{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                                                                                           <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2890 <br>KARAR NO: 2024/2379<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/05/2021<br>NUMARASI: 2020/124 Esas, 2021/416 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali \" Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan \"<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  21/11/2024<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede  işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı ...'in arkadaşı olduğunu, kendisinden yeni açacağı estetik merkezi için borç istediğini, müvekkilinin de kendisine 15/12/2014 vade tarihli 96.000,00.-TL bedelli senet verdiğini, davalının peyderpey ödemeler yapmış olduğunu, 50.000,00.-TL borç kaldığını, davalının müvekkiline mesaj atarak kendilerini icraya vermemesini, geriye kalan parayı ödeyeceklerini söyleselerde parayı ödemediğini, müvekkilini sürekli oyaladığını, bunun üzerine müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ancak borçlunun haksız ve hukuka aykırı olarak borca itiraz ettiğini, takibin durduğunu iddia ve beyan ederek davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın en az %40'ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının icra takibine ve davaya dayanmış olduğu tek yazılı belge olan 15/12/2014 keşide tarihli 20/12/2014 tarihli bononun artık bono vasfını kaybettiğini, zamanaşımına uğramış olan senedin taraflar arasında bir mal karşılığı olarak düzenlenmiş olduğunu,  sadece yazılı bir delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek olan yazılı belge olduğunu, söz konusu yazılı delil başlangıcı olan belgede, davacı tarafın senette malen alınmadığı bildirilmiş ise de, artık bu hususun aksinin, tanık, telefon mesajları veya internet çıktısı veya whatsapp mesajları v.s. delillerle ispat etmesinin söz konusu olamayacağını, icra dosyasına konu olan 50.000,00.-TL borcun miktar itibari ile ancak yazılı deliller ile ispatlanabileceğini, davacı tarafın zamanaşımına uğramış olan ve bu sebeple ancak yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek olan söz konusu borcun malen değil de nakden borç karşılığında verilmiş olduğunu, HMK'nın ilgili maddesi gereğince ancak ve ancak usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayabileceğini iddia ve beyan ederek davacının davasının reddine, davacının takip bedelinin %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \" ..1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,.. \" karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, davalı taraf cevap dilekçesinde borçlarını ikrar etmiş olduğu, senetteki borcun imzasının kendilerine ait olduğunu ikrar ettiği, müvekkil davalının arkadaşı olup yeni açacağı estetik merkezi için borç istediği, davalının peyderpey ödeme yaptığı, 50.000,00 TL borç kaldığı, mesajlar atılarak müvekkili oyaladığını, kendisinden mal alacaktım şeklinde para vermediği şeklinde açıklamalarda bulunduğu, \" borcum borç, parayı ödeyeceğim \" şeklinde yazışmalarda bulunduğu, Yargıtay 13. HD, whatsapp, facebook, e-mail gibi ortamlardaki bilgi taşıyıcılığını delil gibi saydığı, HMK 199. maddesinde de bu hususların belirtildiği, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  Dava,  taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinden kaynaklı yapılan icra takibine itirazın iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.  Davacı tarafça müvekkilinin davalı ...'in arkadaşı olduğunu, kendisinden yeni açacağı estetik merkezi için borç istediğini, müvekkilinin de kendisine 15/12/2014 vade tarihli 96.000,00.-TL bedelli senet verdiğini, davalının peyderpey ödemeler yapmış olduğunu, 50.000,00.-TL borç kaldığını, davalının müvekkiline mesaj atarak kendilerini icraya vermemesini, geriye kalan parayı ödeyeceklerini söyleselerde parayı ödemediğini, müvekkilini sürekli oyaladığını, bunun üzerine müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ancak borçlunun haksız ve hukuka aykırı olarak borca itiraz ettiğini, takibin durduğunu iddia ve beyan ederek davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın en az %40'ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Ödünç sözleşmesi; 6098 s.TBK.nun 386.m.sinde :”Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.” Şeklinde düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) “Karz akdi” başlıklı 306. vd. maddesindeki yasal düzenlemeye göre ; “Karz, bir akittir ki onunla ödünç veren, bir miktar paranın yahut diğer bir misli şeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil ve bu kimse dahi buna karşı miktar ve vasıfta müsavi aynı neviden şeyleri geri vermekle mükellef olur.” şeklindedir.  Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün veya tarih belirlenmemiş ise; 6098 .TBK.nun 392.m.si (yürürlükten kalkan 818 s.B.K.312.m.si) hükmüne göre :”- Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” Şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla ödünç sözleşmesinde muaaceliyet tarihi bu hükme göre belirlendikten sonra zamanaşımı işlemeye başlayacaktır. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 102. maddesinde de “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır“ hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu icra takibine dayanak banka dekontunda borç/ödünç olarak verildiğine ilişkin hiç bir açıklama ve şerh bulunmaması halinde  banka havalesi ile gönderilen havalenin 6098 s.TBK.nun 102.m.si hükmü uyarınca bir borcun ödemesi olarak gönderildiği kanuni karinedir. Delil başlangıcı, HMK 'nın 202/2 maddesinde; “iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse ya da temsilcisi tarafından ve ya gönderilmiş belge” olarak tanımlanmıştır.  Bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olması gerekir. Üçüncü kişi tarafından yazılmış ve fakat aleyhine delil olarak kullanılacak olan kişinin herhangi bir şekilde yazısının bulunmadığı belgeler delil başlangıcı sayılmaz. Buna karşılık, aleyhine delil olarak kullanılmak istenen tarafın, imzasız el yazısı ile mektupları, herhangi bir şekilde bir kağıda yazılmış el yazısı ile notları delil başlangıcı sayılabilirler. Yine imza yerine paraf taşıyan belgeler de delil başlangıcı sayılır. Delil başlangıcı, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat etmemekle beraber, o işlemi muhtemel göstermelidir Davacı taraf davalı tarafa borç olarak verdiği bedel için peyder pey ödeme yapıldığı ancak 50.000TL bakiye kaldığı bununla ilgili mesaj yazışmalarının bulunduğu  ayrıca bono alındığı belirtilmiştir. Takip konusu  İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının alacaklısı ... borçlusu ... 50.000TL  takip bedeli, senet sureti takibe konulduğu, davacı oyalanarak senedin zamanaşımına uğratıldığı beyan edilerek ilamsız takip yapıldığı belirtilmiştir. Davalı taraf ise bonoda malen ibaresinin bulunduğunu belirttiği anlaşılmıştır. İDM 03.12.2019 tarihinde görevsizlik kararı vererek Asliye Ticaret Mahkemesine dosyayı tevdi ettiği anlaşılmıştır. Ancak Yargıtay 11.HD 2022/4540 E 2023/3950 K sayılı 21.06.2023 tarihli benzer  kararlarında; ..3.Somut olayda davacının temel ilişkiye dayandığı açık olup temel ilişkiye dayalı davanın ticari dava ihtiva edip etmediğinin tetkiki gerekmektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin satım sözleşmesi olduğu, uyuşmazlığın bu nedenle mutlak ticari dava sayılamayacağı, davacı gerçek kişinin ise tacir sıfatının bulunmadığı belirlenmiş olup işbu davanın nispi ticari dava olduğu da söylenemeyecektir. Bu halde mahkemelerin görevine ilişkin düzenlemelerin kamu düzeni ile alakalı olduğu ve her aşamada görev hususunun nazara alınabileceği, dosya kapsamında verilen önceki temyiz incelemesinde Yargıtay'ın önüne görev hususu getirilmediğinden anılan bozma kararının görev ile ilgili müktesep hak oluşturmayacağı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkeme kararının BOZULMASINA,\" şeklinde kararı mevcut olup yine Yargıtay 19 HD 2018/188E 2018/5966K sayılı kararında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki temel uyuşmazlık ve kambiyo senedi vasfını yitiren senet takip konusu yapıldığından görev hususun öncelikle incelenmesi gerekmektedir. 6100 s.HMK.nun 1.m.si hükmü uyarınca“Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.”Bu yasal düzenlemeye göre taraflarca görev itirazı ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında Mahkemece resen nazara alınır ve Mahkemenin görevli olup olmadığı incelenir. Yukarıda belirtilen Yargıtay içtihatları da gözetildiğinde  temel uyuşmazlığa bakılması gerektiği, uyuşmazlık ödünç para ilişkisinden kaynaklı olup kambiyo vasfını yitirmiş olan senetle takip yapıldığı da anlaşılmakla   uyuşmazlıkta   Asliye Hukuk Mahkemeleri  görevli olduğu  kanaatine varılmıştır. Bu itibarla; davacı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.Davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ' nin 21/05/2021 tarih, 2020/124 Esas, 2021/416 Karar   sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s. HMK' nın 20. maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için dosyanın GÖREVLİ İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ' ne gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE, Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek6100 s. HMK' nın 20. m. gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine,4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  5.Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harçlarının talep halinde davacıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  21/11/2024  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70136514f96cf35d","SID":"ffe4548d0e124080"}}