{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/836 Esas<br>KARAR NO: 2024/1433<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/12/2020<br>NUMARASI: 2016/780 Esas, 2020/655 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle;  ... A.Ş. ve ...da faaliyet gösteren tüm Zorlu grubu şirketlerinin müvekkili şirkete  Yangın Sigorta Poliçesi ile  sigortalı olduğunu, sigortalı ... A.Ş.'ye ait \"... Mah. ... Sok. No:... Beşiktaş/İstanbul\" adresinde bulunan...'da, 08.01.2015 tarihinde çıkan yangın neticesinde maddi hasar meydana geldiğini, yangının, sigortalı tesise ait R2 bloğunun 17. katında bulunan koridorda başladığını, yangın sonucunda 6 daireden oluşan 17. katın tamamen yandığını, alt ve üst katlarda da ısı, ıslanma ve is hasarı oluştuğunu,  13.01.2015 tarihli Yangın Raporunda, yangının çıkış sebebi olarak \"malzeme taşıma arabasına atılan yanar haldeki sigara izmaritinin, malzeme taşıma arabası içerisindeki kolay yanıcı cisimleri tutuşturması ile yanmanın başladığını, gelişerek kat koridorlarına sirayet ettiğinin belirtildiğini, ekspertiz incelemesi neticesinde de yangına, davalı firmanın çalışanına ait sigara izmaritinin sebep olduğunun tespit edildiğini, sigortalı mahalde meydana gelen hasar nedeniyle davalı ...nin, gerek sigortalı ile akdedilen  inşaat yapım sözleşmesi gerekse de Borçlar Kanununun haksız fiil hükümleri gereği sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarının ardından  yaptırılan Ekspertiz incelemesi sonucunda hasar bedelinin %10 oranında müvekkili şirket payına isabet eden miktarının 52.250,00 USD olduğunun tespit edildiğini ve söz konusu hasar bedelinin müvekkili şirket tarafından 04.04.2016 tarihinde sigortalısına ödendiğini, müvekkili şirketin yapılan bu ödeme ile TTK 1472. maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olduğunu, hukuki halefiyet gereği, söz konusu rücu alacağı için davalı tarafa yapılan müracaatlarının sonuçsuz kaldığını  belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklan saklı kalmak kaydı ile sigortalıya ödenen 52.250,00 USD'nin ödeme tarihindeki Türk lirası karşılığı olan 147.773,45 TL rücuen tazminat alacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı ... Tic.AŞ vekili cevap dilekçesi ile; 09.01.2015 tarihinde çıkan yangına sebebiyet veren ...'nin müvekkili şirketin sigortalısı yahut çalışanı olmadığından müvekkili aleyhine açılan rücuen tazminat davasının pasif dava ehliyeti yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkilinin adresinin Ankara olması nedeniyle Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu,  görevli Mahkemenin genel düzenlemeler kapsamında Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu,  davacının delillerinin taraflarına tebliğ edilmediğini, davacı tarafça atıf yapılan bir kısım belgelerin halen dosyada olmadığını, dava dilekçesinin geri çevrilmesi gerektiğini, davanın dayanağı sigorta poliçeleri ve ekspertiz raporlarının dava konusu zarar ile müvekkili şirket arasında illiyet bağını göstermediğini, oluştuğu bildirilen davacı zararının hangi poliçe kapsamından karşılandığının bildirilmediğini, bunlara dayanılarak davanın esasının çözülemeyeceğini ve delil olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının zararını doğurduğunu dile getirdiği sigortalısının hasarına ilişkin ekspertiz raporlarının ise ön rapor, ara rapor ve son rapor olmak üzere üç rapora dayandığını, raporların eksik sunulduğunu, davacının ödemesinin lütuf ödemesi olduğunu ve müvekkili şirketten talep edilemeyeceğini, yangının çıktığı... projesinin geçici ve kesin kabullerinin yapılarak teslim edildiğini, projenin iskan ruhsatlarının alındığını ve 2013 yılından itibaren kısım kısım davacı sigortalısınca işletmeye alındığını, yangının ve zarar sorumlusunun tespitinin ancak yangın tarihinde iskana açık ve davacı sigortalısının kontrol ve denetiminde işletilen bu binadaki yangın güvenliği ile alakalı birimlerinde görev alan insan faktörü yanında, otomosyon sisteminin nasıl ve neden devre dışı bırakıldığının izahının yapılabilmesiyle mümkün olacağını, müvekkili şirketin akdi sebeplerle sorumlu olduğuna yönelik iddiaların dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, davacının dava açılmadan önce müvekkili şirkete başvurmadığını davacının davaya konu zararlarını ispat amacıyla sunduğu belgelerin gerçek zararı yansıtmadığını, davaya konu zararlar bakımından avans faizi talebinin yasal dayanağının bulunmadığını belirterek davanın öncelikle yetki ve görev yönünden, olmadığı takdirde husumet yönünden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  kesinleşen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/184 esas sayılı dosyasındaki yargılama sonucu ceza alan ...'nin sigara izmaritini tam olarak söndürmeden çöp arabasına atması ile yangının meydana gelmesine sebep olduğu, yine aynı mahkemede ceza alan ...'ın yangınla ilgili ilk ihbarın ... odasına 21.15'te gelmesine rağmen kameraları tam olarak kontrol etmeden sistemi resetlemesi nedeniyle yangının büyümesine sebep olduğu, iş bu maddi vakıaların ceza davasındaki mahkumiyet hükmüne gerekçe olması nedeniyle mahkemeyi bağladığı, yangının meydana gelişi ve büyümesinde dava dışı ... ve ...'ın fiilleri etkili olmakla, dava dilekçesinde davalı şirketin kusuruna göre tazminatın talep edilmiyor olması nazara alındığında TBK'nun 61. maddesinde düzenlenen haksız fillerde zarara sebep olanların müteselsil sorumluluğu ilkesi gereğince bilirkişi raporlarındaki kusur dağılımının hükme etkisi bulunmadığından davalı şirket çalışanı ...'nin yangının çıkmasına sebep olan fiili nedeniyle davalı şirketin TBK'nun 66. maddesi gereğince adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu, davalı şirketçe sorumlu olmadığının kabulüne yeterli delillerle sorumluluktan kurtulma sebebi gösterilmediği, yangının meydana geldiği tarih ve yer itibarıyla... İnşaat Yapım Sözleşmesi gereğince inşaatın kesin kabulü yapılmamış olmakla birlikte geçici kabulün yapıldığı ve yapı kullanımının ... A.Ş.'ye devredildiği, kesin kabul yapılmamış olduğundan davalı ... şirketinin yangının meydana geldiği yerde çalışmaya devam ettiği, yangın alarmlarını resetleyen işçi ...  A.Ş. çalışanı olmakla, davacı şirket sigortalısı ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasındaki güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin sözleşme ile ...'in güvenlikten doğan işletme ve görev sorumluluğunu ... Güvenlik'e tevdii ettiği, yine  ... A.Ş. ile ... Hizmetleri A.Ş. arasındaki itfaiye hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin sözleşme ile... Yapı yangın güvenliğinden doğan işletme ve görev sorumluluğunu ... İtfaiye'ye tevdii ettiğinden sigortalıların zararın doğması ya da artmasına etkileri bulunmadığının mahkemece benimsendiği, böylece TBK'nun 52. maddesi uyarınca hakkaniyet indirimini gerektiren bir durumun mevcut olmadığı, davacı yanca sigortalısına yapılan ödemeye esas alınan 09/03/2016 tarihli Ekspertiz Raporu'nun mahkemece görevlendirilen alanında uzman bilirkişilerce incelenmesi ile; hasar kalemlerinin yangın sonucu meydana gelen ve sigortalıya ait kısımlardaki hasarlar ile ilgili olduğu ve bu hasarların inşaatın kalitesi ve sınıfı da göz önüne alınarak birim fiyat ve toplam tutarlar olarak piyasa rayiç bedellerine uygun ve kadri marufunda bulunduğu, dava dışı sigortalıya 52.500 USD ödendiği hususunun sigortalı tarafından davacıya verilen ibraname ile sabit olduğu, davalı ... ve ... çalışanlarının zarara birlikte sebep olmaları nedeniyle bu şirketlerin adam çalıştıran sıfatıyla TBK'nun 61. ve 66. maddeleri gereğince zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, yine ...'nin ...'ün alt yüklenicisi ... firmasında sigortalı olması sebebiyle iş mevzuatı gereğince alt ve üst yüklenicinin müteselsil sorumluluğu söz konusu olduğundan ... firmasının da zarardan sorumlu olduğu, zarar görenin müteselsil sorumlulardan herhangi birinden zararının tamamını talep edebileceği, sorumlular arasındaki iç ilişkiye göre ise TBK'nun 62/2. maddesi uyarınca payına düşenden fazlasını ödeyeninin ayrıca açacağı bir rücu davasında kusur oranına göre hüküm verileceği ancak eldeki dava müteselsil sorumlular arasındaki rücu davası olmadığı gibi davacı yanca kusur oranına göre tazminat talebinde de bulunulmadığından aleyhine dava açılan davalı ... şirketinden sigortalıya yapılan ödemenin tamamının tahsiline dair dosya kapsamında ödemenin 04/04/2016 tarihinde yapıldığına ilişkin yeterli belge bulunmadığından davacı yanın temerrüt tarihine ilişkin talebinin dava tarihi olarak kabul edildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 52.250,00 USD karşılığı 147.773,45 TL'nin 15/07/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Somut olayda müvekkilinin  sigortalısına ödenen bedelin davalıdan rücuen tazmininin talep edildiğini, sigorta poliçeleri sebebiyle sigortalıya yapılan ödemelerde; müvekkili  yönünden zararın oluştuğu anın ödeme tarihi olduğunu ve ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin hatalı  olduğunu,  yerel mahkeme kararındaki esasa yönelik tespitlere tamamen katıldıklarını, ancak ilgili kararın yalnızca faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf kanun yoluna başvurduklarını belirterek kararın kaldırılmasına ve faiz başlangıç tarihinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.  Davalı ... Tic.AŞ  vekili  istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda bağımsız değişkenler olarak nitelediği ve mahiyeti itibariyle varlığı veya yokluğu nazara alındığında verilecek hükmü değiştirecek mahiyetteki unsurların ilk derece Mahkemesince layıkıyla değerlendirilmediğini, Bilirkişi heyetinin bu bağımsız değişkenleri nazara alarak alternatif kusur dağılımı yapıldığını, Mahkemece iki farklı kusur dağılımı içinden fevkalade yetersiz gerekçelerle davalı müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu alternatif / seçenekte müvekkili şirkete izafe edilen kusur oranının hangi sebep yahut gerekçelere dayandırıldığının açıklanmadığını,müvekkili şirketin yangın tarihine nazaran neredeyse bir  yıl önce, davacı ... şirketinin sigortalısı (dava dışı) ... Yatırım A.ş'ye  geçici kabul yapılarak teslim edilmiş bir yapının pasif ve aktif yangın sistemlerinden davalı müvekkili şirketin sorumlu olduğuna dair varsayımına dayandırılmış bu kabulün, hukuki olmadığı gibi, dosyadaki maddi deliller karşısında tutarsız olduğunu, binanın  ulusal ve uluslararası normlara uygun biçimde imal ve ikmal edildiğini, iskan ruhsatlarının alındığını, bina sahibi tarafından işletildiğini, binadaki aktif/pasif yangın sistemlerinin muhafaza yahut işletmesi ile ilgili sorumluğun müvekkili şirkette olmadığını, müvekkili şirketin taşeronu olduğundan bahisle, yine dava dışı bir şahıs üzerinden kusur izafe edilmesinin yanılgılı olduğunu, müvekkili şirketin eldeki zararı doğuran yangının meydana gelmesinden aylar önce, gerek binaların maliki konumundaki dava dışı ... A.Ş'yi gerek  yangın güvenliği gerekse... İşletme grubunun çalıştırdığı vasıfsız personel konusunda müteaddit kez uyardığının dosyadaki belgelerle sabit olduğunu, ilk derece Mahkemesince bu belgeler göz ardı edilerek karar verildiğini, bilirkişilerin kusura dayanak yaptığı hususların müvekkilinin yetki ve görevinde olmadığını,  davacının sigortalısı ve bu sigortalının görevlendirdiği şirketlerin işletme zafiyetlerinin yangının ve dolayısıyla eldeki davaya da yansıyan zararın büyümesine sebebiyet verdiğini, adı geçen dava dışı şirketlerin müterafık kusuru göz ardı edilerek, tüm zarardan sorumlu olacak şekilde müvekkili şirkete kusur ve tazminat yükümlülüğü izafe edilmesinin haksız olduğunu, yangın ekibinde vardiya amiri olarak görev yapan ve olayda yaşamını yitiren müteveffa ...'nun ağır kusurunun göz önüne alınmadığını,  hasar kalemleri ve unsurları bakımından zararın mahiyeti irdelenmeden, bu hususta aşamalarda yapmış oldukları itirazlar değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu,  ilk derece Mahkemesinin hükmüne esas aldığı Bilirkişi Heyetinin  kök raporunda, davacının her bir hasar kalemine ait, miktar (metre, adet, kg vb) birim fiyatlarını ve bedellerini içeren bilgi ve belgelerin / dokümanların dosyaya sunulmamış olduğunun tespit edilmiş bulunmasına rağmen, bu eksiklikler giderilmeden bilirkişilerin işaret ettiği biçimiyle davacının talep ettiği 147.733,45 TL tutarındaki rücuen tazminatı doğuran zararın ispata muhtaç kaldığı hususu da Sayın yerel Mahkemece açıkta bırakıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, Yangın Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, müşterek sigorta ile sigortalanan ... A.Ş.'ye ait...'da meydana gelen yangın neticesinde davacı ... şirketinin, ...  nolu poliçedeki % 10 payına karşılık 04.04.2016 tarihinde 52.250,00 USD hasar tazminatını sigortalısına ödendiği, ödenen hasar bedelinin, yangın nedeniyle davalının sorumlu olduğundan bahisle davalıdan rücuen tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı ... şirketi iş bu davada TTK 1472.maddesi uyarınca halefiyete dayalı olarak talep etmiştir. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. 1-Davalı şirketin istinaf nedenlerinin incelenmesi sonucunda; Dava konusu yangın olayı nedeniyle  İstanbul 12 Ağır Ceza Mahkemesi 2016/184 E- 2018/25 K sayılı 30.01.2018 tarihli kararı ile, \"09.01.2015 günü, saat 21.25 sıralarında Beşiktaş İlçesi ... Mahallesi ... Residance binası inşaatının R-2 Blok kısmı 17.katında yangın çıktığı, ... Sanıklardan ...'nin R-2 konutunun müteahhidi ... A.Ş.'nin alt yüklenicisi olan Beyda İnşaat Temizlik İşleri işçisi olduğu,... Yangının sanık ...'nin 17.katta sigara izmaritini çöpe arabasına atmasından dolayı çıktığı,... Çalışma alanında sigara içmemesi, içmesi halinde ise yanar sigarasını iyice söndürmeden kolay tutuşan malzemelerin olduğu çöp arabasına atmaması gereken ...'nin bunlara aykırı davranarak sigarasını iyice söndürmeden çöp arabasına atması, akabinde bu yangının çıkmasında asli kusurlu olduğu...\" gerekçesi ile dava dışı sanık ...'nin cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek 13/07/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. \"...Uyuşmazlığın çözümü açısından; ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, bir başka deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusunu düzenleyen kurallar üzerinde de durulması gerekmektedir. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi davasına etkisi, hukukumuzda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü ile yer almıştır. Bu düzenlemeye göre hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. İlkenin esası; bir ceza kuralı ile kamu hukuku yönünden yaptırım amaçlanmışken, aynı uyuşmazlığa ilişkin hukuk kuralı ile kişilerin birbirlerine karşı hak ve ödevlerini düzenleyen medeni hukuk alanında bir yaptırım amaçlanmasına dayanmaktadır. Bu açık hüküm karşısında; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayların varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır...\" (Yargıtay HGK 2019/(19)11-757 Esas 2022/694 Karar sayılı ilamı). Yukarıda yer verilen Yargıtay ilamına göre,  ceza mahkemesince maddi olaylara yönelik bir saptama içermesi halinde bu karar hukuk hakimini bağlayacaktır. Mahkemece, bilirkişi raporlarındaki kusura ilişkin tespite değil, kesinleşen ceza Mahkemesindeki maddi olguya ilişkin  kusur tespiti esas alınarak  karar verilmiştir. TBK 61. Maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden sorumlu olanların zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Bu itibarla söz konusu kusur oranlarının taraflar arasında görülecek olan davalarda iç rücu ilişkisinde dikkate alınacağı, zarar görene karşı kusur oranları dikkate alınmaksızın zararın tamamından müteselsilen sorumludurlar. Mahkemece TBK'nun 61. maddesinde düzenlenen haksız fillerde zarara sebep olanların müteselsil sorumluluğu ilkesi gereğince bilirkişi raporlarındaki kusur dağılımının hükme etkisi bulunmadığından bahisle davalı şirket çalışanı ...'nin yangının çıkmasına sebep olan fiili nedeniyle davalı şirketin TBK'nun 66. maddesi gereğince adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu yönündeki tespitinde  hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. Mahkemece,  bilirkişi raporlarındaki kusura ilişkin tespitler kararının gerekçesinde hükme esas alınmadığından davalının bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminin tatbik edilebilmesi için, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilmesi gerekir.  Davacının sigortalısı dava dışı... Yapı Yatırım A.Ş ile davalı şirket arasında imzalanan 01.04.2009 tarihli... İnşaatı Yapım Sözleşmesinin Alt Müteahhit başlıklı 42. Maddesinin 3. Bendinde, müeahhitin, alt müteahhite yaptırdığı işlerde ortaya çıkabilecek arıza, hata ve ayıplar ile iş sahibine ve 3. Şahıslara verdiği her türlü zararın tazmininden iş sahibine karşı birinci dereceden sorumlu olduğu, müteahhitin, alt müteahhitlerin, bunların personelinin fiil ve ihmallerinden sorumlu olacağı düzenlenmiştir.  Davalı, dava dışı... Yapı Yatırım A.Ş ile yaptığı sözleşmenin  42.maddesinin 3. Bendine göre,  alt yüklenicisi ...'in işçisinin sebep olduğu zararın tazminini  dava dışı sigortalıya karşı üstlenmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin,  dava dışı sigortalının  müterafik kusurunun göz önüne alınmadığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Zararın hesaplanmasına ilişkin olarak ise; 16.10.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, Ekspertiz raporunda, ... Sigorta ve ... Brokerliği A.Ş. Tarafından düzenlenen müşterek sigorta poliçesine göre sigorta konusu rizikonun poliçede toplam 859.042,286 USd hasar anındaki hasar bedelinin 859.042,286 USD olduğu, 09.01.2015 tarihinde çıkan yangında sigortalı tarafından toplam 686.925,25 USD hasar bedeli talep edildiği, Ekspertiz sonucu yapılan tespitte hasar bedelinin 534.208,49 USD olduğu, 09.01.2015 tarihinde meydana gelen yangında sigortalının talep edebileceği tazminat tutarının 522.500,00 USD olduğu ve bu hasardan müşterek sigorta uygulamasına dahil davacıya düşen  % 10 oran karşılığının  52.250,00 USD  olduğu ve sigortalıya ödendiği,  ödemeye esas ekspertiz raporunun \"hasar tespit tutarı Tablosu\"nun incelendiği ve hasar kalemlerinin yangın sonucunda meydana gelen ve sigortalıya ait kısımlardaki hasarlar ile ilgili olduğu ve bu hasarların inşaatın kalitesi ve sınıfı da gözönüne alınarak birim fiyat ve toplam tutarlar olarak piyasa rayiç bedellerine uygun ve kadri marufunda olduğu belirtilmiştir. Bu durumda  gerçek zarar miktarı,  belirlenmiş olup, davacının ödediği bu tutarı TTK 1472. Maddesi kapsamında davalıdan tahsilini talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının zarar miktarına yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. 2-Davacı şirketin istinaf nedenlerinin incelenmesi sonucunda; Davacı vekili müvekkili şirket yönünden zararın ödeme tarihi itibariyle oluştuğu ve ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin hatalı  olduğunu belirterek  kararı yalnızca faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf etmiştir. Davacı vekilinin dosya kapsamına sunduğu mutabakatname ve ibraname başlıklı belge ile davacının sigortalısına 52.250,00 USD ödediği sabit ise de bu belgede herhangi bir tarih bulunmamaktadır. Davacı vekili her ne kadar dava dışı sigortalısına 04.04.2016 tarihinde ödeme yaptığını iddia etmiş ise de bu tarihte ödeme yaptığına ilişkin bir delil ve belge sunmamıştır. Bu nedenle Mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmuştur. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/780 Esas, 2020/655 Karar sayılı ve 15/12/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin ve nispi olmak üzere toplam olarak yatırılan 2.523,6‬0 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.096‬,00 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f2990c89b497516","SID":"5715de19efe6e1cb"}}