{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1459 - 2024/1762<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1459 <br>KARAR NO\t: 2024/1762<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/111 E.  -  2021/105 K. <br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/04/2021 Tarih ve 2019/111 Esas - 2021/105 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2017/112385 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin bu başvuruya yönelik itirazının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın hatalı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markalarından biri olarak algılanacağını, başvuru konusu ibarenin başlangıç kısmında yer alan \"...\" ibaresinin, Türkiye’nin batısının ve bu bölgede yer alan denizin adı olduğundan, herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, herkesin kullanımına açık bir ibare olduğunu, dolayısıyla başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, davalının  müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, müvekkilinin ticaret unvanı nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-188 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, bir markanın tanınmış olmasının o marka ile benzerlik içeren markaların tesciline her durum ve şart altında engel olunabileceği anlamına gelmediğini, müvekkili markası ile davacı markasının birbirine benzemediğini, davacı yanın piyasada tek başına egemen olma amacıyla hareket ettiğini ve diğer firmaların bu sektör içerisinde olmalarına engel olma gayesi taşıdığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının itiraza mesnet seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, davalı markasının esaslı unsurunun da \"...\" ibaresinden oluştuğu, taraf markalarının tüketici zihninde bıraktığı ses ve iz ile aynı etkiyi doğurduğu, tüketicilerin markanın kapsadığı emtia/hizmeti almak için ayırdıkları süre zarfında taraf markalarını ayırt edemeyecekleri, işaretlerin bu derece benzer olması nedeniyle işletmesel bağlantırılma ihtimalinin de mevcut olduğu, davalının dava konusu markayı çekişmeli sınıflar bakımından tescil ettirmesinin markaların aynı işletmeye ait seri markalar olduğu izlenimini yaratacağı, davalı markasının, davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, davacının \"...\" ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve somut olayda bu hükme dayalı bir tescil engeli bulunmadığı, davacının ticaret unvanının esas ve ayırt edici karakterinin “...” ibaresi olduğu ve bu ibarenin davalı markasında aynen yer aldığı, davacı şirketin faaliyet konusunun “ülkemizde üretilen veya yurt dışından ithal edilen her çeşit sınai ticari zirai kimyevi tıbbi malları ile dayanıklı ve dayanıksız tüketim mallarının toptan veya perakende yurt içi ve yurt dışı alım ve satımı imalatını dağıtımını ve pazarlaması” şeklinde bulunduğu, bu faaliyet sahasının, dava konusu marka başvurusunun kapsadığı 35/05 alt grubundaki mağazacılık hizmetleri ile ilişkili olduğu, bu bakımdan da davacı şirketin ticaret unvanının tescil engeli oluşturduğu, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının davacı tarafça sunulan delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2019-M-188 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2017/112385 kod nolu  markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.     <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, mahkeme kararının aksine davacının itirazına mesnet markalar ile dava konusu başvuru arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan herhangi bir benzerlik/karıştırılma ihtimali bulunmadığını, mahkemece bütüncül değerlendirmenin hatalı yapıldığını, başvuruda vurgunun \"...\" ibaresi üzerinde toplanmadığını, başvurunun bir bütün olarak \"...\" olarak algılanacağını ve \"...\" ibareli davacı markaları ile ilişkilendirilmeyeceğini, taraf markalarında her ne kadar \"...\" ibaresi ortak olsa da, ortalama tüketici kesiminin, davalı markasını \"...\" olarak algılamayacağını, markanın tamamını görüp bir bütün olarak algılayacağını, tüketicilerin iki marka arasındaki belirgin farklar karşısında, markaların farklı olduklarının farkına varabileceklerini, markaların farklı üreticilere ait markalar olduklarını anlayabileceklerini ve üreticileri arasında idari veya ekonomik bir bağ kurmayacaklarını, taraf markalarının birbirinin serisi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacının markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, mahkemenin değerlendirmesinin aksine somut başvuruda vurgunun \"...\" ibaresi üstünde toplanmadığını, müvekkili başvurusunun bir bütün olarak \"...\" olarak algılanacağını ve davacı markaları ile karıştırılmayacağını, müvekkili başvurusuna yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, taraf markaları arasında ilk derece mahkemesi kararının aksine herhangi bir benzerlik ve karıştırılma tehlikesi bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1  maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvuruda yer verilen \"...\" ibaresinin, ülkemizdeki bir coğrafi bir bölgenin adı olduğu ve ayırt ediciliğe katkısının bulunmadığı, buna göre başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı ve markaların karıştırılacağı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalılardan ayır ayrı alınması gereken 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90'ar TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/11/2024\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a84b402ae29d5e9","SID":"abf7a09a3753e409"}}