{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1558 <br>KARAR NO\t: 2024/1769<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/72 E.  -  2020/282 K.<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2020 tarih ve 2019/72 E. - 2020/282 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin su parkları alanında dünyanın sayılı üreticilerinden olduğunu, davalı Şirketin  ise 2018/01583 sayılı su kaydırağı ögesi tasarım başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu tasarımın tescil için gerekli yenilik vasfına sahip bulunmadığını, dava konusu tasarımın daha önce piyasaya sunulmuş olan su kaydırağı öğelerinin yan yana getirilmesi ile oluşturulduğunu, bu ögelerin sayılarının arttırılmasının tasarıma yenilik vasfı yüklemeyeceğini, davaya konu tasarımın müvekkili dahil sektördeki diğer firmaların su kaydırağı ürünlerinin ögelerini taşıdığı için ayırt edicilik vasfına da sahip olmadığını, dava konusu tasarımın kendinden sonrakilere seçenek hakkı tanımadığını, bu haliyle başvurunun kötü niyetli bulunduğunu, davalının başvurusunun aynı zamanda haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek, YİDK'in 2018-T-1106 sayılı kararının iptaline, dava konusu tasarımın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilinin son derece yenilikçi kaydırak modelleri tasarladığını, bu tasarımların Türkiye'de korunması amacıyla tescil başvuruları yaptığını, davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşıdığını, davacının kötü niyet ve haksız rekabet iddialarının da haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının delil olarak dayandığı videolara bulunan birimler ile davalı tescillerinin, bilgilenmiş kullanıcı gözünden farklı görüldüğü, davalı Şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı, tarafların aynı sektörde rekabet ettiği ve doğası gereği birbirlerinden haberdar olmaları gerektiği, tarafların aynı sektörde olmalarının ve birbirlerinden haberdar olmalarının kötü niyet için yeterli görülmediği, bununla beraber bilgilenmiş kullanıcının, pasif kullanıcılardan daha farklı bir bilinç düzeyine sahip olduğu, büyük yatırım gerektirecek hususlarda detay seviyesine inecek daha dikkatli davranacağı, davalının başvurusunun, diğer tasarım alternatiflerinin tescil sisteminden istifade etmesinin önünde engel olmadığı  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, bilgilenmiş kullanıcı olarak değerlendirilebilecek bir heyet tarafından tanzim edilmediği gibi tanzim edilen işbu raporun eksik ve hatalı olduğunu, davaya konu tasarımın, piyasada mevcut tasarımlarla arasında  fark olup olmadığının ve ayırt edicilik vasfını haiz bulunup bulunmadığının, bilgilenmiş kullanıcı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak müvekkil tarafından dosyaya sunulan görsellerin  incelemeye esas detay seviyesinde bir görsel olmadığının kabul edildiğini, tasarımları birbirlerinden farklılaştıran hususun, bütünü oluşturan parçaların tasarımları olduğunu, davaya konu tasarım tescil başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu, ayrıca TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabete yol açtığını  ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTasarım, 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesinde tanımlanmış olup aynı  Yasa'nın  56. maddesinde, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların anılan Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiş, aynı maddenin 4. bendinde de yenilik unsuru tanımlanmış ve bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımların aynı olduğu hüküm altına alınmıştır.  <br>\tGörüldüğü üzere anılan hüküm ile tasarımlar yönünden mutlak yenilik kriteri kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarih ve 2015/13749 E. - 2017/2336 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olduğu hususları, tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.          <br>\tSomut olayda, davaya konu tasarım, \"su kaydırağı ögesi\" tasarımıdır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, dava konusu tasarımın, ayırt edici olduğu açıklanmış, mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı yönünden bir değerlendirme ise yapılmamıştır. Davacı vekili, dava konusu tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olmadığını aşamalarda ileri sürmüş ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna da bu yönlerden itiraz etmiş olmasına karşın mahkemece davacının mutlak yenilik itirazları karşılanmamış, gerekçeli kararda da buna ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.  Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, davaya konu tasarımların her biri yönünden ayrı ayrı denetime elverişli olacak biçimde bir değerlendirme de yapılmamış, söz konusu tasarımların birleşik ürünün parçasının tasarımı olup olmadığı, şayet böyle ise görünür durumda olan özelliklerinin, yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını karşılayıp karşılamadığı açıklanmamıştır. \tBu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması, işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, yeni bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak suretiyle anılan hususlar değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 08/12/2020 gün ve 2019/72 E. - 2020/282 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/11/2024 <br>\t\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06f419225e2d5e9a","SID":"33bd18a431482ff8"}}