{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  24. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 24. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1843 <br>KARAR NO\t: 2024/1541<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>   K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t (...)<br>KATİP\t\t: ...\t  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2009/530 E.- 2022/260 K. <br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU           : ALACAK<br>İSTİNAF TALEBİNDE<br>BULUNAN\t\t: TARAF VEKİLLERİ <br>KARAR TARİHİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 21/11/2024<br>KARAR YAZMA TARİHİ\t: 22/11/2024<br><br>Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: <br>\tTALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 17/06/2008 tarihli ortaklık sözleşmesi imzalandığını ve davacının, davalının işletmekte olduğu su bayiliği işletmesine  % 50 hisse ile ortak olduğunu, sözleşme gereği her ay sonunda kazancın yarı yarıya paylaşılması gerekirken davalının davacıya  herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine davacının sözleşmenin feshine ilişkin olarak çektiği ihtarname ile 50.000,00 TL ortaklık payı, 50.000 dolar cezai şart ve 15.000,00 TL kar payının ödenmesini davalıdan talep ettiğini ancak bir sonuç alamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL % 50 hisse bedeli, 1.491,50 TL cezai şart bedeli ve 1.000,00 TL kar payı olmak üzere toplam12.491,50 TL'nın 30/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04/03/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen 10.000 TL ortaklık payını 56.401,34 TL, 1.000,00 TL kâr payı bedelini 2.971,87 TL olarak  ıslah etmiştir. <br>\tDavalı tarafından davacıya karşı Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/776 E. 2009/727 K. dosyasında açılmış olan birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, davacının işletmesine 15.000,00 TL sermaye koyarak ve bizzat çalışmayı vaat etmek suretiyle ortak olduğunu, ancak davalının söz konusu sermaye bedelini  ödemediği gibi, işletmede de çalışmayıp başka bir yerde çalışmaya devam ettiğini, davalının istediği zamanlar işletmeye gelip, ihtiyacı olduğunu söyleyerek işletmenin kasasından para aldığını, ayrıca davacının  şahsi alacağından kaynaklanan 37.450,00 TL bedelli (her biri 1.070,00 TL bedelli 35 adet) senetleri de kasadan aldığını ve davacıya  iade etmediğini belirterek,  senet bedellerine ve uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.840,00 TL'nın senetlerin vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini ve  davanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/530 E. sayılı derdest dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl davacı tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2022/141 E. 2022/147 K. sayılı davada asıl davacı vekili dava dilekçesinde, adi  ortaklığın tasfiyesine ilişkin alınan tasfiye kurulu raporunda davacının alacağının 321.037,49 TL olarak belirlenmiş olması nedeni ile asıl davada ıslah yolu ile arttırılmayan 262.155,78 TL'nın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini ve davanın  Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/530 E. sayılı derdest dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.    <br>\tCEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde, iş bölümü itirazında bulunmuş, esas yönünden ise, her ne kadar taraflar arasında 17/06/2008 tarihli protokol düzenlenmiş ise de, davacının koymayı taahhüt ettiği 15.000,00 TL sermayeyi koymadığı gibi emeği ile de ortaklığa herhangi bir katkı sağlamadığını, bu sebeple taraflar arasındaki protokolün hiçbir zaman geçerlilik kazanmadığını, davacının geçerlilik kazanmamış bir protokole dayanarak açtığı davanın mevzuat uyarınca  dinlenilmesine olanak bulunmadığını,  diğer yandan davacının işletme kasasındaki davalının şahsen alacaklı olduğu senetleri alıp iade etmediği gibi, taraflar arasındaki protokol geçerli hale getirilmeden hakkı olduğunu iddia ederek işletme kasasından da zaman zaman  para aldığını, hal böyle olunca davacının değil aslında davalının davacıdan alacaklı olduğunu, dava konusu işletmenin kâr elde edemeyip zarar ettiğini ve bu zararın tamamının da davalı tarafından karşılandığını, taraflar arasında bir ortaklık var ise davalının da zarara katlanması gerektiğini belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/776 E. 2009/727 K. sayılı davada davalı/asıl davacı vekili cevap dilekçesinde,  sözleşmenin geçerli olduğunu, davalının kasadan para aldığı iddiasının doğru olmadığını, kaldı ki, ortak  olmayan kişinin kasadan para almasının da mümkün bulunmadığını, davalının işletme masraflarını  cebinden ve kendi kredi kartı ile karşıladığını, davalının  aldığı iddia edilen senetlerin davalı tarafından alındığının ispat edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>\tAsıl davalı vekili birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2022/141 E. 2022/147 K.  davaya cevap dilekçesinde, zamanaşımı definde  bulunmuş, asıl davadaki tasfiye kurulu raporuna yönelik itirazlarını yineleyerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.\t <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :  Mahkemece, asıl ve birleşen davaya konu adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile adi ortaklığın  faaliyetlerinden dolayı dava tarihi itibari ile toplam 107.290,86 TL net kar ettiği, kardan asıl davacı/birleşen davalı ortağın %50 payına 53.645,43 TL, asıl davalı/birleşen davacı ortağın %50 payına 53.645,43 TL isabet ettiğinin tespitine, asıl ve birleşen davacı/birleşen davalı ortak ...'in alacaklı bulunduğu 321.037,49 TL'nin (11.000,00 TL'sinin 25/08/2009 asıl dava tarihinden, 47.881,71 TL'sinin 05/03/2019 ıslah tarihinden, bakiye kısmın 01/03/2022 birleşen dava tarihinden itibaren) işleyecek reeskont faiziyle diğer ortak ...'dan tahsiline, birleşen davacı ve davalı/asıl davalı ortak ...'ın talebi ile bağlı kalınarak alacaklı bulunduğu 12.840,00 TL'nin 11/12/2009 birleşen dava tarihinden işleyecek reeskont faiziyle diğer ortak ...'ten tahsiline, asıl davacı ...'in cezai şart talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı süresi içinde taraf vekillerince  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2022/141 E. 2022/147 K. sayılı dosyasının davacı vekili    istinaf talebinde,  birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/766 E.- 2009/727 K. sayılı dosyasında gerekçeli kararın değerlendirme bölümünde davanın ispatlanamadığı kanaatine varıldığı açıkça belirtilmiş olduğu halde, kararın hüküm kısmında bu değerlendirmenin tam aksine olacak şekilde birleşen söz konusu davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile,  birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/766 E.- 2009/727 K. sayılı dosyası yönünden kararın kaldırılarak,  birleşen  davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.<br>Asıl ve birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2022/141 E. 2022/147 K. sayılı dosyasının davalı, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi  2009/766 E.- 2009/727 K. sayılı  dosyanın davacı vekili   istinaf talebinde,  baştan itibaren geçersiz olan sözleşmeye dayalı olarak ve edimlerinin hiçbirisini yerine getirmeyen asıl davacı/birleşen davalının davasına dayanak kıldığı sözleşmeye dayanmasının hukuken mümkün olmadığını, zira asıl davacı/birleşen davalının asıl davalı/birleşen davacıya vermeyi taahhüt ettiği sermayeyi vermediği gibi, ortaklığa emeği ile iştirak etmeyip başka bir işyerinde çalışmaya devam etmesi sebebiyle ortaklığın hiç kurulmamış olup sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğunu, dolayısıyla asıl davacı/birleşen davalının tasfiyeye ilişkin bir alacağının bulunmasının  söz konusu olmadığını, görev itirazlarının  ve birleşen davadaki zamanaşımı itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, hükme esas alınan raporların hatalı olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dosyaya sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere sözleşmede belirtilen araçların kredi ile alınmış araçlar olup, söz konusu araçlara ilişkin tüm giderlerin ve kredi geri ödemelerinin işletme hesabından değil  asıl davalı/birleşen davacı  tarafından şahsen yapıldığını, dosyadaki son  ek bilirkişi raporunda önceki raporlara yönelik itirazlarının hiçbir şekilde karşılanmadığını, son ek raporda sadece önceki hatalı bilirkişi raporunda yer alan hesaplamanın, altın fiyatları, döviz kurları, asgari ücret, banka faiz güncel değerleri ve memur maaş katsayısı taban aylığı üzerinden güncellenmiş  olup, mahkemece   güncellenen bu değer üzerinden hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın asıl davalı/birleşen davacı ... lehine ortadan kaldırılarak asıl davacı/birleşen davalı  ...'in asıl ve birleşen davalarının  reddine,  asıl davalı/birleşen davacı ...'ın  birleşen davasının ise  kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar, taraflar arasındaki 17/06/2008  tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile kurulmuş olan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. <br>Uyuşmazlık, eldeki davanın asliye ticaret mahkemesince  tek hakimli ya da  heyet olarak bakılıp bakılmayacağı noktasında toplanmaktadır.<br>07/10/2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren  5235 sayılı \"Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun\"un \"Hukuk Mahkemelerinin Kuruluşu\" başlıklı 5/3.bendinde\"    Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır. \"hükmünü içermektedir.<br>28/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı \"Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"'un 45. maddesi ile  26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun\"un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve mülga üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.<br>\"Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.<br> Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri  beşyüzbin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;<br>1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yenidenyapılandırmadan kaynaklanan davalara,<br>2. 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işlerile davalara,<br>3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanangenel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,<br>4.12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/06/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere,dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir.\"hükmü düzenlenmiştir. <br>\tAdi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kâr ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.<br>\tAdi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece TBK.'nun 642.vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. <br>Somut uyuşmazlıkta asıl davacı, yazılı sözleşmeye istinaden taraflar arasındaki adi ortaklıktan kaynaklanan sermaye, kâr payı ve cezai şart bedelinin asıl davalı/birleşen davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmekte olup,  uyuşmazlık adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi niteliğinde olduğundan  adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın da asliye ticaret mahkemesince heyet halinde  verilmesi gerektiğinden, mahkemece tek hakimle karar verilmiş olması  doğru görülmemiştir. <br>\tBelirtilen nedenlerle, davaya Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından heyet halinde bakılarak yapılacak yargılama neticesinde oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun (diğer hususlar incelenmeksizin) kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,3 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.\t<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tTaraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,\t\t<br>\t1-)ANKARA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin, 05/04/2022 tarih, 2009/530 E.- 2022/260 K sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>\t2-)Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,\t<br>\t3-)Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,      <br>\t4-)Taraflarca  yatırılan istinaf  harçlarının istek halinde taraflara  iadesine,<br>\t5-)İstinaf kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br><br>Katip<br>...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8b7422b002f6f9a","SID":"abe95befeb6dc63e"}}