{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/1285 <br>KARAR NO: 2024/1920<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>NUMARASI: 2023/601 Esas - 2023/931 Karar<br>YARGILANMANIN YENİLENMESİNİ <br>DAVA:  Yargılanmanın Yenilenmesi<br>KARAR TARİHİ: 12/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili yargılanmanın yenilenmesi dilekçesinde özetle; mahkemenin 2018/722 Esas - 2020/517 Karar sayılı ilamına karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu,  İstanbul BAM 9. HD.'nin 2021/535 E.- 2022/1057 K. sayılı kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine kesin olarak karar verildiğini, söz konusu kararda davacıların desteğinin kendi kusuru neticesinde oluşan zararın müvekkil şirketten tazminine karar verildiğini, yerel mahkeme kararına karşı davacıların 3. kişi olmadıkları ve destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat tutarının müvekkil şirketten talep edilemeyeceği yönünde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, kararın hatalı olduğunu, verilen kararların sonrasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından söz konusu olay ile ilgili görüş değişikliği olduğunu ve poliçe tarihine bakılmaksızın sürücünün kendi kusurundan doğan zararın teminat dışı kaldığını, iş bu kararın HMK m.375/1-ğ maddesi gereği yargılamanın yenilenmesini gerektirdiğini belirterek yargılamanın iadesine ve davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.  Karşı taraf davacılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay HGK 30.06.2010 gün ve 303-358 sayılı ilamı sadece ikinci hükmün iptali için yargılamanın yenilenmesi yoluna bir başka mahkeme hükmü esas alınarak karar tesis edilmemiş olması ve  Yargıtay 3 HD  2016/9984 Esas - 2018/1733 Karar sayılı emsal kararı uyarınca HMK'nun 375/1-ğ maddesinde ifadesini bulan yargılamanın iadesi sebebi oluşmadığı ve davacının ileri sürdüğü yargılamanın iadesi sebebi kanunda yazılı sebeplerden olmadığından yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca  esasa girilmeden talebin reddine  karar verilmesini talep etmiştir Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Dava dilekçesinde yargılamanın iadesine ilişkin olarak gösterilen sebeplerin HMK m. 375 hükmünde yazılı sebeplerden olmadığı anlaşıldığından, talebin HMK m.379/1.c ve HMK m.379/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlıkta, davacıların desteğinin kendi kusuru neticesinde oluşan zararın müvekkil şirketten tazminine karar verildiğini, ilgili Yerel Mahkeme kararına karşı davacıların 3. kişi olmadıkları ve destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat tutarının müvekkil şirketten talep edilemeyeceği yönünde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, 18.05.2022 tarihinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 2020/10-124 E. 2022/672 K sayılı 18.05.2022 tarihli kararda poliçe tarihi 01.06.2015 öncesi olan trafik kazasında da desteğin kusuru teminat dışı bırakıldığını, Yargıtay'ın son kararı ile poliçe tarihi ayrımı yapılmaksızın tüm desteğin kusurundan kaynaklanan zararlar teminat dışı olarak kabul edildiğini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müteveffa sürücü, kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu durum poliçe teminatı dışında yer aldığını, kazadan dolayı müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanın, destek açısından destekten yoksun kalma tazminatı istemi TBK'nın 52. maddesi hükmü hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği reddi gerektiğini Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Yerel Mahkemenin kabul kararından sonra verilen Hukuk Genel Kurul kararı dikkate alınmadan istinaf taleplerinin esastan redine karar verilmesi hatalı olduğunu, ilgili karar kesin nitelikte olduğundan HMK madde 374 - 381 hükümleri gereğince yargılamanın iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Dava, hukuki niteliği itibari ile; HMK 374 ve devamı maddelerinde tanımlanan yargılanmanın yenilenmesi istemine dayanmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi talep edilen ve Mahkemece verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 06/06/2023 tarih, 2021/535 Esas ve 2023/1057 Karar sayılı kararı ile \"...Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, KTK ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK’nın 15/06/2011 gün ve 2011/17-142 Esas - 411 kararı; YHGK’nın 22/02/2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 kararı; YHGK., 16/01/2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar).Davaya konu kaza 19/06/2014 tarihinde meydana gelmiş olup davacıların taleplerinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine\"  karar verilmiştir.Yargılamanın iadesi sebepleri HMK'nın 375. ve 376. maddelerinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar dışındaki bir sebepten dolayı yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz. Somut uyuşmazlıkta, yargılamanın iadesini talep eden davalı sigorta şirketi vekili, dilekçesinde yargılamanın iadesi sebebi olarak HMK 375/1-ğ maddesinde düzenlenen \"Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması\" sebebine dayandığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Yargıtay içtihat değişikliğinin HMK 375/1-ğ maddesi kapsamında yargılamanın iadesi sebebi olamayacağı; kaldı ki 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir. Davacılar  talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları  etkilemeyeceğinden (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15379 E.-  2022/7547 K.,  2021/13342 E.- 2022/1821 K., 2022/5153  E. - 2022/10663 K.  sayılı kararları) İlk Derece Mahkemesince \"talebin kanuni süre içinde yapılmış olduğu, yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen mahkemenin 2018/722 E. - 2020/517 K. sayılı kararın İstanbul BAM 9. HD.'nin 2021/535 E.- 2022/1057 K. sayılı ilamıyla kesinleştiği ve böylelikle dava açma şartlarının bulunduğu anlaşıldığından taraflar usule uygun olarak davet edilerek yargılama duruşmalı yapılarak, HMK m.375 hükmün yargılanmanın iadesi talep ve sebepleri ayrıntılı olarak açıklandığı, dava dilekçesi incelendiğinde, dilekçede belirtilen hiçbir sebebin anılan madde de yer alan bir sebebe uymadığı, bu nedenle ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olmadığı\" gerekçesiyle HMK m.379/1.c ve HMK m.379/2 maddeleri gereğince yargılamanın iadesi isteminin esasa girilmeden usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.12/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"966fa0c5facfe3dd","SID":"29c91fce4388f0c6"}}