{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 11/12/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2024<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: 1- <br>VEKİLİ\t: Av.<br>DAVALILAR \t: 2- <br>\t  3- <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 11/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/12/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının, 16/07/2020 tarihinde saat 18.32 sularında Şeker Mah. Şefik Can Caddesi Selçuklu/Konya (Türkan Butik Önü) mevkiinde trafik kazası geçirdiğini,  davalı ...'nın ehliyetsiz olup, aşırı süratli bir şekilde ....  plakalı Mondial marka motosiklet ile karşıdan karşıya geçerken davacıya vurduğunu ,bu kaza neticesinde davacının uzun bir süre bilinci tam kapalı şekilde yoğun bakımda yattığını, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Numune Hastanesi, Konya Medicana Hastenesinde tedavi gördüğünü, olayın üzerinden iki yıldan fazla süre geçmesine rağmen eski hayatına dönemediğini, hem psikolojik hemde fiziksel olarak travmanın izlerini taşıdığı gibi nedenlerle, tedavi masrafları için 100,00 TL, geçici iş görememezlik bedeli olarak 100,00 TL, sürekli iş görememezlik bedeli olarak 100,00 TL ve bakıcı giderleri olarak 100,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 400,00 TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 16.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketi açısından sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini, davacının bu olay nedeniyle uğradığı manevi teessür nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın 16.07.2020 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalılar ... Ve ...'dan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile davacıya verilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı taraflara tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmektedir.<br>Davalılar ... ve ...  vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ya ait olan .... plakalı motosiklet sürücüsü ... ile davacı arasında kaza gerçekleştiğini kaza raporunda olay günü davacının solundan gelen trafiği kontrol etmeyerek karşıya geçmek için koşarak yola çıkış yaptığını bu sırada sol şeritte motosiklet ile seyir halinde olan davalı ...'nın önüne çıkması ile kaza gerçekleştiğini davalının meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmamasına rağmen kaza raporunda davalıya tali kusur yüklendiğini kaza tutanağına ve kusura ilişkin tespiti bu yönüyle kabul etmediklerini, davacının psikolojik ve fiziksel sıkıntılar yaşadığına dair doktor tarafından yapılmış bir tespitin ve bu doğrultuda hazırlanan değerlendirme bulunmadığını, davacının olay öncesinde psikolojik bir rahatsızlığın olup olmadığının araştırılmasını yahut hareket ve görme kabiliyetini engelleyen herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, davacının emekli hemşire olduğunu çalışmayan bir kişinin iş göremezlik tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını bu kalem yönünden de tazminat talebinin reddinin gerektiğini, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın usulden reddini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.<br>Davalı sigorta vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın meydana geldiği tarih ile davanın açılış tarihi arasındaki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddini, aksi halde davacının davasının esastan reddini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"ESAS HAKKINDA MAHKEMEMİZCE YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Talep, cevap, cevabi yazılar, kusur raporu, maluliyet raporu, aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan kök ve ek rapor, bedel arttım dilekçesi ,yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı gereğince Mahkememizce yapılan değerlendirmede; 16/07/2020 tarihinde karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacıya .... plakalı sürücüsü ..., işleteni ... olan, sigorta şirketinin ZMMS ile sigortalısı olan motosikletin çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanmasından sebep sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri maddi zararları  nedeni ile davalılardan  maddi tazminat ve manevi tazminat  talep ettiği,  ...'ya ait olan .... plaka sayılı motosikletin ZMMS ile sigortalısı olduğu şirketin  davalı sigorta şirketi olduğu, aktüerya bilirkişisi tarafından güncel asgari ücret tarifesi uyarınca düzenlenen ek raporda;  davacı Birgül Aldemir’in 16.07.2020 – 16.04.2021 Tarihleri Arası 9 Aylık Süre ile Sınırlı <br>Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının 5.134,25 TL, Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının 17.04.2021 – 22.02.2052 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %16,4 engel oranı ve TRH-2010 Kadın Mortalite Tablosuna göre; 243.612,41 TL, 17.04.2021 – 27.11.2043 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %0 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre bulunmadığı, 16.07.2020 – 16.10.2020 Tarihleri Arası 3 Aylık Süre ile Sınırlı İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının 2.207,25TL, Fatura Edilen ve Fatura Edilemeyip Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının 2.443,75 TL olduğunun belirtildiği, Mahkememizce Konya BAM 3. HD'nin uygulamaları nazara alınarak PMF 1931 Yaşam Tablosuna Göre Yapılan Hesaplamaya itibar edildiği,  buna göre her ne kadar sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulmuş ise de buna yönelik talebin reddine karar verilmiş, 5.134,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.207,25 TL bakıcı gideri tazminatı ve 2.443,75 TL tedavi giderinin  davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dava açılmadan önce sigorta şirketine yapılan başvuru dilekçesinin davalı sigortaya 24.08.2021 tarihinde tebliğ edildiğinin dosya arasındaki belgelerden anlaşıldığı, davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 06.09.2021 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir. <br>MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN MAHKEMEMİZCE YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde buyurulmuştur. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminatın miktarını tayin etme de hükmedilecek miktarın uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletecek nitelikte olması gerekir. Takdir edilecek manevi tazminat hakkaniyete uygun olmalıdır.<br>Tazminatın sınırı onun amacına uygun olarak belirlenmelidir.Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeli, manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Davacının işbu kaza nedeniyle zarar gördüğü gerçektir, kaza nedeniyle davacı manevi olarak elem ve ızdırap duymuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler konulduktan sonra, dosyamızda olayın şartları, tarafların kazadaki kusur durumu,( davacının %75 oranında kusurlu olduğu) maluliyet oranı (Çalışma Gücü  ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre sürekli maluliyetinin olmadığı), tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın alım gücü  hususları hep birlikte  değerlendirildiğinde, davacı için 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde mahkememizde kanaat oluşmuş ve  manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden  kaza tarihi olan 16/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacının maddi tazminat davasının davacı vekilinin 29.02.2024 tarihli talep arttırım dilekçesi nazara alınmak suretiyle KISMEN KABULÜ ile;<br>5.134,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı , 2.207,25  TL bakıcı gideri ve 2.443,75  TL tedavi gideri olmak üzere toplam 9.785,25‬ TL tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kayıt ve şartı  ile sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 06/09/2021 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... bakımından ise kaza tarihi olan 16/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,  sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine,<br>Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkiline atfedilen kusurun %75 olduğunu, müvekkili yaya vaziyette giderken kazayı yapan aracın hızlı ve dikkatsiz olması nedeniyle kazanın olduğunu, dolayısıyla kusur oranının doğru olmadığını ve yeniden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin hafıza kaybı yaşadığını, vücudunda derin kırıklar oluştuğunu, buna rağmen maluliyet oranlarının müvekkilinin durumunu karşılar mahiyette olmadığını, bu hususta yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını ve müvekkilinin maluliyeti için yeniden rapor aldırılması taleplerinin reddedildiğini, eksik rapor ile karar verildiğini, mahkemece bu kadar ağır bir kaza geçiren müvekkiline 25.000,00 TL manevi tazminat verildiğini, yargılamanın neticesine bakıldığında bu bedelin sadece karşı tarafın avukatlarının vekalet ücretlerine tekabül ettiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, hesap bilirkişisince hesaplanan miktar üzerinden; SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olarak 2.443,75 TL, geçici iş görememezlik nedeniyle uğranılan zarar için 5.134,25 TL, sürekli iş görememezlik nedeniyle uğranılan zarar için 243.612,41 TL, bakıcı gideri olarak 2.207,25 TL olmak üzere toplam 253.397,66 TL  maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 16.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketi açısından sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, müvekkilinin bu olay nedeniyle uğradığı manevi teessür nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın 16.07.2020 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ... ve ... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir sürücünün yolda göstermek zorunda olduğu tüm özenle hareket ettiğini, makul ve tedbirli bir sürücünün göstereceği dikkat ve ihtimamı  gösterdiğini, kaza tespit tutanağında ve bilirkişi raporunda müvekkilinin kusuru olduğuna ilişkin tespitleri ve bu raporlara göre verilen kararı kabul etmediklerini, davacının emekli hemşire olup kaza tarihinde aktif olarak herhangi bir işte çalışmadığını, davacının geçici iş göremezlik süresi boyunca mahrum kalacağı herhangi bir geliri ya da kazancı bulunmadığını, bu nedenle, davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatı hesaplaması yapılmasının mümkün  olmadığını, kararda davacı lehine bakıcı gideri hesaplaması yapıldığını, dosya içerisinde davacının kendisine bakıcı tuttuğuna dair bir belge bulunmadığını, bu nedenle bakıcı gideri hesaplaması yapılmasının da mümkün olmadığını, davacı lehine tedavi giderine de hükmedildiğini, tedavi giderlerine ilişkin ödemelerin SGK tarafından karşılandığını, bu nedenle, davacının herhangi bir zararı oluşmadığından tedavi gideri ödenmesine dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının ağır ihmali ve kusuru ile gerçekleşen olay sonrası yaralandığını ve günlerce tedavi gördüğünü, yüzünde kalıcı iz oluştuğunu, ameliyat olduğunu ve geçmeyen bel ağrıları nedeniyle sıkıntı yaşadığını, davacının eylemi sonucu ölümden döndüğünü, buna rağmen davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka, adalete ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi gideri ve  bakıcı  giderlerine ilişkin maddi tazminat  istemine ilişkindir.<br>A-MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE:<br>1-Davalılar ... ve ...'nın İstanaf Başavurusu yönünden:<br>Mahkemece, 5.134,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı , 2.207,25  TL bakıcı gideri ve 2.443,75  TL tedavi gideri olmak üzere toplam 9.785,25‬ TL tazminata hükmedilmiştir.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun \"İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar\" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde; \"İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.<br>(2) Miktar veya değeri 28.250 TL'yi (karar yılı 2024 için) geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.<br>(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.<br>(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 28.250 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz\" denilmektedir.<br>İstinaf konusu maddi tazminata ilişkin alacak, davalılar aleyhine hükmedilen 9.785,25 TL'ye ilişkin olup, kesinlik sınırı (28.250,00 TL) altına kaldığından, miktar açısından karar kesin olduğundan, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davalılar ... ve ... vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2- Davacının Kusura itirazının incelenmesinde;<br>Dosyanın ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş olup, 16.03.2023 tarihli raporda, kazanın oluşumunda sigortalı motosiklet sürücüsü ...'nın %25 oranında, davacı yayanın %75 oranında kusurlu olduğu  kanaati bildirildiği, raporun Konya .. Çocuk Mahkemesi'nin .... E sayılı dosyasında ATK'dan kusur raporu, yaralamalı kaza tespit tutanağı ve olayla da uyumlu olmakla, itiraz yersizdir.<br>3-Davacının  maluliyete ve  aktüerya itirazının değerlendirilmesinde:<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne  göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği, dosyaya sunulan NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'nın 19.07.2023 tarihli raporunda  1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre davacının kalıcı maluliyetinin olmadığı,  mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişinin  raporunda  olayda uygulanması gerekli yönetmelik ve PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak yapılan değerlendirme davacının sürekli iş görememezlik tazminat alacağı bulunmadığı anlaşılmakla, itirazın reddi gerekmiştir.<br>B-TARAFLARIN MANEVİ TAZMİNATA İTİRAZLARI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE:<br>Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak  hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan  kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze  uğrayan kişi, uğradığı manevi  zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir\" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup,  yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının iyileşme süresinin 9 ayı bulacağı, bunun 3 ayında başkasının bakımına muhtaç olacağı, kaza nedeniyle yüzünde sabit iz oluşması ve  yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının AZ OLDUĞU, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının yerinde olduğu   anlaşılmıştır. <br>Bu nedenle, davalılar ... ve ... vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf dilekçesinin reddine, manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacının maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalılar ... ve ... vekilinin maddi ve manevi tazminata ilişkin istinaf başvurularının REDDİNE,<br>Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun REDDİNE, manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜNE; ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>1-Davacının maddi tazminat davasının davacı vekilinin 29.02.2024 tarihli talep arttırım dilekçesi nazara alınmak suretiyle KISMEN KABULÜ ile;<br>5.134,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.207,25  TL bakıcı gideri ve 2.443,75  TL tedavi gideri olmak üzere toplam 9.785,25‬ TL tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kayıt ve şartı  ile sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 06/09/2021 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... bakımından ise kaza tarihi olan 16/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine,<br>2-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalılar  ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>3-Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin haklılık oranına göre (9.785,25/253.397,66 oranında) 60,24 TL'sinin davalı ... Sigorta A.Ş.'nden, 1.499,76‬ TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.499,43 TL karar ve ilam harcından peşin  olarak alınan 1.714,59 TL harç ile 864,11 TL ıslah harcı  toplamı olan  2.578,70 TL'nin mahsubu ile 4.920,73‬ TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin 438,58 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına, diğer davalıların tamamından sorumlu olmasına)<br>5-Davacı tarafça yatırılan 2.659,4‬0 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>6-Davacı tarafından sarfedilen 2.197,50 TL posta-tebligat gideri, 3.800‬,00 TL bilirkişi ücretleri, 1.578,0‬0 ATK fatura gideri, 4.018,00 TL NEÜ fatura gideri olmak üzere toplam 11.593,5‬0 TL yargılama giderinden haklılık oranına göre hesaplanan (109.785,25‬/353.397,66 oranında) 3.601,59 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, (davalı sigorta şirketinin 9.785,25/109.785,25 oranında 321,01 TL'den diğer davalılar ile birlikte sorumlu olduğuna, diğer davalıların tamamından sorumlu olduğuna)<br>7-Davalı ... tarafından sarfedilen 50,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre  (243.612,41/353.397,66) 34,46 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine, artan bölümün davalı ... üzerinde bırakılmasına,<br>8-Davacı vekili yararına maddi tazminat yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 9.785,25 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>9-Davacı vekili yararına manevi tazminat yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>10-Davalılar vekilleri yararına maddi tazminat yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 9.785,25 TL'nin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>11-İstinaf başvurma harcı dışında, istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>12-İstinaf eden davalı ...'dan alınması gereken 2.376,18 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 594,05 TL nin mahsubu ile bakiye 1.782,13 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>13-İstinaf eden davalı ...'dan alınması gereken 2.376,18 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 594,05‬ TL nin mahsubu ile bakiye 1.782,13 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>14-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru gideri ile 70,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.239,40 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>15-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>16-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, HMK'nun 361 maddesi gereğince; davacı yönünden TEMYİZ YOLU AÇIK, davalılar yönünden ise HMK'nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024<br><br>\t\t\t  \t<br><br>Başkan<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Katip<br><br>e-imzalı <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"967d7732e024341b","SID":"e36951352178cfd4"}}