{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2123 <br>KARAR NO\t: 2024/1402<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/169 Esas 2021/269 Karar<br><br>DAVACILAR\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 15/11/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 18/11/2024<br><br>\tİlk derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili, 29.07.2016 tarihinde davacıların babası ...’ün ... plakalı  aracıyla 70 km süratle seyir halinde iken aracın lastiğinin yoldaki mıcırdan kaynaklı kayması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yönden gelen davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ...'ya ait, davalı ... idaresindeki ... plakalı tıra çarptığını, meydana gelen kaza sonucu davacıların babası ..., annesi ..., dedesi ... ve anneannesi ...;nın vefat ettiğini, davalı sürücü ...'ın da meydana gelen trafik kazasında tali derecede kusurlu olduğunu, davalı araç sürücüsünün fren tedbirine başvurması veya sağa bankete inmesi halinde kazanın meydana gelmesini önlemesinin muhtemel olduğunu, Tramer kayıtlarına yansıtılan davalı sürücünün %25 kusurunu kabul etmediklerini belirterek 1.000TL cenaze defin, 4.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 30.000 TL davacı ... için, 35.000TL davacı ... için manevi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi 65.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 70.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, ... plaka sayılı çekici ile bu çekiciye bağlı ... plaka sayılı dorsenin davalı adına kayıtlı olduğunu, 29.07.2016 tarihli kaza tespit tutanağı ile davalı adına kayıtlı araç sürücüsünün KTK md. 52/1-a hükmünü ihlal ettiği tespit edilmişse de davalı araç sürücüsünün kazada hiçbir kusuru olmadığını, hız limitleri dahilinde seyrettiğini ve kazanın meydana gelmemesi için elinden geleni yaptığını, kazadan kaçınmak amacı ile aracı şarampole doğru sürdüğünü, buna rağmen davacılar murisi sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybedip, yol üzerinde ters istikamete dönerek davalıya ait aracın sol ön kısmına sağ yan tarafı ile çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, tüm bu hususlar kaza tespit tutanağı ve olay yeri krokisi ile sabit olduğunu, kaza mahallinde kazadan önce yol yapım ve onarım çalışması yapıldığını, yol yapım ve onarım çalışması olduğuna dair yol üzerinde herhangi bir ışıklı levha veya uyarı tabelası bulunmadığını, ayrıca yol üzerinde aydınlatma gereçleri de kullanılmadığını, asfalt üzerinde mucur bulunduğuna ve yolun kaygan olduğuna dair herhangi bir uyarı levhası da bulunmadığını, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yol üzerindeki mucurların kazadan sonra süpürüldüğünü, kazanın meydana geldiği bölgede yol yapım ve onarım çalışmasının hangi kurum veya özel şirket tarafından yapıldığının projesinin olup olmadığının, trafiğe açılış izni verilip verilmediğinin araştırılmasını talep ettiklerini, yol yapım ve onarım çalışması sebebi ile kazanın meydana geldiği yol üzerinde birçok kaza meydana geldiğini, bu durumun Bolvadin Trafik Tescil Müdürlüğü’nden ve Jandarma Komutanlığı’dan sorulması gerektiğini, davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, tali kusur atfını kabul etmediklerini, zarar gören murisin ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ağır kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, illiyet bağı kesildiğinden davalının sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kusur durumunun tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması talepleri olduğun belirterek davanın genişletilmiş kasko şirketi olan ... Sigortaya ihbar edilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta ve davalı ... savunma yapmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece toplanan delillere göre, 29.07.2016 tarihinde meydana gelen kazada ATK<br>Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 13.10.2016 - 27.01.2017 tarihli raporlarda davalı sürücü ...'ın tali, müteveffa sürücü ...'ün ise asli kusurlu olduğunun belirtildiği, Karayolları görevlilerine kusur izafe edilmediği, mahkemece adli trafik uzmanı bilirkişiden alınan 02.12.2019 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın %25 müteveffa sürücü ...'ün ise %75 oranında kusurlu olduğu, Karayolları görevlilerine kusur izafe edilmediği, davacı vekilinin alınan kusur raporlarına itirazının değerlendirilmesi için, İTÜ Trafik Kürsüsünden alınan 22.06.2020 tarihli heyet raporunda davalı sürücü ...'ın %25 müteveffa sürücü ...''ün ise %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, aynı olaya ilişkin alınan kusur raporlarının bir biriyle uyumlu olduğundan son rapora itibar edildiği, aktüerya bilirkişisinden alınan 02.12.2019 tarihli raporda ... ve ...'ün babası ..., annesi ..., dedesi ... ve anneannesi ...'nın vefat ettiği 29.07.2016 tarihte, 13.10.1998 doğumlu ...'ün 18 yaşından büyük olduğu, 22.03.2018 tarihli sosyal durum araştırma ve tespit tutanağına göre öğrenci olduğu, 21.01.2016 tarihinden itibaren uzun süreli kısmi aralıklarla çalıştığının tespit edildiği, davacı ...'ın ailesinin düzenli ve sürekli desteğine ihtiyaç duymadığı, 24.04.1991 doğumlu ...'ün 18 yaşından büyük olduğu, 22.03.2018 tarihli sosyal durum araştırma ve tespit tutanağına göre gelirinin olmadığının tespit edildiği, SGK hizmet döküm cetvelleri incelendiğinde, 14.05.2007 tarihinde staja ve 10.03.2010 tarihinde işe girişinin olduğu, davacı ...'ın ailesinin düzenli ve sürekli desteğine ihtiyaç duymadığı, böylece davacıların trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı; ... ve ... adına mezar yeri tahsisi için harcanılan cenaze giderinin (550+550=)1.100,00 TL olduğu, kaza sonucunda otomobilde bulunan<br>davacıların yakını (babası) ..., (annesi) ..., (dedesi) ..., (nenesi) ...'nın hayatlarını kaybettikleri, İTÜ Trafik Kürsüsü'nden oluşturulan heyetten alınan 22.06.2020 tarihli raporda; davalı sürücü ...'ın %25 müteveffa sürücü ...'ün ise %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davacıların davalı araç sürücüsü ... ve davalı araç işleteni ...' dan manevi tazminat isteme hakkının bulunduğu belirtilerek destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin reddi, cenaze masrafı taleplerinin kabulü ile 1.000,00 TL'nın davalılardan dava tarihinden (21.12.2016) itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne kısmen reddi ile, davalı ... Sigorta AŞ aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine, davacı ... için 8.000,00 TL, davacı ... için 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalılar ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\t1-Davacılar vekil istinaf başvuru dilekçesinde, eksik ve hatalı yargılama ile hüküm kurulduğunu, kazanın meydana gelişi konusunda sadece davalı sürücü ...'ın ifadelerine dayanıldığını, takometre aktivitesi ve grafiği celbedilmeden sürat tespiti yapıldığını, davalı sürücünün soruşturma aşamasında \"...ben hemen hemen hergün bu yolu kullanarak yük taşıyorum.hatta bir gün önce de mucurlu yoldan yük götürdüm. yolda hız limitinin 50 km. olduğuna dair levhayı gördüm.. Benim olay tarihinde süratim 65-70 km idi..\" şeklindeki beyanının dikkate alınmadığını, davalının 20 ton yükü ile hız limitinin 50 kilometre olduğunu ve yolun yeni asfaltlandığını ve mıcırlı olduğunu bildiği halde bilerek 70 km hız yaptığını, kaza tespit tutanağındaki davalı sürücünün TIR'ı ve 20 ton ağırlıkta çimento taşıyan çekicisi ile 26 m lastik izinin sürate etkisinin, destek sürücü ...'e ait aracın ters yönde tespit edildiği ve bunun kusura etkisinin değerlendirilmediği, davalı araç sürücüsünün merkez işyeri olan Konya'dan çıkarak, ... AŞ.den aldığı çimento yüklü Tır ve çekiçi ile gece 03.05 te yükleyip 2 saat dinlenme ile 12 saat araç kullanması nedeniyle uykusuz araç kullanıp kullanmadığı hatta, aynı belgelere göre davalı araç sürücüsünün ... olmayıp, başka bir şahıs olduğunu, bunların kusura etkisinin tespit edilmediğini, davalı sürücünün çift yönlü, mıcırlı yolda çekici ve 20 ton yükü ile süratinin ne olabileceği yanında uykusuzluğunu, kaç saat araç kullanılabileceğini dahi araştırılmadan hüküm kurulduğunu, davalı sürücünün olay yerinin az ilerisindeki sola dönmek için virajı kestirme gitmek amacı ile ...’ün aracına çarpması sonucu kazanın meydana gelmiş olabileceğini, kusur yönünden hatalı karar verildiğini, dava konusu 4 ölümlü kazada görgü tanığı olmadığından kusur tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi’nden rapor alınması talepleri olduğu halde İTÜden seçilecek bilirkişilerden rapor alınmasına karar verildiğini, ve fakat talimat mahkemesi aracılığıyla özel bilirkişilerden rapor alındığını, SGK kayıtları davacıların öğrencilikleri sırasındaki staj nedeniyle kısmi zamanlı sigorta kayıtları olduğunu ve staj yaptığı otelde - işyerinde asgari ücretin de altında olan 500 TL'nin anne babasının kaybı nedeniyle okul yardımı olduğunu, davacıların olay tarihinde üniversite öğrencisi olduklarını, olay tarihinde 24.4.1991 d.lu ...’ın Nevşehir Hacıbektaş Veli Üniversitesi 4 yıllık Turizm İşletme Fakültesinde 4. Sınıf öğrencisi olduğu, 13.10.1998 d.lu ...’ın ise olay tarihinde 17 yıl, 9 ay ve 11 günlük olduğu, Anadolu Üniversitesinde 4 yıllık İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğrenci olduğunu, anne ve babasının ölümü nedeniyle bu okulu kendisine okulda bir görev vererek aylık 500 TL yardım yaptığını, ancak bu miktar tatmin etmediği için maddi sıkıntıları nedeniyle önce Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine kaydolduğu, fakat aynı maddi sıkıntı ve evlerinin Ankara'da olması nedeniyle bu fakülteyi de bırakarak Hacettepe Üniversitesi 2 yıllık Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu'na 08.12.2019 tarihinde kayıt olduğunu, halen bu okulda öğrenci olduğunu, annenin Milli Savunma Bakanlığı’nda şef, babanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığında teknik kadroda görevli olduğunu, davacıların hiçbir maddi sıkıntıları olmadan sosyal konumları çok iyi olan bir ailede iken kazadan sonra bir yandan kaza ve ölüm şekli, diğer yandan başkaca gelirleri olmadığından öğrencilikleri sonuna kadar destekten yoksun kalma tazminatı haklarının bulunduğunu, ölüm defin vs. tazminatı konusunda, anne ve babalarının cenazelerini 1.500,00 TL ödeyerek 249 km. uzakta Ankara'ya getirip Karşıyaka mezarlığına defnettiklerini, dede ... ve nene ...'yı ise 86 km. Uzaktaki memleketleri Senirkent'e 1.000.00 TL ödeyerek defnettiklerini, mahkemece hükmedilen paranın yalnız 2 kişilik mezar parası olduğunu, 4 cenaze için ödenen 4 x 550.00 TL= 2.200,00 TL ile 2.500.00 TL cenaze nakil masrafı bulunduğunu, ayrıca bunların kefen parası ve ülkemizde adet olan yedisi ve kırkına ait yemek masraflarının olup bunların değerlendirilmeden, bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davalılar vekili için fahiş olarak 4.000.00 TL vekalet ücretine karar vermesinin hatalı olduğunu, her bir davacı için hükmedilen 8.000,00'er TL manevi tazminatın az olduğunu, davacıların anne ve babası ile dede ve nenesinin kaybı ayrıca halalarından başka kimsesinin olmaması ile ortada kaldıklarını, ölümlerin normal olmadığını, baş ve vücutları parçalanarak meydana geldiğini, davalı ...’nın mali durumunun iyi olduğunu, davacıları arayarak başsağlığı dilemediğini, aksine kaza nedeniyle çekicisinin sol ön tarafından ve sol ön lastik hasarlı iken kasko sigortasından 8 lastik bedeli dahil 55.000 TL aldığını ve ilgili sigorta şirketinin de 8.Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar aleyhine dava açarak davacılardan 15.000 TL'yi aşkın para tahsil ettiğini, manevi tazminat miktarını davacılar lehine üst sınırdan takdiri gerekirken eksik ve hatalı şekilde belirlendiğini ileri sürmüştür.<br>\t2-Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kazadan önce yol yapım ve onarım çalışması yapılmasına rağmen asfalt üzerinde mucur bulunduğuna ve yolun kaygan olduğuna dair yol üzerinde herhangi bir ışıklı levha veya uyarı tabelası bulunmadığından araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağı ve olay yeri krokisi ile; sürücü ...'ın hız limitleri dahilinde seyrettiğini, kazanın meydana gelmemesi için gerekli tüm dikkat ve özeni gösterdiğini, sürücü ...'ın kazadan kaçınmak amacı ile sevk ve idaresindeki aracı şarampole doğru sürdüğünü, davacılar murisinin sürücüsü olduğu aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek yol üzerinde ters istikamete döndüğü ve davalıya ait aracın sol ön kısmına sağ yan tarafı ile çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yol üzerinde bulunan mucurların kazadan sonra süpürüldüğünü, yolun kullanıma elverişli olmadığı halde kullanıma açıldığını, yolda yoğun bir toz bulutunun meydana geldiği hususu kaza sabahı (30.7.2016 sabah 08:00) çekilen fotoğraflar ve diğer deliller ile ispat olunduğunu, yol yapım çalışması sebebi ile kazanın meydana geldiği yol üzerinde yeterli önlem alınmadığından birçok kaza meydana geldiğini, davacı ...'ün 02.11.2016 tarihli ifadesinde de yolun mucurlu olduğunu, yolda herhangi bir tabelanın olmadığı ve bu sebeple Karayolları'ndan şikayetçi olduğunu beyan ettiğini, davalı araç sürücüsü ...'ın şehirler arası yolda hız limitlerinin oldukça altında seyrettiğini, kazanın meydana gelmemesi için elinden gelen tüm çabayı gösterdiğini, %25 oranında kusurlu olduğu tespitinin hatalı olduğunu, araç sürücüsü kusuru bulunmadığından davalının cenaze giderlerinden ve manevi tazminattan sorumluluğu bulunmadığını, cenaze gider tutarının objektif verilere göre tespit edilmediğini, belgelere dayanması gerektiğini, kaza nedeniyle vefat edenlerden ... ve ... için herhangi bir harcama yapılmadığını, ... ve ... için ise yalnızca 1.100 TL harcama yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, tüm masrafların davacılar tarafından karşılanmasının makul olmadığını, kazada vefat edenlerin başkaca akrabalarının da bulunduğu nazara alındığında davacılar lehine hükmedilen cenaze giderlerine ilişkin tazminat miktarının fahiş olduğunu, mahkemece hükmedilen cenaze giderlerinin nasıl ve ne şekilde belirlendiğinin gerekçeli kararda belirtilmediğini, davalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine İlişkindir. <br>\tDavacılar vekili, 29.07.2016 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı çekici ile ... idaresinde bulunan ... plakalı aracın çarpışması neticesinde davacıların babası sürücü ... ile araçta yolcu olarak bulunan anneleri ..., dedeleri ... ve anneanneleri ...'nın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze defin gideri ile manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddi, cenaze defin gider talebinin kabulü, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\t1-Davacılar vekili dava dilekçesinde dava konusu kaza sonucu davacılar ... ve ...’ın babası, annesi, dedesi ve anneannesinin vefat ettiğini belirterek 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri, 4.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı ... için 35.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş ise de destekten yoksun kalma tazminatının hangi davacı için ve kimin ölümü nedeniyle talep edildiği belirtilmemiştir. Bu nedenle mahkemece davacılara talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatının hangi davacı için ne miktarda ve kimin ölümüm nedeniyle talep edildiğinin ayrı ayrı açıklatılması ve buna göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken davacıların talepleri netleştirilmeden yargılamaya devam edilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\t2-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. <br>\tDestekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.<br>\tDestekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. <br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yükseköğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yükseköğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.<br>\tSomut olayda; 29.07.2016 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden destek ... ve ... 'ün çocukları olan davacılardan ...'ün 13.10.1998 doğum tarihli olup desteklerin vefat tarihinde yaşının 17 yıl 9 ay 16 gün olduğu, davacı ...'ün ise 24.04.1991 doğum tarihli olup desteklerin vefat tarihinde 25 yaşından büyük olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ...'ın desteklerin vefat tarihinde 18 yaşını doldurmadığı gibi yüksek öğrenim gördüğünün iddia edilerek öğrenci belgesi sunulduğu halde, aktüer bilirkişi raporunda davacı ...'ün kaza gerçekleştiğinde 18 yaşından büyük olduğu, 21.01.2016 tarihinden itibaren SGK kaydının bulunduğu, kaza tarihinde ailesinin düzenli ve sürekli desteğine ihtiyaç duymadığı belirtilerek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmaması doğru görülmemiştir.<br>\tBu durumda davacı ... 'ün desteklerin ölüm tarihi olan 29.07.2016 tarihi itibariyle çalışıp çalışmadığı, sosyal güvenlik kaydının staja ilişkin olup olmadığının araştırılması öğrenci ve mezuniyet belgelerinin getirtilerek Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmak üzere aktüer bilirkişiden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek karar verilmiş olması doğru değildir. <br>\tAçıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekili ve davalı ... vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tDavanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>\t2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekili ve davalı ... vekilinin sair<br>istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,<br>\t4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>\t5-Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/7137 esasına yatırılan 38.000,00 TL-+ 740,97 TL nakit teminat tutarının yatıran tarafa iadesine,<br>\t6-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca<br>KESİN olmak üzere 15.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"838d923c06d8d799","SID":"525ba39d980ef132"}}