{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1475 <br>KARAR NO:2024/1670<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/04/2021<br>NUMARASI:2019/162 Esas - 2021/221 Karar <br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalının taşıtanı olduğu yüklerin, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı .... tarafından düzenlenen ... no.lu konişmento tahtında İstanbul’dan ... Limanı'na taşındığını, yüklerin ... limanında iken, liman yetkililerince lashingin hatalı yapıldığının tespit edildiğini, yüklerin uygun malzemelerle sağlamlaştırılarak yeni konteynere aktarıldığını, liman tarafından yapılan tespitin akabinde müvekkilince alınan survey raporunda da lashingin işleminin sağlam yapılmaması nedeniyle bu durumun yaşandığının belirlendiğini, kargo sağlamlaştırma, lashing, ambalajlama, paketleme, emniyete alma ve sabitleme işlemlerinin yetersiz, eksik ve yanlış yapılması nedeniyle konteynerin içindeki emtianın hareket ederek konteynere zarar verdiğini, yükün emniyeti için kullanılan kızak ve kayışların yetersiz olduğunu ve konteyner içi istifin deniz yolculuğuna uygun yapılmadığını, zararın konteyner içeriği emtianın sefere uygun sabitlenmemesinden kaynaklandığının survey raporu ile belirlendiğini, müvekkilinin survey raporu, konteyner aktarma işlemleri, elleçleme ve limandaki masrafları için 3832,69 Euro harcadığını, davalının taşıtan olarak, konteyner muhteviyatı emtiayı sefere uygun şekilde istifleyerek sabitlemesi gerektiğini, ... tarafından tanzim edilen konşimentoda taşımanın “...\" olarak gerçekleştirildiğinin belirtildiğini, konteynerin taşıtan tarafından tamamen doldurulduktan sonra taşıyana mühürlü durumda teslim edildiğini, konşimentoda “... yani yükleyici yükledi, istifledi, saydı klozunun yer aldığını, lashing işleminden sorumlu olan davalının bu nedenle oluşan zarardan sorumlu olduğunu, ileri sürerek, 3.832,69 Euro zararın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taşıma ilişkisini düzenleyen konşimentoda  uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve uyuşmazlıkların High Court of London mahkemesinde çözüleceğinin belirlenmesi nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkili ile asıl taşıyan davacı şirket arasındaki anlaşmaya göre, asıl taşıyıcı olan davacı şirketin, ürünlerin taşınması için gereken konteynerleri sağladığını, müvekkilinin ise lashing olarak bilinen, taşınan ürünlerin konteynerlere sabitlenmesinden sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin anlaşmada yer alan lashing işi için ... Şti. ile yaptığı sözleşme kapsamında işi bu şirkete yaptırıldığını, işi yapan şirketin de yük sabitleme işini kurallara uygun yaptığına ilişkin ekspertiz raporunu alarak davacıya verdiğini, davacı şirketin bu rapora göre yükleme yaptığını, konşimentodan anlaşılacağı üzere yüklemeyi yapanın davacı şirket olup, yükleme sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, taşıyanın, yüke elverişli taşıma aracı bulundurma ve gerekli dikkat ve özeni gösterme zorunluluğu bulunduğunu, davacının bu kusuru fark etmesi üzerine konteyneri değiştirdiğini, davacının kusuru ile verilen zararın müvekkilinden talep edilemeyeceğini, davacının taşınacak olan silindir şeklindeki potaların, 17.000,00 kg noktasal yük ile zemine baskı yapacağını bildiği halde, sağlam bir konteynere yükleme yapmadığını ve hasarın yüke elverişsiz konteynerden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu taşımada eşyanın konteynere yüklenmesi, istiflenmesi ve sabitlenmesi işlemlerinin davalı yükleten/taşıtan tarafından yapıldığı, eşyanın konteynerde hareket ederek kaymasının sebebinin istif ve sabitlemesi hatası olduğu, bu sebeple taşıyanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacı taşıyanın yükletenin/taşıtanın istif ve sabitleme kusurundan kaynaklanan durumu ortadan kaldırmak ve eşyanın güvenli şekilde varma limanına ulaştırılmasını sağlamak için yeniden sabitleme işlemini yaptığı ve bu sebeple ortaya çıkan masrafları davalı taşıtandan talep edebileceği belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş olup dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu karara esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.... tarafından düzenlenmiş, 05.03.2018 tarih ve ... numaralı konişmentoya göre yükletenin İstanbul’da ... Şirketi, gönderilenin Finlandiya’da yerleşik ... şirketi, ihbar adresinin ...’ın acentesi sıfatıyla Finlandiya’da yerleşik ... şirketi olduğu ve  toplam 36.900 kg. ağırlığında 4 parça pota ve kol emtiasının, 1x40’ Flat rack konteyner içerisine istiflenerek İstanbul,... limanından ..., Finlandiya  limanına taşınmak üzere ...isimli  gemiye yüklenmiş olduğu  görülmektedir.Konişmento üzerinde bulunan kayıtlar incelendiğinde,... kaydından; emtianın konteyner içerisine yüklenmesi, istifi, sayımı ve yükün netası (sabitleme) işlemlerinin bizzat yükleten tarafından gerçekleştirilmiş olduğu, FCL/FCL kaydından; konteynerin tamamının tek bir yükleyici tarafından tek bir alıcıya sevk edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Dosyada mübrez konişmentoda yer alan “...” kaydından eşyanın konteynere yükleten tarafından yüklenmiş ve istiflenmiş olduğu anlaşılmakta ve taraflar arasında bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Her ne kadar ....Şti. tarafından hazırlanan 27.02.2018 tarih ... nolu 'Yükleme ve Yük Sabitleme Gözetim Raporu' dosyaya sunulmuşsa da  bu raporda bazı eksiklikler olduğu ve yüklenen emtialar ile kullanılan tahta takozlar ve çelik halatların ölçülerine dair detayın raporda bulunmadığı belirtilerek bu raporun eşyanın konteynere doğru ve gereken şekilde istiflenmiş ve sabitlenmiş olduğunu ortaya koymada yeterli olmadığı da belirlenmiştir. Aktarma limanında düzenlenen sörvey raporunda ise gerek eşyanın konteynerin hasarlanmasına sebep olması gerekse konteynerde sabit halini muhafaza edememesinin sebebinin konteynere gerektiği şekilde sabitlenmemiş olmasından kaynaklandığı ortaya konulmuştur. Davalı yükleten konteynerin seferin başlangıcında ve kendisine tahsis edildiği anda yüke elverişli olmadığını iddia etmesine rağmen dosya kapsamında konteynerin seferin başlangıcında yükün istiflenmesine, sabitlenmesine ve taşımaya elverişliliğini ortadan kaldıracak bir durumda bulunduğunu ortaya koyan herhangi bir delil bulunmamaktadır. TTK m. 1141 gereğince geminin veya geminin bir parçası sayılan kısımların elverişsizliği sebebiyle taşıyanın sorumlu tutulabilmesi için söz konusu elverişsizliğin ortaya konulması gereklidir. Bu durumda dava konusu uyuşmazlık bakımından eşyanın konteynerin elverişsiz olması sebebiyle istifinin bozulduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, eşyanın konteynere gereği gibi sabitlenmemiş ve istiflenmemiş olması sebebiyle sefer sırasında istifinin bozulduğu ve bu durumun konteynerde de hasar oluşmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.Yükleten/taşıtan eşyanın geminin veya konteynerin hasara uğramasına sebep olması halinde söz konusu hasardan kaynaklanan zarardan sorumlu olacağı gibi eşyanın diğer yüklere, gemiye zarar vermemesi ve kendinin de hasarlanmadan varma limanına ulaştırılması için taşıyanın herhangi bir masraf yapması halinde bu masrafın ortaya çıkmasına sebep olan yükletenden/taşıtandan söz konusu zararının tazminini talep etmesi mümkündür.Taraflar arasındaki yazışmalarda da öncelikle yeniden sabitleme işlemi görüşülmüş ancak ilerleyen yazışmalarda davalı tarafça durumun konteynerin uygunsuzluğundan kaynaklandığı ileri sürülmüş, ayrıca talep edilen masrafların fahiş olduğu iletilmiştir. Usul ve yasaya uygun alınmış, denetime açık bilirkişi raporu doğrultusunda; ... numaralı konşimentoya dercedilen ..., ... kaydından, emtianın konteyner içerisine yüklenmesi, istifi ve yükün netası  işlemlerinin davalı yükleten .... şirketi tarafından gerçekleştirilmiş olduğu hususu gözönüne alındığında davalı şirketin, çelik potaların konteyner tabanına eşit ve homojen ağırlıkta yayılması için yeterli tedbirleri almamış olması ve sabitleme  işlemlerini yetersiz yapması sebebiyle meydana gelen masraflardan sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır.Tüm dosya kapsamı, bilgi ve belgeler üzerinde yapılan incelemelere göre;  dava konusu taşımada eşyanın konteynere yüklenmesi, istiflenmesi ve sabitlenmesi işlemlerinin davalı tarafından yapıldığı, eşyanın konteynerde hareket ederek kaymasının sebebinin istif ve sabitleme hatası olduğu, bu sebeple taşıyanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacı taşıyanın yükletenin/taşıtanın istif ve sabitleme kusurundan kaynaklanan durumu ortadan kaldırmak ve eşyanın güvenli şekilde varma limanına ulaştırılmasını sağlamak için yeniden sabitleme işlemini yaptığı ve bu sebeple ortaya çıkan masrafları davalı taşıtandan talep edebileceği ...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.832,69 Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince ve vekalet ücreti yönünden davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, deniz yolu ile İstanbul'dan ...'ye fiilen taşıdığı emtianın taşınması sırasında lashing hizmetinin müvekkil şirketçe tam ve gereği gibi yerine getirilmediği gerekçesiyle, survey, konteyner aktarma işlemleri, elleçleme ve limandaki masraflar karşılığı yaptığı 3.832,69 Euro'nun tahsilini istediğini, mahkemece delillerin hatalı değerlendirilerek davanın kabulüne karar verildiğini,Yargılamada müvekkilince ileri sürülen milletlerarası yetki itirazının dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki ... nolu konşimentoda görüleceği üzere, söz konusu konşimentodan kaynaklı uyuşmazlıklarda İngiliz Hukuku ve Londra Mahkemelerinin yetkili kılındığını, tarafların iradesi ile seçilen mahkeme ve uygulanacak hukukun belirlenmesine rağmen,  yetki sözleşmesinin MÖHUK'nın 47. maddesine uygun olduğunu, yetki itirazının kabul edilmemesi sonucunda adeta yetki sözleşmesinin ve sözleşme serbestisi ilkesinin hukukumuzda uygulama alanı bulunmadığına ilişkin bir karar verildiğini, konşimentoda yer alan İngiliz Hukuku ve High Court of London mahkemesinin yetkili kılınması dolayısıyla yetki itirazının kabulü gerektiğini, Esas yönünden ise, müvekkili  ile asıl taşıyan olan davacı ... şirketi arasındaki anlaşmaya göre; asıl taşıyıcı şirketin taşıma için gerekli olan konteynerleri sağladığını, müvekkilinin ise ürünleri konteynerlere sabitlediğini, müvekkilinin lashing işi için .... Şti. ile anlaştığını ve işi bu şirkete yaptırdığını, yük sabitleme işinin usul ve kurallara uygun yapıldığına ilişkin ekspertiz raporunu alınarak davacıya verildiğini ve davanın bu rapor gereğince konteynere yükleme yaptığını, Zarara uğrayan konteynerin TTK'nın 1141.maddesine göre davacının sorumluluğunda olduğunu, TTK'nın 1178. maddesinde belirlenen taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümler gereğince taşıyanın, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu, taşıma sorasında taşıyıcının kusuru ile oluşan zararlardan taşımacının sorumlu olduğunu, taşıyanın, yüke elverişli taşıma aracı bulundurma zorunluluğu ve gerekli dikkat ve özeni gösterme zorunluluğu bulunduğunu, bu nedenle inceleme yaparak yükü alıp sefere çıkan davacının, sefere başlangıçta elverişlilik yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yüke bir zarar gelmemesine rağmen konteyner tabanının kırılması sefere ve yüke elverişlilik şartını taşımadığından meydana gelen tüm zararlardan davacının sorumlu olduğunu, taşımacının sefer öncesi yapılan yükleme ve istifleme çalışmalarına nezaret etmesi gerektiğini, ürünlerin davacı tarafından taşındığını ve gemiye yüklendiğini, taşıyan sıfatının davacıya ait olduğunu, seferin başlamasından sonra aktarma limanında lashing hizmetinde kusur olduğu iddiası ile ürünlerin indirilerek başka bir konteynere yüklendiğini, ve konşimentonun da değiştirildiğini, aktarma sırasında düzenlenen rapora ve incelemeye müvekkilinin katılımının sağlanmadığını, sunulan fotoğraflarda verilen leashing hizmetinde kusur bulunmadığı ve konteyner tabanının hasarlı olduğunun görüleceğini, davacının kusuru ile oluşan zararın müvekkilinden talep edilmesinin kötü niyetli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararın 5. fıkrasında hükmedilen vekalet ücretinin yasa ve tarifeye aykırı olduğunu, alacağın 3.832,69 Euro olması ve bu miktar alacağın tahsiline karar verilmesi nedeniyle yabancı para alacağının, karar tarihindeki ... efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, 2021 yılı asgari vekalet ücretinin de altında bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine , karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taşıma sırasında konteyner içi istif ve sabitlemenin yetersizliğinden oluşan hasarın konteyner içi istifi yapan davalıdan tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin, usul ekonomisi ilkesi gereği öncelikle, mahkemenin uluslararası yetkisine yöneltilen itirazına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesi gerekir: davacının acentesi olduğu merkezi İsviçre Cenevre'de bulunan deniz yoluyla konteyner içinde taşıma işi ile iştikal eden  .... tarafından düzenlenen konşimentonun hasar ihbarı, zamanaşımı süresi ve yargı yetkisi üst başlıklı 10/3 bendinde yargı yetkisinin düzenlendiği, düzenlemede, iş bu belge ile tacirin veya taşıyıcının açacağı herhangi bir davanın münhasıran Londra Yüksek Mahkemesinde açılacağı, sözleşme kapsamında sözleşmeye konu olan taşımanın Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılmadıkça münhasıran İngiliz hukukunun uygulanacağı, davanın münhasıran New York Güney bölgesi için Birleşik Devletler bölge mahkemesinde açılacak olursa münhasıran ABD hukukunun uygulanacağı, tacirin başka bir mahkemede dava açmayacağını kabul ettiği görülmüştür. Anılan konşimentoda davalı şirket  gönderen olarak konşimentonun tarafı olup, mahkemece de bu husus kabul edilmiştir. Ancak mahkeme, aşağıda bahsedilecek olan yargıtay ilamına farklı bir anlam yükleyerek yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir. TTK'nın 1237/1. maddesi uyarınca, taşıyan ile konişmento hamili arasındaki  hukuki ilişkide konişmento esas alınır. Somut olayda dava konusu konişmento incelendiğinde yukarıda yer verildiği üzere  konişmeto hükümlerinin tarafları bağlayacağı açıktır. MÖHUK'un 47/1 maddesi, “Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur.Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.” şeklinde düzenlenmiştir. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir yetki sözleşmesi olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Somut olayda dava konusun emtianın yükleme yerinin  yabancı bir liman olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve taşıyanın yabancı bir şirket olması dikkate alındığında, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı kabul edilmelidir.  Bunun yanında, dava konusunun  münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdî ilişkisinden kaynaklandığı da açıktır.Konişmentonun  10/3 maddesinde  açıkça konişmetoya bağlı olarak açılacak bir davanın  Londra Yüksek Mahkemesinde açılacağı düzenlenmiş olup davalının süresinde uluslararası yetki itirazında bulunmuş olması nedeniyle, iş bu davada münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan, sözleşme ile kararlaştırılmış olan yetki şartına dayanılarak yetki itirazında bulunulmuş olması, dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesinin kararında atıf yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.02.2020 tarih ve 2019/3298 Esas, 2020/2018 karar sayılı ilamının somut olaya uymadığı, bu dosyadaki delillere göre verilen kararın tüm konşimentolar yönünden dikkate alınamayacağı, TTK'nın 105/2. maddesindeki düzenlemenin esasen sadece acente ile müvekkili arasındaki acentelik sözleşmesine konulan hükümlerin acenteyle işlem yapan kişilere uygulanamayacağına ilişkin olup acente aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmelerine yetki şartı konulamayacağına dair bir yasal düzenleme bulunmadığı dikkate alındığında, yetki şartı geçerli olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.Ulaşılan sonuca göre ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti de ortadan kalktığından, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile   ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı vekilinin yetki itirazının kabulü ile mahkemenin uluslararası yetkisizliği nedeniyle HMK'nın 114/1.a ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,2-Alınması gerekli 427,60 TL harctan, peşin alınan 440,65 TL'nin mahsubu ile artan 13,05 TL harcın, talep hâlinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince  takdir edilen 25.802,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına; davalının yatırdığı masrafın kullanılmaması nedeniyle, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5- Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca ödenen 1.320,00 TL Arabuluculuk  ücretinin  davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından  yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden karar verildiğinden, davacının yatırdığı istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, d-Davacı tarafça sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2149aa5409c91cc1","SID":"1c9b46201931403b"}}