{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1933 <br>KARAR NO: 2024/3403<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/04/2024<br>NUMARASI: 2023/874 E - 2024/241 K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalı şirket arasında, Üsküdar ... Noterliğinin 01/03/2023 tarihinde ... yevmiye numarası ile temlik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre müvekkilinin ipotek temliği alacağı karşılığında 600.000-TL ödemesi yönünde anlaşma sağlandığı, ayrıca davalı tarafın sözleşmede yer alan icra dosyasından vazgeçmesi karşılığında feragat harcını davalı tarafa ödemesi yönünde anlaşma sağlandığı, müvekkili tarafından sözleşmeye istinaden 01/03/2023 tarihinde 600.000-TL davalı tarafa ait hesaba temlik bedeli ödemesi olarak gönderildiği, akabinde ise yine aynı hesaba 13.620-TL feragat harcı ödemesi gönderildiği, dolayısıyla sözleşme gereği olan ödemelerin müvekkili tarafından yerine getirildiği ve sözleşmenin tüm sonuçları ile geçerli hale geldiği, müvekkili bu ödemelerin karşılığında ilgili temlik sözleşmesi gereği temlik alan olarak alacaklı konumuna geldiği, sonrasında ise müvekkili tarafından yine davalı şirket hesabına sehven 160.000-TL ödeme gönderildiği, bu ödemenin sözleşmeye göre herhangi bir gerekçesi olmadığı gibi davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine neden olduğu, Kocaeli Noterliğinden 07/03/2023 tarih, ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek sehven yapılan ödemenin iadesi istendiği ancak davalı şirket iddiaları reddederek sehven yapılan ödemenin iadesini gerçekleştirmediği, bu hususta Üsküdar ... Noterliğinin 14/03/2023 tarih, ... yevmiye numarası ile ihtarname göndererek ödemenin gerçekleştirilemeyeceğinin bildirdiği, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, davanın kabulü ile davalıya haksız olarak ödenen 160.000-TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, müvekkili bankanın adresinin, davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği üzere ... Mahallesi, Dr. ... Caddesi, No:.. Ümraniye/İstanbul olduğu, huzurdaki davayı görmeye İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemelerinin yetkili olduğu, müvekkili bankanın kredi kullandırımı nedeniyle dava dışı borçlu ...'ten doğan alacağının havale yoluyla davacı ... tarafından ödenmesini oluşturduğu, alacağa konu kredi ticari türde olup, alacaklısı ve borçlusunun tacir olduğu, yine havale yoluyla borcun ödenmesi söz konusu olduğundan, TTK'nın 4. Md düzenlemesi nedeniyle havaleye ilişkin davaların ticari davalar olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğü, bu nedenlerle görev itirazında da bulundukları, açıklanan nedenlerle, öncelikle belirtilen nedenlerle davanın usulden reddine, davanın usulden reddi talebinin kabul edilmemesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, \"Davanın davacının davalıya 01/03/2023 tarihinde banka havalesi yoluyla gönderdiği 160.000,00 TL'nin davalı yönünden sebepsiz zenginleşme olduğu iddiasına dayalı açılan alacak davası olduğu, davacının, dava konusu 160.000,00 TL bedelin davalıya yanlışlıkla gönderildiğini ileri sürdüğü, davalının ise davacının bankanın hesabına dava dışı borçlu İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibi borçlusu ...'ün borçlarının ödenmesi zımnında ve taraflar arasındaki alacağın temliki sözleşmesi kapsamında 01/03/2023 Tarihinde 600.000,00.-TL, 01/03/2023 Tarihinde 160.000,00.-TL ve 01/03/2023 Tarihinde 13.620,00.-TL olmak üzere  toplam 773.620,00.-TL ödeme yaptığını savunduğu, davacının ödemesine ilişkin dekontta açıklama bulunmadığı, yukarıda atıf yapılan Yargıtay içtihadı dikkate alındığında davacının bu ödemeyi borç ödemesi kapsamında yaptığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği, aksini ispatlama külfetinin davacı üzerinde olduğu, davacının ise belirtildiği gibi paranın yanlışlıkla gönderildiğini savunduğu ve bu hususta herhangi bir iddia ve delil gösteremediği, aksine yukarıda ortaya konulan deliller dikkate alındığında davacının İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip borçlusu ...'ün borcunu temlik aldığı, takibin limit ipoteğine ilişkin ilamlı takip olması nedeniyle ipotek bedeli üzerinden 600.000,00 TL üzerinden takip yapıldığı, davacının bu bedeli davaya konu alacak ile aynı tarihte davalıya havale ettiği, yine aynı tarihte takip masraflarına ilişkin de 13.620,00.-TL havale yaptığı, dava dışı ...'ün asıl borç miktarının 749.967,00.-TL olduğu ve taraflar arasındaki temlik sözleşmesinde -yukarıda da bahsedildiği gibi- alacağın bir kısmının 600.000,00 TL olduğundan bahsediliği de dikkate alındığında, davacının diğer ödemelerle aynı tarihte yaptığı 160.000,00 TL'lik havalenin de taraflar arasındaki temlik sözleşmesi kapsamında ve dava dışı ...'ün davalıya olan borcunun ifası kapsamında gönderildiğinin kabulünün gerektiği, taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarının da tüm bu hususu doğruladığı ve desteklediği\" gerekçesi ile; \"Davanın REDDİNE\" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davalı taraf ile müvekkili arasında dava  01.03.2023 tarihli, toplamda 600.000,00 TL bedelli temlik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereği müvekkilinin, davalı bankadan bedelini ödemek suretiyle ipotek devir aldığını, davacı ile davalı şirket arasında, Üsküdar ...Noterliğinin 01.03.2023 tarihinde ... yevmiye numarası ile temlik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin ipotek temliği alacağı karşılığında 600.000,00 TL'yi ve davalı tarafın sözleşmede yer alan icra dosyasından vazgeçmesi karşılığında feragat harcını davalı tarafa ödemesi yönünde anlaşma sağlandığını, temlik sözleşmesine istinaden 01.03.2023 tarihinde 600.000,00 TL davalı tarafa ait hesaba temlik bedeli ödemesi olarak gönderildiğini, yine aynı hesaba 13.620,00 TL feragat harcı ödemesi gönderildiğini, sözleşme gereği yapılması gereken tüm ödemelerin müvekkili tarafından yapılmış ve sözleşmenin  tüm sonuçları ile geçerli hale geldiğini,bu ödemelerin sonrasında ise müvekkili tarafından yine davalı şirket hesabına sehven 160.000,00 TL ödeme gönderildiğini,bu ödemenin herhangi bir gerekçesi olmadığı gibi davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine neden olunduğunu,ödemelerin uhdesinin ihtarname ile talep edilmesine rağmen iade edilmediğini, tüm ödemelerin ipotek temlik sözleşmesi kapsamında gönderildiğini,fazladan gönderilmiş tutar olan 160.000 TL için ise sözleşmede bir açıklama bulunmadığını belirterek ,davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava ,sehven gönderildiği ileri sürülen havale bedelinin iadesi talebine ilişkindir. Gönderilen 160.000,00 TL'lik  havale belgesinde, havalenin gönderilme nedenini belirtilmediği görülmüştür. İspat ile ilgili olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi  18/12/2019 tarih ve 2018/7661 E 2019/10265 K sayılı kararında belirtildiği üzere; Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. İspat yükünün açıklanması noktasında vasıflı ikrardan da  söz edilmesi  gerekmektedir. Vasıflı ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu fakat, bunun hukuki niteliğinin (vasfının) iddia edildiğinden başka olduğu bildirilir. Hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin onu ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir. Vasıflı ikrarda ispat yükü (6100 sayılı HMK md.190-TMK md. 6) vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden (gerekçeli olarak inkar eden) tarafta değildir. Davacı taraf davalıya gönderdiği 160.000,00 TLlık havale ile davalıya yapılan ödemenin sehven yapıldığını ispat edememiştir. Davacı davayı ispatlayamamıştır. Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"08628f497c3c43f8","SID":"195432b2ccc50a2e"}}