{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/277 <br>KARAR NO: 2024/1842<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2022<br>NUMARASI: 2021/19 Esas 2022/704 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...'un yanında 1996-2014 yılları arasında minibüs şoförü olarak çalıştığını, davacının senetlerden birini dava dışı ...'un yanında çalışırken ilerde doğabilecek zararlardan dolayı, ikinci senedi de oğlunun tedavisi için aldığı 4.000-TL borca karşılık boş şekilde sadece imzalayarak ...'e verdiğini, senetlerin teminat niteliğinde olduğunu, davacının iş aktini 31.01.2014 tarihinde tek taraflı olarak feshettiğini, iş mahkemesinde açılan dava neticesinde alınan işçilik alacaklarına dair karar İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğunu, ...  tarafından icra dosyasına 108.651,87 TL'lik banka teminat mektubu sunularak tehir-i icra kararı alındığını, aynı bedelde davaya konu senetler davalı ... tarafından İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... E sayılı takip dosyası üzerinden icraya konularak, bu teminat mektubu üzerine davalı tarafça haciz koydurulduğunu, senetler üzerinde adı yazan davalı ... ile, davacının herhangi bir hukuki ilişkisi olmadığını, boş senetlerin  davalı ve ... tarafından danışıklı olarak doldurulduğunu, davalı ve ...'un komşu olduğunu, her ikisininde savcılığa şikayet edildiğini, davalı ...'ın savcılıkta, davacıya peyder pey verdiği borçlara karşılık senetlerin davacı tarafından senetlerin verildiğini beyan ettiğini, bu beyanların gerçeğe aykırı olduğunu, davalının senedi talil ettiğini ispat yükünün davalıya geçtiğini, davalının kazancının az olduğunu bu tutarda borç para veremeyeceğini iddia ederek takibe konu senetlerden kaynaklı borçlu bulunmadığının tespitine ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin icra dosyası ile bağlantısı bulunmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının açtığı davadaki beyanları ve iddiaları ile  savcılık dosyasındaki iddiaları arasında çelişki olduğunu, takibe konu senetlerin 50.000-TL değerinde olan iki farklı senet olduğunu, müvekkiline verilmiş herhangi bir teminat senedi bulunmadığını, soruşturma dosyasında senet üzerindeki yazıların da davacıya ait olduğunun ortaya çıktığını, davacının davasını senet yada yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; senet için imza kurucu bir unsur olsa da imzanın senet metninden önce atılması mümkün olduğu, bu durumda beyaza (açığa) imzadan söz edileceği, bu kapsamda, takip konusu bonolarda davacının keşideci davalının ise lehtar durumunda olduğu, bonolardaki keşideci imzasının davacıya ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, TTK'nun 778/1-f maddesinin yollaması ile 680/1 maddesi uyarınca tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğu, senedin davalı ...'a verilmediğini iddia eden davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davacının iddialarını kanıtlamaya elverişli yazılı delil bildirmediği, davacı tarafın yazı ve imza yaşına ilişkin talebi hususunda da bu hususta yapılabilecek teknik bir incelemenin de mümkün olmaması, bu hususun 02.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile de saptanmış olması ve yine iddiaların niteliği gereği yemin deliline başvurmanın da mümkün olmaması nedeniyle, ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; dava ve icra takibine konu senetlerin müvekkilinin eski işvereni ... a iş ilişkisi nedeniyle boş ve teminat olarak verildiğini, işten çıkartılınca yapılan toplantıda kendisine teklif edilen bedeli kabul etmeyince ...'un elinde senetler olduğunu, kendisinden hiç bir şey alamayacağını beyan ettiğini, davalı ve işvereni arasında organik bağ bulunduğunu, davalı ile müvekkilinin bir yakınlığı olmayıp onun da şöför olarak çalıştığını ve 100.000-TL borç verecek parası olmadığını, ekonomik durum araştırmasının bunu gösterdiğini, işveren ile ilişkisinin araştırılması talebinin kabul görmediğini, senetlerdeki imza ve yazılar arasındaki yaş farkının tesbit edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br>GEREKÇE :Dava ilk olarak İstanbul 23. İş Mahkemesinde davalı ile birlikte ... aleyhine  açılmış olup mahkemece; tarafların iddia ve kabullerine göre davacının davalı ... yanında şoför olarak çalıştığı,  davacının dava dilekçesinde de kabulü olduğu üzere diğer davalı ... ile davacı işçinin arasında işçi işverenlik ilişkisi bir yana, işçi ile davalı ...'ın tanışıklığının dahi olmadığını beyan ettiği, SGK kayıtlarında da davalı ...'ın davacının işvereni olarak görünmediği ve tanık beyanlarıyla da bu hususun sabit olduğu, senetlerin lehtar kısmında yalnızca davalı ...'ın bulunduğu, taraflar arasında organik bağ vs olduğuna dair dosyada başkaca bir belge ve delil bulunmadığı, davanın menfi tespit davası olduğu ve senetler üzerindeki lehtarın yalnızca davalı ... olduğu da değerlendirilerek davalı ... ile davacı arasında herhangi bir işçi- işveren ilişkisi tespit edilemediği, dolayısıyla işbu dava 4857 sayılı kapsamında kalmadığından genel mahkemelerde görülmesi gerektiğinden davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, görevsizlik kararının kesinleşmesi sonucunda dava dosyası kararı veren asliye ticaret mahkemesine intikal etmiştir. Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Davaya konu senetlerin düzenleyeni ..., lehtarı ... olan her biri 50.000-TL bedelli, 15.07.2015 düzenleme, 15.10.2015 ödeme tarihli, 15.07.2015 düzenleme tarihli, 15.11.2015 ödeme tarihli, nakden kaydı  bulunan senetlerdir. Davacının iddiası, senetlerin lehtar kısmı dahil olmak üzere boş olarak dava dışı ...'a verildiği, senetlerin teminat senedi olduğu, senetlerin rıza hilafına doldurulduğu, senetten kaynaklı davalıya borcun bulunmadığı, işverenine karşı açtığı işçilik alacaklarına ilişkin dava lehine sonuçlandığında, boş olarak işverenine verdiği senetlerin davalının adı lehdar hanesine yazılarak davalının  alacaklı hale getirildiği gibi, icraya konulan işçilik alacaklarına ilişkin ilam ile lehine hükmedilen alacaklar için işverenin icra dosyasına  verdiği teminat üzerine davalı tarafından haciz konulduğunu ileri sürmüştür. Kambiyo senedine dayalı, menfi tespit davasında ispat yükü davacı/borçludadır. Davacı/Borçlu borçlu olmadığını ispatlaması gerekir. Bu kapsamda dava kapsamında ispat yükü davacıdadır.  Davacı vekili yazı ve imza yaşı tesbiti yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; mahkemece yazı aidiyeti için grafolog bilirkişi Prof Dr....'den alınan raporda \"mürekkep(yazı yaşı) yaşı ile ilgili olarak bazı bilimsel araştırmalar tez çalışmaları olmakla birlikte henüz bilimsel kabul görmüş ve belge inceleme alanında rutin uygulamaya geçebilecek standart bir analiz yöntemi geliştirilemediğinden, yazı yaşının tayini tesbit edilemediği mütalaa edilmiştir.Kural olarak bono “kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini” içermektedir. Bunun aksini iddia eden tarafın bononun teminat amacıyla verildiğini HMK’nun 200’üncü maddesi uyarınca senetle ispat etmesi gerekir.(Yargıtay 19.HD’nin 27/01/2015 tarihli 2014/10822 E., 2015/1076 K. sayılı emsal kararı) Yine TTK hükümlerine göre açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlunun bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekir. (Yargıtay 19.HD’nin 17/11/2016 tarihli  2016/4254 E., 2016/14849 K. sayılı emsal kararı)  Açıklanan nedenlerle; davacının senetler üzerindeki imzasını kabul ettiği, teminat olarak işvereni ...'a  verildiğine dair iddialarını yazılı delil ile ispatlayamadığı, suç teşkil edecek hususlarda yemin yöneltilemeyeceği, senetlerde nakden kaydı bulunup davalı tarafından ihdas nedeninin talil edilmediği dikkate alındığında davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2b525094ab70983","SID":"a4c9f85627bb1059"}}