{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1516 Esas 2024/1151  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1516 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1151<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 04/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2014/53 Esas 2022/486 Karar<br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t\t<br>DAVALI\t\t<br><br>DAVA\t\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t\t: 23/01/2014<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 28/11/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından, müvekkilini daha önceden tanıyan dava dışı ...'nın müvekkilinin imzasını taklit ederek bir muvafakatname tanzim edip müvekkilinin vekiliymiş gibi şubeye giderek 50.428,00 TL çektiğini, davalı tarafından müvekkilinden onay alınmadığını, müvekkilinin imzasının kontrol edilmediğini, haksız olarak dava dışı ...'ya ödenen dava konusu bedelin iadesi için keşide edilen ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmesine rağmen müvekkiline iade edilmediğini, davalının basiretli tacir gibi davranmadığını, kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne uymadığını, kendi kayıtlarında müvekkilinin imza örnekleri ve telefon numarası bulunmasına rağmen sahte olarak düzenlenen muvafakatname ile müvekkilinin hesabındaki parayı imzayı karşılaştırmadan ve müvekkilinden onay almadan başkasına ödediğini belirterek 50.428,00 TL'nin davalıya ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 10/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 20/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 50.428,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 29/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı ile müvekkili banka arasında sözleşme imzalanmasına rağmen ilgili hesabın başka şahıslarca da ticari faaliyetler için kullanıldığını, bankacılık işlemlerini birlikte yürüttüklerini, davacının dava dışı ... ile ilişiğinin kesilmesi kararının alınmasının sonucu bu gelişmelerin yaşandığını açıkça ifade ettiğini, davacının hesap ekstresinde dava dışı şirket ve şirket yetkililerinin para çekme ve virman hareketlerinin gözüktüğünü, 05/09/2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinden davacının dava dışı ...'nın ... İnş. Elektrik Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti'ndeki hisselerini devraldığını, aralarında bir alacak verecek ilişkisinin bulunduğunun anlaşıldığını, gerçekleştirilen bu hisse devri ile ilgili olarak müvekkili bankaya bildirim yapılmadığını, paranın çekildiği tarihte yapılan işlemler ve ifadeler de dikkate alındığında davacının hesabı üzerinden işlem yapan kişilerin ilişkilerinin net olmadığını, davacının müvekkili banka kayıtlarındaki işlemleri incelendiğinde davacının attığı imzaların birbirini tutmadığından özen yükümlülüğünün ihlalinin söz konusu olmadığını, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek yükümlülüğünün kusursuz sorumluluk anlamına gelmediğinden müvekkilinin sorumluluk şartlarının gerçekleşmediğini, talimat üzerindeki imzanın da davacının hiç bir zaman birbirini tutmayan imzalarına benzediğini, bankanın özen yükümlülüğüne aykırılığın söz konusu olmadığını, bir an için müvekkili bankanın sorumlu olduğu düşünülse dahi davacının hesabını dava dışı ... ile neredeyse ortak kullanması ve banka nezdinde oluşturdukları ticari faaliyetlerini birlikte gerçekleştirdiklerine dair güven ilişkisini sarsmaları şeklindeki kusurun zararın doğmasına etkisine göre ödenecek tazminatın indirilmesi veya davacının kusuru temel etken ise müvekkili bankanın sorumluluğunun tamamen kalkması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede de davacının verdiği bilgilerin doğruluğuna güvenerek işlem yapan bankanın oluşan zarardan ve ilk bakışta ayırt edilemeyecek imza benzerliklerinin sonuçlarından sorumlu olmayacağının davacıya bildirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının davalı bankada mevduat hesabı bulunduğu, 29/08/2013 tarihinde davacıya atfen imzalanmış bir talimat yazısı ile hesapta bulunan 50.428,00 TL'nin dava dışı ...'ya ödenmesinin talep edildiği, talimata istinaden hesapta bulunan 50.428,00 TL'nin dava dışı ...'ya ödendiği, davacının dava dışı ... ve banka yetkilileri hakkında şikayet dilekçesi sunması üzerine yürütülen soruşturma sırasında alınan bilirkişi raporu ile davalı banka şubesine hitaben davacı tarafından verilen 29/08/2013 tarihli talimat dilekçesi üzerinde \"...\" ismi yazısının ve altında bulunan imzanın ... elinden çıkmadığının tespit edildiği, dava dışı ...'nın savunmasında kendi el yazısı ile talimatı yazdığı ve imzaladığı, talimat yazısı ile davacının hesabından para çektiğini kabul ettiği, ceza mahkemesince dava dışı ... hakkında özel belgede sahtecilik ve banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet kararı verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, birer güven kurumu olan bankaların mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda oldukları, bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu bulundukları, 29/08/2013 tarihinde dava dışı ... tarafından davalı banka şubesine ibraz edilen talimat üzerindeki imza ile dosya arasında mevcut bankacılık hizmetleri sözleşmesi, değişik tarih ve miktardaki ödeme dekontu ve iki adet genel vekaletnamede yer alan imzaların benzerlik göstermediği gibi söz konusu sözleşme, dekont ve vekaletnamelerdeki her bir imzanın da birbirinden farklı olduğu, 29/08/2013 tarihinde dava dışı ... tarafından davalı banka şubesine ibraz edilen talimat üzerindeki imzanın sahibi davacı ...'a ait olup olmadığını kontrol etmek, imzaların birbirine benzememesi nedeniyle işlemin bilgisi dahilinde olup olmadığı hususunda davacının mutabakatını alması gereken davalı bankanın özen yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği ve davacının zararından sorumlu olduğu, hesabın açıldığı 23/07/2013 tarihinden son işlemin yapıldığı 29/08/2013 tarihine kadar ki hesap hareketlerine göre dava dışı şirketlerin hesaplarından aktarılan dava dışı ..., ... ve ... tarafından hesaba yatırılan tutarların genellikle davacı tarafından, bir işlemde dava dışı ... ve bir işlemde ise dava dış ... tarafından hesaptan çekildiği, dava dışı şirketlerin hesapları ile davacının hesabının geçişgenlik gösterdiği, şirketlerin hesaplarına gelen paraların şirket hesaplarından davacı hesabına aktarıldığı, davacının hesabından da davacı ile birlikte talimatla dava dışı ... tarafından çekildiği, bu durumun davalı banka şubesi yetkilileri nezdinde davacı ve dava dışı ..., ... ve ...'nın birlikte hareket ettikleri izlenimi oluşmasına sebebiyet verdiği ve bu bağlamda dava konusu zararın oluşmasında davacının da müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiği, yapılan değerlendirmede bilirkişi raporu ile belirlenen davalının %70 oranında, davacının %30 oranında sorumlu olacağına dair görüşün benimsendiği, davacının zararının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirmede ise her ne kadar davacının hesabından dava dışı ... tarafından 29/08/2013 tarihinde 50.428,00 TL çekilmiş ise de davacının ceza yargılaması sırasında hesabından para çekildiğini 1 gün sonra ...'un kendisine haber verdiğini beyan ettiği, savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde açıkça ... isimli kişinin hesabından imzasını taklit ederek para çektiğini beyan ederek şikayetçi olduğu, 05/09/2013 tarihli ihtarname ile de davalıdan hesabından çekilen paranın iadesini istediği, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen evrakın incelenmesinde 28/09/2013 tarihli sözleşme ile dava dışı ...'nın ... İnşaat Elektrik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki hisselerini 20.000,00 TL bedelle davacıya devrettiği, davacı tarafından hisse devrenin tescili için 02/09/2013 tarihli ticaret sicil harcı yatırılarak tescil talebiyle Ticaret Sicil Memurluğuna başvurulduğu, hisse devrinin 02/09/2013 tarihinde tescil edildiği, davacının ceza dosyasındaki beyanı dikkate alındığında hesabından talimatı olmaksızın para çekildiğini paranın çekildiği tarihten 1 gün sonra 29/08/2013 tarihinde öğrendiği, şikayet dilekçesi içeriğine göre hesabından para çekenin ... olduğunu ise en geç 02/09/2013 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, aynı tarihte Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurarak hisse devrinin tescilini istediği, hesabından para çekildiğini öğrendiği halde hisse devrinin tescilini talep ettiği gözetildiğinde 20.000,00 TL hisse devir bedelinin hesaptan para çekme işlemi ile ilgili olduğunun kabulü gerektiği, hesaptan çekilen 50.428,00 TL'den 20.000,00 TL hisse devir bedelinin mahsubu gerektiği, davacının zararının 30.428,00 TL olduğu, davalının ise davacının bu zararının  %70 kusuruna isabet eden 21.299,60 TL'lik kısmından sorumlu olduğu, ihtarnamenin davalıya 09/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından davalıya tanının 3 günlük sürenin sonu olan 13/09/2013 tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.299,60 TL'nin 13/09/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olayın gerçekleşme şekli ve mahkemenin gerekçelerine rağmen müvekkiline kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı bulunduğunu, davacının sorumluluğuna ilişkin olarak davacının banka ile olan işlemlerinde tek bir imza kullanmak ve her bir işleminde aynı imzayı atmakla mükellef olduğunu, bankayı yanıltacak davranışlardan kaçınmak zorunda olduğunu, oysa ki kendisinin bankayla olan her bir işleminde birbirinden farklı imzalar atmak suretiyle bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, önceki işlemlerinde attığı imzaların şube nezdindeki imza örnekleri ile uyuşmamasına karşın olay tarihine kadar bir ihtilafın vuku bulmadığını, bankada imzanın davacıya ait olabileceği kanaatine varılmış olmasına sebebiyet verdiğini, bu hususların bilirkişi kök ve ek raporunda tespit edilmesine rağmen davacının dava konusu olaydaki sorumluluğunun %30 olarak belirlenmiş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunduğunu, gerek raporlarda gerekse mahkeme gerekçesinde ... İnşaat Elektrik Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti., ... İnşaat Emlak Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ve ... ... İnşaat Yapı Malzemeleri Ltd.şti. hesaplarının davacının hesabı ile geçişgenlik arz ettiğini, bu bağlamda söz konusu şirketlerin hesaplarına gelen paraların şirket hesaplarından davacı hesabına aktarıldığını, davacının hesabından da davacı ile birlikte talimatla ... tarafından çekildiğini, bu durumun ise banka şubesi yetkilileri nezdinde davacı, ..., ... ve ...’nın birlikte hareket ettikleri yönünde bir izlenim oluşmasına sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, mahkeme tarafından ilgili şirketlerin hesaplarının davacının hesabı ile geçirgenlik arz ettiği ve bu durumun müvekkili nezdinde birlikte hareket ettikleri yönünde izlenim oluşmasına neden olduğu hususlarının kabul edildiğini, dava konusu bedelin bu izlenimin etkisi altında ödendiğinin açıkça ifade edildiğini, buna rağmen bankaya %70 kusur atfedildiğini, her ne kadar davacı ile müvekkili arasında ... bireysel müşteri sözleşmesi imzalanmak suretiyle açılmış olsa da, hesap sahibi davacının ilgili hesabını ... (... İnşaat Elektrik Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti. sahibi), ... (... İnşaat Emlak Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. sahibi), ... (... İnşaat Malzemeleri Ltd. Şti. Sahibi) isimli şahıslar ve şirketlerinin ticari faaliyetleri için kullandıklarının banka kayıtları ile tespit edildiğini, hesap hareketlerinden de görüleceği üzere müvekkili nezdinde yapılan işlemler sırasında olay gününe kadar ki tüm hesap işlemlerinde ... isimli şahsın ön planda olduğunu, davacının pasif kaldığını, her işlem yapıldığında şubede bu üç şahsın beraber gözlemlendiğini, ... İnşaat Emlak Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. ile ... İnşaat Elektrik Nakliyat Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.’ne gereken paraların virman yoluyla davacı hesabına aktarılıp, bu hesaptan çekildiği, hesap işlemlerinin çoğunlukla ... isimli şahsın talimatlarıyla gerçekleştirildiği, ... ve ... isimli şahısların bankacılık işlemlerini birlikte yürüttükleri ve takip ettiklerinin tespit edildiğini, davacı ile yüz yüze yapılan görüşmede kendisinin çalışan olduğunu, ilgili hesabının ticari işlemler için kullanıldığını, hesap hareketlerinde gözlemlenen tüm işlemlerdeki kişileri ve firmaları tanıdığını, arkadaşları olduğunu, söz konusu şahıslarla ticari ilişkilerinin olduğunu ve bu şahıslardan ... ile ilişiğinin kesilmesi kararının alınması sonucu bu gelişmelerin yaşandığını açıkça ifade ettiğini, banka olarak şirket bünyesinde gerçekleşen hisse devrini takip etme yükümlülüğü bulunmadığı gibi davacı ile ... arasındaki borç/alacak ilişkilerinin ya da birbirlerine olan husumetlerinin müvekkilince bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının banka ile olan işlemlerinde tek bir imza kullanması gerektiğini, her bir işleminde birbirinden farklı imzalar attığını ve belirtilen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin mahkeme tarafından kabul edildiğini,  29.08.2013 tarihli söz konusu talimat üzerindeki imzanın da, davacının hiçbir zaman birbirini tutmayan imzalarına benzediğini, talimatın şubeye getirilmesinin öncesinde ve sonrasında hesaptaki paranın acil olarak çekilmesi gerektiğinin şube yetkilisine ısrarla ifade edilmesi sonucu yaratılan baskıcı yaklaşım neticesinde, hesabın ticari faaliyetler adına ilgili şahıslarca birlikte kullanıldığını ve davacının her seferinde aynı imzayı atamadığını bilen şube yetkilisinin, yaratılan bu aceleci durum karşında müşterileriyle arasındaki güven ilişkisi ve yazılı talimat da dikkate alınarak işlem gerçekleştirildiğini, bankanın özen yükümlülüğünü ihlal  etmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından bankanın sorumluluğunun şartları gerçekleşmediğini, müvekkilinin davacının yazılı talimatı doğrultusunda işlem yaptığını ve yazılı talimatta yer alan imzanın davacının imzası olduğundan şüpheye düşmediğini, objektif sorumluluğun gösterilmesi gereken özenin derecesiyle alakalı olduğunu, bu nedenle kusursuz sorumluluk doğuran bir hal olmadığını, müvekkilinin yeterli ve kendisine düşen azami gayreti göstermiş olmasına karşın, davacının kendisi adına açılan bireysel mevduat hesabını, ticari faaliyetleri ve bankacılık işlemleri sırasında ... ile neredeyse birlikte kullanması ve bunun sonucunda da her seferinde birlikte işlem yapan kişilerin, birinin diğerinin adına sahte talimat düzenlemesi oluşturulan güven ilişkisine ters düşeceğinden, tahmin edilememesi durumunda bankanın sorumluluğu söz konusu olmadığını, bankanın her talimatın gerçekliğini ve yetkili kişiler aracılığıyla gerçekleştirildiğini incelemek yükümlülüğü bulunmakla birlikte, bunun sınırsız olmadığının unutulmaması gerektiğini, davacının daha önceki uygulamalarıyla hesaptan 50.428,00 TL çekilmesi talimatının geçerli olduğu yönünde banka personeli nezdinde bir güven oluşturduğundan, daha sonradan talimatın geçersizliğini ileri süremeyeceğini, böyle bir uygulamaya rağmen talimatın geçersizliliğinin ileri sürülmesinin TMK'nun 2. Maddesine aykırılık teşkil edeceğini, müvekkilinin yazılı talimatları inceleyerek gereken dikkat ve özeni göstermek suretiyle ödemeleri gerçekleştirdiğini, davacının iddiasının aksine zarara uğramasında iddia edildiği şekilde bir zarar varsa dahi, zararın oluşmasında müvekkilinin kusurunun olmadığı gibi, hiçbir illiyet bağının da bulunmadığını, dava konusu olayda davacının kusurunun temel etken olduğu görüldüğünden müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacı ile müvekkili banka arasında imzalanan ... bireysel müşteri sözleşmesinin ilgili maddeleri gereğince de davacının verdiği bilgilerin doğruluğuna güvenerek işlem yapan bankanın oluşan zarardan ve ilk bakışta ayırt edilemeyecek imza benzerliklerinin sonuçlarından sorumlu olmayacağının davacıya bildirildiğini, sözleşme maddesi gereğince müvekkilinin bilgilerin/imzanın eksik, hatalı ya da yanlış olmasından kaynaklanan bir zararın oluşması halinde bu zarardan sorumlu olmayacağını, müvekkiline atfedilen %70 oranındaki kusur oranının kabul etmediklerini, müvekkilinin dava konusu olayda hiçbir kusuru bulunmadığını, mahkeme kararının faiz türü ve başlangıç tarihine ilişkin kısmının da hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin bankanın bireysel müşterisi olup hesabı ticari hesap olmayıp bireysel hesap olduğunu, davacının gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde olayın haksız fiile dayandığını iddia ettiğini, haksız fiilde taraflar arasında bir sözleşme olmadığından akdi faizin değil doğrudan temerrüt faizinin söz konusu olacağını, temerrüt faizinin ise 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile belirlendiğini, bankanın sorumlu olmadığına ilişkin istinaf sebepleri saklı kalmak kaydıyla, faiz türüne ilişkin olarak da mahkeme hükmünün hukuka aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabul edilmeyen kısmı bakımından verilen hükmün somut delile dayanmayan gerekçelerle, varsayımlara göre oluşturulduğunu, hükmün aleyhe olan kısmı redde ilişkin kısımları ile faiz başlangıç tarihine ilişkin kısımlarının kaldırılması gerektiğini, davalının kusurlu olması sebebiyle müvekkili aleyhine müterafik kusurlu olduğu gerekçe gösterilerek karar verilemeyeceğini, bankaların çalıştırdığı personelin işlemlerinden dolayı adam çalıştıranın sorumluluğu sebebiyle de kusursuz sorumluluğu bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bankaların tacir olarak da bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü söz konusu olduğunu, bankaların ağırlaştırılmış basiretli davranma ve özen yükümlülükleri gereği ve ayrıca kusursuz olarak sorumlu olmaları sebebiyle bankanın tamamen kusursuz olduğu saptanmadıkça müterafik kusuru ilkesine dayalı olarak karar verilemeyeceğini, gerek bilirkişi raporlarında, gerekse mahkemece müvekkilinin mutabakatı temin edilmeyip, onayı alınmadan sahte talimat ile ...'ya müvekkilinin hesabından para ödenmesi sebebiyle oluşan zarardan dolayı bankanın kusurlu olduğunu, bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin hesabı başka hiçbir hesapla geçişgenlik göstermediğini, müvekkilinin banka işlemlerinde hiçbir şahıs ya da şirketle birlikte hareket etmediğini, müvekkilin somut olayda müterafik kusuru bulunmadığını, müvekkilinin hesabına herkesçe  para gönderilmesinin son derece yasal ve doğal olduğunu, belirtilen tarih aralığında müvekkilinin hesabından yalnızca iki kez talimatla para çekildiğini, hesaptan para çekme işlemlerinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, zaman ve imkan olmadığı durumlarda müvekkilinin talimatla para çekilmesine izin verdiğini, müvekkili hesabına yapılan para aktarımlarının borç ifası dahil birçok sebebi olabileceği gibi yalnızca para aktarım işlemlerinin varlığından bahsi geçen dava dışı kişilerin ve/veya şirketlerin işlemlerinin müvekkilinin hesabı üzerinden yürütüldüğü, hesaplar arasında geçişkenlik olduğu sonucuna varılamayacağını, müvekkilinin hangi işlemleri, nasıl bu dava dışı kişilerle yaptığının belirtilmediğini, herhangi bir delile dayanılmadığını, soyut ifadelerle, yalnızca varsayıma dayalı olarak müvekkilinin söz konusu şahıslarla birlikte hareket ettiğinin değerlendirildiğini, bu hususların kararda hiçbir şekilde gerekçelendirilmediğini, ayrıca davalı tarafça da somut delillerle ispatlanamadığını, yalnızca varsayım olarak kabul edilerek müvekkiline müterafik kusur izafe edildiğini, söz konusu soyut iddia ve varsayımlarla müvekkiline kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, para yatırma ve talimatla para çekme işlemlerinin, son derece basit ve mutat bankacılık işlemleri olup bu işlemler sebebiyle hesaplar arası geçişkenlik olduğu sonucuna varılmasının ve banka yetkililerinde müvekkili ile dava dışı şahısların birlikte hareket ettiklerine ilişkin izlenim oluşmasının mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, izlenim oluşsa dahi kusursuz sorumlulukları gereği bankanın ve personelinin, yaptıkları işlemlerin güvenliğini ve müşterilerinin mevduatlarını koruma yükümlülüklerini, izlenim üzerine değil yaptıkları işlemleri kontrol ederek, gerektiğinde müşterisine doğrudan sorarak, şüpheli bulduğu işlemleri ise yapmayarak yerine getirmesi gerektiğini, bankanın talimatla yapılacak her bir işlemde müvekkilinin bilgisi olup olmadığını müvekkilden sormasının, müvekkilin mutabakatını almasının zorunlu olduğu ve bunu yapmamış olması sebebiyle kusurlu bulunduğu gerçeği karşısında müvekkilinin müterafik kusurlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, mahkemenin müvekkilinin müterafik kusuru olduğuna ilişkin değerlendirmeleri soyut ve herhangi bir delile dayanmamakta olup, hukuka aykırı bulunduğunu, varsayıma dayalı olarak müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini, müterafik kusur yüklenemeyeceğini, hisse devir işlemi ile usulsüz talimatla para çekme işlemi arasında herhangi bir bağlantı bulunmamakta olup; hisse devir bedelinin ödenmesi gereken tazminattan mahsubunun hukuka aykırı olduğunu, kararda ve gerekçede belirtilen bilgi ve tarihlerde hatalar bulunmakta olup, konunun daha iyi anlaşılması için usulsüz para çekme işlemi ile hisse devrine ilişkin işlemlerin kronolojik sıralamasının belirtilmesi gerektiğini, ...'nın yetkilisi olduğu ... İnş. Elek. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti., 28/08/2013 tarihli şirket kararı ve Ankara 36. Noterliğinin 16483 yevmiye numaralı ve 28/08/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, hisse devrini tescil talepli başvurunun ... İnş. tarafından ATO'ya 29/08/2013 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin hesabından usulsüz para çekme işlemi 29/08/2013 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkili tarafından usulsüz para çekilmesine ilişkin savcılık şikayetinin 02/09/2013 tarihinde yapıldığını, hisse devir işleminin 02/09/2013 tarihinde ticaret sicil gazetesinde tescil edildiğini, tescil işleminin 05/09/2013 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, 06/09/2013 tarihinde müvekkili tarafından davalı bankaya ihtar çekildiğini, söz konusu işlemlerden de anlaşılacağı üzere müvekkili ile ... sadece 28/08/2013 tarihinde hisse devir sözleşmesi için bir araya gelmiş olup, belirtildiği üzere sözleşme bedeli olarak belirlenen 20.000,00 TL müvekkili tarafından ...'ya elden, haricen ödenmediğini, bu tarihten sonra müvekkili ile ... arasında herhangi bir görüşme gerçekleşmediğini, hisse devir işlemi sebebiyle müvekkilinin ...'ya herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen ...'nın 29/08/2013 tarihinde sahte talimat ile müvekkilin hesabından usulsüz olarak para çektiğini, gerçekleşen olayın bu anlatılanlardan ibaret olup, aksinin somut delillerle kanıtlanamadığını, dolayısıyla hisse devir işleminin gerçekleştiği 28/08/2013 tarihinde henüz hesaptan para çekilmediğini, mahkemece davacının savcılığa 02/09/2013 tarihinde sunduğu şikayet dilekçesi içeriğine göre hesabından para çekenin ... olduğunu ise en geç 02/09/2013 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, aynı tarihte ticaret sicil müdürlüğüne başvurarak hisse devrinin tescilini istediğinin belirtilmekte ise de, mahkemece yapılan bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkeme kararında belirtilenin aksine hisse devrinin tescili için başvurunun 02/09/2013 tarihinde değil, 29/08/2013 tarihinde yapıldığını, ayrıca söz konusu başvurunun müvekkili tarafından değil, ...'nın yetkilisi olduğu ... İnş. tarafından yapıldığını, harç makbuzunun incelenmesinden görüleceği üzere tescil harcının da mahkeme kararında belirtilenin aksine müvekkili tarafından değil, ... İnş. tarafından yatırıldığını, 28/08/2013 tarihinde noterde yapılan hisse devir sözleşmesinin haricinde, bu tarihten sonra müvekkilinin şirket devrine ilişkin herhangi bir dahili olmadığını, işlemlerin ... İnş. ve ticaret sicil müdürlüğü tarafından yapıldığını, 28/08/2013 tarihinden sonraki herhangi bir tarihte hisse devrinin tescil edilmesinin sonuca etkili olmayıp, müvekkilinin hesabından para çekildiğini öğrense de öğrenmese de hisse devrinin tescilini talep edebileceğini, mahkeme kararı gerekçesinde belirtilen ve 20.000,00 TL mahsuba dayanak yapılan davacının hesabından para çekildiğini bildiği halde hisse devrinin tescilini talep ettiği olgusunun somut olayda gerçekleşmediğini, mahkemece bu kanıya hatalı değerlendirme ve tespitler ve tarihlerin ve olayların yanlış yorumlanması sonucunda varıldığını, hisse devir işlemi ile usulsüz talimatla para çekme işlemi arasında bağlantı bulunduğuna ilişkin değerlendirmelerin tamamen hatalı olduğunu, hisse devir bedelinin bankanın sorumlu olduğu tutardan mahsubuna ilişkin değerlendirmelerin de herhangi bir hukuki ve/veya bilimsel mantığı ve izahı olmadığını, müvekkilinin %30 müterafik kusurlu olduğu kararda kabul edildiğini, mahsup işlemi yapılması müvekkiline ikinci kez müterafik kusur yüklenmesi anlamına geldiğini, müvekkili ile dava dışı şahıslar arasında yapıldığı iddia olunan işlemin bedelinin müvekkilin davalıdan olan alacağından  mahsup edilmesinin hukuken izahı olmadığını, nitekim bu konuda mahkeme tarafından da kararda herhangi bir  gerekçeye yer verilmediğini, haksız fiillerde temerrüt ihtar ya da davanın takibin açıldığı tarihte değil, haksız fiilin işlendiği tarihte gerçekleşeceğini, faiz başlangıç tarihinin de haksız fiilin işlendiği tarih olan 29/08/2013 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; banka hesabından imza taklit edilerek oluşturulan talimat ile bilgisi ve rızası dışında çekilen paranın tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/198 Esas 2014/248 Karar sayılı dava dosyası, davacı tarafından davalıya gönderilen 06/09/2013 tarihli ihtarname, 29/08/2013 tarihli talimat sureti, dava dışı ... ... Ltd. Şti.,  ... ... Ltd. Şti., ...-... İnş. Malz. ... Ltd. Şti. davalı bankada bulunan hesap ekstreleri, davacının banka hesap ekstresi, taraflar arasında akdedilen bireysel müşteri sözleşmesi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 20/12/2021 tarihli kök, 04/03/2022 tarihli ek rapor, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, 28/08/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDavacı tarafından işbu dava konusu edilen hesaptan para çekme işlemine dayanak talimatın 29/08/2013 tarihli olarak düzenlendiği, talimat üzerinde davacı ile dava dışı ...'nın imzasının bulunduğu, davalı bankaya hitaben hazırlanan talimatta hesaptan 50.428,00 TL alınarak ... adına ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. <br>\tAnkara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/198 Esas 2014/248 Karar sayılı dava dosyasında, davacının katılan, ...'nın sanık olduğu, işbu dava konusu talimat nedeniyle sanık hakkında özel belgede sahtecilik bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından yapıla yargılama sonunda sanığın her iki suçtan mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesi denetiminden geçerek kesinleştiği dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı tarafından davalıya gönderilen 06/09/2013 tarihli ihtarname ile sahte düzenlenen talimat belgesi ile hesaptan 50.428,00 TL çekildiği, bu nedenle zarara uğranıldığı belirtilerek 50.428,00 TL'nin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla çekildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 3 gün içinde ödenmesi talep edilmiştir. Anılan ihtarname 09/09/2013 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. <br>\tDava dışı ... ile davacı arasında noterde akdedilen 28/08/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ... dava dışı ... ... Ltd. Şti'ndeki 200 adet hissesini 20.000,00 TL bedel ile davacıya devrettiği, sözleşmede devir bedelinin davacı tarafından nakden ve tamamen ödendiğinin belirtildiği görülmüştür. <br>\tTürkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 05/09/2013 tarihli ilanında dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin 02/09/2013 tarihli genel kurul kararıyla ...'nın şirketteki hisselerini davacıya devrine ilişkin 28/08/2013 tarihli hisse devrinin kabul edildiği , genel kurul kararının 02/09/2013 tarihinde tescil edildiği belirtilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, davacı adına davalı bankada vadesiz mevduat hesabı açıldığı, davacı hesabının dava dışı ... ... Ltd. Şti.,  ... ... Ltd. Şti. Hesaplarından aktarılan ve ..., ... ve davacı tarafından hesaba yatırılan tutarların genellikle davacı, bir işlemde ..., bir işlemde ise ... tarafından hesaptan çekildiği, dava konusu ödemeye ilişkin talimatta davacı adına atılı imzanın davacının bankacılık hizmet sözleşmesi, vekaletnameler, ödeme dekontlarındaki imzalarıyla benzeşmediği, her bir belgedeki imzanın da birbirinden farklı olduğu, dava dışı ... ... Ltd. Şti.,  ...-... ... Ltd. Şti.'ne ait hesapların birbiriyle geçişkenlik arz ettiği, 29.08.2013 tarihinde ... tarafından davalı banka şubesine ibraz edilen talimat üzerindeki imzanın hesap sahibi davacı ...'a ait olup olmadığını kontrol etmek, davalı tarafından dosyaya sunulmuş olan sözleşme ve ödeme dekontlarındaki imzalar incelendiğinde, talimat üzerinde yer alan davacı adına atfen atılı bulunan imzanın davalı şubesi nezdinde bulunan davacıya ait imza örnekleri ile benzeşmediğinin gözle görülür şekilde açık olduğu için, işlemin bilgisi dahilinde olup olmadığı hususunda ...'ın mutabakatını temin etmek zorunda olup, davaya konu olayda nezdinde bulunan imza sirkülerindeki farklılıklara rağmen, davacının mutabakatı temin edilmeden 50.428,00 TL'nin dava dışı ...'ya ödendiği, buna göre davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği, dolayısıyla, davalının özen yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmemiş olmasından kaynaklı olarak ortaya çıkan davacı zararından sorumlu bulunduğu, davacının her bir işlemde farklı bir imza atmış olması davalıyı ... hesabından yapılacak işlemlerde daha dikkatli olmaya sevk edecek ve davalıyı ... hesabından talimatla yapılacak her bir işlemde ...'ın mutabakatını almaya zorunlu kılan nitelikte son derece önemli bir husus olduğu, davalı banka şubesi yetkilileri, nezdinde bulunan imza örnekleri ile benzeşmediği çıplak gözle dahi kolaylıkla anlaşılabilen bir imza ihtiva eden talimat yazısına istinaden ödeme yaparken ...'ın mutabakatını temin etme ihtiyacı hissetmediği, diğer taraftan ... hesabının ... ve ... ile birlikte ortaklaşa kullanıldığı hususu da, sahte talimata istinaden yapılan ödeme işleminde davacı tarafın müterafik bir kusuru olabileceğine işaret etmekle birlikte, işlemin ... bilgisi dahilinde olup olmadığı noktasındaki davalının kontrol yükümlülüğünü ortadan kaldıracak nitelikte görülmediği, davacının hesabından 29.08.2013 tarihinde sahte talimatla parayı çeken kişinin ... olduğunu bilmesine karşın, kendisini 50.428,00 TL dolandıran ...'ya 05.09.2013 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yapmak suretiyle şirketini devralmış olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, söz konusu şirket devrinin davacının uğradığı 50.428,00 TL'ye karşılık olarak ...'dan bila bedel alınmış olması ihtimalinin son derece kuvvetli olduğuna işaret ettiği, mahkemece yapılacak değerlendirmede söz konusu şirket devrinin davacının zararına karşılık olarak yapıldığı hususuna kanaat getirilmesi halinde davacı zararının şirket devir bedeli 20.000,00 TL düşülerek hesaplanması, bu bağlamda 30.428,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, söz konusu şirketlerin hesaplarına gelen paraların şirket hesaplarından davacı ... hesabına aktarıldığı ve ... hesabından da ... ile birlikte talimatla ... tarafından çekildiği, bu durumun ise, davalı banka şubesi yetkilileri nezdinde ..., ..., ... ve ...'nın birlikte hareket ettikleri yönünde bir izlenim oluşmasına sebebiyet verdiği, davaya konu 50.428,00 TL'nin ödenmiş olmasında bu izlenimin de etkisi olduğuna işaret ettiği, davalının kusurlu olduğu, davacının müterafik kusurunun mahkemenin takdirinde bulunduğu tespit edilmiştir.  <br>\tAlınan ek raporda da, kök rapordaki görüş tekrar edildikten sonra davalının %70, davacının ise %30 kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan davalı bankada bulunan hesabından imzası taklit edilmek suretiyle hazırlanan talimat sonucu dava dışı ...'ya 50.428,00 TL ödendiğini, yapılan ödemeye ilişkin bilgisi ve onayı olmadığını, banka tarafından talimata ilişkin onayının alınmadığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacının davalı bankada mevduat hesabı bulunduğu, davacının hesabından bankaya hitaben hazırlanan talimat ile dava dışı ... tarafından 50.428,00 TL çekildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının davalı bankada bulunan hesabından dava dışı ... tarafından para çekilmesine ilişkin davalı bankaya ibraz edilen talimatta imzasının bulunup bulunmadığı, imzası yok ise bankanın davacıdan talimat onayını alıp almadığı, talimata ilişkin davacının bilgi ve rızasının olup olmadığı, bilgi ve rızası yok ise yapılan işlemde taraflardan hangisinin hangi oranda kusurlu olduğu, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; işbu dava konusu para çekme işlemine dayanak davacının şeklen imzasının yer aldığı 29/08/2013 tarihli talimattaki imzanın davacı eli ürünü olmadığı, parayı çeken ...'nın sahte imza içerir talimat ile davacının hesabından işbu dava konusu parayı çektiği, eylemleri nedeniyle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/198 Esas sayılı dosyasında yargılaması yapılarak ...'nın mahkumiyetine karar verildiği dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDosya kapsamı ile işbu dava konusu para çekme işlemine dayanak talimattaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı hususu sabittir. <br>\tDavacı yan imzası taklit edilmek suretiyle hazırlanan talimata binaen hesabından para çekildiğini, banka tarafından onayının alınmadığını, hesabından para çekildiğine ilişkin bilgisi ve rızası bulunmadığını ileri sürerken davalı yan davacının banka ile yaptığı tüm işlemlerde birbirinden farklı imzalar kullandığı, davacının hesabı üzerinden işlem yapan kişilerin ilişkilerinin net olmadığını, davacının hesaplarının dava dışı şahıs ve şirketlerin ticari faaliyetleri için kullanıldığını savunmuştur. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporuyla davacının hesabının dava dışı şirketlere ait hesaplar ile geçişkenlik arz ettiği, davalının kusurlu olduğu, davacının müterafik kusurunun ise mahkemenin takdirinde bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tAçıklandığı üzere davacının hesabından dava dışı ... tarafından 50.428,00 TL para çekilmesine ilişkin talimattaki imza davacının eli ürünü değildir. Davalı banka tarafından imzası davacıya ait olmayan talimata dayalı olarak, davacının talimata ilişkin onayı alınmadan davacının hesabından dava dışı ...'ya ödeme yapılmıştır. Anılan işlem nedeniyle güven kurumu olan davalı kusurlu olup, sahte imzaya dayalı talimat sonucu çekilen para nedeniyle davacıya karşı sorumludur. Davacının davalı bankada yaptığı tüm işlemlerde birbirinden farklı imzaları kullanmış olması davalının kusur ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Aksine her bir imza birbirinden farklı olduğundan imzanın aidiyeti tespit edilemeyeceğinden davalının davacıdan talimat onayını alması gerekecektir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının hesabından sahte talimat ile para çekilmesi işleminde davalının kusurlu bulunduğunun gözetilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, dava dilekçesinde hüküm altına alınacak alacağa ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 10/09/2013 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep etmiştir. Yargılama aşamasında ibraz edilen ıslah dilekçesi ile ise, faiz başlangıç tarihi paranın çekilme tarihi olan 29/08/2013, faiz türü ise avans faizi olarak ıslah edilmiştir. <br>\tDavacı tarafından dava tarihinden önce davalıya gönderilen ihtarname ile de, çekilen paranın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir. <br>\tBu durumda mahkemece, davacının ihtarname ve dava dilekçesinde faize ilişkin tercih hakkını yasal faizden yana kullandığı, ıslah dilekçesi ile ihtarnamede tercih hakkını kullandığı faiz türünü değiştiremeyeceği gözetilerek hüküm altına alınan alacağa yasal faiz işletilmesi gerekirken avans faizi işletilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. <br>\t Mahkemece faiz başlangıç tarihi, dava dilekçesinde yer alan ihtarnamenin tebliğ tarihi talebine ve gönderilen ihtarnamedeki talebe uygun olarak ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih olan 09/09/2013 tarihinden itibaren verilen 3 günlük atıfet süresinin sonu olan 13/09/2013 tarihi olarak tespit edilmiştir. Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının meydana gelen olayda %30 oranında müterafik kusurlu bulunduğu kabul edilerek bu kabul çerçevesinde hüküm kurulmuştur. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere davacının davalı bankada gerçekleştirdiği tüm işlemlerde birbirinden farklı imzalar kullanmış olması davalının talimat onayını almadaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, farklı imza kullanılmış olması davacı adına gerçekleştirilen işlemlerdeki her farklı imzanın davacıdan sadır olduğu sonucunu doğurmayacak ve bankanın işlem yapan kişinin hesap sahibi olduğunun tespitine ilişkin yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Banka talimatlardaki imzanın ve işlemin onayını almakla yükümlü olup imzadan şüphelenmesi halinde ise hesap sahibinin bizzat onayını almada özenli davranmalıdır. <br>\tDavacının hesabı ile dava dışı şirket hesapları arasında birbiriyle geçişkenlik bulunduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de, hesaplar arasındaki eft işlemlerinin yapılmış olması, hesap üzerinden davacı tarafından verilen gerçek talimat ile dava dışı kişiler tarafından işlem yapılması bankacılık mevzuatına aykırılık teşkil etmemektedir. Hesaplar arasındaki geçişkenliğin varlığı halinde dahi bu durum davacının müterafik kusurlu olduğu sonucunu doğurmayacaktır.    \t<br>\tÖte yandan, mahkemece davacının alacağı tespit edilirken hesabından çekilen 50.428,00 TL'den, davacı ile dava dışı ... arasında akdedilen hisse devir sözleşmesindeki hisse devir bedeli olan 20.000,00 TL mahsup edilmek suretiyle davacı alacağının tespit edilmesi yoluna gidilmiştir.<br>\tMahsuba dayanak hisse devir sözleşmesi ile 28/08/2013 tarihinde davacının hesabından sahte imzalı talimat ile para çeken dava dışı ... dava dışı ... ... Ltd. Şti.'ndeki hisselerini 20.000,00 TL bedel ile davalıya devretmiştir. Sözleşmede hisse devir bedelinin davacı tarafından nakden ve tamamen alındığı yazılıdır. <br>\tAnılan hisse devir sözleşmesi dava dışı şirketin 02/09/2013 tarihli genel kurul toplantısında kabul edilerek hisse devri 02/09/2013 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş, yapılan tescil 05/09/2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. İşbu dava konusu para çekme işlemi ise 29/08/2013 tarihinde gerçekleştirilmiştir. <br>\tAçıklanan tarihler karşısında hisse devir sözleşme tarihi işbu dava konusu para çekme işleminden önceki tarihlidir. Hisse devir sözleşmesinde bedelinin dava dışı ... tarafından nakden  ve tamamen alındığı yazılıdır. Hisse devir sözleşme tarihinden sonra hisse devrinin şirket genel kurulunda kabul edilip ticaret siciline tescil edilip, ilan edilmiş olması hisse devir bedelinin hesaptan para çekme işlemi ile ilgili olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucunu doğurmayacaktır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının hesabından sahte imzalı talimat ile dava dışı kişi tarafından para çekilmesinde davalının bankanın kusurlu bulunduğu, davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, hesaptan para çekme işleminden önce noterde akdedilen hisse devir sözleşmesinde hisse devir bedelinin nakden ve tamamen alındığı yazılı bulunduğundan bir gün önce hisse devri nedeniyle ödenen paranın bir gün sonra gerçekleşen hesaptan çekilen paradan düşülmesi gerektiğinin ileri sürülemeyeceği gözetilerek davacının hesabından çekilen 50.428,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, davacı tarafından hesabından çekilen paranın iadesi için davalıya gönderilen 06/09/2013 tarihli ihtarnamede paranın çekildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş ise de, davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alacak alacağa ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 10/09/2013 tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir. Islah dilekçesinde ise işlem tarihi olan 29/08/2013 tarihinden itibaren faiz işletilmesini istemiştir. <br>\tBu durumda mahkemece, davacının dava dilekçesinde yer alan ve faiz başlangıç tarihi yönünden tercih hakkını kullandığı faiz başlangıç tarihinin ihtarnamenin tebliğ tarihi olduğu gözetilerek ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 09/09/2013 tarihine verilen atıfet süresinin ilavesi ile 13/09/2013 tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararında isabet görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ve KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2022 tarih 2014/53 Esas 2022/486 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\t3-Davanın KABULÜNE, 50.428,00 TL'nin 13/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t4-Alınması gereken 3.444,73 TL karar ilam harcından peşin alınan 861,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.583,53 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,  <br>\t5-Davacı tarafça yapılan 861,20 TL peşin harç ile 25,20 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan 76,70 TL tebligat ve posta gideri, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.076,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t7-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t9-HMK 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine<br> \t B)1-Davacı tarafından yatırılan 497,45 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 36,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 256,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-Davalı tarafından yatırılan 363,80 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 31/10/2024<br>Başkan -               Üye -                     Üye -             Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"911149156c0610bb","SID":"bd7a63759eb64f8c"}}