{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/1383 Esas 2024/1156  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1383 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1156<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2017/529 Esas 2024/413 Karar<br>DAVACILAR-KARŞI <br>DAVALILAR   \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket Birleşmesinden Kaynaklanan Muarazanın Giderilmesi<br>KARŞI DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 04/08/2017<br>KARŞI DAVA TARİHİ\t: 14/09/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 28/10/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin asıl dava ile tazminat istemine ilişkin karşı davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada davacılar ..., ... yönünden davanın açılmamış sayılması, diğer davacılar yönünden açılan davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı-karşı davalılar ..., ... ile davacı-karşı davalı ..., davalı-karşı davacı ve davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacılar-karşı davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; davanın TTK'nun 555. maddesi hükmüne istinaden şirket hesabına, şirketin %10'dan fazlasına sahip pay sahipleri tarafından açıldığını, ... ile ...'nin yöneticilerinin, uyumlu hareket ederek, müvekkillerinin zararına bir işlem ile ... ile ...'yi birleştirdiklerini, birleşme işleminin ... ile ... arasında geçtiğinden bahisle ...'in yatırımcı ortaklarının sürecin dışında kaldığını ve denetimsiz bir biçimde birleşme gerçekleştiğini, birleşme işlemi ile ...'nin sahibi olduğu ... tarafından devralındığını, her ne kadar hukuki işlemin adı birleşme ise de burada kendi payını iktisap etmek sureti ile sermaye indirimi söz konusu olduğunu, birleşme işlemi ile tarafların menfaatler dengesinin bozulduğunu, ...'in aşırı sömürülmesi sonucunu doğuracak kadar ağır sonuçlar gündeme geldiğini, gelinen noktada, birleşme işlemi yapılırken, şirketin %53 hissesinin ...'nin ortaklarına terk edildiğini, yatırım maliyetlerinin ...'nin ortaklarına iade edilmesi hususunun ana sözleşmeye eklenerek, ...'nin tüm borcunun da ...'ye bırakıldığını, bu durumda müvekkillerinin ortağı olduğu ...'in, imalat için gerekli parayı kredilendirmesinde, kendine ait olan taşınmazın %53'ünü ...'nin ortağı olan davalılara terk ederken kredilerin haricinde imalat bedeli kadar bir parayı da ...'nin ortağı olan davalılara ödeme borcu altına girdiğini, birleştirme işlemi ile birlikte ...'nin ortaklarının bütün borcu ...'ye terk etmek sureti ile bila bedel ...'in taşınmazının %53'üne sahip olduklarını, durumun fark edilmesi üzerine, ...'in genel kurulunda yöneticilerden hesap sorulduğunu ve genel kurul TTK.nun 422. maddesine göre ertelendiğini, aynı madde gereği bir ay içinde yapılması gereken genel kurulun da yapılmadığını, vaki birleşme işleminin TTK.nun 382. maddesi mucibince geçerli ise de, sermaye indirimi nedeni ile yok edilen payların ...'nin ortaklarına devredilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, birleşme raporuna göre, hisselerin temliki ile yetinilmeyip ...'nin ...'den olduğu kaydedilen alacak haklarının ...'nin ortaklarına temlik edildiğini, sadece ...'nin borçlarının bulunduğu kül olarak, ...'ye devrolunduğunu ve hatta kâr dağılımından önce bu borcun ödeneceğinin de ana sözleşmeye eklendiğini, birleşme nedeni ile ... zarardan, birleşmeye katılan kişilerin sorumlu olduğunun TTK. 193. maddesinin emredici hükmü olduğunu, buna göre oluşan zararın giderilmesi ve eski hale iadenin sağlanabilmesi için davalılara karşı bu davanın açılması zaruretinin doğduğunu, ...'ye ait olan ... paylarının, külli halefiyet gereğince ...'ye intikal ettiğini, elden çıkarılmadığından sermaye indirimi sureti ile ortadan kaldırıldığını, ...'nin tek ortağının ... olduğunu, ...'nin imalatı yapmak sureti ile ...'den alacaklı gibi gösterildiğini, oysa bunun sermaye taahhüdü (aldığı %53 hissenin karşılığı) olduğunu, aralarında bir borç ilişkisinin bulunmadığını, bir borç ilişkisi varsa bile alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi nedeni ile Borçlar Kanunun 135. maddesi gereğince borcun sükut ettiğini, ...'nin imalat sırasında kullandığı krediler ve sair nedenlerle tahakkuk eden borçların ... tarafından üstlenildiğini, dolayısıyla aslında imalat bedellerine yansman maliyetleri ile birlikte) ...'nin katlandığını, ortada bir alacak yokken, kayden yaratılmış bu alacağın şirket eski ortaklarına devri sureti ile şirket aleyhine haksız kazanca meyledildiğini, sözleşme ilişkisinden kaynaklanan tüm edimini yerine getiren ...'in bu surette aşırı sömürüldüğünü ve zarara uğratıldığının sabit olduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak; Müvekkillerin ortağı olduğu ...'nin, ...'nin tüm borçlarının muhatabı olduğu gerçeği karşısında ayrıca ...'nin ortağı olan davalılara borçlu olmadığı sabit olduğundan, her ne kadar Ana Sözleşmeye göre, öncelikle ...'nin ortaklarına ödeme yapıldıktan sonra kâr dağıtımı yapılacağına dair hükmün hadiseye uygun olmadığından ve borcun bulunmadığı anlaşıldığından hükümsüz sayılmasına, ...'ye ait hisseler, sermaye indirimi sureti ile ortadan kaldırıldığı sabit olduğundan, bu hisseler vesilesi ile pay sahibi olduğu anlaşılan davalıların (... hariç) hisselerinin de bu nedenle hükümsüz olduğunun tespiti, şirketin tamamının ...'e ait olduğunun hüküm altına alınmasına, oluşan muarazanın bu şekilde ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ......A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın aslında genel kurul kararının iptali davası niteliğinde olduğunu, davacıların bu dava ile iptalini talep ettiği hususların, ... Alışveriş'in, hukuka uygun olarak toplanan genel kurul toplantısında ve yine hukuka uygun olarak alınan genel kurul kararı ile hükme bağlanmış ve uygulanmış hususlar olduğunu, davacıların ana sözleşme değişikliğinin hükümsüz sayılmasını talep ettiklerini, mevzuat uyarınca şirket ana sözleşme değişikliğinin ancak bir genel kurul kararı ile yapılabileceğini, dolayısıyla ana sözleşme değişikliği ile yürürlüğe girmiş olan bir ana sözleşme maddesinin hükümsüz sayılması talebinin, niteliği itibariyle bir genel kurul kararına itiraz mahiyetinde olduğunu, genel kurul kararının iptali davası açılması için gereken koşulların oluşmadığını, ... Gayrimenkulün bu davada talep edilen hususların karara bağlandığı genel kurul toplantılarında, bizzat şirket tarafından, hukuka uygun olarak yetkili kılınan kişilerce temsil edildiğinden ve bu kişilerinde genel kurul kararlarına itiraz etmediğinden, işbu davanın açılması için gereken koşullar oluşmadığını,  davacıların sözde zarara uğramalarına dayanak teşkil eden tüm genel kurul toplantılarında davacıların ortağı olduğu ... Gayrimenkulün usulüne uygun şekilde toplantılara katılıp, usulüne uygun olarak yetki verilen kişiler aracılığıyla olumlu oy kullandıklarının da sabit olduğunu, genel kurul kararının iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin dolmuş olduğundan, davacıların kötü niyetli olarak huzurdaki davayı “muarazanın men'i” adı altında açtıklarını, işbu davanın, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, ... Gayrimenkulün, 14.06.2015 tarihli 2014 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında, ... ile ... Alışveriş'in birleşmesinin sağlayacağı vergi avantajları anlatıldığından, ayrıca olası bir birleşme halka açılma ve gayrimenkul ortaklığını da kolaylaştıracağından, ... Alışveriş'in Genel Kurul toplantısında, birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için olumlu oy kullanmaları yetkisinin Yönetim Kurulu'na verilmesini oy birliği ile kabul edildiğini, Bu doğrultuda, ... Gayrimenkul'ün de hazır bulunduğu, ... Alışveriş'in 23.07.2015 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında, 25.03.2015 tarihli Birleşme Sözleşmesi okunup, müzakere edilerek ve oybirliği ile onaylandığını, davacıların, aynı nitelikteki işbu davayı, başka bir isim altında ve başka bir çerçevede açmakla, Mahkemeyi yanıltarak aynı sonuca ulaşma gayreti içinde olduklarını, huzurdaki davanın, ... Gayrimenkul 'ün ortakları olan gerçek kişiler tarafından açılmakla hukuka aykırı şekilde açıldığını, dolayısıyla aktif husumet yokluğunun mevcut olduğunu, birleşmeden sonra ... Alışverişin sermayesinin azaltılmadığını, yapılan işlemin, ... bünyesindeki ... alışverişe ait iştirak hisselerinin, ... Alışveriş ile ...'nin sermayeleri toplamından düşülmesi olup söz konusu işlemin hukuka uygun olduğunu,  ... Alışveriş ile ...'nin birleşme işleminden önce, ..., ...'nin %53 ortağı olduğunu, sonrasında ...Alışveriş, ...'nin hissesini devraldığını ve iki şirketin devralma yoluyla birleştiğini, ...'nin hukuki varlığı sona erdiğini, bu birleşme ile iki şirketin sermayesi toplandığını, ... bünyesindeki ... Alışveriş iştirak hisselerinin bu toplamdan düşüldüğünü, zaten bahsi geçen iştirak hisselerinin ... Alışveriş'in sermayesi içerisinde mevcut olduğunu, net sermayenin bu yolla hesaplandığını, sermayede mükerrerliği önlemek adına sermayede kaydi bir düzeltme yapıldığını, birleşme işlemi yapılırken ...'nin kül halinde devralındığını, şirketin aktifi, yani malvarlığının herhangi bir şekilde azaltılmadığını, sadece iştirak sermayesi kadar düşürüldüğünü, birleşme işlemi ile ...'nin borçlarının ... Alışveriş'e bırakılıp, alacaklarının ise ...'nin ortaklarına temlik edildiğini, bu işlemin yapılma amacının, ...'in de ortağı olduğu ... Alışveriş'in hissedarlarının maddi menfaatlerini korumak olduğunu, bu işlem yapılmasaydı, inşaat işlerinde ortaya çıkan ... içerisindeki KDV ve kur farkları, finansman giderleri, ...'nin hukuki varlığının sona ermesi ile zayi olacağını, ... Alışveriş içerisinde kullanılamayacağını, davacıların, kendilerini sözde zarara soktuğunu iddia ettikleri temlik işlemleri ile milyonlarca liralık bu değerlerin, ... Alışveriş'e intikal etmesinin sağlandığını, yapılan işlemin zarar doğurmanın aksine, tüm ortaklar için son derece avantajlı bir işlem olduğunu avantajların, ... Gayrimenkul'ün Genel Kurul'unda da değerlendirilip kabul edildiğini, davacıların sermaye azaltıldığı iddialarının aksine, ... Alışveriş'in sermayesinin, ... Gayrimenkul'ün herhangi bir katkısı olmaksızın ... ortakları tarafından arttırıldığını, ... Alışveriş ile ...'nin birleşme işleminden sonra, 09.09.2016 tarihli 2015 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda ... Alışveriş'in sermayesi, 45.000.000 TL arttırılarak, 110.865.000 TL. iken, 155.865.000 TL olduğunu yapılan bu sermaye artırımı doğrultusunda, ... Gayrimenkul'ün sahip olduğu hisselerin nominal değerinin arttığını, buna ek olarak, bu sermaye artırımına hiçbir katkıda bulunmamış olmasına rağmen, ... Gayrimenkul'ün, ... Alışveriş içerisinde sahip olduğu hisselerine verilen rüçhan hakkına kısıtlama getirilmediğini, hisse oranları dahi düşürülmediğini, birleşme işlemi doğrultusunda ... Gayrimenkul'e, ... Alışeriş'te %49 hisseye sahip olmasına rağmen, 7 hesap dönemi boyunca %74 oranında kar payı verilmesinin kararlaştırıldığını, ... ile ... Gayrimenkul arasında imzalanan 12.02.2013 tarihli Ortaklık Sözleşmesi kapsamında, ... Alışveriş'in Ana Sözleşmesi'nin 04.06.2013 tarihli 2012 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda değiştirildiğini, Ana Sözleşme'nin “Karın Tespiti ve Dağıtımı” başlıklı 15. Maddesi tadil edilerek A Grubu hisselerine sahip olan ... Gayrimenkul'ün, AVM'nin açılış tarihinden itibaren 9 yıl boyunca kar almayacağı, 9 yıl sonunda kârdan hissesi oranında kâr payı alacağı kararlaştırıldığını, ancak, davaya konu birleşme işlemi kapsamında ... Alışveriş ile ... arasında imzalanan 25.03.2015 tarihli Birleşme Sözleşmesiyle, yukarıda bahsedilen 15. madde yine tadil edildiğini ve Geçici Madde 1 ile tamamen ... Gayrimenkul'ün lehine olacak şekilde yeniden düzenlendiğini, bu değişiklik ile kar dağıtımı yapılmaması öngörülen 2016 ve 2017 hesap dönemlerini müteakip hesap dönemlerinden başlamak üzere, 7 hesap dönemi süresince elde edilecek net dönem karından A Grubu pay sahibi olan ... Gayrimenkul'e, sermayeye iştirak oranına bakılmaksızın %74 oranında net kar payı verileceğinin hüküm altına alındığını, bu tadilin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil edildiğini, açıklanan nedenlerle, davanın öncelikle hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, bu taleplerinin de kabul edilmemesi halinde, davanın cevapları dikkate alarak reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı-karşı davacı ... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurul kararının iptali davası açılması için gereken koşullar oluşmadığını, genel kurul kararının iptali davası açmak için hak düşürücü süre dolmuş olduğundan, davacıların kötü niyetli olarak huzurdaki davayı “muarazanın men'i” adı altında açtıklarını, işbu davanın, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki dava genel kurul kararının iptali niteliğinde olduğundan ve ... Gayrimenkul'ün ortaklarının bireysel olarak böyle bir davayı açmaya hakkı olmadığından, işbu davanın aktif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacıların dava dilekçesinde öne sürdüğü hususların tamamen mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu,  davacıların iddialarının aksine birleşmeden sonra ... Alışveriş'in sermayesinin azaltılmadığını yapılan işlemin, ... bünyesindeki ... Alışveriş'e ait iştirak hisselerinin, ... Alışveriş ile ...'nin sermayeleri toplamından düşülmesi olup söz konusu işlem hukuka uygun olduğunu, davacıların iddiasına göre sözde zarara yol açan temlik işlemlerinin, şirkete zarar vermek bir yana, vergisel anlamda avantaj sağladığını, davacıların sözde sermaye azaltıldığı iddiasının aksine, ... ortakları tarafından ve ... Gayrimenkul'ün hiçbir maddi katkısı olmadan ... Alışveriş'in sermayesinin arttırıldığını, birleşme işlemi doğrultusunda ... Gayrimenkul'e, ... Alışveriş'te %49 hisseye sahip olmasına rağmen, 7 hesap dönemi boyunca %74 oranında kâr payı verilmesinin kararlaştırıldığını belirterek davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, bu taleplerinin de kabul edilmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiş, karşı dava dilekçesinde ise, asıl dava davacılarının açtıkları davayı, çalıştıkları bankaya bildirmesi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin karşı davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalılar ... Petrol, ..., Sönmez İnşaat ve ... cevap dilekçesinde özetle; diğer davalıların savunmalarını tekrarla davanın reddini istemişlerdir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacılar ..., ...'ın açılan davayı takip etmedikleri, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık yasal sürede yenilenmediği, anılan davacılar yönünden HMK'nun 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, bilirkişi heyetinden alınan raporun hükme esas alındığı, raporda \"Davacıların azınlık pay sahibi olduğu ... A.Ş.’nin ortağı bulunduğu ...…A.Ş. ile dava dışı .....A.Ş. arasında yapılan 25.03.2015 tarihli birleşme sözleşmesinin, TTK’nun 146. Maddesinde düzenlenen hususları içerdiği, gerekli rapor hazırlanıp ve ilanların yapıldığı, taraflarının yetkili <br>organlarınca imzalanıp, genel kurullarında oybirliğiyle kabul edildiği, bu noktada davacı şirketin 14.06.2015 tarihli (2014 hesap yılı) genel kurulu <br>gündeminin 6. Maddesinde ... Alışveriş İş Ve Yaşam Merkezi A.Ş. Genel Kurulunda birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için yönetim kuruluna <br>olumlu oy kullanma yetkisinin oybirliğiyle verildiği, ayrıca kanundaki diğer usulü prosedürlerin yerine getirildiği, dolayısıyla birleşme sözleşmesi ve devamında birleşme işleminde takip edilen prosedür yönünden yasal <br>düzenlemeye aykırı bir yön tespit edilemediği, birleşmede davacıların azınlık pay sahibi olduğu ... A.Ş.’nin  %47 payının oransal olarak korunduğu, ancak birleşme, yavru şirket ile ortağı olan ana şirket arasında gerçekleştiğinden,  işin doğası gereği birleşen ortak şirket aktif ve pasifiyle birlikte devralan yavru şirkete geçtiğinden, birleşmenin doğal bir sonucu olarak sermaye miktarının düşmesine paralel olarak davacı şirketin de sermaye payının nominal olarak düşmesinin olağan olduğu\"nun belirtildiği, davacı şirketin evveliyatında S.S. ... Sanayi Ticaret İhtiyaç Maddeleri Merkezi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi iken tür değiştirerek ... Gayrimenkul A.Ş. olduğu, ... Parseldeki  arsa vasıflı taşınmazların maliki olduğu, daha sonra ...-... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi A.Ş.'nin kurulduğu, davacının taşınmazı ayni sermaye olarak konulduğu, <br>daha sonra ...-...…A.Ş.’nin anasözleşme değişikliğine giderek unvanını ... Alışveriş ve Yaşam Merkezi A.Ş. olarak değiştirdiği,  <br>davacı şirket ile dava dışı ... Maden San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... İnş.ve Tic. A.Ş. arasında önce Ankara 14. Noterliği’nin 08.09.2011 tarih ve 06526 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak, yapılacak bir binanın inşaat tamamlandıktan sonra % 47’sinin davacı arsa maliki şirkete, % 53’ünün ise müteahhit ve satın alma talebinde bulunan şirketlere ait olacağının kararlaştırıldığı, davacı şirketin 27.04.2014 tarihli genel kurulu gündeminin 3. Maddesinde yönetim kurulu <br>başkanı tarafından yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tablolar <br>okunduktan sonra önceki yılları da kapsayacak şekilde özellikte davacı şirket ve ... A.Ş. ile yapılan ortaklık sözleşmesi ve sözleşmeye bağlı olarak yapılan 04.06.2013 tarihli genel kurulda ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden ve banka ile yapılan kredi sözleşmesi ve davacının ve ... A.Ş.’nin garantör  olduğunu etraflıca anlattığı belirtildikten sonra gündemin 4. Maddesinde yönetim kurulunun ibra edildiği, ilerleyen aşamada inşaat tamamlandıktan sonra ... Gayrimenkul İnşaat A.Ş.'nin aynı zamanda hissedarı olduğu ... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi A.Ş.’de birleşmesi konusunun gündeme geldiği ve ... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi A.Ş. devralan şirket, ... ...A.Ş. devrolan şirket olarak 25.03.2015 tarihli Birleşme Sözleşmesi imzalandığı, <br>davacı şirketin 14.06.2015 tarihli (2014 hesap yılı) genel kurulu gündeminin 6. maddesinde “... İnşaat Gayrimenkul A.Ş.'nin ... Alışveriş İş Ve Yaşam Merkezi A.Ş. birleşmesinin sağlayacağı vergi avantajları anlatıldı. Ayrıca halka açılma ve gayrimenkul ortaklığını da kolaylaştıracağından ... Alışveriş İş Ve Yaşam Merkezi A.Ş. genel kurulunda birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için olumlu oy kullanmaları yetkisinin yönetim kuruluna verilmesi yetkisi oy birliğiyle verilmiştir.” şeklinde karar alındığı,  <br><br>daha sonra .....A.Ş.’nin ... A.Ş.’nin ... bünyesinde birleşmesi hususunda 23.07.2015 tarihli olağanüstü genel kurulunda oybirliğiyle karar alınarak, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 30.07.2015 tarihli nüshasında ilan edildiği, dava konusu  25.03.2015 tarihli birleşme sözleşmesinin, TTK'nun 146. Maddesinde düzenlenen hususları içerdiği, gerekli rapor hazırlanıp ve ilanların <br>yapıldığı, taraflarının yetkili organlarınca imzalanıp, genel kurullarında <br>oy birliğiyle kabul edildiği, bu noktada davacıların ortağı olduğu ......A.Ş.'nin 14.06.2015 tarihli (2014 hesap yılı) genel kurulu gündeminin 6. maddesinde ... Alışveriş İş Ve Yaşam Merkezi A.Ş. genel kurulunda birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için yönetim kuruluna olumlu oy kullanma yetkisinin oy birliğiyle verildiği, ayrıca kanundaki diğer usulü prosedürlerin yerine getirildiği, dolayısıyla birleşme sözleşmesi ve devamında birleşme işleminde takip edilen prosedür yönünden yasal düzenlemeye aykırı bir <br>yön tespit edilemediği, davacılar ..., ... dışındaki davacılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı-karşı davacı ... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi Anonim Şirketi karşı davasında, açılan dava sebebi ile oluşan zararın davacılar-karşı davalılardan tahsili talep edilmişse de, karşı davacının karşı davası hakkında kısa kararda hüküm verilmesinin unutulduğu, taraflarca HMK'nun 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması için başvuru olmadığından kısa karara uygun gerekçeli kararda hüküm oluşturulmadığı gerekçesiyle davacılar ..., ... yönünden 6100 sayılı HMK 150/5. Maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, ..., ... dışındaki davacılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı-karşı davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; iki farklı bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporları mahkemeye başvuru sebeplerinde beyanlarına uygun ve lehine olmasına rağmen mahkemece bu raporların hukuka uygun bir şekilde değerlendirilmediğini, mahkemece aynı konudan açılmış olan ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi dava dosyalarıyla bu dosyayı birleştirip, daha sonra tefrik etmiş olsa da bu süreçte gelir değerlendirmelerini hukuka uygun şekilde yapmadığını, o dönemde ortağı olduğu ... Gayrimenkul şirketinde yönetim kurulu üyelerinden davalılar ..., ... ve ...'nun diğer davalılar ile aynı yetkiye sahip olmadıklarını, mahkemece sürecinde birleşme sözleşmesi ile ilgili bilgileri imzaları ve ilgileri olmadığı gerekçesiyle bu birleşme sözleşmesiyle ortağı olduğu şirkete verilmiş zararlar konusunda sorumluluk kabul etmediklerini beyan ettiklerini, bu konuda diğer davalılarla aynı oranlarda suçlu olmadıklarının anlaşıldığını, bununla birlikte yönetim kurulu üyesi ve denetçisi olan bu davalı kişilerin diğer bazı davalılarca mahkeme konusu olan birleşme sözleşmesinin şirket genel kurulunda görüşülüp oy birliğiyle kabul edildiği iddiasının doğru olmasının mümkün olmadığı ve davalılar ..., ... ve ...'nun bu beyanlarının birleşme sözleşmesinin ortağı olduğu ... Gayrimenkul şirketi genel kurulunda görüşülmediği ve oy birliği ile de kabul edilmediği hususunda ikrar olduğu halde bu hususun mahkemece hukuka uygun olarak değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı-karşı davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; davacı karşı davalı ...'ün istinaf dilekçesinde yer alan aynı istinaf itirazlarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı-karşı davacı ve davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan ve birleştirilmesine karar verilen tespit davasında birleşme işleminin butlan sebebiyle iptali-yok hükmünde olduğunu tespiti talep edilirken, birleşen ana davada birleşme işlemine itiraz edilmeksizin birleşme işleminin görece olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması gibi bir talepte bulunulduğunu, davacı bir yandan birleşme işleminin butlanla batıl olduğunu tespit ettirmeye çalışırken diğer yandan yoklukla malul olduğunu iddia etmekte, diğer tarafta birleşmenin iptali neticesinde birleşmeye katılan şirketler mümkün ise eski hale döneceği halde ... AŞ'nin ...'e aidiyetine karar verilmesini talep ettiğini, dava içindeki taleplerin kendi içinde yersiz ve çelişkili olduğunu, birleştirilen dosyalardaki taleplerin de birbiri ile yarışan, birbirini söndüren talepler olup birlikte görülmelerinin teknik olarak mümkün bulunmadığını, davacının esas davasını ıslah etmek yerine usul hukukunda yeri olmayan bir şekilde tespit davası olarak ilk davasının hukuken incelenmesini imkansız kılacak bir taleple ikinci davasını açtığını, dilekçe karmaşası yaratmış olup bu karmaşadan var olmayan bir hak elde etmeye çalıştığını, tek davada yeterince karışık hukuki vakıalar ortaya atılmışken birleşen iki farklı talebe ve hukuki vakıalara dayanan davaların da eklendiğini, her iki davanın birbiri ile yarışan talepler içerdiği ve bu nedenle iki davadan  birinin derhal reddedilmesi gerektiği görüşüne sahip olmakla birlikte HMK gereği birleştirilmesi talep edilen dosyaların sonuçlarının birbirlerini etkileyeceği düşünülmekteyse de en azından ana dosyanın bekletici mesele yapılması işlemi olup birleştirme kararının çözüme değil çözümsüzlüğe sebebiyet vereceğini, birleştirme kararı her ne kadar esas hükümle birlikte başvuru yolu açık olarak verilmişse de HMK 168. maddesi gereği birleştirme kararlarına hükümle birlikte gidilebileceği düzenlenmiş olup birleştirme kararının da bir hüküm niteliğinde olduğunu belirterek Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/458 E. 2018/436 K. Sayılı birleştirme kararına karşı istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı-karşı davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyet raporunda banka kredi borçlarının dikkate alınması halinde ... A.Ş. hisse oranının %75.64, ... A.Ş. Ortaklarının hisse oranının %24.36 olacağı tespit edilerek 26.097.492 Euronun ... A.Ş. ortaklarınca karşılanması gerektiğinin ifade edildiğini, aynı şekilde alınan diğer bilirkişi raporunda da müvekkili lehine değerlendirmelerde bulunulduğunu, dosyaların 2017/529 Esas sayılı dosyada birleşmesi sebebiyle diğer birleşen dosyadaki lehe olan delillerin de değerlendirilmediğini, mahkeme tarafından o dönemde müvekkilinin ortak olarak bulunduğu ... Gayrimenkul A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri olan kişilerle aynı yetkiye sahip olmadığının değerlendirilmediğini, birleşme sözleşmesinin şirket genel kurulunda görüşülüp oy birliği ile kabul edildiği iddiasının doğru olmadığını, davalılar ..., ... ve ...’nun beyanlarının birleşme sözleşmesinin ... Gayrimenkul A.Ş. genel kurulunda görüşülmediği ve oy birliği ile de kabul edilmediği şeklinde olduğunu, devrolunan şirketin ortaklarının, mevcut ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma hakları vardır. Bu istem hakkı, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarının değeri, oy haklarının dağılımı ve önem taşıyan diğer hususlar dikkate alınarak hesaplanacağını, ortaklık paylarının değişim oranları belirlenirken devrolunan şirketin ortaklarına tahsis olunan ortaklık paylarının gerçek değerlerinin onda birini aşmaması şartıyla, bir denkleştirme ödenmesinin öngörülebileceğini, devrolunan şirketin oydan yoksun paylarına sahip ortaklarına aynı değerde oydan yoksun veya oy hakkını haiz paylar verileceğini, devrolunan şirkette mevcut bulunan paylara bağlı imtiyaz hakları karşılığında, devralan şirkette eş değerde haklar veya uygun bir karşılık verileceğini, devralan şirketin, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine, eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın almak zorunda olduğunu, birleşmeye katılan şirketlerin, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabileceğini, birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebileceklerini, devralma yoluyla birleşmede, devralan şirketin sermayesini, devrolunan şirketin ortaklarının haklarının korunabilmesi için gerekli olan düzeyde artırmak zorunda olduğunu, birleşmede ayni sermaye konulmasına ilişkin düzenlemelerle halka açık anonim şirketlerde, yeni payların halka arzına dair hükümler Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınmasına ilişkin olanlar müstesna uygulanmayacağını, birleşme sözleşmesinin imzalandığı tarih ile bilanço günü arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarılmasından sonra, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmişse, birleşmeye katılan şirketler bir ara bilanço çıkarmak zorunda olduğunu, ara bilanço için fizikî envanter çıkarılması gerekli olmayıp, son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece ticari defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişikliklerinin de dikkate alınacağını, birleşme sözleşmesinin içermesi gereken zorunlu hükümler bulunduğunu, birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları, ayrı ayrı veya birlikte, birleşme hakkında bir rapor hazırlayacağını, yeni kuruluş yoluyla birleşmede birleşme raporuna yeni şirketin sözleşmesinin de eklenmesi gerektiğini,tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük ve orta ölçekli şirketler birleşme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebileceğini, birleşmeye katılan şirketlerden birinin aktif veya pasif varlıklarında, birleşme sözleşmesinin imzası tarihiyle, bu sözleşmenin genel kurulda onaya sunulacağı tarih arasında, önemli değişiklik meydana gelmişse, yönetim organı, bu durumu kendi genel kuruluna ve birleşmeye katılan diğer şirketlerin yönetim organlarına yazılı olarak bildireceğini, birleşmeye katılan tüm şirketlerin yönetim organları, bu durumda birleşme sözleşmesinin değiştirilmesine veya birleşmeden vazgeçmeye gerek olup olmadığını incelerler; böyle bir sonuca vardıkları takdirde, onaya sunma önerisinin geri çekileceğini, diğer hâlde yönetim organı genel kurulda, birleşme sözleşmesinde uyarlamaya gerek bulunmadığının gerekçesini açıklayacağını, yönetim organının genel kurula birleşme sözleşmesini sunacağını, birleşme sözleşmesinin genel kurulda anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle, limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte üçünü temsil eden paylara sahip bulunmaları şartıyla, tüm ortakların dörtte üçünün oylarıyla, bir limited şirket tarafından devralınan anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette, devralma ile ek yükümlülük ve kişisel edim yükümlülükleri de öngörülüyorsa veya bunlar mevcut olup da genişletiliyorsa, bütün ortakların oybirliğine gerek bulunduğunu, birleşme sözleşmesi bir ayrılma akçesini öngörüyorsa bunun devreden şirket şahıs şirketiyse oy hakkını haiz ortaklarının, sermaye şirketiyse şirkette mevcut oy haklarının yüzde doksanının olumlu oylarıyla onaylanmasının şart olduğunu, birleşme sözleşmesinde devrolunan şirketin işletme konusunda değişiklik öngörülmüşse, birleşme sözleşmesinin ayrıca şirket sözleşmesinin değiştirilmesi için gerekli nisapla onaylanmış olması gerektiğini, birleşme, birleşmenin ticaret siciline tescili ile geçerlilik kazanacağını, tescil anında devrolunan şirketin bütün aktif ve pasifi kendiliğinden devralan şirkete geçeceğini, devrolunan şirketin ortaklarının devralan şirketin ortağı olduğunu, ancak bu sonucun devralan şirketin kendi adına fakat bu şirket hesabına hareket eden kişinin elinde bulunan paylar ile devrolunan şirketin kendi adına fakat bu şirket hesabına hareket eden kişinin elinde bulunan paylar için doğmayacağını, devralan sermaye şirketi devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı veren bütün paylarına veya bir şirket ya da bir gerçek kişi veya kanun yahut sözleşme dolayısıyla bağlı bulunan kişi grupları, birleşmeye katılan sermaye şirketlerinin oy hakkı veren tüm paylarına, sahiplerse sermaye şirketleri kolaylaştırılmış düzene göre birleşebileceğini, devralan sermaye şirketi, devrolunan sermaye şirketinin tüm paylarına değil de oy hakkı veren paylarının en az yüzde doksanına sahipse, azınlıkta kalan pay sahipleri için; devralan şirkette bu payların denk karşılığı olan paylar verilmesi şirket payları yanında, 141 inci maddeye göre, şirket paylarının gerçek değerinin tam dengi olan nakdî bir karşılık verilmesinin önerilmiş olması ve birleşme dolayısıyla ek ödeme borcunun veya herhangi bir kişisel edim yükümlülüğünün yahut kişisel sorumluluğun doğmaması, hâlinde birleşme kolaylaştırılmış usulde gerçekleşebileceğini, birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde istemde bulunurlarsa, devralan şirket bunların alacaklarını teminat altına aldığını, birleşmeye katılan şirketler alacaklılarına Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yedişer gün aralıklarla üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca internet sitelerine konulacak ilanla haklarını bildireceklerini, diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, yükümlü şirket teminat göstermek yerine borcu ödeyebileceğini, devrolunan şirketin borçlarından birleşmeden önce sorumlu olan ortakların sorumlulukları birleşmeden sonra da devam edeceğini, şu şartla ki, bu borçlar birleşme kararının ilanından önce doğmuş olmalı veya borçları doğuran sebepler bu tarihten önce oluşmuş bulunması gerektiğini, derolunan şirketin borçlarından ..., ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin istemler, birleşme kararının ilanı tarihinden itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrayacağını, alacak ilan tarihinden sonra muaccel olursa zamanaşımı süresi muacceliyet tarihinden başlayacağını, bu sınırlamanın devralan şirketin borçları dolayısıyla şahsen sorumlu olan ortakların sorumluluklarına uygulanmayacağını, kamuya arz edilmiş olan tahvil ve diğer borç senetlerinde sorumluluk itfa tarihine kadar devam eder meğerki, izahname başka bir düzenleme içersin, şirket birleşme ve devralmada hukuki süreçler uzun ve masraflı süreçler olduğunu, şirket birleşme ve devralma kararı verilmeden devrolan ve devralan şirketlerin yetkili organlarınca; her iki şirketin finansal ve mali yapıları, mal varlıkları ve hukuki yapıları uzun incelemeler gerektirdiğini, birleşme sonucunda pay sahipleri, denkleştirme davası ile ortaklık haklarının ve ortaklığa ilişkin paylarının yeterli olarak korunmadığından bahisle denkleştirme talebinde bulunabildiklerini, pay sahipliğinin devamı ilkesi, devreden şirket pay sahiplerinin ortaklık payının ve ortaklığa ilişkin haklarının birleşme işlemleri sonrasında devralan yahut yeni kurulan şirkette de devam etmesi gerektiğini belirttiğini, birleşmenin en temel ilkelerinden olan pay sahipliğinin devamı ilkesinin birkaç istisnası haricinde, devreden şirket ortağının sahip olduğu pay sahipliği statüsünün, devralan şirket bünyesinde de ipso iure devam etmesi gerektiğini, birleşmenin birleşme niyetinde olan ortaklıkların tüzel kişilikleri ve malvarlıkları arasında sonuçlar doğuran çift taraflı bir hukuki işlem olmakla birlikte, aynı zamanda tarafları yeni bir ortaklık ilişkisi içinde birbirine bağlayan bir toplumsal işlemi ifade ettiğini, devreden şirket ortaklarının içinde bulunacakları yeni ortaklık yapısı ile pay oranı ve ortaklık hakları açısından uyumlu olmaları gerektiğini, birleşme sözleşmesi ve sözleşmede yer alan şirketin değerleme raporuyla ortaya çıkan değişim oranı çok büyük önem kazanacağını, birleşme işlemi için değişim oranı çerçevesinde devreden şirket pay sahibine, devralan şirketten pay verileceğini, dolayısıyla devreden şirketin pay sahibine verilecek olan payın miktarı, onun şirkette sahip olduğu pay oranı ile birebir aynı olmayacak, değişim oranına göre hesaplanarak belirleneceğini, pay sahipliğinin devamı ilkesi, devreden şirketteki pay sahiplerinin ortaklık haklarının da devamını gerektirdiğini, devam eden ortaklık haklarına ilişkin olarak birleşme sözleşmesine hüküm eklenmesi gerekebileceğini,  devreden şirketteki imtiyaz haklarının devralan şirkette de devam etmesi için birleşme sözleşmesinde bu hususun ayrıca, açık ve net olarak düzenlenmesi TTK'nun 146/1-c. maddesine göre zorunlu olduğunu, buna göre pay sahipliğinin devamı ilkesi, devreden şirketteki pay sahibinin ortaklık haklarının da korunması hususunda bir altyapı oluşturduğunu, devreden şirketteki pay sahiplerinin mevcut bulunan ortaklık paylarını ve ortaklık haklarını karşılayacak değerde devralan şirket ortaklık hakkı ve payı üzerinde talepte bulunabilme hakkının temelinde TTK'nun 140/1. maddesi yattığını, kural bu olmakla birlikte kanunda pay sahipliğinin devamı ilkesi kuralına daha evvel de bahsedildiği gibi iki istisna getirildiğini, bu istisnalardan ilkinin pay sahibi birleşme sonucu payının gerçek değeri belirlenirken, değişim oranına göre elde edeceği pay miktarının küsuratlı olması durumunda bu küsurata karşılık gelen bir denkleştirme akçesi alabileceğini, diğer bir istisna ise TTK'nun 141 maddesi uyarınca devreden şirket pay sahibinin, mevcut payı ile aynı değerde ayrılma akçesi karşılığında pay sahipliği hakkının ortadan kaldırılabilmesi olduğunu, kısa karar ile gerekçeli karar arsında çelişki yaratıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl dava; şirket birleşmesinden kaynaklanan muarazanın giderilmesi, karşı dava tazminat istemine ilişkindir.<br>\tHükmün kapsamı başlıklı HMK'nun 297/2 maddesi; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" hükmünü içermektedir.<br>\tMahkemece asıl dava yönünden hüküm kurulduğu halde karşı dava yönünden olumlu olumsuz hiçbir hüküm kurulmamıştır. Bu durum ise adil yargılanma hakkının ihlali olup aynı zamanda HMK'nun 297/2 maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.<br>\tTüm bu nedenlerle davacı-karşı davalılar ..., ... ile davacı-karşı davalı ..., davalı-karşı davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının karşı dava hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediğinden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş  ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;\t<br><br>\t1-Davacı-karşı davalılar ..., ... ile davacı-karşı davalı ..., davalı-karşı davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2024 tarih 2017/529 Esas 2024/413 Karar sayılı kararının karşı dava hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediğinden KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>\t4-Davacı-karşı davalı ... tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde anılan davacı-karşı davalıya verilmesine,<br>\t5-Davacı-karşı davalı ... tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde anılan davacı-karşı davalıya verilmesine,<br>\t6-Davacı-karşı davalı ... tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde anılan davacı-karşı davalıya verilmesine,<br>\t7-Davalı-karşı davacı ve davalılar tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde anılan davalı-karşı davacı ve davalılara verilmesine,<br>\t8-Davacı-karşı davalılar ..., ... ile davacı-karşı davalı ..., davalı-karşı davacı ve davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,<br>\t9-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı-karşı davalı ..., davalı-karşı davacı ve davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/10/2024<br><br>Başkan -               Üye -                       Üye -             Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1201f365b8953dbd","SID":"10a38fd84fa44430"}}