{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/2224 <br>KARAR NO: 2024/1805 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/07/2024<br>NUMARASI: 2024/179 D. iş - 2024/182 (K)<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ: 17/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... Ticaret Limited Şirketinde %99, dava dışı ...'ün ise aynı şirkette %1 pay sahibi olduğunu, ...'ün ...'nin ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmasını ve kendisini müdürlükten azletmesini engellemek için birçok yola başvurduğunu ancak ona karşı yürütülen hukuk mücadelesinde olumlu sonuçlar alınması  ile birlikte  şirket malvarlıklarını hukuka aykırı şekilde aile bireylerinin pay sahibi olduğu şirketlerin üzerine geçirdiğini, nitekim ... şirketine ait Tekirdağ İli, Süleymanpaşa İlçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmazın 1/2 hissesinin 27/12/2023 tarihinde ve yine Süleymanpaşa İlçesi, ... Mahallesi, ... parselde kayıtlı  işyeri fabrikası ve arsası vasıflı taşınmazın ... şirketinin müdürü olan ... tarafından muvazaalı olarak 26/12/2023 tarihinde davalı ... Pazarlama ve Ticaret   Limited Şirketine devredildiğini, davalı şirketin ortaklarının ...'ün eşi ve çocukları olduğunu ancak davalı şirketin aslen ...'e ait olduğunun bilindiğini, ilgili taşınmazların devrinde Tek Metal Genel Kurulundan kanunda öngörülen onayların alınmadığını, devir işleminin bu yönüyle de sakat olduğunu, ...'ün sahte imza ile usulsüz şekilde alınmış müdürlük yetkilerine dayanarak tapu devrini gerçekleştirdiğini, ... Şirketinin 8/11/2022 tarihinde tescil edilen genel kurulunda ...'ün münferiden yetkili müdür seçildiğini ancak ilgili genel kurul kararını %99 pay sahibi olan davacı tarafından imzalanmadığını, adına sahte imza atıldığının tespit edilmesi üzerine genel kurul kararının yokluğunun tespiti için dava açıldığını ve ... hakkında özel evrakta sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturmanın devam ettiğini, ... Şirketi adına müdür sıfatıyla işlem yapan ...'ün görünürdeki yetkisinin sahte imzalı genel kurul kararına dayandığını belirterek ileride tapu iptali ve tescil davası açılacağından dava açılış süreci boyunca hak kaybı yaşanmaması için uyuşmazlık konusu Tekirdağ İli Süleymanpaşa İlçesi ... ada ... parsel tarla vasıflı taşınmazın .miştir.İlk derece mahkemesince 26/06/2024 tarih, 2024/179 D.İş 2024/182 Karar sayılı kararıyla; \"1-Talep eden vekilinin Tekirdağ ili, Süleymanpaşa İlçesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin ve Tekirdağ ili, Süleymanpaşa İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazlar üzerine satılamaz şerhi konulması talebinin reddine, 2-Talep eden vekilinin adli yardım talebinin dosyaya buna yönelik belgeler sunulmadığından reddine,\" karar verilmiştir. Karara karşı istinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle;    taşınmazların devredildiği .. Şirketinin ortaklarının ...’ün eşi ve çocukları olduğunu, bunun yanında ... Şirketini münferiden temsile yetkili müdürün de ...'ün eşi olduğunu, dolayısıyla akrabalarına yapılan taşınmaz devirlerinin ...'ün muvazaalı işlemle, kötü niyetle ve mal kaçırmak amacı ile hareket ettiğini gösterdiğini, burada amacın hem malların kaçırılması hem de şirketin içinin boşaltılarak iflas ve tasfiyesine sebebiyet vermek olduğunu, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı ifade olunsa da tarafların husumet derecesi ve taşınmazların devredildiği kişiler ile yetkisiz müdür ...'ün hısımlık derecesi göz önüne alındığında ihtiyati tedbir talebi bakımından yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunu, adli yardım talebininin reddi bakımından ise; ilk derece mahkemesine sunulan talep dilekçesinde ihtiyati tedbir ve yakın gelecekte ikame edilecek tapu iptali ve tescili davasında ödenmesi öngörülen maktu ve nispi harçlar ile diğer giderlerin müvekkilinin mevcut malvarlığı ve borçları göz önünde tutulduğunda karşılanmasının mümkün olmayacağının ifade edildiğini, müvekkilinin geçiminin tamamını ... ile çok sayıda davası bulunan ... şirketi üzerinden sağladığını, bunun yanında müvekkilin genel kurul ve karar defterlerine ilişkin erişimi sistematik olarak  uzun bir süredir engellendiğinden şirket üzerindeki yönetim hakkını kullanamadığını ve gelir elde edemediğini, adli yardım talebinin reddedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin ve adli yardım talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Talep, muvazaa  iddiasıyla uyuşmazlık konusu taşınmazların kaydına satılamaz şerhi konulmasına yönelik ihtiyati tedbir isteminin ve adli yardım isteminin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali davalarında kıyasen uygulanabilecek nitelikte olan İİK'nin 281/2. maddesi uyarınca iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine teminatsız ihtiyati haciz kararı verilebileceği, ancak davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku halinde teminat gösterilmeksizin ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği belirtilmiştir.Uygulamada bu türden açılan davalarda ihtiyati tedbir taleplerinin mahkemece hukuki nitelendirilmesinin ihtiyati haciz olarak yapılması gerektiği kabul edilmektedir. İhtiyati haciz talebinin kabulü için öncelikle yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Tüm dosya içeriği birlikte ele alındığında, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Adli yardım talebinin reddine ilişkin ara karara yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebiyle birlikte adli yardım talebinde de bulunduğu, bu nedenle dava açılırken ödenmesi gereken harçların yatırılmadığı, ihtiyati tedbir talebiyle birlikte adli yardım talebinin de reddedildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunurken istinaf başvurma harcı ve karar ve ilam harcı yatırdığı anlaşılmıştır. HMK'nin 337/2. maddesinde “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır.Bu durumda; adli yardım talebinin reddine ilişkin ara karar HMK'nin 337/2. maddesi uyarınca itiraza tabi olup bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün değildir. Mahkemece bu nitelikteki ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceğine karar verilmesi de sonuca etkili değildir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken harç peşin alındığından, ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61f7310e20ab1ee8","SID":"fc63bea473dad633"}}