{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1370 <br>KARAR NO: 2024/1635<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/04/2021<br>NUMARASI: 2019/418 E. - 2021/260 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mevcut ticari ilişki kapsamında tahakkuk eden 10.603,23-EURO alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalı tarafın haklı bir neden olmaksızın takibe itiraz ettiğini iddia ederek,  itirazının iptaliyle %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında kereste ticareti ilişkisi bulunduğunu, ancak bu ilişki nedeniyle teslim alınan ürünlerin bedelinin ödendiğini, bu nedenlerle davacı tarafa herhangi bir borçları bulunmadığını savunarak,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya temin edilen ve gümrük belgeleriyle teslim edilen emtianın toplam miktarının bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 07/12/2020 tarihli raporda da belirtildiği üzere 192.191,89EURO olduğu, iş bu alacağa karşılık davalı tarafından yapılan toplam ödemenin 188.093,30EURO olduğu, bu bağlamda davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalıdan 4.098,59EURO alacağı bulunduğu, davalı tarafın icra takibinden önce davacı tarafın temerrüte düşürüldüğüne ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunmadığından icra takibinden önce talep edilen faiz isteminin reddine, davalı tarafın likit olan alacağı yapmış olduğu itiraz nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak ...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 4.098,59-EURO asıl alacak üzerinden devamına, iş bu alacağa 3091 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen alacağın TL karşılığının %20'si üzerinden hesaplanan 3.418-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın reddedilen alacak yönünden kötü niyet tazminat talebinin koşullar oluşmaması nedeniyle reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazı olarak gümrük beyannameleri, faturalar ve banka kayıtlarını sunduğunu ancak yasal süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığını, ticari defter ve kayıtlara dayanmayan ödeme belgelerine itiraz ettiklerini, bilirkişiden ek rapor alınarak hükme ek raporun dayandırıldığını, bilirkişi raporunda davalı tarafın sunmuş olduğu delillere dayanarak rapor tanzim edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK 220/3.maddesinde düzenlemenin mevcut olduğunu, davalının TTK 66.maddesi gereğince kaydı zorunlu olmasına rağmen ticari defterlere kaydetmediğini, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğine dair emsal ilamların olduğunu, adil yargılanma hakkı ve aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiğini, üç farklı bilirkişi raporu alındığını, hüküm kurulurken  07.12.2020 tarihli ek raporun esas alındığını, gerekçeli kararda hükme esas alınmayan diğer raporların neden esas alınmadığının ve eksikliklerin bildirilmediğini, bu durum gerekçeli karar hakkına aykırı olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi niteliğinde olduğunu, yabancı para cinsinden olan dava konusu alacağın ferileri niteliğindeki icra inkar ve avukatlık ücretinde asıl alacağın vade tarihi veya fiili ödeme tarihindeki talep edildiği hususunun taraflarına sorulmadan asıl alacak üzerinden nispi hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, mahkemece alacağın Türk Lirası karşılığının %20'si üzerinden hesaplama yapılarak icra inkar tazminatına karar verildiğini, TBK'nın 99/3.fıkrası gereğince borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının bu alacağını aynen veya vade yada fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebileceğinin düzenlendiğini, bu kapsamda tutarın icra takibi açılış tarihindeki kur üzerinden değil ödeme günündeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, icra inkar tazminatına ilişkin karar verilirken davacı talebinin dikkate alınmadığını, davacıya bu konuda bilgi verilmeden hesaplama yapıldığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında ticari satım ilişkisinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davacının adil yargılanma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, icra inkâr tazminatına takip tarihindeki dövizin Türk parası karşılığı dikkate alınarak karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirketin satıcı, davalı şirketin alıcı olduğu, davacı şirket tarafından Bulgaristan'dan satışı gerçekleştirilen iğne yapraklı kerestenin davalı alıcıya İstanbul'da teslim edildiği, davacı tarafça ticari satıma konu emtialar nedeniyle davalı hakkında 18.12.2015 tarihinde 4.302,02 Euro tutarlı 137 no'lu fatura, 30.11.2015 tarihinde ise 4.522,50 Euro tutarlı 136 no'lu fatura düzenlediği, fatura bedellerinin ödenmediği gerekçesiyle davacı alacaklı şirket tarafından davalı hakkında Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 05.10.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, icra takibine iki adet fatura ve ayrı ayrı işletilen faiz olmak üzere toplam 10.603,23 Euro'nun konu edildiği, davalı şirket tarafından icra takibine karşı süresinde itiraz edilerek, itirazında takipteki alacak miktarının gerçeği yansıtmadığını, alacağın miktarının taraflarınca ödendiğini ve alacağı kabul etmediklerini belirttiği, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflarca dosyaya delilleri ibraz edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporları alınmıştır. 13.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 24.10.2019 havale tarihli beyan dilekçesinde; Bulgaristan'daki ticari defter kaydı sistemi ve prosedürünün Türkiye sistemindeki gibi olmadığı, ticari şirketlerin alım satım tutarlarının bankalar nezdinde tutulduğunu bu sebeple davacı şirketin banka hesap hareketleri ile fatura kayıtlarını mahkemeye sunduğunun görüldüğü, davacı tarafından davalı firmaya kesilen tercümesi  yapılmış faturaların toplam tutarının 94.615,89 Euro olduğu, davalı tarafından davacının banka hesabına yapılan ödemeler listesinin sunulduğu toplam tutarın 89.339,54 Euro olduğu, takibe konu faturalardan 30.11.2015 tarihli 4.522,50 Euro 136 nolu faturanın faturalar listesinde mevcut olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde oluşan hesap özetinde cari hesap usulüne uygun olarak yapılan değerlendirme neticesinde davalı firmanın 18.12.2015 tarihi itibari ile 5.276,35 Euro borçlu olduğu, davacı şirketin, davalı şirket aleyhine başlatmış olduğu icra takibine yapmış olduğu itirazı ile takibin durdurulması neticesinde itirazın iptali davasının ikame edildiği, tüm dosya kapsamı, davacı vekilinin sunmuş olduğu bilgi ve belgelerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde  davacı şirketin takip tarihi itibari ile 8.824,52 Euro ((Takip Tarihi Merkez Bankası € Döviz Alış Kuru) 4,1924 TL x 8.824,52 € - 36.995,92 TL )alacaklı olduğu belirtilmiştir.  24.06.2020 tarihli gümrük bilirkişisi raporunda; 30.11.2015/136 nolu 4.522,50 EURO tutarlı fatura muhteviyatı eşyaların 01.12.2015 gün ve... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş beyannamesi ile, 18.12.2015/137 nolu 4.302,02 EURO tutarlı fatura muhteviyatı eşyaların 21.12.2015 gün ve ... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş beyannamesi ile, 03.04.2017/152 nolu 3.933,82 EURO tutarlı fatura muhteviyatı eşyaların 04.04.2017 gün ve IM003264 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş beyannamesi ile, davalı tarafından ithal edildiğinin tespit edilmiş olduğu, dolayısıyla mali incelemeler ile tespit edilen 94.615,89 EURO tutara, davalı yanın ithal ettiği tespit edilen 4.522,50 + 3.933,82 EURO tutarlı malların da dahil edilmesi gerektiği, davalı yana teslim edilen toplam mal bedelinin 103.072,21 EURO olduğu, davalı tarafından davacının barıka hesabına yapılan ödemeler listesine göre toplam ödemenin 89.339,54 Euro olduğu, dosya kapsamına sunulan belge ve beyanlar, gümrük idaresinden gelen belgeler ışığında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; mali bilirkişi marifetiyle, 2015 yılı defter kayıt ve sair belgelerin incelemesinde tespit olunan hususlara ek olarak, gümrük idaresinden gelen belgeler blok olarak değerlendirildiğinde; 2015 yılı itibariyle davacı yanın gönderdiği mal toplam tutarının 99.138,39 EURO olduğu, buna karşın davalı yanın 2015 yılı itibariyle davacı yana 89.339,54 EURO ödeme yapmış olduğu, davacı yanın, 03.04.2017/152 nolu 3.933,82 EURO tutarlı gönderdiği malların davalı yanın 04.04.2017 gün ve ... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile ithal ettiği, davacı yanın başkaca bir mal göndermediği, davalı yanın da başkaca bir ödeme yapmamış olduğunun kabulü halinde, davacı yanın (103.072,21-93.545,06) 9.527,15 EURO alacaklı gözükmekte ise de, taleple bağlılık ilkesi gereği, davacı yanın takip tarihi itibari ile 8.824,52 EURO (4,1924x8.824,52€) 36.995,92 TL alacaklı gözüktüğü belirtilmiştir. 17.07.2020 tarihli itiraz üzerine alınan 07.12.2020 ek heyet bilirkişi raporunda;  Davalı tarafından dosyaya sunulan ve davacı şirket kayıtlarında yer alan; 30.11.2015 tarihli, 136 numaralı  4.522,50 Euro, 18.12.2015 tarih 137 numaralı 4.302,02 Euro, bedelli faturalara ait ödeme belgelerin mevcut olmadığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerinden; Ziraat Bankası 13.03.2017 tarihli makbuz ile davalı şirket tarafından davacı şirkete 4.253,04 Euro bedel peşin ödeme ithalat dosya transferi gerçekleştirildiğinin görüldüğü, nihai olarak,taraflar arasında 25.03,2014 - 05.10.2017 tarihleri arası gerçekleşen ticari ilişkinin tespiti neticesinde; davacı tarafından kesilen ve davalı tarafından ithalatı gerçekleşen fatura bedelleri toplamının: 166.519,37 € + 16.848,00 € + 4.522,50 € + 4.302,02 € = 192.191,89 Euro olduğu, davalı tarafından davacıya yapılan ödemeler toplamının ; 167.084,63 € + 16.755,63 € + 4.253,04 € =188.093,30 € Euro olduğu, takip tarihi itibari ile davacının ; 192.191,89 € - 188.093,30 € = 4.098,59 Euro alacak hesaplandığı, davacı şirketin, davalı şirketin aleyhine başlatılan icra takibine yapmış olduğu itirazı ile takibin durdurulması neticesinde itirazın iptali talebi ile huzurdaki davayı ikame ettiği, tüm dosya kapsamından, taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacı şirketin takip tarihi itibari ile 4.098,59 Euro ((Takip Tarihi Merkez Bankası € Döviz Alış Kuru) 4,1924 TL x 4.098,59 € = 17.182,93 TL ) alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ek bilirkişi raporuna  göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Takip tarihindeki Euro'nun Türk lirası karşılığı üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Dosya kapsamından, taraflar arasında ki ticari alım satım ilişkisi kapsamında, davacı satıcı tarafından satışı gerçekleştirilen ürünlere dair bir kısım ödemelerin davalı şirket tarafından gerçekleştirilmiş  olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça her ne kadar davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği hususu istinaf konusu yapılmış ise de ödemeyle ilgili kayıtlar banka tarafından düzenlenen kayıtlardır. Diğer taraftan ödemeler  davacıya ait olan kayıtlarda da yer almaktadır. Bu nedenle davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesinde herhangi bir hukuki yarardan söz edilemeyecektir. Satışa konu emtia bedeli ile  karşılığında yapılan ödemelerin mahsubu ile bakiye kısmının davacı alacağı olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı taraf, davacının takibe konu etmiş olduğu faturalardan dolayı yapmış olduğu ödemeleri dosyaya ibraz edilen banka kayıtları ile ispat etmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.11.2021 tarih ve 2021/10400 Esas - 2021/10652 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, icra inkâr tazminatına yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak Türk lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerekmektedir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup  resen gözetilmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.1998 tarih ve 1997/8802-1998/1702 E- K.sayılı kararında, mahkemelerce yabancı para cinsi üzerinden verilecek icra inkâr tazminatına ilişkin ilkeler belirlenmiş ve bu tür tazminatın, takip tarihindeki Türk lirası karşılığı üzerinden hükmedileceği belirlenmiştir. İİK'nın 67/2. maddesinde düzenlenen ve yasadan kaynaklanan inkâr tazminatı, TTK'nın 99. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, bu tür bir tazminatta taraflar arasında anlaşma veya sözleşmeden söz edilemeyeceğinden, tazminatın Türk lirası cinsinden belirlenmesi kamu düzenine ilişkin görüldüğünden, hüküm bu yönü ile de yerinde görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50be7cd2a6de6049","SID":"86a263b7b3c3390e"}}