{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1647 <br>KARAR NO:2024/1654<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18.09.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI:2024/226 E.<br>DAVANIN KONUSU:Yönetim Kurulu Kararının Butlanı <br>Taraflar arasında görülen yönetim kurulu kararının butlanı talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle yönetim kayyımı atanması, denetim kayyımı atanması ve genel kurul çağrısı yapılması için tedbiren idari kayyım atanmasına taleplerinin ayrı ayrı reddine talebinin reddine dair verilen 18.09.2024 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; 05.07.2024 tarihli genel kurulu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararının, şirket ana sözleşmesine ve TTK’nın 390/4. maddesindeki usule uyulmaksızın alındığını, ana sözleşmenin 10.maddesinde şirket yönetiminin başkan veya vekili tarafından toplantıya çağrılacağının düzenlendiğini,  aynı maddede hiç bir üyenin toplantı talebinde bulunmaması halinde karar metnini dolaştırılması yoluyla karar alınmasının mümkün olduğunun düzenlendiğini, müvekkili ...'nun fiziki toplantı talebine rağmen yönetim kurulu kararının müvekkilinin imzası olmaksızın ve değiştirilerek alındığını, yönetim kurulu üyelerinden birinin fiziki toplantı yapmak istemesi halinde dolaştırılarak karar alınamayacağını, yetkisiz olan genel müdürün müvekkiline elektronik posta ile kararı gönderdiğini, müvekkilinin itirazı üzerine kararın tahrif edilerek başka bir karar alındığını, yönetim kurulu toplantısına çağrı kanun ve anasözleşmeye uygun olarak yapılmadığını, karar alınması istenen konularda, fiilen ve fiziken yönetim kurulu toplantısı yapılmasına dair bir yönetim kurulu üyesinin yazılı talebi olmasına rağmen böyle bir toplantı yapılmadığını, dava konusu kararın, bilanço görüşmeleri ertelenen olağan genel kurul toplantısının tekrar yapılmasına ilişkin bir karar olduğunu, ortakların genel kuruldaki itiraz ve eleştirilerine cevap verilmesine yönelik, buna dair bir değerlendirme yapılmasını içeren bir karar olmadığını, müvekkili ...’nun şirkette bir süredir devam eden usulsüzlüklere ilişkin olarak ertelenen ilk genel kurul toplantısında görüşme istediğini, müvekkilinin atlatılarak karar alındığını, genel kurulda yapılmaya çalışılan ana sözleşme değişikliği ile şirketteki yönetim kurulu üyesi sayısını artırılacağını, bu şekli ile müvekkilinin imzası olmadan karar alınacağını şirketin önceki yönetiminin süresinin dolduğunu, yeni seçilen yönetim kurulunun ise buna ilişkin kararın yok hükmünde olması nedeniyle hukuken varlık kazanmadığını, şirketin hâlihazırda yönetim organından mahrum olduğunu, halka açık ortaklık olması niteliği de göz önüne alındığında bu durumun şirketin ve ortakların zararını artırdığını ileri sürerek, çağrıya ilişkin genel kurul kararının butlanının tespitine, genel kurul çağrısı için tedbiren idari kayyım atanmasına, genel kurul kararının geçersiz olması nedeniyle şirketin pay sahiplerinin aleyhine yönetilmemesi için tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, bu talebin yerinde görülmemesi halinde denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince 18.09.2024 tarihli ara kararda özetle;  \"...Talep, tedbiren şirkete kayyım atanmasına ilişkindir. Kayyım TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir. Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun dördüncü kısım birinci bölümde 329 vd maddelerde Anonim Şirket düzenlenmiştir. Kayyım ise, TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir.Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan  sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır.TMK'nun 427/4) Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, şeklinde düzenlenmiştir. Madde içeriklerinden anlaşılacağı üzere anonim ve limited şirketlerde yönetim kayyımı atanmasının temel dayanak maddesi TMK 427/4. maddesidir. Zira şirketin bir tüzel kişi olarak ticari hayatının devamı ve gerekli idari ve yönetimsel işlemlerin icra edilmesi şirketin organları vasıtasıyla mümkün olmakta, bu organların görev yapamaz hale gelmesi halinde ise TK 427/4 maddesi uyarınca yönetim ve temsil kayyımı atanması yoluna gidilmelidir.Davacı tarafın şirkete tedbiren yönetim ve denetim kayyımı atanması talep edilmiş ise de;  şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, yukarıda açıklanan TMK 426. maddesinde de anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı dikkate alınarak yönetim ve denetim kayyımlığı gerektiren haller oluşmadığı gibi genel kurul çağrısı yapılmasını gerektirir yaklaşık ispat kuralının da gerçekleşmediği gözetilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, davacı vekilinin  yönetim kayyımı atanması , denetim kayyımı atanması ve genel kurul çağrısı yapılması için tedbiren idari kayyım atanmasına taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı,  davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle Dava dilekçesinde açıklandığı üzere ihtiyati tedbire ilişkin şartların oluştuğunu, yönetim kurulu kararının geçersiz/yok hükmünde olduğuna ilişkin açıklama yapılarak kanıtların sunulduğunu, pay sahiplerinin haklarının korunması ve keyfi kararların alınmaması için tedbir taleplerinin kabulü gerektiğini, şirketin ciddi zararları için yönetim kurulunca doyurucu bir açıklama yapılmadığını, yönetim kurulunu kontrol eden A grubu hissedarların, halihazırda şirketi suistimal ettiklerini, mevcut durumda zararın doğması karşısında HMK'nın 389.maddesindeki şartların oluştuğunu, bu şekilde yönetilmeye devam edilmesi halinde zararın katlanamaz boyuta geleceğini, Tedbir talebine ilişkin tüm kanıtların dava dilekçesinin ekinde sunulduğunu, esasen çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının, dava dilekçesinde anlatıldığı üzere ana sözleşme ve yasaya aykırı alındığını, ana sözleşmeye göre  çağrı yetkisi olmayan genel müdürün elektronik posta ile gönderdiği ve imzalanmasını istediği kararın yönetim kurulu üyesi olan müvekkilince imzalanmadığını, müvekkilinin fiziki toplantı talep ettiğini, üyelerden birinin fiziki toplantı talep etmesi halinde kararın dolaştırılarak imzalanması şeklinde toplantı yapılamayacağını, çağrıya ilişkin yönetim kurulu toplantısından sonra toplanan genel kurulda yönetim kurulunun ibrası, finansal tablolarının görüşülmesi, yeni yönetim kurulu seçimi gibi son derece önemli kararlar alındığını, 01.08.2024 tarihli karar ile iki yönetim kurulu üyesine sınırsız temsil ve ilzam yetkisi verildiğini, bu kişilerin çıkartmış olduğu vekâletnameler ile kurumsal yönetim ilkerine tabi halka açık olan şirketin günlük işlerinin üçüncü kişilerce yönetildiğini, dilekçede açıklandığı üzere, şirketin aylık 500.000,00 Euro civarında satış zararı bulunduğunu, envanterdeki taşınmazların değerleyerek bu bilançonun makyajlandığını, şirketin taşınmazının rayiç bedelinin altında satıldığını, satılan makinelerin bir kısım parasının kasaya konmadığını, yönetim kurulu başkanının yakınlarının önemli görevlere getirtilerek kurumsal yönetim ilkelerinin ihlal edildiğini, yapılan usulsüzlük ve suiistimallerin ortakların zararına neden olduğunu,TMK'nın yönetim/denetim kayyımı atanmasına ilişkin 426-427 maddeleri hükümlerine göre de davalı şirketin yönetiminde organ boşluğu bulunduğunu,  çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle, genel kurul toplantısı ile alınan kararların batıl olduğunu, bu hususun  kabul edilmemesi halinde alınan kararların yasa ve ana sözleşmeye aykırı olması nedeniyle iptalinin gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yönetim kayyımı tayinine veya denetim kayyımı atanmasına yada genel kurul çağrısı yapılması için tedbiren idari kayyım atanmasına ihtiyaten karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, şirket yönetim kurulunun, genel kurul çağrısına ilişkin 05.06.2024 tarih ve 15 numaralı kararının yokluğunun tespiti istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise, bu dava içinde talep edilen genel kurul çağrısı için idari kayyım atanması ile şirkete organ boşluğu ve yönetimsel ihmaller nedeniyle yönetim veya denetim kayyımı atanmasına ilişkin taleplerin reddine dair 18.09.2024 tarihli ara karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında  yönetim kayyımı atanması, denetim kayyımı atanması ve genel kurul çağrısı yapılması için tedbiren idari kayyım atanmasına taleplerinin reddine dair 18.09.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İhtiyati tedbir talebi, cevap dilekçesinin sunulmadığı aşamada değerlendirilmiştir. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, davalı şirketin 2023 yılı olağan genel Kurul toplantısının 28.05.2024 tarihinde yapıldığı, ancak azlık pay sahiplerinin TTK'nın 420. maddesi uyarınca finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesin ertelenmesini talep etmeleri üzerine davaya konu yönetim kurulu kararı ile genel kurul toplantısı  05.07.2024 tarihinde yapılmış ve gündemindeki konularda karar almıştır.HMK'nın 389.maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü,  aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" düzenlemesini içermektedir.Davacı vekili, şirketin kötü yönetildiğini ve halka açık şirketin mal varlığının azaltıcı işlemler yapıldığını, satılan bir kısım emtia bedelinin kasaya alınmadığını, kurumsal yarar yerine özellikle yönetimde hakim olan A grubu hissedarlar ile ailelerinin çıkarlarının öncelendiğini, kötü yönetilerek zarar ettirilen şirketin gerçekte organ boşluğu içinde olduğunu ve HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde belirlenen yaklaşık ispat ile zarar olgularının dava dilekçesi ve ekindeki delillerle kanıtlandığını ileri sürmektedir.Ayrıca çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle şirkette organ boşluğu bulunduğu kabul edilmektedir.Şirketin kötü yönetildiğine ilişkin iddialar tedbir talebinin değerlendirildiği aşama itibariyle soyut olup, yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmamıştır. Taraflarca delillerin sunulması aşamasından sonra ilk derece mahkemesince talep edilmesi halinde mevcut durumda alınması gereken tedbirlerin değerlendirileceği açıktır. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Somut olayda, ara karar tarihindeki delillerden herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, yönetim kurulu üyeleri hakkında ileri sürülen iddiaların yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı, yapılan toplantının mali tabloların incelenmesi  için ertelenen genel kurul toplantısı olduğu dikkate alındığında, mahkemece talebin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından söz edilemez. İstinaf incelemesi sırasında dava konusu konusu genel kurul karanın iptaline karar verildiğinin bildirildiği görülmüştür. Kararın içeriği ve konusu gözetildiğinde, şirkete kayyım atanması gerektirir bir neden bulunmadığı, ilk derece mahkemesince de tedbire karar verilmediği ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşıldığından  mahkemenin tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 18.09.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36e4dcb6cb25e2ca","SID":"4e007fa93683fdbe"}}