{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/261 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1681<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/03/2013 (Dava) - 12/02/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2014/461 Esas - 2021/165 Karar<br>DAVA\t\t: Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 20/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/11/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/461 Esas-2021/165 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'un, diğer müvekkili davacı şirket ... San. ve Ltd. Şti'nin sahibi olduğunu, müvekkili davacıların, diğer davalılarca dava dışı Tasfiye Halindeki ... A.Ş ile akdedilen sözleşmelere kefil olduğunu, davalıların temerrüde düşmesi nedeniyle müvekkilleri ve davalılar aleyhine, Tasfiye Halindeki ... A.Ş tarafından icra takiplerinin başlatıldığını, bu kapsamda; İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5397, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5396, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5405, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5406, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5407, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5402 sayılı  icra takipleri ile müvekkillerine ait taşınır, taşınmaz ve mevduatlara tüm icra dosyalarından icra konulmuş olup, haczin paraya çevrilmesi yoluna gidilerek haczedilen taşınır ve taşınmazların satıldığını, haczedilen taşınır ve taşınmazlardan tahsil edilen tutarların, haciz sırasına göre belirtilen dosyalara ödendiğini, satışı gerçekleştirilen taşınır ve taşınmazların bildirilen icra dosyaların celp edilip mahkemece yapılacak inceleme ile anlaşılacağını, tüm icra dosyalarında müvekkillerine ait haczedilmiş ve icra dosyasına tahsilatı gerçekleşmiş mal varlığının tespitini talep ettiklerini, bu suretle müvekkillerince davalılar lehine ödemeler ve icra dosyalarından tahsilatlar yapıldığını, ancak, davalılarca bu tarihe değin müvekkillerine bir geri ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, müvekkillerinin, davalılara kefaleti nedeniyle icra dosyalarına ödediği bedelin tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL'sinin icra dosyalarına yapılan ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyalarında davacıların kendilerinden banka tarafından tahsil edilen paraların tutarını dava açıldığı tarih itibariyle tam ve kesin olarak belirleyebileceklerinin tartışmasız olduğunu, alacağın davacı tarafça bilinebilir olduğunu, bu sebeple kısmi dava açılmasında hukuki yarar olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca HMK'nın 107/3.maddesine aykırı olarak açılan tespit davasının da reddi gerektiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, Borçlar Kanunu'nun 596.maddesi gereğince kefilin, kefil sıfatı ile ödeme yaptığı tarihten itibaren ödemiş olduğu bedel için asıl borçlu ve diğer kefillere rücu hakkı doğacak olmakla birlikte aynı zamanda da bu tarihten itibaren kefilin rücu hakkı için zamanaşımının işlemeye başlayacağını, dava tarihi itibariyle tüm bedellerin icra dosyasına yatırıldığı tarihten dava tarihine kadar 10 yıldan fazla süre geçtiğini, rücu hakları zamanaşımına uğramış olmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava dilekçesinde müvekkilinin asıl borçlu gibi gösterildiğini, bunun doğru olmadığını, davacıların müvekkiline kefaletlerinin söz konusu olmadığını, davacıların kefil durumunda olduklarını, müvekkili ile dava dışı Tasfiye Halindeki ... A.Ş arasında imzalanmış bir kredi sözleşmesi bulunmadığını, hal böyleyken müvekkilinin bedelin tamamından sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin de, dava dışı Tasfiye Halindeki ... A.Ş ile diğer davalı şirketler arasındaki kredi sözleşmelerine kefil yapıldığını, ancak 598/3.maddesi gereğince müvekkilinin kefilliğinin davanın çok öncesinde sona erdiğini, davacıların kefaleten ödediklerini iddia etmekte oldukları bedeli müvekkilinden talep hakları kalmamış olmakla, açılan davanın reddi gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere bir an için davacıların müvekkiline rücu haklarının olduğu düşünülse dahi, davacıların müvekkilinden ancak toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkı olduğunun Borçlar Kanunu'nun 587/son hükmü gereği olduğunu, hal böyleyken kefaleten ödendiği iddia edilen tüm ödemelerin müvekkilinden talep edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş tarafından kefaleti sebebiyle yasal takibe uğratılmış olup, şahsının iflasına karar verildiğini, ayrıca İzmir, Çankaya semtinde iki adet ofis, Urla İlçesinde iki tane dubleks villa, İzmir Denizmen semtinde bir adet daire olmak üzere menkul-gayrimenkul mallarının da icra yoluyla satılıp bedellerinin icra dosyalarına ödendiğini, müvekkilinin de davacılar ile birlikte kefil oldukları borçlardan dolayı kendi payına düşen miktarın üstünde kefaleten ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu ödemeler sebebiyle bilakis davalı müvekkilinin davacılara rücuen talep hakkı bulunmakta olup bu haklarını saklı tuttuklarını, bu ödemelerin davacıların yaptıklarını iddia ettikleri ödemelerden önce gerçekleştiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalılara usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların, davalıların kefil olduğu ve asıl borçlu olarak da ayrıca bulunduğu sözleşmelerden dolayı yapmış olduğu ödemelerin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili amacı ile işbu davayı açtıkları, dosya kapsamında celbedilen icra dosyaları ve ödeme yapılan yerlere ait kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak alınan raporların denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğunun anlaşıldığı ve hükme esas alındığı, ayrıca davalılardan hukuki varlığı sona eren ... Ticaret Anonim Şirketi'nin ihyası gerekmesine rağmen davacının 01/10/2020 tarihinde ihya talebinden vazgeçmesi üzerine bu davalı yönünden pasif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerektiği, yine bilirkişi raporları ile ayrı ayrı hesaplanan ödemelerin davacıya verilmesi gerektiği anlaşıldığından bu anlamda bilirkişi raporu ile belirlenen 3.718,70-TL rücu tazminat alacağının ödeme tarihi olan 04/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Ticaret Limited Şirketi'nden; 2.038,80-TL rücu tazminat alacağının ödeme tarihi olan 04/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'nden ve 4.242,50-TL rücu tazminat alacağının ödeme tarihi olan 16/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine yönelik karar vermek gerektiği, ayrıca davanın kısmi dava olarak açılması da gözetilerek davacının fazlaya ilişkin taleplerinin zamanaşımı süresince saklı tutulmasına yönelik hüküm kurulmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 3.718,70-TL rücu tazminat alacağının 04.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... Ticaret Limited Şirketinden tahsili ile davacılara verilmesine, 2.038,80-TL rücu tazminat alacağının 04.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...nden tahsili ile davacılara verilmesine, 4.242,50-TL rücu tazminat alacağının 16.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan  ...nden tahsili ile davacı ... Limited Şirketine verilmesine, Davalılardan ... Ticaret A.Ş'nin ihyası talebinden davacı tarafın 01.10.2020 tarihinde vazgeçmesi sebebiyle bu davalı yönünden pasif dava ehliyeti bulunmadığından davanın USULDEN REDDİNE, davacıların tüm davalılar yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin zamanaşımı süresince saklı tutulmasına...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Müvekkili ile davalılar aleyhine başlatılan icra takiplerinin İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5397, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5396, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5405, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5406, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5407, İzmir 4. İcra Müdürlüğü 1997/5402 olduğunu, bildirilen icra takipleri ile müvekkiline ait taşınır, taşınmaz ve mevduatlara icra dosyalarından haciz konulduğunu, haczedilen taşınır ve taşınmazlardan tahsil edilen tutarların, haciz sırasına göre dosyalara ödendiğini, İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 1997/5396-5397-5402-5405- 5406-5407 sayılı dosyalarından ilk sırada hacizli olduğundan derece kararı yapılması için bu dosyalara gönderildiğini, derece kararı kendilerine tebliğ edilmediğinden hangi dosyalara ödendiğini bilmediklerini, davacı müvekkillerinin davalılara kefaleti nedeniyle icra dosyaları marifetiyle haciz konulan taşınır, taşınmaz ve mevcudatlarından davalılar lehine ödemeler yapıldığını ve icra dosyalarından tahsil edildiğini, ancak, davalılarca bu tarihe değin müvekkillerine ödeme yapılmadığını, davalı ... her ne kadar asıl borçlu gibi gösterilmeye çalışıldığını iddia etmekte ise de zaten ... ve eşi ...'in diğer  davalılar olan 5 adet şirketin tamamında hem hissedar hem de yetkili olduklarını, yani asıl borçlunun da tabii ki davalı ... olduğunu, resmi kayıtlar da bu şekilde olduğu halde müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı alacaklardan kurtulmak amaçlı savunmalarda bulunduğunu, davalı ... ve eşi ... adlı kişinin, şirketlerin dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş ile imzaladığı kredi sözleşmelerinde kefil konumunda olduklarını, davalının bu yöndeki savunmasının müvekkilinin kefalet ilişkisinden dolayı diğer kefillere başvurma hakkını ortadan kaldırmamakla diğer kefillerin üzerine düşmekle birlikte ödemeyerek müvekkilinin ödemesine sebep oldukları miktardaki ödemelerden rücuen sorumlu olmalarını gerektirdiğini, dolayısıyla davalı ...'in savunmalarının gerçeğe aykırı ve soyut iddialardan ibaret olup dava dilekçelerinde belirttikleri icra dosyaları, satış dosyaları vb. evrak ve delillerin bilirkişiler vasıtası ile incelenmesi neticesinde de alacak talepli işbu davadaki haklılıklarının anlaşılacağını, dolayısıyla karşı yanın hiçbir beyanını kabul etmediklerini, davalarının kabulüne karar verilmesini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN KATILMA YOLUYLA İSTİNAF DİLEKÇESİNDE; \"....Davacının dava dilekçesinde talep ettiği tüm delillerin toplandığını, sonrasında mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, itirazlarını karşılamak üzere ek rapor alındığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacı yanın istinaf dilekçesinde mahkeme kararına, kararın gerekçelerine ilişkin hiçbir hukuki itiraz ve istinaf gerekçesinden bahsedilmediğini, sadece dava dilekçesindeki taleplerin tekrarının yapıldığını, dava konusu alacağın davalı müvekkili açısından zamanaşımına uğradığını, dava tarihinde, davacıların kefil sıfatı ile ödemek zorunda kaldıklarını öne sürdükleri kefaleten ödemeler yönünden zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, kaldı ki Borçlar Kanunu'nun 598/3.maddesi gereğince davalı müvekkili yönünden kefaletin sona erdiğini, 6101 sayılı kanunun 1.maddesi hükmü göz önüne alındığında 818 sayılı kanunun yürürlüğünde yapılmış bir kefalet olsa dahi kefaletin sona ermesinde dava tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan 6101 sayılı kanunun 598/3.maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini, hal böyle olunca, kefil konumunda olan davalı müvekkili açısından davacıların rücu taleplerinin hukuki olmadığının sabit olduğunu, katılma yoluyla istinaf talepleri bakımından ise; mahkeme tarafından verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda, davalı müvekkili yönünden davanın reddi ile lehlerine ilam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak gerekçeli kararda bu yönde bir hüküm kurulmadığını, HMK'nın 353/b-2.maddesi gereğince esasa ilişkin hüküm ile lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak ödeme yapan kefilin diğer kefiller ve asıl borçludan rücuen tahsil istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; öncelikle, mahkemece verilen kararda 3 davalı bakımından: ..., ... ve ...' e yönelik olumlu veya olumsuz hiçbir hüküm tesis edilmediği görülmekle, HMK 297/2. maddeye aykırılıktan dolayı kararın kaldırılması gerekmiştir. Bu husus, aynı zamanda kararın gerekçesinde sorumlulukları belirlenen birkısım davalılar bakımından, hükümde bir karar tesis edilmemesi yönüyle de gerekçe - hüküm çelişkisi niteliğinde olmuştur.<br> Bu yönde olmak üzere, davalı ... bakımından, gerekçede esas alındığı belirtilen ve ayrıntılı olarak içeriği karara aktarılan hükme esas alınmış raporlarda, bu davalının davacılara karşı sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında anılan davalı bakımından bir hüküm kurulmamış olması dikkate alındığında, anılan davalı vekilinin \"müvekkili bakımından davanın reddi ve yararına vekalet ücreti verilmesi gerektiği\" ne dair istinaf itirazının bu aşamada incelenmesi mümkün görülmemiş, mahkemece usulünce tüm davalılar -ve ... de dahil- hakkında verilecek hüküm sonrası istinaf denetimi yapılmasının ancak mümkün olabileceğine karar verilmiş, bununla birlikte bu davalı vekilinin istinaf itirazları yukarıda açıklanan re'sen yapılan kaldırma kapsamında sonucu itibariyle kısmen kabul edilmiştir.  <br>2-Mahkemece davacı tarafın iddia ve talepleri bakımından; aynı bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alındığı, bu süreçte davalı iki şirket yönünden ihya davalarının yürütülmekte olduğu ve bu davalar sonucu iki davalının ihyasına karar verildiği, raporlarda bu davalı şirketler dahil edilerek ve ek raporlarda dahil edilmemek suretiyle birtakım hesaplamalar yapıldığı, kefilin kefile rücusu kapsamında yapılan hesaplamalarda davacı kefilin de pay sayısına dahil edilmesi gerektiğine dikkat edilmeyerek birtakım hesap hataları yapıldığı, yine icra dairesine ödeme yapıldığına dair davacı taraf iddiası bakımından ilgili icra dairelerinden etkin bir şekilde ödeme belgelerinin araştırılıp dosya içerisine getirtilmediği, talebe konu tarihlerin Uyap sistemi öncesine dair olduğu da gözetilerek icra dairelerinden ilgili tüm kayıtların eksiksiz teminin sağlanmadığı, çok sayıda alınan ek raporlarda herhangi bir değişiklik yapılmaksızın aynı eksikliklerin de tekrarı ile aynı yönde görüşlerin sunulduğu görülmekle, mahkemece; içerisinde konusunda yetkin icra memur ve müdürleri de bulunan farklı bir bilirkişi heyetinden, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa gerektiğinde elden takip yetkisi de verilerek, ilgili icra müdürlüklerinden davaya konu edilen krediler bakımından davacılarca yapılmış olan ödemelere/malvarlıklarının satışı yoluyla tahsilatlara vs. dair tüm evraklar getirtilip incelenmek suretiyle ve taraf itirazları da karşılanarak, hüküm tesisine ve denetime elverişli yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmek üzere dosyanın eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;  davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/461 Esas-2021/165 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davalı ... vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>b-Davalı ... tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davacı ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  20/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"069f5192cd134bc3","SID":"f5f8a35bb52b7826"}}