778,83 TL olmak üzere toplam 154.856,74 TL destekten yoksun kalma tazminatı alacağı olduğu davalı tarafından toplam 107.092,00 TL ödeme yapıldığından 47.764,74 TL’lik alacağın karşılanmadığı, 28.01.2022 tarihli ek raporda da rapor tarihindeki verilere göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş değerinin mahsubundan sonra ... ...’in 22.689,75 TL, ...'in ise 69.422,32 TL bakiye zararı olduğu belirlendiğinden davalı vekilinin açıklanan yöne ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. <br>\t3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>\tAnayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz bu cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, tazminat hesabında Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılması gerektiğinden davalı vekilinin 1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>\t4-Kaza tespit tutanağında aracın arka koltuğunda oturan desteğin emniyet kemerinin belirsiz olduğu ,desteğin araçtan fırlamadığı desteğin ölümü ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasındaki illiyet bağının davalı ... tarafından kanıtlanamadığı ve somut olayda müterafik kusur indirimi koşulları bulunmadığı, hatır taşıması savunmasının ise itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği, alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı dikkate alındığında davalı tarafça cevap dilekçesi ile süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması def’i istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği gibi sigortalı araç sürücüsü ile desteğin kardeş olduğu anlaşıldığından davalının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davacıların davadan önce davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapmış olmasına, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuyla davacıların bakiye zararlarının olduğunun belirlenmesine ve TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanmasında, desteğin müterafik kusurunun davalı tarafından ispatlamaması nedeniyle tazminattan indirim yapılmamasında  bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı  ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 6.292,18 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.574 TL’nin mahsubu ile bakiye 4.718,18 TL harcın davalı ... AŞ’den  alınarak Hazineye irat kaydına <br>\t3-Davalı  ... AŞ tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı ... AŞ tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kendisine iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f10ef00b8909642","SID":"93b29bb0d02d3950"}}