{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2175 <br>KARAR NO: 2024/1916<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2022<br>NUMARASI: 2020/109 Esas - 2022/290 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 12/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin murisi ...'in 23.01.2018 tarihinde 3 şeritli yolda emniyet şeridinde beklemekte iken, davalı ...'in sahibi olduğu, davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucunda olay yerinde hayatını  kaybettiğini, kazayla ilgili olarak davalı araç sürücüsü ... hakkında Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/199 E. sayılı  dosyasında aldırılan 06.11.2018 tarihili raporda davalı tarafın kusur oranı %100 olarak davalı sürücü asli kusurlu bulunduğu, müteveffa ...'in kazanın gerçekleştiği tarihte 39 yaşında olup, bahçıvanlık yaparak ailesinin geçimini sağlandığını müteveffanın ölüm tarihinde aylık net geliri ortalama 3000-4000 TL civarında olduğunu,  müteveffanın ölümünün ardından geride  kalan eşi ve çocukları hem murisin manevi varlığından hem de sağladığı maddi olanaklardan mahrum kaldıklarını belirterek her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere talebi artırmak üzere mütevveffanın eşi için 5.000 TL, oğlu .. için 2.500 TL ve kızı ... için 2.500 TL maddi tazminat olmak üzere şimdilik toplam 10.000 TL maddi ve belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı ile duyulan acı, elem ve kederin telafisi her ne kadar imkansızsa da davacıların acılarını bir nebze hafifletmek amacı ile her bir müvekkil için ayrı ayrı 100.000 TL olmak üzere toplamda 300.000 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen (sigorta şirketi açısından poliçelerdeki sorumluluk limitleri dahilinde olmak üzere) alınarak müvekkillere verilmesini, davalılardan ... Sigorta A.Ş. için ise ZMSS Poliçesi ile aynı zamanda Kasko Poliçesi sigortacısı olup tazminattan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketi 20.07.2018 tarihinde toplam da 241.056,02 TL miktarında bir ödeme (eş ... için 220.735,36 TL ve çocuk ... için 20.320,66 TL olmak üzere) yapıldığını,  davacı ...'in ölüm tarihinde reşit olduğu gerekçesiyle davalı sigorta şirketi tarafından ... için hiçbir tazminat hesabı ve ödemesi yapılmadığını, manevi tazminat taleplerinin tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen 23.01.2018 kaza tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi açısından ticari faize/şahıslar bakımından yasal faize hükmedilmesini talep  etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle, ... adına kayıtlı ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 20.02.2017-20.02.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMSS Poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkili şirket tarafından ödeme tarihindeki verilere göre yapılan ödemeyle davacıların zararları karşılandığından davanın reddi gerektiğini, öte yandan hasar başvurusu sırasında davacılardan müttevefanın oğlu ..., 17.11.1999 tarihinde doğmuş olmakla kaza tarihinde 19 yaşında olup Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca destek yaş sınırını aştığından kendisine ödeme yapılmadığını, kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, müvekkili şirketin manevi tazminat taleplerinden sorumluluğu poliçedeki bedeni zararlar teminatı kapsamı içerisinde maksimum 100.000,00 TL azami poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, mütteveffa ...’in babasının  ölüm tarihi itibariyle hayatta olması nedeniyle kendisine ayrılacak pay hakkında değerlendirme yapılarak tazminat hesaplaması yapılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin Ankara Batı Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, istinaf incelemesi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Mahkemesinin 2019/2582 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, müvekkil ... hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmadığını, davacıların zararının uzman tarafından hesaplandığı ve davacılara sigorta şirketince toplamda 241.056,02 TL ödendiğini,  davacı eş ... için 220.735,36 TL, çocuk ... için ise 20.320,66 TL ödendiğini, davacı ... ölüm tarihinde reşit olduğu için tazminat hesabı ve ödemesi yapılmadığını, davacıların zararının sigorta şirketince karşılanmış olması nedeniyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminatın kusura göre belirlenmesi gerektiğini,  davacı ...'in müteveffa ... ile fiilen birlikte yaşamadığını, müteveffanın yalnız yaşadığını ifade veren iş arkadaşları ve ikamet belgeleri ile sabit olduğunu, davacı 1998 doğumlu ...'in olay tarihinde 18 yaşından büyük ve babasından maddi manevi bir  destek almadığını, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"1-Davanın kısmen kabulü ile, A-Maddi tazminat talebi yönünden; davacı ... için 545.378,39 TL, davacı ... için 67.685,86 TL, davacı ... için 15.336,18 TL olmak üzere toplam 628.400,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan alınarak (davalı ... Sigorta'nın bu tazminatın bakiye  teminat miktarı olan 118.943,98 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalı ... Sigorta yönünden kısmi ödeme tarihi olan 20/07/2018 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 22/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, B-Manevi tazminat yönünden; davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL manevi tazminatın,  davalı ... Sigorta yönünden kısmi ödeme tarihi olan 20/07/2018 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 22/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,2-Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin (davalı ... Sigorta yönünden 45.000,00 TL, diğer davalılar yönünden 245.000,00 TL'lik talebin) reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur yönünden yapılan tespitler kazanın oluşumuna ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur belirlenmesi için rapor talep etmiş olmalarına rağmen yeniden rapor aldırılmayarak tüm kusurun müvekkile atfedilmesi eksik ve hatalı olduğunu, davacı ... ile müteveffa ... fiilen birlikte yaşamadığını,  davacı ...'in kötüniyetli olduğunu, işbu davayı açmakta hukuki yararı da bulunmadığını, Ankara 1. Aile Mahkemesinin 2016/1784 E. sayılı dosyasında müteveffa ve ... 16/12/2016 tarihinde boşanma istemiyle dava açtığı fakat dava sonuçlanmadan ...'in vefat etmesi üzerine dava konusuz kaldığını, hükmedilen tazminat nedeniyle sebepsiz zenginleşme gerçekleşeceğini, düzenli ve eylemli bir yardımın bulunmadığı sundukları delillerle de sabit olduğunu davacılar olay tarihinde ...'in öğrenci olduğunu iddia etmişse de bu husus gerçeği yansıtmadığını, davacı ...'in başka bir evde yaşadığı ve  kendi geçimini sağladığı ikametgah bilgileri ve SGK kayıtlarının celbiyle dosyaya girdiğini fakat mahkemece bu hususta da bir değerlendirme yapılmadığını, TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre hesap yapılması gerekirken bilirkişi tarafından PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapıldığını, eksik inceleme ile alınan bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 22/01/2018 günü, saat 12:00 sıralarında, Ankara ili, Sincan ilçesi, ... Mahallesi’nde, davalı sürücü ... sevk ve idaresinde iken Ankara'dan gelip  Eskişehir istikametine seyretmekte olan, davalı ...’in maliki olduğu ve diğer davalı ... Sigorta A.Ş.’ye Karayolları Motorlu  Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk  Sigortası ve Kasko Sigortası poliçeleri ile sigortalı, ... plakalı otomobilin sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile sağ bariyerlere sürtmesi ve ardından bankette bulunan, ...'e çarpması ile meydana gelen kazada  davacıların desteği olan yaya ...'in vefat ettiği ve davacının bu vefat  nedeni maddi  tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472  ve  27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin \"hukuka aykırılığını\" ve \"illiyet bağının varlığını\" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporuna göre  davalı sürücü ...'in hatalı sevk ve idaresinin, birinci derecede ve tam % 100 oranında etkili olduğu, müteveffa yaya ...'in, etkili herhangi bir hatalı davranışının bulunmadığı, kusursuz olduğu kanaatine varılmış, kaza nedeniyle davalı sürücünün yargılandığı ceza mahkemesince mahkumiyetine dair verilen karara esas alınan  keşif sonrası aldırılan 06/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda, sanığın 2918 sayılı KTK'nu 84. maddesi gereği diğer kusurlardan 52. madde/b fıkrasını, 47. madde/d fıkrasını ihlalinden dolayı asli kusurlu, müteveffa ...'in ise kusursuz olduğu tespit  edilmiş ve karar istinaf incelemesinden geçerek özellikle kusura ilişkin istinaf taleplerinin reddi ile kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda ceza mahkemesince  sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın  kesinleştiği kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı,  kusur raporlarının birbirini doğruladığı, dosya kapsamı ile olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda zaten TRH 2010 yaşam tablosu uygulanarak tazminat hesaplaması yapıldığından aksi yöndeki istinaf itirazı   yersiz olmuştur. Benzer olayda Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.12.2020 tarih, 2019/5930 Esas, 2020/8010 Karar sayılı ilamı ile;\"...Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir. Destek, Hukuk sistemimizde  bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Ölenin ölüm  tarihine  kadar bakma mükellefiyetini  yerine  getirmemiş  olması  destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesine engel değildir. Diğer yandan destek tazminatı miras ilişkisinden doğmaz. Somut olayda, kazada vefat eden ... davacının eşi olup müşterek çocukları vardır. Destek ... ile davacı ... Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/44 Esas 2012/60 Karar sayılı 14/02/2012 günlü kararı ile anlaşmalı olarak boşanmışlar ise de boşanma kararı kaza tarihinde kesinleşmemiş olup taraflar nüfus kayıtlarında da evli görünmektedir. Davacı ... vefat edenin eşi olup, eş yönünden evlilik birliği devam ettiği sürece ayrı yaşıyor olsalar dahi müteveffanın davalıya desteği olduğunun kabulü gerekir.\" şeklinde açıklanmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatının hesabından zarar sorulularının mali ve sosyal durumu tazminat hesaplamasından kriter olmayacağından  davalıların mali durumunun tazminat ödemek için yeterli olmaması  nazara alınmayacaktır.  Somut olayda davacı eş  ...  16/12/2016 tarihinde boşanma istemiyle dava açmış fakat dava sonuçlanmadan eşi ...'in vefat etmesi üzerine dava konusuz kalmıştır. Bu durumda yukarıda anılan içtihat uyarınca; kaza taruhunde müteveffa ve davacı ... boşanma aşamasında oldukları ancak nüfus kaydına göre evli oldukları, ayrı yaşıyor olsalar dahi evlilik birliği süresince müteveffanın eşi olan davacı ...'e destek olacağının kabulü ile lehine tazminat hesaplanmış olmasında; Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre, yüksek öğrenim görme durumu bulunmayan halde, kız çocuklarının 22 yaşına kadar, erkek çocuklarının 18 yaşına kadar; yüksek öğrenim gören ya da görme ihtimali bulunan çocukların ise 25 yaşına kadar destek alacağı dikkate alınarak destek tazminatı hesaplanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta  müteveffanın oğlu olan davacı ...'in Bartın Üniversitesi/ Bartın Meslek Yüksek Okulu'nda öğrenci olduğu ve eğitim süresinin 2 yıl olduğu anlaşıldığından 2 yıllık eğitim süresi esas alınarak 01.09.2021 tarihine kadar tazminat hesaplanmasında; tanık beyanı dışında  boşanma dava dosyası, nüfus kayıtları, davacı ...'in öğrenimine ilişkin evraklar gibi yazılı deliller ile  desteklik durumu ispat edildiğinden tanık beyanının çelişkili olması sonucu etkili olmayacağından tanık beyanına ilişkin çelişkinin giderilmemiş olmasında da  isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalılar ... ve ...  vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 46.683,06 TL harçtan peşin alınan 11.671,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.012,06 TL harcın  davalılar ... ve ...  vekili tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69c72167ccc057a4","SID":"c4d7e1381d2c43ce"}}