{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1380 <br>KARAR NO: 2024/1639<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/05/2021<br>NUMARASI: 2020/267 E. - 2021/397 K.<br>DAVANIN KONUSU:  Şirket pay senetlerinin teslimi<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... 'ın %16,50 oranında Tasfiye Halinde ... San. A.Ş. (\"Davalı Şirket\") hissesine sahip olduğunu, davalı şirket yetkilileri ile yapılan şifahi görüşmelerde nama yazılı pay senetlerinin (ilmühaberleri) yıllar önce bastırılmış olduğunu öğrenmiş bulunduklarını, ancak eğer bastırılmışsa bastırılan söz konusu nama yazılı pay senetlerinin (ilmühaberleri) şirket ortağı müvekkiline teslim edilmediğini, davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinin 02.09.2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile bastırıldığı ileri sürülen pay senetlerinden payına tekabül edenlerin müvekkiline teslim edilmesini istediklerini, eğer pay senetleri bastırılmamışsa derhal bastırılarak müvekkilinin belirtilen adresine teslim edilmesinin talep edildiğini, davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin üzerinden aylar geçmesine rağmen pay senetlerinin teslim edilmediğini belirterek; eğer pay senetleri daha önce bastırılmışsa müvekkiline teslim edilmesine, pay senetleri bastırılmamışsa -terditli olarak- pay senetlerinin bastırılmasına ve müvekkiline teslim edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; tasfiye hâlindeki müvekkili şirketin hisse senetleri matbaada  bastırılmışsa da  henüz imzalanıp dağıtılamadan şirketin tasfiye hâline girdiğini, tasfiye aşamalarında hissedarların sermaye bedellerinin ihtiyaçlar için ayrılan yaklaşık %10'luk kısmı  dışındaki yaklaşık %90'ının  iade edilmiş bulunduğunu, dolayısıyla bu  bedellerin hisse senedi olarak karşılığının itfa edildiğini, şirkette sadece tasfiye memurları olduğunu, TTK'ya göre tasfiye dışında işlem yapma yetkileri bulunmadığından dava konusu talebin yerine getirilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İşbu davanın TTK 486. Maddesi kapsamında, azlığın istemi üzerine şirketin yönetim kurulunca  nama yazılı pay senetlerinin bastırılarak teslimine ilişkin olduğu, davacı tarafından %16,50 hissesine tekabül eden nama yazılı hisse senetlerinin tesliminin talep edildiği, davacının şirketteki hissesi, veya aidiyeti veya başka bir deyişle miktarı ve bedeli ile ilgili bir uyuşmazlık olduğu yönünde iddianın ileri sürülmediği, salt TTK 486 maddesi kapsamında nama yazılı pay senetlerinin tesliminin istendiği, davalı tarafın savunmasında da davacıya ait pay senetlerinin miktarı ya da bedeli ile ilgili bir ihtilaf olduğu yönünde beyanda bulunulmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki davada davacıya ait payların ve buna bağlı olarak düzenlenecek pay senetlerinin aidiyeti miktarı ya da bedeli ile ilgili, başka bir deyişle mülkiyetle ilgili bir uyuşmazlığın bulunmadığı, nama yazılı pay senetleri bakımından bir muarazanın da olduğundan söz edilemeyeceği dosya içeriği ile sabit olduğundan; davacının davasının kabulüne karar verilerek davalı şirketin; TTK 486. maddesi gereğince davacının %16,50 hissesine karşılık gelen nama yazılı pay senetlerini bastırarak davacıya teslimine dair... \" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin TTK'nın 486. maddesi gereğince davacının %16,50 hissesine karşılık gelen nama yazılı pay senetlerini bastırarak davacıya teslim etmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkemece davanın kabulüyle davalı şirketin TTK'nın 486. maddesi gereğince davacının %16,50 hissesine karşılık gelen nama yazılı pay senetlerini bastırarak davacıya teslimine karar verildiğini, kararın kaldırılması gerektiğini, şirket sermaye miktarının 50.000.000,00 TL olduğunu, 45.000,00 TL itfa edildiğinden yaklaşık sermayenin 5.000.000,00 TL olarak kaldığını, dolayısıyla davacının talebinin yaklaşık 850.000,00 TL olduğunu, 5235 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre konusu para ile ölçülebilen uyuşmazlıklarda 500.000,00 TL'nin üzerinde olan davalarda kanunun para ile ölçülmesini yeterli gördüğünü, alacak miktarı  olmasının şart olmadığını, tüm yargılama safhasının bir başkan ve iki üye ile toplanarak heyetçe yürütülmesi gerektiğini, bu hususun göz ardı edilerek yargılamanın tek hâkimle yürütülerek sonuçlandırıldığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin tasfiye hâlinde olduğunu, hisse senetlerinin matbaada bastırılmış olmasına rağmen henüz imzalanıp dağıtılamadan şirketin tasfiye hâline girdiğini, tasfiye aşamalarında hissedarların sermaye bedellerinin ihtiyaçlar için ayrılan yaklaşık %10'luk kısmı dışındaki %90'nın iade edildiğini, dolayısıyla bu bedellerin hisse senedi olarak karşılığının itfa edildiğini, şirkette sadece tasfiye memurlarının olduğunu, tasfiye işlemi dışında bir işlem yapma yetkilerinin bulunmadığını, dava konusu talebin yerine getirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ayrıca itfa savunmaları olduğu hâlde  bilirkişi inceleme ara kararından davacı tarafça hukukçu bilirkişi olamayacağı itirazı üzerine rücu edildiğini, kararın %16,5  oranında hisse senedi şeklinde verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sermaye rakamı konusunda ihtilaf olduğundan talep konusunun net olmadığını, bu ihtilafın bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacı vekillerinin geçerlilik süresi 03.12.2019'da sona eren vekaletnamelerinin tespit edildiğini, daha sonra ibraz edilmiş bir vekaletname yok ise kararın bu yöndende kaldırılmasının gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, TTK'nğn 486/3 maddesi gereğince nama yazılı pay senedinin teslimi, pay senedi bastırılmamışsa pay senedi  bastırılarak  teslimi istemlerine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacının davalı şirketin hissedarlarından olduğu, davalı şirketin tasfiye halinde bulunduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, iş bu yargılamanın tek hâkimle yürütülmüş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi kararına dair ara karardan rücu edilerek bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmeksizin verilen kararda isabet bulunup bulunmadığı, kararın esas bakımından da hukuka uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 15.09.1966 tarihinde ana sözleşmesinin tescili ile kurulduğu, şirketin 23.09.2016 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, tasfiye memurlarının atandığı, söz konusu tasfiye kararının tescil ve 13.10.2016 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş olduğu ve tasfiye işlemlerinin devam ettiği anlaşılmıştır.  Davacı vekili tarafından 02.09.2019 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinde  davalı şirket adına ihtarname  düzenlenlenmiştir. İhtarnamede, davalı şirket ortaklarından davacının %16,50 oranında şirketin hissesine sahip olduğu, şirket tarafından 23.09.2016 tarihinde tasfiyeye girme kararı alındığı, bu tarihten itibaren tasfiye işlemlerinin devam ettiği, şirkete ait nama yazılı pay senetlerinin (ilmühaberleri) yıllar önce bastırılmış olduğunun öğrenildiği ancak bastırılan bu nama yazılı pay senetlerinin şirket ortağı davacıya teslim edilmediği, TTK'nın 486 maddesinin 3.fıkrasında yer alan azlığın istemde bulunması hâlinde nama yazılı pay senedinin bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır hükmü ile 2. fıkrasında yazılı ilmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi uyarınca şirketin pay senetlerini bastırma ve pay sahiplerine dağıtma zorunda olduğunu hatırlattıklarını, bu nedenle TTK'nın 486. maddesinin 2-3 fıkraları gereğince bedeli ödenmiş ve bastırılmış nama yazılı pay senetlerinin müvekkilinin adresine derhal teslim edilmesini, pay senetleri hâlen bastırılmamış ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca derhal bastırılması ve müvekkiline teslim edilmesinin talep edildiği; ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediği, davacı vekili tarafından 16.06.2020 tarihinde davalı şirketin nama yazılı pay senetlerinin bastırılması ve dağıtılması talepli dava açıldığı, dava dilekçesine ekli olarak  davacı vekiline ait 03.12.2019 Salı günü mesai bitimine kadar geçerli olan vekaletname haricinde  24.01.2022 mesai saatine kadar geçerli olan vekaletname örneğinin mevcut olduğu, söz konusu vekaletnamenin Eyüp Sultan... Noterliğinde düzenlenmiş olduğu ve davalı tarafın vekaletnameye yönelik istinaf nedeninin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.  Mahkemece, 03.02.2021 tarihli ara karar ile ticaret hukuku uzmanı bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili 16.02.2021 tarihli dilekçeyle; ticaret hukuku uzmanı bilirkişisi aracılığıyla gerçekleştirilmesine karar verilen bilirkişi incelemesinden rücu istemine dair talepte bulunulmuştur. Davacı vekilinin talebi, Mahkemenin 22.02.2021 tarihli ara kararı ile kabul edilerek ara karardan rücu edilmiştir. 26.05.2021 tarihli celsede davacı vekili, davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili ise dosyanın mali bilirkişiye tevdi edilmesini talep ettiklerini, paylarının ne kadarının itfa edildiğinin dava sonucuna etkili olacağını, mahkemenin talebi uygun bulmaması halinde davacının isticvabını talep ettiklerini beyan etmiştir. Mahkemece, davalı talepleri hakkında ret kararı verilerek yukarıda yer verilen gerekçeyle davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.  5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 18.06.2014 tarih, 6545 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile değişik 5. maddesinde ''...Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri beş yüz bin Türk Lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın; İflas, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,  şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara  ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır...'' hükmü düzenlenmiştir. Eldeki dava, TTK'nın 486/3 maddesi gereğince pay senetlerinin teslimi veya senetlerin bastırılmaması halinde pay senetlerinin bastırılması ve teslimi istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde  harca esas  dava değeri belirtilmemiştir. Davalı vekili tarafından  davacı talebinin yaklaşık 850.000,00 TL olduğu belirtilmiş ise de davacının hissedar olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığından ve davayla konu edilen hisse senetlerinin hisseden bağımsız olarak kendilerinin bir değeri bulunmadığından, yargılamanın  tek hakimle yürütülüp sonuçlandırılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.  Davalı şirket tasfiye kararı almış olup  tasfiye hâlindedir. TTK'nın 529 maddesinde, sona erme üst başlığı altında sona erme sebepleri düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 529/1-a bendinde, anonim şirketin, ana sözleşmede öngörülen sürenin dolmasıyla şirketin sona ereceği ancak sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam edilmesi hâlinde şirketin belirsiz süreli hâle geleceği belirtilmiştir.  Somut davada, davalı şirketin esas sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen 50 yıllık süresinin 23.09.2016 tarihinde sona erdiği, şirketin faaliyetlerine fiilen devam etmemesi nedeniyle belirsiz süreli hâle gelmediği, tam aksine üretim ve faaliyetini sona erdirdiğinden ve bu yasal sona ermeyi ve çeşitli resmî makamlara yazı ile bildirdiğinden, şirketin belirsiz süreli hâle gelmesinin söz konusu olmadığı, aynı hüküm gereğince 23.09.2016 tarihinde şirketin sona erdiği, sona ermenin esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesi nedeniyle oluştuğu, söz konusu bu durumun davalı şirketin baş hukuk müşaviri tarafından şirket yetkilisine yazı ve mail ile bildirildiği, ilgili mailde TTK'nın söz konusu maddelerinin açıkça gösterilmiş olduğu anlaşılmıştır.  Üretim faaliyetinin sona ermesi nedeniyle çalışanların toplu olarak iş akitlerinin sona erdiği sendikaya bildirilmiştir.  Davalı şirketin 14.01.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında esas sözleşme değişikliği gerçekleştirilmiştir. TTK'nın 542/1-b bendinde; tasfiye memurlarının yetkisinin tasfiye işleriyle sınırlı olup tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 540 vd. maddelerinde tasfiye işleri düzenlenmiştir. Tasfiye memurlarının pay senedi bastırıp paydaşlara dağıtmak gibi bir görevi yoktur.  TTK'nın 543/1 hükmünde, tasfiye halinde bulunan şirketin borçları ödedikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılacağı tasfiye payında imtiyazın varlığı halinde esas sözleşmedeki düzenlemenin uygulanacağı ifade edilmiştir. Bir davanın açılmasında hukuki yararın bulunması HMK'nın 114/1.h hükmü uyarınca dava şartı olup, aynı Kanun'un 115/1 maddesi uyarınca, dava şartlarının mevcut olup olmadığı davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Bu durum, istinaf aşaması bakımından da geçerlidir. Eldeki davada, pay senedi bastırılması istenen şirket tasfiye hâlinde olup pay senedinin basılması tasfiyeyle ilgili bir işlem olmadığından, tasfiye memurlarının böyle bir görevi olmadığı gibi, davalı şirket, esas sözleşmesindeki sürenin dolmasıyla TTK'nın 529/1.a hükmü uyarınca kanun gereği sona ermiştir. Kanun gereği tüzel kişiliği eren bir şirketin nama yazılı hisse senedi bastırmasını talep etmekte davacının hukuki bir yararının bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı bulunmadığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenip davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece hukukun uygulanmasında hata edilmiş olup yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 115, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen gözetilen sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartının bulunmaması nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 115, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen gözetilen sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;  1-Davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine,2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından, peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılmış olan gider ve delil avans bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;  istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru gideri ile 35,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 197,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine, 8-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;  HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle  ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bab9fa1892497f0","SID":"e48d9e9397f376c6"}}