{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1638 <br>KARAR NO:2024/1421<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/11/2023<br>ESAS NO:2023/602<br>KARAR NO:2023/848<br>DAVA:Alacak <br>DAVA TARİHİ:21/08/2014<br>KARAR TARİHİ:06/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi tarafından, dava dışı ...'ya bireysel kredi kullandırdığını, kredi kullanımı ile birlikte 25/06/2013 tarihinde ... Sigorta Sertifikası ile vefat teminatlı 25.000 TL miktarlı, poliçe başlangıç tarihi 25/06/2013, poliçe bitiş tarihi 25/06/2017 olan hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, müvekkili bankanın vefat teminatının alacaklısı olarak bulunduğunu ileri sürerek; müvekkili banka tarafından kredi kullandırılan sigortalı dava dışı ...'nın 16/07/2013 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle 25.000 TL vefat teminatının davalı şirketin temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek olan reeskont faizi ile tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan grup hayat sigortası kapsamında bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alındığını ve vefatları halinde teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere kredi borcunun bankaya ödendiğini, kredi borcu dışında bakiye bir alacak kalması halinde ise bu miktar sigortalının lehtarlarına ödendiğini, bu nedenle bankanın dava açmaya yetkisi olmadığını ve bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını; sigorta poliçesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kanser hastalığına bağlı vefatın teminat kapsamı dışında olduğunu, sigortalıya ait ölüm belgesinde 3 yıldır devam eden plorezi buna bağlı olarak ölüm nedeni 7 gün devam eden bronkopnömoni olarak gösterildiğini ve bunun çoğunlukla kanser gibi başka bir hastalığın kompikasyonu olduğunu, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek; davanın yetki, husumet ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece \"Dava, hayat sigortasından kaynaklanan alacak davasıdır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı bankanın dava dışı ...'ya 25.06.2013 tarihli 25.000 TL tutarında tüketici kredisi kullandırdığı, bu kredi nedeniyle kredi borçlusuna hayat sigortası yapıldığı, sigorta poliçesinde vefat teminatının 25.000 TL olarak belirtildiği, sigortalının 16.07.2013 tarihinde vefat ettiği, davalı tarafça sigortalının kanser hastalığının beyan edilmediği belirtilerek kredi borcu için ödeme yapılmadığı, sigortalının ölüm nedeninin tespiti için bilirkişi heyetinden alınan raporla sigortalının ölüm nedeninin kanser olmadığının ve dava tarihi itibariyle sigortalının davacıya borçlu olduğu tutarın 26.406,84 TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporu ile sigortalının kanserden ölmediği anlaşıldığından ve sigorta poliçesine göre vefat teminatının dain-i mürtein olarak davacıya ödenmesi gerektiğinden davanın kabulüne\"  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından hesap yapılırken yıllık akdi faiz oranı %10,44 alındığını, ancak yıllık faiz oranının akdi % 17.88 olduğunu,  ayrıca KKDF ve BSMV hesaplamasının da hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna göre oluşturulan borç tutarının eksik olması nedeniyle kararın kaldırılarak sözleşmedeki faiz oranları dikkate alınarak hesaplanan borç tutarıyla birlikte davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  sigortalı sigortaya giriş öncesinde kendisinde mevcut kanser hastalığını beyan etmediğini, TTK 1435 ila 1439  maddeleri uyarınca, sigorta öncesinden gelen ve vefata neden olan beyan edilmeyen hastalık nedeniyle sigorta tazminatının reddi gerektiğini, mahkeme tarafından yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarına aykırı olarak adli tıp uzmanından bilirkişi raporu alındığını, ayrıca müvekkilin temerrüdü bulunmadığından dava tarihinden öncesi için avans faizine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; HMK m. 341 gereğince istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, HMK m. 355 gereğince resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, hayat sigortası poliçesi kapsamında sigorta teminatının sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.Somut uyuşmazlıkta; davacı banka vekili, borçlu müteveffa ...'nın müvekkili banka ile tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını ve kredi çektiğini, muris ile müvekkili arasında akdedilen söz konusu kredi sözleşmesi ile birlikte davalı tarafından hayat sigortası sözleşmesi de yapıldığını, murisin vefat ettiğini ve kredi sebebiyle ödenememiş bakiye borcunun kaldığını, müvekkil banka tarafından borçlu murisin ölümünün ardından borcun ödenmesine ilişkin talepte bulunulduğunu ancak davalının kanser hastalığının gizlediği iddiası ile  ödeme yapmadığını belirterek eldeki davayı açmıştır.Dava konusu 25/06/2013 tarihli ... kredi risk nolu ... Grup Sigorta Sertifikasının 25/06/2013-25/06/2017 arasında 48 ay için düzenlendiği ve vefat teminatının 25.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Sigortacının borç ve yükümlülükleri arasında yer alan Aydınlatma Yükümlülüğünün düzenlendiği TTK'nın 1423. maddesinde; \"(1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. (3)Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemesini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler\"  hükmüne yer verilmiştir.Sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 28/10/2007 tarihli ve 26684 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde;  \"(1) Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğü, sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirilir. Bilgilendirmenin yazılı olarak yapılması esastır...\", 6.maddesinde \"(1) Sözleşme kurulmadan önce veya sözleşmenin müzakeresi yahut devamı sırasında, 12 nci ve 13 üncü madde hükümleri hariç olmak üzere, sigortacı için bu Yönetmelikte öngörülen yükümlülükler sigortacının acenteleri için de geçerlidir.\"9.maddesinde; \"(1) Bilgilendirme Formunun ilgili bölümleri sigortacı tarafından gerçeğe ve mevzuata uygun şekilde doldurulur. Sigortacı, Bilgilendirme Formlarının basımını yapmak veya formları elektronik ortamda hazırlamak ve bulundurmak zorundadır. Formların basılması durumunda basım ve dağıtıma ilişkin tüm giderler kendisine ait olan sigortacı, formları acentelerine zamanında ve yeterli sayıda tevdi etmek zorundadır. Formların elektronik ortamda bulundurulması hâlinde sigortacı, acentelerinin formlara tam ve kesintisiz erişiminin sağlanması için gerekli altyapıyı oluşturmak ve bu konuda her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Elektronik ortamda üretilen Bilgilendirme Formlarının bilgisayar yazıcısı veya benzeri cihazlarla basımının yapılması hâlinde, bu fıkrada belirtilen yükümlülük yerine getirilmiş sayılır. (2) En az iki nüsha düzenlenecek Bilgilendirme Formu, sözleşmenin kurulmasından önce sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra, sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verilir. Sigortacı formun bir nüshasını saklamak zorundadır. İmza, sigorta ettirenin, sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil eder.\" hükümleri yer almaktadır. 8.maddesinde ise bilgilendirme formunda hangi hususların yer alacağı düzenlenmiştir.Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesinde; \"sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır\" hükmü düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Yine Hayat Sigortaları Genel Şartları'nın \"Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü\" başlıklı C.2 maddesi; 2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır.2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur. Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder.2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer.2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir.2.5-Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur.\" şeklindedir.Gerek TTK'nın 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortaları Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.TTK'nın 1436. maddesinde; \"(1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun. (2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür.\"TTK'nın 1437. maddesinde \"(1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır.\" hükümlerine yer verilmiştir. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK'nın 1439. maddesinde; \"(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.\" şeklinde ifade edilmiştir.TTK 1439;*Riziko öncesindeki yaptırımı \"cayma\" veya \"prim artırımı\" *Riziko gerçekleştikten sonraki yaptırımı da**Kusur varsa (ve rizikonun gerçekleşmesine veya sigortacının ödeme borcunun miktarına etki edebilecek nitelikte ise) kusur derecesine göre indirim**Kast varsa***Riziko ile bağlantı söz konusu ise sigortacının borçtan kurtulması***Riziko ile bağlantı söz konusu değilse, sigortacının ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödeme yapması (\"orantısal ödeme\") olarak hükme bağlanmaktadır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:I, S:435, 436) TTK 1439 çerçevesinde, değişik durumlarda söz konusu olacak sonuçlar şöyledir; Riziko ÖncesindeKusursuz İhlal: Cayma (veya Prim Farkı)Kusurlu İhlal: Cayma (veya Prim Farkı)Riziko SonrasındaKusursuz İhlal:Tam Tazminat / BedelBağlantısız Kusurluİhlal: Tam Tazminat / Bedel Bağlantılı Kusurlu İhlal: İndirim (Kusurun Ağırlığına Göre) Bağlantısız Kasıtlı İhlal:İndirim (Alınan Primle Alınması Gereken Prim Arasındaki Orana Göre) Bağlantılı Kasıtlı İhlal: Fesih / Edim Borcu Ortadan Kalkar (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:I, S: 436) Yasal düzenleme ve genel şartlar bir arada değerlendirildiğinde; sigorta ettiren, riziko şahsıyla ilgili bildiği bir hususu beyan etmemişse karine olarak kusurlu kabul edilir. Ancak beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle tazminat ödememe hali, beyan yükümlülüğünün kasten yerinde getirilmemesi ve beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması halinde söz konusu olacaktır. İhlal kasta dayanıyorsa ancak beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında bağlantı yoksa bu durumda sigortacının ödenen primle, ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini ödemesi gerekmektedir. Sigortalının kastı olmaksızın ihmali ile beyan yükümlülüğünü ihlal etmiş olması halinde ise beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında bağlantı varsa indirim yapılacak, bağlantı yok ise tazminat tamamen ödenecektir.Dava konusu ... Grup Sigorta Sertifikasının \"Sigorta Beyanı \" başlığı altında :\"Kanser hastalığımın bulunmadığını, sigortaya kabul edilmem halinde sigorta sertifikasının düzenlenmesini sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının teminat kapsamı dışında olduğunu bildiğimi beyan ederim. Sigorta süresi içinde vefatım halinde ödenecek tazminattan o tarihte borçlu bulunduğun bakiye kredi ve faiz miktarının dain-i mürtehin olan ... Bankası ... na ödenmesinden sonra geriye kalan meblağın lehdarlarıma ödenmesini, hayat sigortası genel şartları ve özel şartların teslim alındığını kabul, beyan ve taahhüt ederim.\" yazılı olduğu ve altının sigortalı ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.Matbu olarak hazırlanan Bireysel Kredilerle Bağlantılı Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formunun G. Sigorta Teminatının Kapsamı bölümünde: \"...ayrıca sigorta öncesinden gelen her türlü kanser hastalığı teminat kapsamı dışındadır.\" şeklinde kısmın yer aldığı ve formun sigortalı ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.TÜİK ölüm belgesinde ölüm nedeni \"bronkopnömoni ve plorezi\" olarak belirtilmiştir.Mahkemece itibar edilen Adli Tıp Uzmanı ..., Hayat Sigortaları Uzmanı  ..., Em. Banka Müdürü ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 06/08/2019 tarihli heyet raporunda özetle:\"... her seferinde kendisine yapılan sıvı sitolojisi ve biyopsi patoloji sonuçlarında maligniteye (kanser hücresine) rastlanılmadığı, dosya içerisindeki Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü İlaç Listesi” içindeki ilaçların tetkikinde kanser ilaçları bulunmadığı, ölüm sebebinin “Bronkopnömoni + Plorezi” (zatüre ve akciğer zarı iltihabı) olduğu, akciğer kanseri nedeni ile vefat ettiğini gösterir hiçbir tıbbi bilgi bulunmadığı, ifadeleri ile sigortalı müteveffa ... poliçe başlangıç tarihi olan 25/06/2013 tarihinden önce kanser teşhisinin olmadığı,...bilirkişi heyetinde bulunan Dr. Bilirkişi raporunda müteveffa sigortalı ... Poliçe başlangıç tarihi olan 25/06/2013 tarihinden önce kanser teşhisinin olmadığı.... davacı bankanın 25/06/2013 tarihinde 48 ay vadeli 25.000 TL tutarında tüketici kredisi kullandırıldığı, 16/07/2013 vefat tarihi itibariyle borç tutarının 25.182,68 TL ve 21.08.2014 dava tarihi itibariyle borç tutarının 26.406,84 TL olduğu,\" yönünde kanaat bildirilmiştir.Somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; sigortalı, akciğer kanseri hastalığını sigorta poliçesi düzenlendiği sırada bildirmemiş ise de  formda kredi kullandığı tarih olan 25/06/2013 tarihine ilişkin yani mevcut sağlık durumuna ilişkin sorular sorulduğu, daha önce geçirdiği hastalığı olup olmadığı hususunda bir soru sorulmadığı gibi sigortalının akciğer kanseri hastalığına ilişkin teşhisin 25/06/2013 tarihinden önce olmadığı bilirkişi raporuyla sabittir. Bu nedenle sigortalının söz konusu hastalığını bildirilmemiş olmasının kasti değil ihmali olduğu, zira aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yer alan doktor bilirkişilerin tespitleri hükme elverişli olup raporda sigortalının vefatının akciğer kanseri hastalığından meydana gelmediğinin tespit edildiği, bu durumda ölüm ile beyan edilmeyen hastalık arasında illiyet bağı bulunmadığı, sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlalinin ihmal düzeyinde olması ve vefatı ile bildirmediği hastalığı arasında illiyet bağı bulunmaması sebebiyle sigorta tazminatının davacı daini mürtehin sahibi bankaya tam olarak ödenmesi gerektiği kanaatine varılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına uygun bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta kredi sözleşmesi değil sigorta sözleşmesinin hükümlerinin uygulanacak olması ile 6102 Sayılı TTK m.8/1 ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddelerine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı ...'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olup davacı alacağının avans faizi ile tahsilini isteyebileceğinden davacı tarafın faiz oranına ilişkin katılma yoluyla istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı taraf ile davacı tarafın katılma yoluyla istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmişti<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı taraf ile davacı tarafın katılma yoluyla istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/11/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7056cbb3a21a4db","SID":"b3e90b8b8b953a97"}}