{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1637 <br>KARAR NO: 2024/1656<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26.08.2024 tarihli ara karar.<br>NUMARASI: 2024/593E. <br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali <br>Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen  26.08.2024 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar  vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirkette pay sahibi olduklarını, şirket ortaklarından ...'ün %55,97  oranında, ...'ın %3,25 oranında, ...'ın 9,11 oranında, ...'ın %9,11 oranında, davacıların ise %4,55'er oranında, ...'ün %4,34 oranında pay sahibi olduğunu, ... ailesinin bunun dışında da ortaklıklarının bulunduğunu, anonim şirketlerin nihai amacınının kar elde edip ortaklarına dağıtmak olduğunu, bu amaca uygun kararlar alınması gerektiğini, ancak davalı şirket yönetim kurulunun buna uygun hareket edilmediğini, davalı şirketin genel kurul toplantıları yapılmadığını veya geç yapıldığını, davacıların kardan pay alma hakkının önüne geçmek adına kar dağıtımı genel kurul gündemine bile alınmadığını,  şirketin 2020, 2021 ve 2022 yılına yönelik finansal tabloları incelendiğinde, zararın çoğunun yönetim kurulu üyelerine dair harcamalar olan genel yönetim giderlerine ilişkin olduğunun görüleceğini, davacıların kar payı hakkının önüne geçilebilmesi için, davalı şirket aracılığı ile ... ailesi kontrolündeki kişilerin aracı olarak kullanılarak davalı şirketin karlarının aktarıldığını, kazanç aktarımı için TTK'nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerin hukuka aykırı şekilde alınarak tescil edildiğini, davacıların bilgilendirilmediğini, yönetim kurulu üyeleri lehine olacak şekilde fiktif faaliyet raporları ve finansal tablolar oluşturularak ibranın sağlandığını, şirketin zarar etmesine rağmen doğrudan yönetim kurulu menfaatine olacak şekilde davalı şirketten nakit çıkışı anlamına gelen genel yönetim giderlerinin 2019 yılından itibaren sürekli ve olağanüstü derece arttığını, şirketin 2019 yılından itibaren zararının artığını, şirketin bilinçli bir şekilde karlılıktan uzak yönetildiğini, şirket yönetim kurulunun bilerek ve isteyerek davalı şirketin karlılığını engellediğini, elde edilen kararın da örtülü kar dağıtımı olarak yöneticilere aktarıldığını, şirketin bilançolarının ve faaliyet raporlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, şirketin durumunu şeffaflıkla yansıtmadığını, faaliyet raporları ve finansal tablolara itiraz edildiğini ileri sürerek, 04.12.2023 tarihinde yapılan 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında alınan, yönetim kurulu faaliyet raporu ile kar ve zarar hesapları ile bilançonun onaylanması, yönetim kurulunun ibrası, yönetim kurulu üyeliği seçimi ve yöneticilere TTK'nın 395 ve 396.maddelere ilişkin izin verilmesi hakkındaki 2,3, 4, 6 numaralı kararların iptaline, şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasına, genel kurulun 6 nolu kararının icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; yönetim kurulunun aktif olarak şirketin işleyişinde görev aldığın ve organ eksikliği bulunmadığını, toplantıda alınan kararların kanuna uygun olduğunu savunarak, davanın ve tedbir talebinin reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 26.08.2024 tarihli ara kararda özetle;  \"...Genel kurul toplantısında alınan kararların yürürlüğünün durdurulması için TTK 449.maddesi gereğince şirketin yönetim kurulu üyelerine görüş ve beyanlarının alınması için tebligat çıkarılmış, 27/03/2024 havale tarihli dilekçe ile  yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ...'ın yürürlüğün durdurulması talebini kabul etmediklerini beyan ettikleri anlaşılmış, dosya incelendiğinde TTK'nun 449.maddesi uyarınca yürütmenin geri bırakılması talebin hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.' hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada 'mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından' söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Somut olayda davacı vekili davalı şirketin 04/12/2023 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin...\"gerekçesiyle davalı şirketin 04.12.2023 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 04.12.2023 tarihli 2020-2021-2022 mali yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddede yer alan izinlerin verilmesine ilişkin 6 numaralı kararın yürütmesinin geriye bırakılmasının istendiğini, mahkemece yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini, Ancak mahkemece anılan maddeye ilişkin talepler hakkında hiç bir inceleme yapılmadığını, şirket bilanço ve faaliyet raporları, şirketin ortaklara olan borçları gibi hususların incelenmediğini, yöneticilerin sunduğu matbu görüşün dikkate alınarak karar verildiğini, Mahkemece yönetim kurulu üyelerinin görüşleri yazılırken, yönetim kurulu üyelerinin isminin yanlış yazıldığını, (27.03.2024 tarihli dilekçe ile yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ...’ın yürürlüğün durdurulması talebini kabul etmediklerini beyan ettikleri anlaşılmış..) muhtemelen başka bir dosyadan alınan kararın, kopyala yapıştır şeklinde karara geçirildiğini, yöneticilerin ismi ile görüşlerin tarihinin de hatalı olduğunu, özensiz inceleme ile talebin reddinin hatalı olduğunu,  bu şekilde şirketin içinin boşaltılması ve örtülü kazanç aktarımı yapılmasının sağlandığını, Yönetim kurulu üyelerince dosyaya sunulan 17.07.2024 tarihli, muhtemelen vekilleri tarafından hazırlanan matbu evrak niteliğindeki görüşün TTK'nın 449. maddesinde belirlenen şartları taşımadığını, mahkemece ilk olarak şirket yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...’a yazı yazılarak tedbir talebi hakkında görüşlerinin sorulduğunu,  dosyaya sunulan dört paragraflık görüşün ilk iki paragrafında dosyanın özetlendiğini, ardından da organ eksikliğinin bulunmadığının belirtildiğini, oysa talebin TTK'nın 395-396.maddelerinde yer alan izinlerin verilmesinin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin olduğunu ve şirketin organ eksikliği bulunması/bulunmamasının talep ile ilgili olmadığını, her üç görüşte de somut bir beyan bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.09.2013 tarih ve 2013/12965 E., 2013/15637 K. sayılı kararında talebe yönelik içerik denetimi yapılması ve talebin değerlendirilmesinden önce mutlaka yönetim kurulu üyelerinin mahkeme huzuruna davet edilmesi ve görüşlerinin mahkeme huzurunda  alınması gerektiğinin belirtildiğini, mahkemece yasada belirtilen şekilde yöneticilerin görüşlerinin alınmadığını, şirket yöneticilerinin usulsüz işlemler yaptığını ve anılan kararın yürütmesinin durdurulmasının zorunlu olduğunu, şirket yöneticilerinin kontrolünde olan diğer şirketlere kaynak aktarıldığını, davalı şirketin içinin boşaltıldığını ve mal varlığının örtülü işlemlerle başka kişilere aktarıldığını,  kararın yürütülmesi ile kar aktarımına izin verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin, 04.12.203 tarihinde yapılan 2020-2022 yıllarına ilişkin  olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali 2,3,4,6 nolu kararların iptali istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise TTK'nın 449. maddesi gereğince, dava konusu genel kurulda alınan 6 nolu kararın kararının yürütülmesinin dava sonuna kadar durdurulması talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin 08.07.2024  tarihli bu ara kararı ile kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebi incelenmiş ve reddedilen talebe karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu Dairemizin 26.09.2024 tarih ve 2024/1267 Esas, 2024/1331 Karar sayılı ilamı ile incelenmiştir. Davacılar vekilinin 6 nolu karara yönelik tedbir istemi TTK'nın 449.maddesine uygun şekilde yöneticilerin görüşü alındıktan sonra 26.08.2024  tarihli ara karar ile incelenmiştir. Eldeki uyuşmazlık, genel kurul toplantısında alınan rekabete izin verilmesine ilişkin 6.maddeye ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkindir. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının  iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389.maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü,  aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" düzenlemesini içermektedir. Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun  ve  ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde, davalı şirketin 04.12.2023 tarihinde yapılan 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 2,3,4 ve 6 nolu maddelerin iptalinin talep edildiği, 6 nolu maddenin yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396.maddelerindeki yetkilerin verilmesine ilişkin olduğu ve bu maddeye yönelik ihtiyati tedbir talep edildiği görülmüştür. Ayrıca dava dilekçesinde anlatılan ve 6. madde ile bağlantılı olduğu belirtilen, davalı şirket yöneticilerinin kötü yönetimi nedeniyle şirketin yönetim ve denetim kayyımı atanması talep edilmiştir. Mahkemece TTK'nın 449. maddesi uyarınca yöneticilerin görüşlerinin alınması için 5 günlük süre verilerek tensip zaptı ve dava dilekçesi tebliğ edilmiştir. Tebligat ...'a 29.07.2024 tarihinde, ...a 30.07.2024 tarihinde, ...'e 31.07.2024 tarihinde yapılmıştır. Yöneticilerin vekili olduğunu belirten ...tarafından UYAP ortamında 17.07.2024 tarihinde sunulan dilekçe ile yönetici beyanlarının sunulduğu belirtilmiştir. 16.08.2024 tarihinde sunulan dilekçede yöneticilerin beyanlarının ekte olduğu belirtilmiştir. İncelenen beyanlarda genel kurul toplantısının usulüne uygun şekilde yapıldığı, şirketin organ eksikliğinin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür. TTK'nın 449. maddesinde, yöneticilerin duruşmada dinlenilmesi ihtiyati tedbir yönünden bir dava şartı olarak düzenlenmemiştir. Aksine madde metninde, yönetim kurulu üyelerinin görüşünün alınmasından söz edilmiş, bu görüşün ne şekilde alınacağına ilişkin başka bir düzenleme bulunmamaktadır. TTK'nın 6102 sayılı TTK’nın 449. maddesinde, ”Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.” denilmiştir. Buna göre; mahkemece, dava konusu olup iptali istenen genel kurul kararları doğrultusunda davalı A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinin usulüne uygun olarak davet edilip görüşleri alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği Yargıtay 11. Hukuk Dairsinin 16.09.2013 tarih ve 2013/12965-15637 E.K. sayılı ilamında belirtilmiştir. Anılan karar veya yasa hükmünde, yöneticilerin mahkeme huzurunda dinlenmesinden söz edilmemiş, aksine yöneticilerin görüşünün alınması, ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Esasen şirketin yararına olan bu hükmün temel amacı, şirket genel kurul kararların yürütmesinin durdurulmasından önce yöneticilerin haberdar edilerek görüşlerinin alınmasıdır. Sunulacak görüşün şekline ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi, sunulacak beyanın uzun veya kısa olmasının tedbire ilişkin karara bir etkisi bulunmamaktadır. Bu tür davalarda HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesindeki ispata ilişkin genel kurullardan ayrılmayı gerektirir bir neden da bulunmadığından, yaklaşık ispat koşulunan davacı tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde yapılan açıklamaların ve ileri sürülen vakıaların mutlak doğrular  olarak kabulü halinde esasen yargılamaya gerek kalmayacaktır. Yargılamanın amacı, iddia ve savunmada ileri sürülen vakıaların delillerle değerlendirilerek, tarafların talep sonucu hakkında yargıya varmaktadır. Genel kurulun 6. maddesinde yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerine göre yetki verildiği, bu kararın oy çokluğu ile alındığı ve toplantı ile oylama nisabına ilişkin bir usulsüzlüğün bulunduğu savunulmamıştır. Davacıların iddiası genel olarak şirketin kötü yönetildiğine, zarar ettirildiğine, kâr payı dağıtılmadığına, şirket kaynaklarının örtülü olarak bir kısım ortaklara ve şirketlere aktarıldığına ilişkindir. Belirtilen olguların yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığından söz edilemeyeceği gibi belirtilen bu durumun mali kayıpların esaslı şekilde incelenmesini de gerektirmektedir. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya tamamen imkansız hale geleceğinden ya da gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı konusunda yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanıt bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak yargılama, mali kayıpların incelenmesi ve taraflarca sunulacak delillerden, ihtiyati tedbir iddiasının ve tedbir nedenlerinin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması halinde ve talepte bulunulması durumunda tedbir talebi her zaman değerlendirilebilecektir. İlk derece mahkemesinin, sunulan kanıtlara göre talebe ilişkin yaptığı değerlendirme ve sonucun delillerle ilişkilendirilmesi yeterli olup, gerekçeli ara kararda maddi hata sonucu ve başka bir dosyadan bilgisayar ortamında kopyalanan isimlerin bulunmasının istinaf nedeni değildir. Bu husus ilk derece mahkemesince özensiz bir inceleme yapıldığı anlamına da gelmemektedir. Maddi hatadan bağımsız şekilde, ilk derece mahkemesince delillerin toplanarak değerlendirildiği ve ara karar tarihi itibariyle varılan sonucun doğru olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin 26.08.2024 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf başvurusuna eklenen Konya BAM 6.Hukuk Dairesinin 20.09.2023 tarih ve 2023/968-1706 E.K.sayılı kararının somut uyuşmazlıkla bir ilgisi bulunmamaktadır. Başka kişiler arasında görülen bir genel kurul iptal davasındaki somut delillere ve o dosyadaki delillerle bağlantılı olarak verilen ara kararın tüm yargı mercilerini bağlayıcı olacağından söz edilemeyeceğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 26.08.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db844a4a15667801","SID":"6d9b8021dbc712aa"}}