{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2003 <br>KARAR NO: 2024/3413<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/04/2024<br>NUMARASI: 2017/130 E - 2024/269 K<br>DAVANIN KONUSU: Adi ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi-Alacak <br>KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında; SGK Esenyurt Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü hizmet binası ve altyapısı işlerinin yapılması için 25.04.2012 tarihli “... San.Tic. Ltd.Şti - ...” adi ortaklığı kurulduğunu, ihalenin tüm masrafları ve teminatlarının müvekkili tarafından karşılandığını, söz konusu iş alındıktan sonra tarafların bir araya gelerek, adi ortaklık kuruluş sözleşmesinde 10.11.2012 tarihli Şantiye Sorumluluk ve Taahhütnamesi ek sözleşmesi ile değişiklik yapıldığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin kayden ortak görünmesine rağmen, bütün işlerden çekildiğini ve işin tamamen bitirmek üzere gerekli olan bütün harcamaları da davalı tarafça karşılanmak ve kendisine hiçbir mali, idari ve hukuki sorumluluk yüklenmemek üzere sözleşme yapıldığını, ortaklığın devamı sırasında yönetici ortağın, müvekkiline ve ortaklığa zarar verecek işlemler yapması, ortaklık adına bono tanzim ederek takip yapılmasına neden olması üzerine ortaklığın amacına ulaşması tehlikesine binaen iki ortağın bir araya gelerek 04.04.2014 tarihinde adi ortaklığın tasfiye edildiğini, ancak ihale makamının, adi ortaklığın devamını, iş bitinceye kadar zorunlu görmesi nedeniyle resmen tasfiye olmadığını, 04.04.2014 tarihinden itibaren ortaklığa ait iş bitirme görevinin müvekkiline verildiğini, buna göre müvekkilinin, idareden doğmuş ve doğacak tüm hakkedişleri tahsil edeceği  ,önce 04.04.2014 tarihine kadar olan bütün borçları ödeyeceği, kalan para ile gerekli malzemeleri alacağı, bütün işleri tamamlayarak kesin kabulü hazır getireceği hususunda yönetici ortaklığın yetkilerini devraldığını, kesin kabulden sonra idareden alınan hakkedişlerden arta kalan para olursa davalıya verileceği ve idareden alınacak para işlerinin tamamlamaya ve borçları ödemeye yetmediği takdirde aradaki farkın davalı tarafından ödenmesinin kabul ve taahhüt edildiğini, müvekkilinin, idareden aldığı hakkedişlere göre ortak işi devir aldığı tarihe kadar her iki ortağın mutabakatı ile hazırlanan listeye göre bütün borçlarını ödediğini, eksik işleri tamamladığını, davalının yönetici ortak olduğu dönemde ayıplı ve sözleşmeye aykırı olan tüm işleri tamamladığını, idareden aldığı hakkedişlerin yapılan harcamaları karşılamadığı için müvekkilinin davalıdan alacaklı duruma geçtiğini belirterek  fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL belirsiz alacağın, 31.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 18/12/2023  tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve daha sonra müddeabihi artırmak  üzere 50.000 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ancak dosyanın tevdi edildiği tasfiye  heyetinin raporlarında müvekkilinin davalıdan alacağının 1.419.893,98 TL olarak tespit edildiğini belirterek dava dilekçesinde talep edelin 50.000 TL üzerine 1.369.893,98 TL eklemek suretiyle toplam 1.419.893,98 TL'nin faiziyle  davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı adi ortaklık ilişkisine bağlı olarak alacak talebinde bulunmuş ise de adi ortaklığın henüz tasfiye edilmediğini, yani ortada alacak ve zarar durumunun belli olmadığını, kaldı ki davacının 04.04.2014 tarihli protokol ile adi ortaklık işlerini bizzat kendisinin yönettiğini, idareden tüm hakkedişleri ve vergi dairesinden tüm nakdi vergi iadelerini aldığını ve bunları uhdesinde tuttuğunu, öncelikle davacının geçmiş hesaplar için müvekkiline 200.000 TL ödediğini müvekkilinin, davacı işi aldıktan sonra protokol gereği ödeme beklerken böyle bir alacak davası ile karşılaşmasının kötü yönetim veya hesaplarda yapılan hilenin bir sonucu olabileceğini  belirterek davanın reddini  talep etmiştir. Mahkeme, \"Tarafların iddia ve savunmaları, tasfiye memurları tarafından hazırlanan raporlar hep  birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki  adi ortaklığın herhangi bir mal varlığının bulunmadığı, düzenlenen son bilançoya göre davacının  davalıdan 1.419.893,98 TL alacağının bulunduğu, TBK'nın 147/4. maddesi gereği belirlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin adi ortaklığın tasfiyesi yapılmadığı, tarafların birbirlerinden hak  ve alacakları belirlenemediğinden henüz başlamadığı, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı belirlenmekle; mahkememizce adi ortaklığın sona erdiğinin tespiti ile 1.419.893,98 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği\" gerekçesi ile; \"DAVANIN KABULÜ ile; Taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine, 1.419.893,98 TL'nin 50.000 TL'lik kısmına 01.02.2017 dava tarihinden itibaren, 1.369.893,98 TL'lik kısmına 14.12.2023 tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline\" karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde özetle;dava dosyasındaki raporlarda açıkça birbiriyle uyuşmayan ve birbirini tutmayan kayıtlar sebebiyle davacının  davalıdan  olduğunu iddia ettiği alacağı somut olarak tespit edilemezken tasfiye raporunda ticari defterlerdeki kayıtlar birbirini tutmadığından bahisle salt davacı tarafın sunduğu belgeler ve mahkemece celbedilen eksik evraklar dikkate alınarak ortaklık tasfiyesi yapılmasının  hukuka aykırı olduğu, celbedilen evraklar eksik olup ayrıca hiçbir belge ayrıntılı olarak incelenmediği gibi itirazlarının  hiçbir suretle değerlendirilmediği ve  tespitlerin de gerekçelendirilmediğini, bu raporların hükme esas alınmasının  hukuka aykırı olduğunu belirterek taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi,iş ve işlemler tekrar özetlenerek davanın  kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava,adi ortaklığın tasfiyesi ile adi ortaklık  kaynaklı alacak talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki  25.04.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı Adi Ortaklık Sözleşmesinde, Esenyurt İlçesi, Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü Hizmet Binası İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi işinin yapımının üstelenildiği ortaklardan  % 50, ...'nın  % 50 oranında ortaklık hisseleri bulunduğu, ortaklığın sermayesinin; 5.000,00 TL olduğu, -Pilot firma olan ... Ltd. Şti.'nin ortakların nam ve hesabına tam yetkili olduğu gibi ayrıca  ortaklığın gelecek tüm  sorumlulukların  yerine getirilmesinde ortakların müşterek ve müteselsilen mesul olacağının belirlendiği, devamla ,TOKİ ile yüklenici ... Ltd. Şti. ve ... İş Ortaklığı arasında düzenlenmiş bulunan 26.04.2012 tarihli “İstanbul İli, Esenyurt ilçesi, Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü Hizmet Binası İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşine Ait Sözleşme” ile; İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü Hizmet Binası İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi işinin anahtar teslimi bedel olarak 7.617.000,00 TL karşılığında yapılmasının belirlendiği görülmüştür. Bunun yanısıra, yine davacı ... ile ... Ltd. Şti. Arasında tanzim edilen  10.11.2012 tarihli “Şantiye Sorumluluk Sözleşmesi ve Taahhütname\" ile; Şantiye sorumluluğu: Projeye ait şantiyeyi ortaklardan ... Ltd. Şti.'nin kuracağı ve şantiye sorumluluğunun tamamen bu ortağa ait olacağı, bu ortağın ihale makamına verilmiş İş Ortaklığı Beyannamesinde yönetici ortağı olan ... olmasına bakmaksızın, şantiye kurmak, işin başlamasından bitirilmesine kadar işin başında bulunmak suretiyle şantiyenin yönetilmesini İşin başlamasından bitirilmesine kadar geçecek bütün süreler dahil olmak üzere, işçi alımı ve çalıştırılması, hizmet sözleşmesinin yapılması ve sona erdirilmesine, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasına, iş eğitimi verilmesine, işçilerin ibate ve iaşelerine ilişkin her türlü iş ve işlemi yapmanın ... Ltd. Şti.'ne ait olduğu, / işin başlamasından kesin kabule kadar geçecek süre boyunca iş için gerekli bütün malzemeleri almak, araç ve gereci temin etmek, personeli işe almak ve çıkarmak, işi teslim etmek için gerekli bütün malzemeleri almanın ... Ltd. Şti'ne ait olduğu, -Bütün bu iş ve işlemlerin ve malzemelerin bedellerini ... Ltd. Şti.'nin tek başına ve ...'dan hiçbir nam ve isim altında para talep etmeden yerine getirmeyi kabul ve taahhüt ettiği, şantiyenin kurulmasından kesin kabul ve kesin hesap işlerinin tamamlanmasına kadar doğacak her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun ... Ltd. Şti.'ne ait olduğu, ...nın hiçbir hukuki ve cezai sorumluluğu olmadığı, Bu sözleşmeye konu işin yasal ve sözleşme süresi içinde bitirilmesi ve bankaya teminatın iade edilmesi ile sona ereceği, kesin hesap ve ödemenin yapılmasından sonra sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği, ancak ... Ltd. Şti.'nin sorumluluklarının her bir talep için yaşal zamanaşımı ve garanti süreleri boyunca devam edeceğinin belirtildiği görülmüştür. Ayrıca davacı ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti. Arasında düzenlenmiş olan 04.04.2014 tarihli “Sulh ve İbra Anlaşması\" ile; Adi Ortaklığın devam eden işinin; SGK İstanbul Esenyurt İl Hizmet Binası İnşaatı ile Alt Yapı İşleri işi olduğu, başkaca devam eden iş veya ortaklık bulunmadığı, -... - ... Ltd. Şti. İş ortaklığını temsilen pilot olarak iş bu sözleşmenin imzalanmasından sonra ...'nın yer alacağı, pilot ortak ve temsil yetkisi değişikliği için iki ortağın notere giderek, yeniden sözleşme düzenleyeceği ve ... Ltd. Şti.'nin iş ortaklığını temsil yetkisinin sona ereceği, yetkisinin sona erdirilmesini müteakip ortaklığın bütün ticari defter ve belgelerinin ...'ya teslim edileceği, bu tarihten sonra bütün defterlerin, ... tarafından tutulacağı, -İş bu sözleşmenin imza edildiği tarihe kadar ... Ltd. Şti.'nin iş ortaklığının iş yaptırdığı alt taşeronlara, işçilere, malzeme alımı yaptığı ticarethanelere karşı borç dökümünün tarafların imzalamış olduğu ekteki listede yer aldığı, bu listedeki çeklerin doğmuş hakediş alınarak ödeneceği, bu dökümün dışında sözleşmenin imza edilmesinden sonra 3. şahısların talep edecekleri bütün alacaklardan ötürü ... Ltd. Şti.'nin tek başına sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiği, -...'nın işi tamamlayacağı, bütün hakedişleri alacağı, hakedişlerden yapılacak ve alınacak malzemelerin bedellerinin, bu sözleşme ile doğan alacaklarını aldıktan sonra işin bitiminde kalan bakiyenin ... Ltd. Şti.'ne ait olacağı, aynı şekilde işin tamamlanması, alınacak hakedişlerle karşılanmadığı takdirde, doğacak zararın tamamının ... Elek Ltd. Şti tarafından ...'ya ödeneceği, devam eden iş ortaklığının bu şekilde tasfiye edileceği, ... tarafından ... Ltd Şti. - ... Ltd. Şti.'ne iş bu sözleşmenin imzalandığı gün 400.000,00 TL (muhtelif çeklerle) verileceği, bu borcun 30.09.2014 vadeli 04.04.2014 tanzim tarihli 400.000,00 TL bedelli bono verildiği, bononun ... Ltd. Şti. tarafından keşide edildiği, ...'nun kefil olduğu, Lehtar ... Hiz. Ltd. Şti. tarafından ...ya ciro edildiği, 200.000,00 TL'nin ... tarafından geçmiş hesapların kapanış bakiyesi olarak ... Ltd, Şti.'ne ödeneceğinin de taraflarca kararlaştırıldığı, adi ortaklığın 28.03.2017 tarihi itibariyle ilgili vergi dairesi iş bırakma dilekçesi vererek, bu tarihten itibaren adi ortaklığın vergi dairesinde kapanışının yapıldığı  görülmüştür. Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Tasfiye usulünü düzenleyen TBK'nun 644.maddesi gereğince; ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması ön görülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler.Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir. Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oy birliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğa- bilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır. Aynı yasanın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. maddesi gereğince; ortaklığın borçları ödendikten, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla,ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazancın  ortaklar arasında paylaştırılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır. Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak  koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.( TBK' nun 642. md.) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder.Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini istemek; bu konuda anlaşamamaları halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişiyi tasfiye memuru olarak resen atamak olmalıdır. Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir. Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir. İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi (TMK'nın 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır. Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin,ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara  paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir. Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. Adi ortaklığın 28/03/2017 tarihinde vergi kaydının iş bırakma şeklinde kapatıldığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında mahkemece fesih ve tasfiye ile varsa kar payı alacağı hususunda tasfiye için yapılan bilirkişi incelemesi yönünden tasfiye heyetinden ayrı şekilde rapor  alındığı görülmekle,yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece atanan tasfiye memurlarından son olarak alınan 28.03.2023 tarihli raporda; söz konusu adi ortaklığın  faaliyet başlangıcı olan  2012  tarihinden,işi bırakma  olarak görülen 2017 yılına kadar toplamda  410.778,36.-TL zarar ettiğinin belirlendiği ,yine  son bilançoya göre davacının  davalıdan 1.419.893,98 TL alacağının bulunduğu belirlenmiştir. Tasfiyeye ilişkin alınan 1.ve 2.tasfiye raporu ile tasfiye heyetince sunulan son bilanço raporu kapsamında,taraflar arasındaki adi ortaklığın devamında taraf menfaatlerinin artık bulunmadığı gibi davacının alacağının 1.419.893,36 TL olduğu tespit edilmekle,yasal tasfiye sürecinin mahkemece uygulandığı,alınan tasfiye raporları ve son bilanço bazında ortaklığının devamının menfaat sağlamayacağı,kaldıki ortaklık vergi kayıtlarının ilgili vergi dairesine  işi bırakma şeklinde belirtilerek kapatıldığı gözetilerek,mahkemenin kararının usul ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 96.992,95 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 24.248,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 72.744,71‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70ec91914ccd8708","SID":"cd0aeb16fc23da83"}}